Bononun bedelsizliği iddiasında ispat yükü menfi tespit davacısındadır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/1890 E. 2024/795 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Menfi tespit davasında, davacı borçlu hukuki ilişkinin varlığını kabul edip ödeme veya bedelsizlik gibi başka bir nedenle borçtan kurtulduğunu ileri sürüyorsa, bu iddiayı ispat yükü TMK 6 gereğince davacıya düşer. Kambiyo senedi soyut/mücerret bir borç ilişkisi taşıdığından, senedin bedelsiz kaldığını iddia eden taraf bunu yazılı delille ispat etmek zorundadır; aksi halde senet borç ikrarı niteliğini korur. Ayrıca, senedin soyut borç ikrarı niteliğinde olduğu ve karşı tarafın bonoyu mal satış bedeli olarak aldığına dair bir savunması bulunmadığı hallerde, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar davalı defterleriyle doğrulanmadıkça sonuca etkili olmaz.
Ele alınan sorunlar
Menfi tespit davasında ispat yükünün belirlenmesi → ret
Gerekçe: Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer; davacı borçlu, hukuki ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıdadır. Ancak davacı, ilişkinin doğduğunu kabul edip başka bir nedenle (ödeme, bedelsizlik vb.) geçersiz olduğunu veya sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu iddiayı TMK 6 gereğince ispat yükü davacıya düşer. Kambiyo senedi niteliğindeki bono, temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme taahhüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisidir; soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendini gösterir. Bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse borçlu olmadığını iddia ediyorsa bunu yazılı delille ispat etmekle yükümlüdür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava konusu bononun bedelsiz kaldığı iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacı, önceki 334.280-TL bedelli çek borcunun 352.790-TL bedelli bono ile ödendiğini, dava konusu 377.500-TL bedelli bononun ise aynı borcun mükerrer teminatı olup bedelsiz kaldığını, davalının bu bonoyu haksız yere takibe koyduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında jeneratör satışına ilişkin sözleşme ve ek sözleşme kapsamında çek ve bonoların verildiği, 352.790-TL bedelli bononun icra takibinde tahsil edildiği sabittir. Davalı, dava konusu 377.500-TL bedelli bononun başka bir borç nedeniyle verildiğini ve önceki çek/bonolarla ilgisi olmadığını savunmuştur. Bononun bedelsiz olduğunu iddia eden davacı, bu hususu yazılı delille ispat etmekle yükümlüdür; davacı tarafça bu yönde yazılı delil ibraz edilmemiş, teklif edilen yemin ise davalı tarafça eda edilmiştir. Bu nedenle davacının senet nedeniyle borçlu olmadığı iddiası kanıtlanamamıştır. İcra takibine konu senet, borç ikrarı niteliğinde kambiyo senedi olup aksinin davacı tarafça kesin delillerle ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddi isabetlidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına ilişkin istinaf sebebi → ret
İddia: Davacı vekili, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, sadece davalının ticari defterlerinin incelendiğini, yerleşik Yargıtay kararları gereği her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrular nitelikte olması gerektiğini, müvekkilinin defterlerinin incelenmesi halinde davalının alacağının bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının bonoyu mal satış bedeli olarak aldığına yönelik bir savunması bulunmadığı, sözleşme konusu jeneratör satışı dışında taraflar arasında başkaca bir mal satışı iddiası olmadığı, bononun soyut borç ikrarı niteliğinde olduğu gözetildiğinde, davacının ticari defterlerinde davalı aleyhine borç kaydı bulunması halinde dahi davalı defterleri ile doğrulanmayan bu kaydın sonuca etkili olmayacağı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Menfi tespit davalarında, davacının hukuki ilişkinin varlığını kabul edip ödeme/bedelsizlik gibi bir nedenle borçtan kurtulduğunu ileri sürmesi halinde ispat yükünün davacıya geçtiğine ve kambiyo senedinin soyutluk prensibi nedeniyle bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğine ilişkin tespit, bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ ispat yükü↗ kambiyo senedi↗ soyutluk (mücerretlik) prensibi↗ bono↗ borç ikrarı↗ ticari defter kayıtları↗ yemin delili↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/1890
KARAR NO 2024/795
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/07/2021
NUMARASI 2016/1201 Esas - 2021/720 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine 10.04.2015 tarihinde Gaziantep ... İcra Dairesinin ... (yetkisizlik nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının davacı nezdinde bir alacağı olmadığının görüleceğini, davalı firma ile davacı şirket arasından 25.06.2014 tarihli, 10 adet toplam 156.940-USD bedeli jeneratörler için mal alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 6. maddesi ile müvekkilinin ödemeyi 26.09.2014 tarihli 334.280-TL bedelli çek ile yapacağının kararlaştırıldığını, söz konusu çekin karşı tarafa teslim edildiğini, taraflarca işbu sözleşmeye ek olarak 02.10.2014 tarihinde imzalanan sözleşme eki ile çekin tahsil tarihinin 16.11.2014 tarihine ertelendiğini, ürün bedeli olan 156.940-USD'nin karşılığı TL tutarın ödeme günü hesaplanarak ortaya çıkacak faiz farkı da eklenip TCMB efektif satış kuruna göre karşı tarafa ödeneceği belirtilerek yeni