Ana vaadi ispatlanamayan reklam yanıltıcıdır ve haksız rekabet oluşturur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2501 E. 2025/1075 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir işletmenin farklı teknolojileri birleştirerek sunduğu hizmeti rakiplerine göre üstün gösterecek biçimde ve özel bir adla tanıtması tek başına haksız rekabet oluşturmaz; ancak reklamın ana vaadi (belirli oranda hız üstünlüğü gibi ölçülebilir bir üstünlük iddiası) usulünce ispatlanamaz ve vaat edilen düzeye fiilen ulaşılamazsa reklam gerçek dışı/yanıltıcı nitelik kazanır ve TTK 55 ile ilgili reklam yönetmeliği hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturur. Rakiplerle hız mukayesesi içeren reklam karşılaştırmalı reklam niteliğindedir. Yayımlandığı mecralar ve ulaştığı kitlenin büyüklüğü gözetildiğinde, yanıltıcı reklamla itibarı zedelenen rakip manevi tazminata hak kazanır; ilk yayım tarihi ispatlanamamışsa faiz dava tarihinden işletilir.
Ele alınan sorunlar
Davacının reddedilen manevi tazminat bölümü yönünden temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması → ret
Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK 362 uyarınca temyiz edilemez; temyize konu edilen miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa HMK 366 atfıyla 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddi gerekir. Reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sabit şebeke hızının mobil internet hızıyla birleştirilerek özel bir adla tanıtılmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret
İddia: Davacı; tanıtılan hizmetin yeni bir teknoloji olmadığını, bahsedilen hızlara ancak sabit internet şebekesinin wifi hızının mobil internet hızıyla birleşmesiyle ulaşılabildiğini, bu ad altında bir teknoloji bulunmadığını ve reklamın tüketicileri yanılttığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirketlerin sabit internet şebekesi ile wifi hızını mobil internet hızıyla birleştirerek rakiplerine göre daha hızlı bir internet hizmeti sunduklarına dair, bu farkı ön plana çıkaracak şekilde reklam yapmaları ve bu özelliklerin özel bir teknoloji adıyla tanıtılması haksız rekabet oluşturmaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Reklamın ana vaadinin ispatlanamaması nedeniyle yanıltıcı olması ve haksız rekabet oluşturması → kabul
İddia: Davacı; reklamda ileri sürülen hız düzeyine teknik olarak ulaşılamayacağını, bu söylemin yanlış ve aboneleri yanıltıcı olduğunu, davalıların hem sunmadıkları hem de belli koşullar bir araya gelmeden yararlanılamayacak bir hizmeti mevcut ve kendilerine özgü bir teknoloji gibi tanıttıklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Reklamda ileri sürülen belirli katta daha hızlı internet hizmeti sunma iddiası ve reklamın ana vaadi usulünce ispatlanamamıştır; hız iddiası yalnızca veri indirme hızı yönünden bilimsel rapora dayandırılmış olmasına rağmen reklamda ifade edilen hız seviyesine ulaşılamamıştır. Bu nedenle reklam gerçek dışı veya yanıltıcı nitelik taşımaktadır. Reklam, internet hızı mukayesesi yönünden karşılaştırmalı reklam niteliğindedir. Ana vaadin yanıltıcı ve yeterince ispatlanamamış olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi ve Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet oluşmuştur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Yanıltıcı reklam nedeniyle rakibin manevi tazminat talebi → kısmi kabul
İddia: Davacı; reklamın yayımına devam edilmesinin ticari itibarını telafi edilemeyecek surette zedelediğini ileri sürerek reklamın ilk yayımlanma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte manevi tazminat talep etmiştir.
Gerekçe: Reklam yoluyla davacı şirketin, belirtilen oranda daha yavaş internet hizmeti sunan telekomünikasyon şirketlerinden olduğu algısı yaratılmıştır; reklam filminin yayımlandığı mecralar ile ulaştığı müşteri kitlesinin büyüklüğü gözetildiğinde davacı şirketin uğradığı itibar kaybına karşılık manevi zararının tazmini gerekir. Ancak davacı tarafça ilk reklam yayım tarihi ispatlanamadığından tazminata dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilir ve talebin bir bölümü reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Reklamın ana vaadinin ispat yükünün reklam verende olduğu, ölçülebilir üstünlük iddiasının fiilen doğrulanamaması hâlinde reklamın yanıltıcı sayılıp haksız rekabet oluşturacağı ve bunun rakip lehine manevi tazminat doğurduğu yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ aldatıcı reklam↗ karşılaştırmalı reklam↗ ana vaadin ispatı↗ rakibin kötülenmesi↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ manevi tazminat↗ temyiz kesinlik sınırı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2501 E. , 2025/1075 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/785 Esas, 2024/165 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/646 E., 2020/658 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların "Hızın Yeni Adı ...
4. 5G ..." başlıklı bir reklamı görsel ve işitsel mecralarda dolaşıma soktuğunu, dava konusu reklamda tanıtılan ve sunulmaya başladığını ileri sürülen ve yeni bir teknoloji olarak lanse edilen hizmetin (...), 4.5G teknolojisi ile en ufak bir ilgisi bulunmadığı halde lanse edilen hizmetin yeni bir teknoloji sayesinde 4.5G hızının 3 kat daha fazlasına erişilebilme imkanı sağladığının ve bunun da sadece .../Avea tarafından sunulduğunun iddia edildiğini, reklamda bahsi geçen hızlara (4.5G'nin 3 katına) erişimin davalıların iddia ettiği gibi yeni bir teknoloji sayesinde değil, sabit internet şebekesinin wifi hızının mobil internet hızı ile birleşmesi ile mümkün olabildiğini, bu hizmetin "..." ya da "4.5G" adını taşımadığını, "..." adı altmda herhangi bir teknoloji bulunmadığını, müvekkil şirketinin mevcut 4.5G bant genişliği ile "450 Mbps" hızında 4.5 G erişim hizmeti verebilmekte iken davalıların sahip olduğu bantlar ve ...
4. 50 hizmeti ile dahi "1350 Mbps" hıza ulaşamayacağını, "En yüksek 4.5G hızından 3 kat daha hızlı" söyleminin teknik olarak gerçekleşemeyeceğini, yanlış ve aboneleri yanıltıcı bir söylem olduğunu, davalıların hem sunmadıkları hem de tüketicilerin belli koşullar bir araya gelmeden yararlanmalarının mümkün olmadığı bir hizmetin yeni ve sadece kendileri tarafından hali hazırda sunulan bir "teknoloji" olarak tanıtımını yaparak tüketicileri yanılttığını, aynı zamanda müvekkil şirketin dünyanın en hızlı teknolojisini sunduğuna dair reklamlara atıf yapmak suretiyle en hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı diyerek müvekkil şirketi kötülediğini, reklam filmiyle davalıların sanki Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından ihale edilmiş ve öncelik hakkı alınmış bir teknolojiye (...
teknolojisi) geçilmiş gibi lanse ettiğini, rakiplerinin önünde, onlara göre daha avantajlı bir teknoloji sunacağı iddiasıyla daha nitelikli bir 4.5G hizmeti sunacağı algısı yarattığını, bu hizmetin mobil internet hizmeti gibi sunulduğu reklam filminde yer alan ifadelerin tüketicileri yanılttığını, wifi teknolojisi gerçek anlamda açık ve geniş alanlarda bir mobilite sunamadığından ...
4. 5G hizmetinin mobil olarak kullanılabilecek bir teknoloji olmadığını, fiber internet hizmetinin günümüz teknolojisiyle sadece ev ve işyeri gibi alanlara sabit geniş bant üzerinden sunulabildiğini, dava konusu reklamda sunulduğu iddia edilen ...
4. 5G hizmetinde kullanılan wifi bandı lisanssız bir spektrum olup herkesin kullanımına açık olduğunu, wifi den verilecek hızın ortamdaki diğer operatörlerin ve tüketicilerin wifi erişim noktalarına, buradaki kullanıcı sayısına ve kullanımına göre değişim göstereceğini, hizmet sunanların tüketicileri bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda yer verilen ticari reklam ilkelerini ve Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte yer alan ilkeleri de ihlal ettiğini, dava konusu reklamın yayımına devam edilmesi hatta yayımlanma ihtimali dahi müvekkil şirketi maddi zarara uğratacağı gibi müvekkil şirketin ticari itibarım da telafi edilemeyecek surette zedelemeye devam ettiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabete neden olduğunun tespitini, haksız rekabetin men'ini, şirketin uğradığı manevi zararın tazmini için reklamın ilk yayımlanma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 100.000,00 TL tutarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...
4. 5G teknolojisinin ... Telekom ile müvekkili arasında imzalanan işbirliği anlaşması kapsamında basına duyurulduğunu, bu teknolojinin 4.5G ile birlikte 01.04.2016 tarihinden itibaren Türkiye'de müvekkilleri tarafından müşterilerine sunulabildiğini, müvekkillerinin 4.5G mobil internet hızını bir başka teknolojiyle destekleyerek söz konusu tarih itibariyle müşterilerine 81 ilde 150'den fazla noktada "...
4. 5 Teknolojisi" ile 4.5G internet hızından üç kat daha hızlı internet hizmeti sunduğunu, müvekkillerinin ...
4. 5G teknolojisiyle ilgili bağımsız bir test kuruluşuna yaptırdığı ölçümün raporunda cep telefonunda 23 kez 1.025 gbps internet hızının deneyimlendiğini, bu rapora göre "En Hızlı 4.5G'den Üç Kat Daha Hızlı" ifadesinin kullanılabileceğini, bu bilgilere reklamda yer verilmesinin davacı aleyhine haksız rekabete neden olmayacağını, reklamda yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere kötüleyici bir yan bulunmadığını, bahse konu reklamda tanıtılan teknolojiye ait detayların altyazıda "www.turktelekom.com.tr"de yer aldığının vurgulandığını, söz konusu internet adresinde ise uyumlu cihazların listesine yer verildiğini, davacının tüketicilerin yeteri kadar bilgilendirilmediği yönündeki iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davaya konu reklamla ilgili Reklam Özdenetim Kurulu'nun müvekkili lehine karar verildiğini, reklamda ...
Telekomünikasyon A.Ş.'nin Türkiye'nin 81 ilinde mevcut 214.395 kilometrelik yaygın bir fiber altyapısının bulunduğunun vurgulandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketlerin sabit internet şebekesi ile wifi hızını mobil internet hızı ile birleştirerek rakiplerine göre daha hızlı bir internet hizmeti sunduğuna dair, bu farkı önplana çıkaracak şekilde reklam yapmasının ve bu özelliklerin ... Teknolojisi veya ... 4,5G şeklinde tanıtılmasının haksız rekabet oluşturmadığını, "en hızlı 4,5G'den 3 kat daha hızlı" internet hizmeti sunma iddiasının ve ana vaadinin usulünce ispatlanamadığı, üç kat hızlı internet iddiasının yalnızca veri indirme hızı yönünden bilimsel rapora dayanmasına rağmen, reklamda ifade edilen 3 kat hızlı internet seviyesine ulaşılamadığından, söz konusu reklamın gerçek dışı veya yanıltıcı nitelik taşıdığı, yine dava konusu reklamın, internet hızı mukayesesi yönünden karşılaştırmalı reklam niteliğinde olduğu, reklamın ana vaadinin, yanıltıcı ve yeterince ispatlanamamış olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55.
maddesi ve Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği 8 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğu, bu haliyle davacı şirketin 3 kat daha yavaş internet hizmeti sunan telekominikasyon şirketlerinden olduğu algısı yaratılması nedeniyle, uyuşmazlık konusu reklam filminin, yayımlandığı mecralar ile ulaştığı müşteri kitlesinin büyüklüğü gözetilerek, söz konusu reklamlar nedeniyle davacı şirketin uğradığı itibar kaybına karşılık manevi zararının tazmini gerektiği, ancak davacı tarafça ilk reklam yayım tarihinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı tarafça yayımlatılan "Hızın Yeni Adı ...
4. 5G ..." başlıklı reklamın, haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, 75.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın reklam yoluyla iddia ettiği hıza ulaşım için üç unsurun bir arada bulunması gerektiği, bunun 81 ile yayılmış olsa da kısıtlı olduğu, kaldı ki ulaşılan hali ile dahi vaat edilen üç kat hız sınırına ulaşılamadığı, bu nedenle davalı reklamlarının yanıltıcı olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, aldatıcı reklam sebebiyle açılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, gerekçeli kararın ilanı ve manevi tazminata ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar 25.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1133807600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz