6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinde mahsup ve teminat hükümlerinin uygulanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2238 E. 2024/675 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin feshi/sona ermesi halinde hesap mutabakatı yapılıncaya kadar tarafın prim ödememe ve teminatı iade etmeme hakkının bulunduğu ve taraflar arasındaki alacakların takas/mahsup edilebileceği kararlaştırılmışsa, tarafların yazışmalarından (e-posta gibi) hesap mutabakatının takipten önce fiilen tamamlandığı anlaşıldığında, bu mutabakat esas alınarak bakiye alacak belirlenir; borçlunun ticari defter ve kayıtlarına dayanan borç miktarına karşı diğer taraf delil sunmamışsa bu miktar esas alınır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler itirazın iptali kararının kapsamını değiştirmez, ancak icra dairesi tarafından kararın infazında dikkate alınır.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmede kararlaştırılan mahsup/teminat hükmü uyarınca bakiye alacağın belirlenmesi → kısmi kabul

İddia: Davacı vekili, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini; davalı vekili ise sözleşmenin 17.10 ve 20.3 maddeleri uyarınca hesap mutabakatı tamamlanmadan ödeme yapılamayacağını ve müvekkilinin aksine alacaklı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 17.10. maddesi davalıya, bayiden olan alacağını bayiye olan borcuyla takas/mahsup etme veya hapis hakkı kullanma yetkisi tanımaktadır; 20.3. maddesi ise sözleşmenin feshi halinde hesap mutabakatı yapılıncaya kadar davalının satış primlerini ödememe ve teminatı iade etmeme hakkını düzenlemektedir. Davalı, taraflar arasında kesin hesap mutabakatının yapılmadığını ileri sürmüş ise de, davacı tarafından davalıya gönderilen tarihli e-posta ile mutabakatlaşma sürecinin başladığı, davacının borç miktarının davalı tarafından gönderilen sonraki tarihli e-posta ile belirlilik kazandığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki mutabakatın takipten önce tamamlandığı sonucuna varılmıştır. Davacının davalıda bulunan nakit teminatı ihtilaf dışı olup, davacının davalıya olan borcu davalının kayıtları ile sabittir ve davacı aksi yönde delil sunmamıştır. Bu durumda nakit teminattan davalının alacağının mahsubu ile davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bakiye alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Dava tarihinden sonra yapılan ödemenin takip/dava sonucuna etkisi → ret

İddia: Davalı vekili, borcunu dava tarihinden sonra ödediğini belirterek bu ödemenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ancak icra dairesince kararın infazında dikkate alınabileceğinden, mahkemece bu husus gözetilerek takip tarihi itibariyle belirlenen bakiye miktar üzerinden itirazın iptaline ve ödemelerin infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmelerinde yer alan takas/mahsup ve teminat hükümlerinin uygulanmasında, resmi bir mutabakat tutanağı bulunmasa da tarafların e-posta yazışmalarından hesap mutabakatının fiilen tamamlandığının kabul edilebileceği ve dava tarihinden sonraki ödemelerin infazda dikkate alınacağı yönündeki değerlendirme açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali bayilik sözleşmesi takas ve mahsup hesap mutabakatı teminatın iadesi ticari defter ve kayıtların delil niteliği icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 362(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2238

KARAR NO 2024/675

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/10/2021

NUMARASI 2020/147 Esas 2021/751 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ile davacı arasında 01/07/2020 tarihinde Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, 23.09.2013 tarihli Altındağ ... Noterliği tarafından düzenlenen ... yevmiye no'lu ihtarname ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirket ile yapılan sözleşmede, “Bayiinin hak ediş ücretlerinin, tahsilatın yapıldığı veya sözleşmenin düzenlendiği ayın son iş günü ödenir.” hükmü yer almasına karşın müvekkilinin hakedişlerinin ödenmediğini, hak edişlerin ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Ankara ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı şirketin haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, davacının tüm yasal sorumluluklarını yerine getirmesine karşın davalı şirketin hak ediş ücretlerini ödemediğini belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki cari hesap uyarınca davalı şirketin davacı tarafa borcu bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen “... Bayilik Sözleşmesi”nin 25. Maddesinde yer alan “delil şartı” başlıklı madde gereği taraflar arasında doğacak tüm uyuşmazlıklarda ... nezdinde tutulan kayıtların kesin, bağlayıcı ve münhasır delil olacağından davacının davalı şirket nezdinde tutulan cari hesap ekstresinin kesin ve bağlayıcı olduğundan, davacının alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhinde % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında 01/07/2016 tarihli ... Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede sözleşme süresince herhangi bir zamanda ...'in 7 gün önceden, davacı bayinin ise 1 ay önceden noter kanalı ile ihbarda bulunmak koşuluyla sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin sona erdirebileceğinin hüküm altına alındığı, davacının Altındağ ...Noterliğinin 23/09/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiği, sözleşme ile taraflar arasında doğabilecek tüm uyuşmazlıklarda davalının beyan, belge, defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede hakedişlerin ödenme şekline ilişkin bir düzenleme olmadığı, yine sözleşme ile sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi halinde hesap mutabakatı yapılıncaya kadar bayinin satış primlerini ve satış teşvik primlerini ödememe ve teminatını iade etmeme hakkı olacağının kararlaştırıldığı, dosyada e-posta yazışmaları dışında mutabakat metninin bulunmadığı, sözleşmenin 17.10 maddesi ile ...'in işbu sözleşme çerçevesinde bayi nezdinde doğmuş veya doğacak herhangi bir alacağını, bayiye olan herhangi bir borcuyla takas veya mahsup edebileceğinin veya bayinin ...

nezdinde doğmuş her türlü alacağına hapis hakkı uygulamak suretiyle tahsil edebileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafın delil vasfına haiz ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesi ile davacının davalıya takip tarihi itibarı ile 8.788,33-TL borçlu olduğu, davalının davacı taraftan olan işbu alacağını davacı tarafa olan 20.000-TL nakit teminat kesintisi borcundan düştüğü ve 17/08/2018 tarihinde davacı tarafa 11.211,67-TL borçlandığı, davalının takip ve dava tarihinden sonra 17/08/2018 tarihinde davacı tarafa olan 11.211,67-TL borcunu ödediği, takip tarihi itibarı ile davalının 11.211,67-TL borçlu olması nedeniyle bu miktar yönünden yapılan itirazın haksız olduğu, davadan sonra yapılan ödemelerin ancak infazda icra dairesi tarafından dikkate alınabileceği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile itirazın 11.211,67-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, 2.242,33-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; bayilik sözleşmesinin süresi içerisinde davalının müvekkilinin hakedişlerini ödemediğini, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; taraflar arasındaki cari hesap uyarınca müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 17.10 maddesi uyarınca hesap mutabakatının tamamlanmasından sonra bayinin borcunun mahsup edilmesinden sonra hakediş ödemelerinin yapılabileceğini, bilirkişi tarafından belirlendiği üzere takip tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan 8.788,33-TL alacaklı olduğunu, sözleşme hükümleri kapsamında müvekkilinin davacının borcunu nakit teminattan mahsup ettiğini, davacının müvekkili hakkında icra takibi başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin davalıya olan borcunu dava tarihinden sonra 17/08/2018 tarihinde ödediğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aksine müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sözleşmenin 20.3 maddei gereğince hesap mutabakatı yapılıncaya kadar müvekkili şirketin davacı bayinin satış primlerini ve satış teşvik primlerini ödememe ve teminatını iade etmeme hakkı bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılan 11.211,67-TL bedelli ödemenin müvekkili şirketin bayiye olan borcundan kaynaklanmadığını, teminatın mahsup edilmesi sonrasında ortaya çıkan bakiyeden kaynaklandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; bayilik sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında 01/07/2010 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davacı bayi tarafından 23/09/2013 tarihli ihtarname ile feshedildiği, sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için Ankara ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyası ile 30.000-TL asıl ve 13.699,72-TL faiz alacağı için davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı ise taraflar arasında hesap mutabakatı yapılmaması nedeniyle takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunmadığını belirterek davacının alacak talebine karşı çıktığı anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin 17.10. Maddesi: “…... iş bu sözleşme ve/veya taraflar arasında akdedilmiş olan diğer sözleşmeler çerçevesinde bayi nezdinde doğmuş veya doğacak herhangi bir alacağını, iş bu sözleşme ve/veya taraflar arasında akdedilmiş olan diğer sözleşmeler çerçevesinde bayiye olan herhangi bir borcu ile takas veya mahsup edebilir veya bayinin ... nezdinde doğmuş her türlü alacağına hapis hakkı kullanmak sureti ile tahsil edebilir. İş bu sözleşmenin yürürlük süresi içinde, bayinin ...’ten herhangi bir alacağının doğması halinde, söz konusu alacağın öncelikle hangi borçtan mahsup edileceğini belirleme yetkisi ...’e ait olacaktır...” şeklindedir. Sözleşmenin 20.3. maddesinde "...Sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi/sona ermesi durumunda, hesap mutabakatı yapılıncaya kadar ...’in bayinin satış primlerini ve satış teşvik primlerini ödememe ve teminatını iade etmeme hakkı olacaktır..." hükmü yer almaktadır.

Yine sözleşmenin 25. maddesinde taraflar arasında doğabilecek tüm uyuşmazlıklarda davalı beyan, belge, defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceği kararlaştırılmıştır. Anılan sözleşme hükümlerinin incelenmesinde taraflar arasındaki sözleşmesin 20.3 maddesinde sözleşmenin herhangi bir nedenle feshedilmesi durumunda, hesap mutabakatı yapılıncaya kadar davalı şirketin davacı bayinin satış primlerini ve satış teşvik primlerini ödememe ve teminatını iade etmeme hakkının bulunduğu, yine davalının davacı bayiden olan alacağını davacıdan aldığı teminattan mahsup edebileceği anlaşılmakta olup; davalı, taraflar arasında kesin hesap mutabakatının yapılmadığını ileri sürmekte ise de davacı tarafından davalıya gönderilen 24/04/2017 tarihli e-posta ile mutabakatlaşma sürecinin başladığı, davacının davalıya olan borç miktarı davalı tarafından gönderilen 27/07/2017 tarihli e-posta ile belirlilik kazandığı, böylelikle taraflar arasındaki mutabakatın takipten önce tamamlandığı sonucuna varılmaktadır.

Davacının davalıda 20.000-TL nakit teminatı bulunduğu hususu ihtilaf dışı olup davacının davalıya 8.788,33-TL borcu olduğu davalının kayıtları ile sabittir. Davacı aksi yönde bir delil sunmamıştır. Bu durumda nakit teminattan davalının alacağının mahsubu ile davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 11.211,67-TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ancak icra dairesince kararın infazında dikkate alınabileceğinden mahkemece bu miktar üzerinden davalının itirazının iptaline ve ödemelerin infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davalının itirazının kısmen iptaline, ödemelerin infazda dikkate alınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalıdan alınması gereken 765,86-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan ‬250,76‬-TL harcın mahsubu ile kalan 515,1‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/05/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/113317 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.