6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ana vaadi ispatlanamayan reklam yanıltıcıdır ve haksız rekabet oluşturur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2501 E. 2025/1075 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Bir işletmenin farklı teknolojileri birleştirerek sunduğu hizmeti rakiplerine göre üstün gösterecek biçimde ve özel bir adla tanıtması tek başına haksız rekabet oluşturmaz; ancak reklamın ana vaadi (belirli oranda hız üstünlüğü gibi ölçülebilir bir üstünlük iddiası) usulünce ispatlanamaz ve vaat edilen düzeye fiilen ulaşılamazsa reklam gerçek dışı/yanıltıcı nitelik kazanır ve TTK 55 ile ilgili reklam yönetmeliği hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturur. Rakiplerle hız mukayesesi içeren reklam karşılaştırmalı reklam niteliğindedir. Yayımlandığı mecralar ve ulaştığı kitlenin büyüklüğü gözetildiğinde, yanıltıcı reklamla itibarı zedelenen rakip manevi tazminata hak kazanır; ilk yayım tarihi ispatlanamamışsa faiz dava tarihinden işletilir.

Ele alınan sorunlar

Davacının reddedilen manevi tazminat bölümü yönünden temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK 362 uyarınca temyiz edilemez; temyize konu edilen miktar kesinlik sınırının altında kalıyorsa HMK 366 atfıyla 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddi gerekir. Reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sabit şebeke hızının mobil internet hızıyla birleştirilerek özel bir adla tanıtılmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı; tanıtılan hizmetin yeni bir teknoloji olmadığını, bahsedilen hızlara ancak sabit internet şebekesinin wifi hızının mobil internet hızıyla birleşmesiyle ulaşılabildiğini, bu ad altında bir teknoloji bulunmadığını ve reklamın tüketicileri yanılttığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirketlerin sabit internet şebekesi ile wifi hızını mobil internet hızıyla birleştirerek rakiplerine göre daha hızlı bir internet hizmeti sunduklarına dair, bu farkı ön plana çıkaracak şekilde reklam yapmaları ve bu özelliklerin özel bir teknoloji adıyla tanıtılması haksız rekabet oluşturmaz. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Reklamın ana vaadinin ispatlanamaması nedeniyle yanıltıcı olması ve haksız rekabet oluşturması → kabul

İddia: Davacı; reklamda ileri sürülen hız düzeyine teknik olarak ulaşılamayacağını, bu söylemin yanlış ve aboneleri yanıltıcı olduğunu, davalıların hem sunmadıkları hem de belli koşullar bir araya gelmeden yararlanılamayacak bir hizmeti mevcut ve kendilerine özgü bir teknoloji gibi tanıttıklarını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Reklamda ileri sürülen belirli katta daha hızlı internet hizmeti sunma iddiası ve reklamın ana vaadi usulünce ispatlanamamıştır; hız iddiası yalnızca veri indirme hızı yönünden bilimsel rapora dayandırılmış olmasına rağmen reklamda ifade edilen hız seviyesine ulaşılamamıştır. Bu nedenle reklam gerçek dışı veya yanıltıcı nitelik taşımaktadır. Reklam, internet hızı mukayesesi yönünden karşılaştırmalı reklam niteliğindedir. Ana vaadin yanıltıcı ve yeterince ispatlanamamış olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi ve Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet oluşmuştur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Yanıltıcı reklam nedeniyle rakibin manevi tazminat talebi → kısmi kabul

İddia: Davacı; reklamın yayımına devam edilmesinin ticari itibarını telafi edilemeyecek surette zedelediğini ileri sürerek reklamın ilk yayımlanma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte manevi tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: Reklam yoluyla davacı şirketin, belirtilen oranda daha yavaş internet hizmeti sunan telekomünikasyon şirketlerinden olduğu algısı yaratılmıştır; reklam filminin yayımlandığı mecralar ile ulaştığı müşteri kitlesinin büyüklüğü gözetildiğinde davacı şirketin uğradığı itibar kaybına karşılık manevi zararının tazmini gerekir. Ancak davacı tarafça ilk reklam yayım tarihi ispatlanamadığından tazminata dava tarihinden itibaren ticari faiz işletilir ve talebin bir bölümü reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Reklamın ana vaadinin ispat yükünün reklam verende olduğu, ölçülebilir üstünlük iddiasının fiilen doğrulanamaması hâlinde reklamın yanıltıcı sayılıp haksız rekabet oluşturacağı ve bunun rakip lehine manevi tazminat doğurduğu yönündeki holding bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet aldatıcı reklam karşılaştırmalı reklam ana vaadin ispatı rakibin kötülenmesi ticari itibarın zedelenmesi manevi tazminat temyiz kesinlik sınırı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 55 · Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği — Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği 8 vd. · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 3626100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 3666100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352/1-b

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2501 E.  ,  2025/1075 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/785 Esas, 2024/165 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/646 E., 2020/658 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların "Hızın Yeni Adı ...

4. 5G ..." başlıklı bir reklamı görsel ve işitsel mecralarda dolaşıma soktuğunu, dava konusu reklamda tanıtılan ve sunulmaya başladığını ileri sürülen ve yeni bir teknoloji olarak lanse edilen hizmetin (...), 4.5G teknolojisi ile en ufak bir ilgisi bulunmadığı halde lanse edilen hizmetin yeni bir teknoloji sayesinde 4.5G hızının 3 kat daha fazlasına erişilebilme imkanı sağladığının ve bunun da sadece .../Avea tarafından sunulduğunun iddia edildiğini, reklamda bahsi geçen hızlara (4.5G'nin 3 katına) erişimin davalıların iddia ettiği gibi yeni bir teknoloji sayesinde değil, sabit internet şebekesinin wifi hızının mobil internet hızı ile birleşmesi ile mümkün olabildiğini, bu hizmetin "..." ya da "4.5G" adını taşımadığını, "..." adı altmda herhangi bir teknoloji bulunmadığını, müvekkil şirketinin mevcut 4.5G bant genişliği ile "450 Mbps" hızında 4.5 G erişim hizmeti verebilmekte iken davalıların sahip olduğu bantlar ve ...

4. 50 hizmeti ile dahi "1350 Mbps" hıza ulaşamayacağını, "En yüksek 4.5G hızından 3 kat daha hızlı" söyleminin teknik olarak gerçekleşemeyeceğini, yanlış ve aboneleri yanıltıcı bir söylem olduğunu, davalıların hem sunmadıkları hem de tüketicilerin belli koşullar bir araya gelmeden yararlanmalarının mümkün olmadığı bir hizmetin yeni ve sadece kendileri tarafından hali hazırda sunulan bir "teknoloji" olarak tanıtımını yaparak tüketicileri yanılttığını, aynı zamanda müvekkil şirketin dünyanın en hızlı teknolojisini sunduğuna dair reklamlara atıf yapmak suretiyle en hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı diyerek müvekkil şirketi kötülediğini, reklam filmiyle davalıların sanki Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından ihale edilmiş ve öncelik hakkı alınmış bir teknolojiye (...

teknolojisi) geçilmiş gibi lanse ettiğini, rakiplerinin önünde, onlara göre daha avantajlı bir teknoloji sunacağı iddiasıyla daha nitelikli bir 4.5G hizmeti sunacağı algısı yarattığını, bu hizmetin mobil internet hizmeti gibi sunulduğu reklam filminde yer alan ifadelerin tüketicileri yanılttığını, wifi teknolojisi gerçek anlamda açık ve geniş alanlarda bir mobilite sunamadığından ...

4. 5G hizmetinin mobil olarak kullanılabilecek bir teknoloji olmadığını, fiber internet hizmetinin günümüz teknolojisiyle sadece ev ve işyeri gibi alanlara sabit geniş bant üzerinden sunulabildiğini, dava konusu reklamda sunulduğu iddia edilen ...

4. 5G hizmetinde kullanılan wifi bandı lisanssız bir spektrum olup herkesin kullanımına açık olduğunu, wifi den verilecek hızın ortamdaki diğer operatörlerin ve tüketicilerin wifi erişim noktalarına, buradaki kullanıcı sayısına ve kullanımına göre değişim göstereceğini, hizmet sunanların tüketicileri bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda yer verilen ticari reklam ilkelerini ve Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte yer alan ilkeleri de ihlal ettiğini, dava konusu reklamın yayımına devam edilmesi hatta yayımlanma ihtimali dahi müvekkil şirketi maddi zarara uğratacağı gibi müvekkil şirketin ticari itibarım da telafi edilemeyecek surette zedelemeye devam ettiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabete neden olduğunun tespitini, haksız rekabetin men'ini, şirketin uğradığı manevi zararın tazmini için reklamın ilk yayımlanma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 100.000,00 TL tutarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...

4. 5G teknolojisinin ... Telekom ile müvekkili arasında imzalanan işbirliği anlaşması kapsamında basına duyurulduğunu, bu teknolojinin 4.5G ile birlikte 01.04.2016 tarihinden itibaren Türkiye'de müvekkilleri tarafından müşterilerine sunulabildiğini, müvekkillerinin 4.5G mobil internet hızını bir başka teknolojiyle destekleyerek söz konusu tarih itibariyle müşterilerine 81 ilde 150'den fazla noktada "...

4. 5 Teknolojisi" ile 4.5G internet hızından üç kat daha hızlı internet hizmeti sunduğunu, müvekkillerinin ...

4. 5G teknolojisiyle ilgili bağımsız bir test kuruluşuna yaptırdığı ölçümün raporunda cep telefonunda 23 kez 1.025 gbps internet hızının deneyimlendiğini, bu rapora göre "En Hızlı 4.5G'den Üç Kat Daha Hızlı" ifadesinin kullanılabileceğini, bu bilgilere reklamda yer verilmesinin davacı aleyhine haksız rekabete neden olmayacağını, reklamda yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere kötüleyici bir yan bulunmadığını, bahse konu reklamda tanıtılan teknolojiye ait detayların altyazıda "www.turktelekom.com.tr"de yer aldığının vurgulandığını, söz konusu internet adresinde ise uyumlu cihazların listesine yer verildiğini, davacının tüketicilerin yeteri kadar bilgilendirilmediği yönündeki iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davaya konu reklamla ilgili Reklam Özdenetim Kurulu'nun müvekkili lehine karar verildiğini, reklamda ...

Telekomünikasyon A.Ş.'nin Türkiye'nin 81 ilinde mevcut 214.395 kilometrelik yaygın bir fiber altyapısının bulunduğunun vurgulandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketlerin sabit internet şebekesi ile wifi hızını mobil internet hızı ile birleştirerek rakiplerine göre daha hızlı bir internet hizmeti sunduğuna dair, bu farkı önplana çıkaracak şekilde reklam yapmasının ve bu özelliklerin ... Teknolojisi veya ... 4,5G şeklinde tanıtılmasının haksız rekabet oluşturmadığını, "en hızlı 4,5G'den 3 kat daha hızlı" internet hizmeti sunma iddiasının ve ana vaadinin usulünce ispatlanamadığı, üç kat hızlı internet iddiasının yalnızca veri indirme hızı yönünden bilimsel rapora dayanmasına rağmen, reklamda ifade edilen 3 kat hızlı internet seviyesine ulaşılamadığından, söz konusu reklamın gerçek dışı veya yanıltıcı nitelik taşıdığı, yine dava konusu reklamın, internet hızı mukayesesi yönünden karşılaştırmalı reklam niteliğinde olduğu, reklamın ana vaadinin, yanıltıcı ve yeterince ispatlanamamış olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55.

maddesi ve Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği 8 vd. maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğu, bu haliyle davacı şirketin 3 kat daha yavaş internet hizmeti sunan telekominikasyon şirketlerinden olduğu algısı yaratılması nedeniyle, uyuşmazlık konusu reklam filminin, yayımlandığı mecralar ile ulaştığı müşteri kitlesinin büyüklüğü gözetilerek, söz konusu reklamlar nedeniyle davacı şirketin uğradığı itibar kaybına karşılık manevi zararının tazmini gerektiği, ancak davacı tarafça ilk reklam yayım tarihinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı tarafça yayımlatılan "Hızın Yeni Adı ...

4. 5G ..." başlıklı reklamın, haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, 75.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın reklam yoluyla iddia ettiği hıza ulaşım için üç unsurun bir arada bulunması gerektiği, bunun 81 ile yayılmış olsa da kısıtlı olduğu, kaldı ki ulaşılan hali ile dahi vaat edilen üç kat hız sınırına ulaşılamadığı, bu nedenle davalı reklamlarının yanıltıcı olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, aldatıcı reklam sebebiyle açılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, gerekçeli kararın ilanı ve manevi tazminata ilişkindir.

2. Değerlendirme

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar 25.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1133807600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/785 E. 2024/165 K.

Karşılaştırmalı reklamda yanıltıcı hız vaadinin haksız rekabet oluşturması

Gerekçe özeti

Bir hizmetin, ancak belirli teknik koşulların (belirli cihaz, uygulama, altyapı noktalarının bir arada bulunması gibi) birleşmesiyle elde edilebilen bir performansı, sanki tek başına ve genel olarak sunulan bir teknolojiymiş gibi ana slogan düzeyinde reklam etmek ve bu koşulları yalnızca küçük puntolu dipnotlarla belirtmek; aynı zamanda rakibin sunduğu hizmetten daha hızlı olduğu iddiasını, fiilen ulaşılan ölçüm sonuçlarıyla desteklenemeyen bir karşılaştırmayla sunmak, TTK 54 ve 55/1-(a) maddeleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı, aldatıcı/yanıltıcı bir karşılaştırmalı reklam teşkil eder ve haksız rekabet oluşturur.

Emsal değeri

Belirli teknik koşulların birleşimiyle elde edilebilen bir hizmet performansının, bu koşullar öne çıkarılmadan genel bir teknoloji vaadi gibi ana slogan düzeyinde reklam edilmesinin ve rakiple yapılan hız karşılaştırmasının ölçüm sonuçlarıyla desteklenmemesinin haksız rekabet oluşturduğu yönündeki değerlendirme, benzer karşılaştırmalı reklam uyuşmazlıklarında bölgesel olarak yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: haksız rekabet karşılaştırmalı reklam aldatıcı/yanıltıcı ticari uygulama manevi tazminat dürüstlük kuralı ticari itibar

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/785

KARAR NO 2024/165

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

DAVA

Haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/01/2024

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın, davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin ve davalı TT Mobil ... A.Ş.'nin (Eski unvan: ... A.Ş.) mobil iletişim hizmeti, ve diğer davalı ... A.Ş.'nin sabit telefon aracılığı ile elektronik haberleşme hizmeti sunduğunu; davalıların görsel ve işitsel mecralarda "Hızın Yeni..." başlıklı bir reklam yayınladığını, reklamda tanıtılan, sunulmaya başladığı ileri sürülen ve yeni bir teknoloji olarak lanse edilen hizmetin bir teknoloji olmadığını, dava konusu reklam filminde sunulduğu iddia edilen hizmetin (Giga) 4.5G teknolojisi ile bir ilgisi bulunmadığı halde, hizmetin yeni bir teknoloji sayesinde 4.5G hızının 3 kat daha fazlasına erişilebilme imkanı sağladığı ve bunun da sadece davalılar tarafından sunulduğunun iddia edildiğini, reklamda bahsi geçen hızlara (4.5G'nin 3 katına) erişimin davalıların iddia ettiği gibi yeni bir teknoloji sayesinde değil, sabit internet şebekesinin wifi hızının mobil internet hızı ile birleşmesi ile mümkün olabilmekte ise de bu hizmetin adının da "Giga" veya "4.5G" olmadığını, reklamda bahsi geçen "Giga" ibaresinin ise anılan hizmetle ilgisinin olmadığı gibi "Giga" adı altında herhangi bir teknolojinin de bulunmadığını, müvekkilinin mevcut 4.5G bant genişliği ile "450 Mbps" hızında 4.5G erişim hizmeti verebilmekte iken davalıların sahip olduğu bantlar ve Giga 4.50 hizmeti ile dahi "1350 Mbps" hıza ulaşamayacağını, "En yüksek 4.5G hızından 3 kat daha hızlı" söyleminin teknik olarak gerçekleşmesi mümkün olmayan yanlış ve aboneleri yanıltıcı bir söylem olduğunu;

davalıların hem sunmadıkları hem de tüketicilerin belli koşullar bir araya gelmeden yararlanmalarının mümkün olmadığı bir hizmetin yeni ve sadece kendileri tarafından sunulan bir "teknoloji" gibi tanıtımını yaparak tüketicileri yanılttığını; aynı zamanda müvekkilinin dünyanın en hızlı teknolojisini sunduğuna dair reklamlara atıf yapmak suretiyle en hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı diyerek müvekkilini kötülediğini; reklamda, sunulması teknolojik olarak imkansız bir hizmetin sunulmaya başlandığı gibi gerçek dışı iddia ve beyanlardan yola çıkılarak rakip operatörlerin ürün ve hizmetlerinin maddi gerçeklere ve teknik verilere açıkça aykırı bir biçimde kötülenmesi amacının güdüldüğünü; reklam filmiyle davalıların sanki BTK tarafından ihale edilmiş ve öncelik hakkı alınmış bir teknolojiye (...

teknolojisi) geçilmiş gibi sunduklarını ve rakiplerinin önünde, onlara göre daha avantajlı bir teknoloji sunacağı iddiasıyla daha nitelikli bir 4.5G hizmeti sunacağı algısı yarattığını, halbuki 01/04/2016 tarihi itibariyle operatörlerin BTK ihalesi kapsamında ancak aldıkları spektrum kapsamındaki hızı sunmaya başladığını, hal böyleyken davalıların kendi frekans ve bandına göre dahi 3 kat daha fazla hız sunabildiklerini kanıtlamalarının gerekmesi bir yana, bu ifadeyle en yüksek hız ve kapasite hakkı alan müvekkil şirket aleyhine haksız rekabete yol açarak sanki daha ileri daha üstün bir teknoloji sunacakmış imajı verildiğini; reklam filminde sunulduğu iddia edilen "...

4. 5G" hizmetinin günümüz teknolojisi ile ve iddia edildiği şekliyle Türkiye'de sunulması mümkün olmadığı gibi bu hizmetin 81 ilin tamamında sunabildiğine yönelik iddianın da gerçek dışı olduğunu, hizmet verilse dahi reklam filminde gösterilenin aksine abonelerin ancak sabit şebekeler üzerinden yararlanabileceğini yani mobil bir hizmet olmadığını, tüketicilerin bu şekilde yanıltıldığını; wifi teknolojisi gerçek anlamda açık ve geniş alanlarda bir mobilite sunamadığından ...

4. 5G hizmetinin mobil olarak kullanılabilecek bir teknoloji olmadığını, fiber internet hizmetinin günümüz teknolojisiyle sadece ev ve işyeri gibi alanlara sabit geniş bant üzerinden sunulabildiğini, cep telefonu ve tablet gibi sabit bant olmayan cihazlar üzerinden fiber internet hizmeti sunulmasının mümkün olmadığını; reklamda sunulduğu iddia edilen hizmette kullanılan wifi bandının lisanssız bir spektrum olup herkesin kullanımına açık olduğunu, wifiden verilecek hızın ortamdaki diğer operatörlerin ve tüketicilerin wifi erişim noktalarına, buradaki kullanıcı sayısına ve kullanımına göre değişim göstereceğini, dava konusu reklamda davalılardan hangisinin sabit internet, hangisinin mobil internet sunabildiğine yönelik bilgilendirme yapılmadığını;

reklam filminin haksız rekabet mevzuatına aykırı olduğu gibi Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, ayrıca 6502 sayılı Kanundaki ticari reklam ilkelerine ilişkin Yönetmelik hükümlerini de ihlal ettiğini; reklamın yayımına devam edilmesi halinde müvekkilinin maddi zarara uğratacağı gibi müvekkilinin ticari itibarını da zedelemeye devam edeceğini ileri sürerek; davalıların "Hızın Yeni Adı Giga 4.5G Türk Telekom" başlıklı reklamıyla haksız rekabete neden olduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, şirketin uğradığı manevi zararın tazmini için reklamın ilk yayımlanma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte 100.000-TL tutarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmün Türkiye'de yayınlanan tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde haftada 2'şer defa olmak suretiyle 15 gün süreyle ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, GİGA 4.5G teknolojisini Kore Telekom ile müvekkili arasında imzalanan işbirliği anlaşması kapsamında basına duyurulduğunu, bu teknolojinin 4.5G ile birlikte 01/04/2016 tarihinden itibaren Türkiye'de müvekkilleri tarafından müşterilerine sunulabildiğini, dünyada ilk olarak Kore Telekom tarafından kullanılmaya başlanan ...

4. 5G teknolojisinin esasen dünyada Long-Term Evolution (LTE) veya IMT Advanced olarak adlandırılan ve Türkiye'de 4.5G olarak bilinen teknoloji ile mobil wifi sisteminin entegre edilmesi sonucunda kullanıcılara çok yüksek hızda mobil internet deneyimi sağlanabildiğini, müvekkillerinin de 01/04/2016 tarihi itibariyle Türkiye'de kullanılmaya başlanan 4.5G mobil internet hızını bir başka teknolojiyle destekleyerek söz konusu tarih itibariyle müşterilerine 81 ilde 150'den fazla noktada "...

4. 5 Teknolojisi" ile 4.5G internet hızından üç kat daha hızlı internet hizmeti sunduğunu; müvekkillerinin ..

4. 5G teknolojisiyle ilgili bağımsız bir test kuruluşuna 08/03/2016 ve 09/03/2016 tarihlerinde müvekkili şirketlerin Ümraniye binasında yaptırdığı ölçümün raporunda, Samsung Note 5 marka cep telefonunda 23 kez 1.025 gbps internet hızının deneyimlendiğini, bu rapora göre "En Hızlı 4.5G'den Üç Kat Daha Hızlı" ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu, bu bilgilere reklamda yer verilmesinin davacı aleyhine haksız rekabete neden olmayacağım, reklamda yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere kötüleyici bir yan bulunmadığını, tersine reklamda belirtilen hususların doğru ve doğruluğu bahse konu raporla müvekkil şirket tarafından ispat edilebildiğinden davacının haksız rekabet iddiasının yerinde olmadığını, bahse konu reklamda tanıtılan teknolojiye ait detayların altyazıda "www.....com.tr"de yer aldığının vurgulandığını, söz konusu internet adresinde ise uyumlu cihazların listesine yer verildiğini, davacının tüketicilerin yeteri kadar bilgilendirilmediği yönündeki iddiasının da gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını;

davaya konu reklamla ilgili oluşturulan Reklam Özdenetim Kurulu kararının bütünüyle müvekkil şirketler lehine olduğunu; GİGA 4.5G teknolojisinin sağlanabildiği noktaların listesinin dava dosyasına sunulduğunu, reklamda vurgulanan hususunun müvekkili ... A.Ş.'nin Türkiye'nin 81 ilinde mevcut 214.395 kilometrelik yaygın bir fiber altyapısının bulunması olduğunu, davacının ise yalnızca 26.000 kilometrelik fiber altyapının bulunduğunu, davacının da dilekçesinde kabul ettiği üzere 4.5G teknolojisi için fiber altyapının elzem olduğunu ve müvekkili şirketin de altyapı kurmadaki bu başarısını vurguladığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, 10/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalı şirketlerin sabit internet şebekesi ile wifi hızını mobil internet hızı ile birleştirerek rakiplerine göre daha hızlı bir internet hizmeti sunduğuna dair reklam yapılmasının, bu özelliklerin "Giga Teknolojisi" veya "Giga 4,5G" şeklinde tanıtılmasının haksız rekabet oluşturmamakla birlikte, "en hızlı 4,5G'den 3 kat daha hızlı" internet hizmeti sunma iddiasının ve ana vaadinin usulünce ispatlanamadığı, üç kat hızlı internet iddiasının yalnızca veri indirme hızı yönünden bilimsel rapora dayanmasına rağmen, reklamda ifade edilen 3 kat hızlı internet seviyesine ulaşılamadığı, söz konusu reklamın gerçek dışı veya yanıltıcı nitelikte olduğunun anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu reklamın haksız rekabet oluşturduğu;

yine dava konusu reklamın, internet hızı mukayesesi yönünden karşılaştırmalı reklam niteliğinde olduğu, reklamın ana vaadinin, yanıltıcı ve yeterince ispatlanamamış olması sebebiyle TTK'nın 55. maddesi ile Ticaret Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğu, bu haliyle davacı şirketin 3 kat daha yavaş internet hizmeti sunan telekominikasyon şirketlerinden olduğu algısının yaratılması nedeniyle, uyuşmazlık konusu reklam filminin, yayımlandığı mecralar ile ulaştığı müşteri kitlesinin büyüklüğü, söz konusu reklamlar nedeniyle davacı şirketin uğradığı itibar kaybına karşılık manevi zararının tazminine yönelik olarak, davacı tarafça ilk reklam yayım tarihinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davalı tarafça yayımlatılan "Hızın Yeni Adı Giga 4.5G Türk Telekom" başlıklı reklamın, haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine;

75. 000-TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketlerin uyuşmazlığa konu reklamda Giga 4.5G'yi "teknoloji" olarak tanıtması veya adlandırmasının hukuka aykırılık, yanıltıcılık veya haksız rekabet yaratmadığı halde, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; müvekkili şirketlerin 375 Mbps'den 3 kat daha hızlı internet sunabildiğinin mevzuata uygun olarak bağımsız ölçüm raporu ile ispat edilmiş olmasına rağmen, ekik ve hatalı hazırlanmış bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini; davacı şirketin dava tarihinde mevcut olan telefonlar ile tüketicilere 375 Mbps veya 450 Mbps internet hızı sunabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, belirtilen internet hızlarının tüketicilere sunulabilecek hızlar olmayıp bu hızlara yalnızca laboratuar ortamında ulaşılabileceğini;

müvekkili şirketlerin hem RÖK kararı hem de dosyaya sunulu bağımsız ölçüm raporu ile de sabit olduğu üzere 4.5G'den 3 kat daha hızlı interneti sunabileceğinin sabit olduğunu; Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacı şirketin iddia ettiğinin aksine, yalnızca karşılaştırmalı reklam yapılmasının haksız rekabete sebebiyet veremeyeceğinden bahse konu reklamda yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici ifadeler de yer almadığından haksız rekabet yaratılmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2- Davacı vekili Katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davaya konu reklamın tüketiciler nezdinde müvekkilinin ticari itibarını geri dönülemeyecek şekilde zedelendiği düşünüldüğünde, manevi tazminat taleplerinin 100.000-TL olmasına rağmen 75.000-TL'sinin kabul edilmesinin müvekkilinin manevi zararını karşılamadığını; kararda “reklamın başlangıç tarihinin ispatlanamamış olması sebebiyle davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiği” yönünde belirtilen gerekçenin isabetsiz olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının reddedilen kısmının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, yazılı, görsel ve işitsel medyada yayınlanan davalıya ait reklamın haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, haksız rekabetin önlenmesi, manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.

Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 54/1'de haksız rekabetin amacı "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş; 54/2'de ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde ise haksız rekabet sayılan bazı haller, sınırlayıcı olmamak üzere sayılmıştır. Bu nedenle sayılan haller dışındaki eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının da somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.6502 sayılı TKHK’nın 61/3.

maddesine göre, “(3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz”. Söz konusu maddeye dayalı olarak çıkarılan 10/01/2015 tarihli Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nin 8. maddesi ile de karşılaştırmalı reklamların, diğer şartların yanında aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, haksız rekabete yol açmaması, kararlaştırılan mal veya hizmetlerin fiyat dahil bir ya da daha fazla maddi, esaslı, doğrulanabilir ve tipik özelliğinin objektif olarak karşılaştırılması, nesnel, ölçülebilir, sayısal verilere dayanan iddiaların;

bilimsel test, rapor veya belgelerle ispatlanması, rakiplerin mallarını, hizmetlerini, faaliyetlerini veya diğer özelliklerini kötülememesi veya itibarsızlaştırmaması şartlarını taşıması zorunlu tutulmuştur. Ülkemizde 4.5G teknolojisinin uygulaması 01/04/2016 tarihinde başlamıştır. O tarihler itibariyle hem bilindiği üzere hem de açık kaynaklardan ulaşılan bilgilere göre, piyasada faaliyet gösteren her üç operatör de uygulamaya başlayacak yeni 4.5G mobil internet hizmeti kapsamında pazar paylarını arttırmak ve/veya mevcut paylarını korumak yani müşterilerinin diğer operatörlere geçişini engellemek için 4.5G'nin uygulamaya başlamasından önceki veya başlama tarihlerinde bir çok reklam kampanyası yapmıştır.

10/06/2016 tarihinde açılmış işbu davaya konu reklam da, o tarihlerde ve belirtilen piyasa koşullarında tüketicilere yapılmış olduğundan, reklamdaki yazılı, sözlü ve görsel ifade-unsurların bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.Somut olayda, davalıya ait olup yazılı, görsel ve işitsel medyada yayınlanan "Hızın Yeni Adı Giga 4.5G Türk Telekom'' temalı reklamın haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmiştir. Dava konusu reklam filmi, radyo için sesli anons ile afiş ve görsel basındaki reklamlar incelendiğinde; "En hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı" ifadesinin seslendirildiği ve büyük puntolarla reklamın ana gövdesi olarak yazılı olduğu anlaşılmıştır. Belirtildiği gibi söz konusu reklam 4.5G uygulamasının başladığı 01/04/2016 tarihlerinde yayınlanmaya başlamış olup, reklamda ana slogan olarak "En hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı" ibaresi kullanılmıştır.

Yani davalılar bir mobil internet teknolojisi olan 4.5G hakkında şirketleri tarafından sağlanan hizmet hakkında tanıtım yapmaktadır. Zira 4.5G'nin yeni uygulamaya başlandığı bir zamanda, ortalama bir tüketici reklamda temel ve ilk olarak 4.5G'yi görmekte-algılamaktadır. Ayrıca davacı kendisinin en geniş frekansa sahip olması nedeniyle, en hızlı 4.5G internet hizmetinin 375 Mbps ile kendisi tarafından verildiğini iddia etmektedir. Davalılar da "En hızlı 4.5G'den 3 kat daha hızlı" ibaresiyle, davacının 4.5G hizmetinden daha hızlı bir hizmet verdiklerini karşılaştırma yaparak reklamda işlemişlerdir. Fakat, söz konusu slogana bakıldığında gerçekten tarafların da kabulünde olduğu üzere davalıların 4.5G diye lanse ettiği hizmetin aslında salt mobil internet hizmeti olan 4.5G olmadığı, davalılardan Türk Telekom'un sağladığı kablosuz (wi-fi) sabit fiber internetle "Giga" ismi verilen bir hizmetle birleştirildiğinde 4.5 G hızından daha hızlı olmaktadır.

Bu birleşme için de piyasadaki üç model telefona bir uygulamanın (application) yüklenmesi ve Türk Telekom GİGA Wi-Fi noktalarıyla 4.5G baz istasyonlarının bir arada bulunması gerekmektedir. En son belirtilen husus yazılı reklamların en alt kısmında küçük puntolu harflerle ve tv reklamının akar yazısında, "GİGA 4.5G'den 1 Nisan'dan itibaren, 81 ilde Türk Telekom GİGA Wi-Fi noktaları ve 4.5G baz istasyonlarının bir arada bulunduğu yerlerde, GİGA 4.5G uyumlu cihazlarla yararlanılabilecektir." ibaresiyle belirtilmektedir. Ancak aslında bir 4.5G reklamı olan davaya konu reklamda, yeni uygulamaya başlanan 4.5G mobil internet hizmeti almak isteyen ortalama bir tüketici söz konusu üç koşulun birleşmesiyle davalıların vaad ettiği hizmetten yararlanabilecektir.

Kaldı ki bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, Wi-Fi kapsama alanından çıktığında ana amacı olan hızlı 4.5G mobil internet hizmetini kullanamayacaktır. Burada da tüketicilerin bir aldatmaya maruz kalmış olacakları kaçınılmazdır. Ayrıca 81 ilde bu hizmetin verildiği belirtilmiş ise de, dosyada bilirkişilerce tespit edildiği üzere, bu imkan büyük şehirlerde bile sınırlı sayıdaki ve bir çok ilde de sadece 1 yerde kullanılabilecektir. Bunun sonucu olarak da, örneğin daha hızlı 4,5G kullanmak beklentisiyle aslında daha geniş bant sahibi olan davacıya değil davalılara abone olmuş bir tüketici bu beklentisini karşılamayacaktır. Buna ek olarak da yine yazılı reklamların en alt kısmında küçük puntolu harflerle ve tv reklamının akar yazısında "GİGA 4.5G teknolojisi, alınan bant genişlikleri ile ulaşılabilecek en yüksek 4.5G hızları baz alındığında 3 kat hızlıdır." ibaresi de bulunmaktadır.

Burada da "alınan bant genişlikleri" ifadesi, BTK'nın yaptığı 26/08/2015 tarihli 4.5G ihalesinde alınmış bant genişliklerine atıf yapmakta olup, aslında 4.5G bant genişliklerine göre ulaşılacak en hızlı 4.5G'den bile 3 kat hızlı olduğu söylenerek tüketicinin aldatılması sonucunun doğduğu görülmektedir. Söz konusu cümle aynen reklamın ana sloganı gibi 4.5G teknolojisini vurgulamakta yani davalıların sunduğu 4.5G hizmetinin davacının da içinde bulunduğu diğer iki operatörün 4.5G hizmetinden hızlı olduğu belirtilmektedir. Ne var ki, aslında tek başına 4.5G teknolojisi olmadığı ve kullanım kısıtı bulunduğu anlaşılan davalıların Giga 4.5G hizmetinin, davacının 4.5G hizmetinden daha hızlı olduğu söylenmek istenmektedir.

Kaldı ki davalıların Giga 4.5G ürünleri için yaptırdıkları ölçümde 1.02-1.05 hızlarının çıktığı yani davacının 375 Mbps hızının üç katı olan 1.125 hızının geçilemediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, TTK 54 ve 55/1,(a) maddelerine göre davaya konu reklamın dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde haksız rekabet oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.TBK'nın 58. maddesine göre hâkimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD'nin 2012/8581 E., 2014/726 K. sayılı ve 14/01/2014 tarihli ilamı).Somut olayda, tarafların ticari durumları, faaliyette bulundukları sektör, söz konusu sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı, ticari gelirleri, haksız rekabet teşkil eden reklam filminin yayınlanma süreleri ile haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı manevi zarar dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının olaya uygun olduğu; ayrıca TBK 52/2'ye göre kararın yayınlanması da kamuoyunun bilgilendirilerek ticari itibarın düzeltilmesi yönünde manevi zararın bir giderim yolu olduğu gözetildiğinde ve reklamın ilk yayın tarihi de davacı tarafından ortaya konulmadığından davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile kalan 1.280,15‬‬-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

Davalılardan alınması gereken 5.123,25-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.281,30-TLnin mahsubu ile bakiye 3.841,95‬‬-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı ve davalılar tarafından sarf edilen giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/01/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.