bedel kararlaştırıldığını, davalının bu son sözleşme kapsamında müvekkiline toplam 357.368,09-TL bedelli faturalar ile birlikte 30.600-TL kur farkı faturası tanzim ettiğini, müvekkilinin 334.280-TL bedelli çeki ödeyemediğini, güven esasına dayalı olarak işbu çeki davalı şirketten daha sonra iade almak kaydıyla, aynı borç için 350.900-TL tutarında senedin davalı firmaya teslim edildiğini, müvekkilinin 334,280-TL bedelli çeke rağmen aynı borç için mükerrer şekilde düzenleyip teslim ettiği 350.900-TL senedin de davalının elinde bulunduğunu, sonra sırası ile yine aynı ilk borcun ötelenmesine binaen, tarafların ortak iradesi doğrultusunda davalıya 352.790-TL ve 377.500-TL tutarlı senetler ile yine ilk 334.280-TL tutarındaki borç için 363.000-TL'lik çekin davalıya teslim edildiğini, müvekkilince davalı firmaya teslim edilen işbu kıymetli evrakların, bir sonraki borcun yenilenmesi dönemlerinde güven ilişkisine dayalı olarak davalıdan teslim alınmadığını, davalı tarafından söz konusu alım satım ilişkisinden doğan borca binaen 10.04.2015 tarihinde Gaziantep ...
İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 352.790-TL bedelli 26.11.2014 tarihli, 12.12.2014 vadeli senedin icraya konulduğunu, işbu icra dosyasında söz konusu borcun ödenerek dosyanın kapandığını, işbu icra dosyasından tahsil edilen ödemeler ve müvekkilinin banka yoluyla davalıya yaptığı ödemeler sonucunda davalının müvekkili nezdinde herhangi bir alacağının kalmadığını, ancak ilk sözleşme döneminde davalıya teslim edilen kıymetli evraka ilişkin tahsilat gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalı firma tarafından mükerrer olarak kendisinde bulunan 23.01.2015 tanzim, 06.03.2015 vade tarihli 377.500-TL bedelli senedin Gaziantep ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, davalıya Kadıköy ...
Noterliği'nin 11.05.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilerek davalı firma yedindeki kıymetli evrakların iadesinin ihtar edildiğini, davalının ise Gaziantep ... Noterliği'nin 25.05.2016 tarihli ihtarnamesi ile ihtarname içeriği kabul edilmediğini, ancak Gaziantep ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki 352.790-TL bedelli senet borcunun icra dairesinde tahsil edildiğinin ikrar edildiğini belirterek, müvekkilinin Gaziantep ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası bakımından davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin yerleşim yeri Gaziantep olduğundan yetkili mahkemenin Gaziantep mahkemeleri olduğunu, müvekkiline verilen 334.280-TL miktarlı çekin ödenmediği ve karşılığında 352.790-TL senet verildiğinin doğru olduğunu, bu senedin icra takibine konulduğunu ve ödendiğini,takip konusu edilen 377.500-TL miktarlı senedin, borçlunun başka bir borcundan dolayı verildiğini, işbu senedin önceki çek ve senetlerle bir ilgisinin olmadığını, zira 377.500-TL senet ile 352.790-TL miktarlı senetleri imzalayanların da farklı olduğunu, müvekkilinin fiili ve kanuni karineden yararlandığını, fiili karinenin aksinin karşı tarafça ispatlanması gerektiğini, davacının bedelsizlik iddiasının resmi belge ile ispatlanması gerektiğini, dava konusu senet icra takibine konu edildiğinde davalı borçlunun bedelsizlik yönünde herhangi bir itirazının olmadığını, davacının bu iddiasını resmi delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği davaya konu senedin borçludan teminat olarak alınmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, davalının davacıdan 387.968,07-TL alacağının olduğunun tespit edildiği, davaya konu olan 12.12.2014 vadeli 352,790-TL ve 06.03.2015 vadeli 377,500-TL tutarındaki senetlerin davacı şirket tarafından davalıya verildiği, davalının 352.790-TL tutarındaki senedi Gaziantep ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile icra takibe koyarak bedelini tahsil ettiği, 06.03.2015 vadeli 377.500-TL tutarlı senedin ise Gaziantep ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile icra takibine konulduğu, her iki senedin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasında ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının senet borcunu ödediği, senedin bedelsiz kaldığı ve dava konusu senet yönünden borcunun kalmadığına ilişkin iddiasını yemin dahil yasal, yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davacının davalıya yemin teklifinde bulunması ve davalı tarafça yeminin de eda edilmesi karşısında, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; mahkemece esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini,sadece davalının ticari defterleri incelenerek oluşturulduğunu, müvekkilinin ticari defterleri incelenmediğini, yerleşik Yargıtay kararları gereği her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrular nitelikte olması gerektiğini, davalının ticari defterlerinde müvekkilinden 387.968,07-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, bu tespiti kabul etmediklerini, müvekkilinin verdiği 352.790-TL tutarlı senet bedelinin icra takibinde tahsil edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin borcunun sona erdiğini, davalının buna rağmen mükerrer olarak 377.500-TL bedelli senedi takibe koyarak tahsilat yapmaya çalıştığını, bu borcun gerçek bir borç olmadığını, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesiyle tespit edileceği üzere davalının müvekkilinden alacağının bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6.
maddesi gereğince davacıya düşer. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda; taraflar arasında, davalı tarafından davacıya 10 adet jeneratör satışına ilişkin 25.06.2014 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşmede satış bedeli toplam 156.940-USD olarak belirlenmiş olup, bu bedelin davacı tarafça keşide edilen 26.09.2014 keşide tarihli 334.280-TL bedelli çek ile ödenmesinin kararlaştırıldığı, çekin keşide tarihinde ödenmediği, bunun üzerine taraflarca imzalanan 02.10.2014 tarihli ek sözleşme ile çekin ödeme tarihinin 16.11.2014 tarihine ertelenerek, malların toplam bedelinin ödeme tarihindeki TL karşılığının hesaplanarak ortaya çıkacak farkın karşı tarafa ödeneceğinin düzenlendiği, davalının da kabulünde olduğu üzere davacı tarafça ödenmeyen 334.280-TL bedelli çek yerine davacı tarafından davalıya 26.11.2014 düzenleme, 12.12.2014 ödeme tarihli 352.790-TL bedelli bononun verildiği, bu bononun davalı tarafından Gaziantep ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibine konu edildiği, takibin kesinleştiği, takip konusu borcun davacı tarafından icra dosyasına ödendiği takibin sona erdiği anlaşılmaktadır. İşbu dava konusu olan 23.01.2015 düzenleme, 06.03.2015 ödeme tarihli bononun yine davalı tarafından Gaziantep ... İcra Dairesinin ... (yetkisizlik nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...) esas sayılı dosyasında icra takibine konulduğu, takibin kesinleştiği, 23.03.2016-02.03.2017 tarihleri arasında davacının alacaklısı bulunduğu 3. kişilere gönderilen haciz ihbarnameleri doğrultusunda yapılan tahsilatlar ile davacı borçlu tarafından yapılan ödemeler sonucunda icra dosyasında toplam 68.675,22-TL tahsilat sağlandığı, davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davalının birisi fiyat farkı olmak üzere davacıya hitaben toplam 387.968,07-TL tutarlı fatura düzenlediği ve faturaların ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davacının ödeme kaydı bulunmadığı gibi dava konusu takipteki ve diğer takip dosyasındaki bonoların da kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça; jeneratör satış bedeli olarak davalıya verilen 334.280-TL bedelli çekin ödenmemesi üzerine davalıya 350.900-TL tutarlı bono verildiği, aynı borcun ötelenmesi kapsamında davalıya 352.790-TL bedelli ve 377.500-TL bedelli bonolar ile 363.000-TL bedelli çekin verildiği, 352.790-TL bedelli bono bedelinin, davalı tarafça Gaziantep ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde müvekkilince ödendiği, satış bedelinin bu şekilde ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafça işbu dava konusu 377.500-TL tutarlı bononun takibe konulduğu iddia edilerek, işbu bonoya dayalı icra takibinde borçlu olmadıklarının tespiti talep edilmiştir. Davalı tarafça ise; davacı tarafından verilen 334.280-TL miktarlı çekin ödenmediği ve karşılığında 352.790-TL senet verildiği, bu senet bedelinin icra takibinde tahsil edildiği kabul edilmekle birlikte, işbu dava konusu 377.500-TL bedelli bononun, davacı tarafça başka bir borç nedeniyle verildiği, dolayısıyla bu bononun önceki çek ve senetlerle bir ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Bu durumda ispat yükü, bononun bedelsiz olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, davacı tarafça bu hususta yazılı bir delil ibraz edilmemiş ve teklif edilen yemin de karşı tarafça eda edilmiş, dolayısıyla davacı tarafça senet nedeniyle borç bulunmadığı iddiası kanıtlanamamıştır. Mahkemece davacının ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olsa da; davalının bonoyu mal satış bedeli olarak aldığına yönelik bir savunmasının olmadığı, sözleşme konusu 10 adet jeneratör satışı dışında taraflar arasında başkaca bir mal satışı olduğuna dair iddia bulunmadığı, bononun soyut borç ikrarı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davacının ticari defterlerinde davalı aleyhine borç kaydı bulunması halinde dahi davalı defterleri ile doğrulanmayan bu kaydın sonuca etkili olmayacağı, göz önüne alındığında, davacı vekilinin, müvekkilinin ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, icra takibine konu senet borç ikrarı niteliğinde kambiyo senedi olduğu ,aksinin davacı tarafça kesin deliller ile ispatlanamadığı gözetilerek ,ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/113396 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi