Paralel ithalatın tek başına haksız rekabet oluşturmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2507 E. 2025/1105 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yasal yollardan gerçekleştirilen paralel ithalat tek başına haksız rekabet oluşturmaz; hukuka uygun biçimde piyasaya sürülen markalı mallar üzerinde marka hakkı tükendiğinden hak sahibi bu malların ülkeye sokulmasına engel olamaz. Tek satıcının tanıtım için katlandığı masraflar, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Orijinal malın dış görünümüne, imaj ve prestijine zarar verilmedikçe markanın kötülenmesinden söz edilemez; ithalatçının kozmetik mevzuatındaki bildirim yükümlülüğünü ihlali idari yaptırımı gerektirir, haksız rekabet oluşturmaz.
Ele alınan sorunlar
Paralel ithalatın haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve marka hakkının tükenmesi → ret
İddia: Davacı, tek yetkili distribütörü olduğu kozmetik ürünlerinin davalılarca üretici dışındaki toptancılardan paralel ithalat yoluyla ithal edilip internet üzerinden satılmasının, ürünlerin tanıtımı için katlandığı masraflar karşısında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kural olarak paralel ithalat tek başına haksız rekabet teşkil etmez; tek satıcının Türkiye'de reklam, büyük masraf ve önemli emeklerle pazar sağlaması ve markayı tanıtması da, aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşe ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine sebep oluşturmaz. Hukuka uygun şekilde piyasaya sürülen markalı mallar üzerinde marka sahibinin hakkı tükenir ve hak sahibi bu malların paralel ithalat yoluyla ülkeye sokulmasına engel olamaz. Marka sahibinin orijinal mallar üzerindeki markanın başkalarınca değiştirilmesine ve kötüleştirilmesine karşı çıkma hakkı bulunmakla birlikte, somut olayda malların dış görünümüne, imaj ve prestijine zarar verilmediği, ürünlerin orijinal olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı ve davalıların aldatıcı ya da iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı, insan sağlığını tehdit ettiği ispatlanamadığından haksız rekabetten veya markanın kötülenmesinden söz edilemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Tek satıcının tanıtım masraflarına dayalı istemini üçüncü kişiye yöneltip yöneltemeyeceği → ret
İddia: Davacı, ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için ekonomik külfete girdiğini, davalıların ise bu masraflara katlanmadan haksız kazanç elde ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca davacı, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasada tanıtılmasıyla ilgili olarak ancak kendi akidine karşı dermeyan edebileceği hususları, üçüncü kişi konumundaki davalılara karşı ileri süremez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Zehir Danışma Merkezine bildirim yükümlülüğünün ihlalinin haksız rekabet sayılıp sayılmayacağı → ret
İddia: Davacı, ürünlerin ithali için usulsüz bildirim yapıldığını, üreticiden formül bilgisi alınmadığını ve mevzuata uygun etiketleme yapılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu ürünler paralel ithalat yoluyla mevzuata uygun olarak ithal edilmiş, davalıların mamulleri ithal edip satmak dışında bir eylemi bulunmadığı, formüllerin asıllarına uygun olmadığı yönünde delil sunulmadığı, ithalat öncesinde Kozmetik Yönetmeliğine uygun bildirimlerin yapıldığı ve ambalajlarda bulunması gereken açıklayıcı etiket ile formül terkiplerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalıların aynı Yönetmelik gereği Zehir Danışma Merkezine yapılması gereken bildirimi yapmamış olmaları ise idari yaptırımı gerektirir; bu eksiklik haksız rekabet olarak nitelendirilemez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Paralel ithalatın tek başına haksız rekabet oluşturmaması, tükenme ilkesi ve kozmetik mevzuatındaki bildirim yükümlülüğü ihlalinin haksız rekabet değil idari yaptırım konusu olması bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
paralel ithalat↗ haksız rekabet↗ marka hakkının tükenmesi↗ tek satıcılık↗ sözleşmelerin nisbiliği↗ markanın kötülenmesi↗ orijinal ürün↗ bildirim yükümlülüğü↗ idari yaptırım↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2507 E. , 2025/1105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/853 Esas, 2024/46 Karar
vekili Avukat ...
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/239 E., 2020/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olduğu kozmetik ürünlerinin davalılar tarafından üretici olmayan diğer toptancılardan ithal edilerek internet üzerinden satışa sunulduğu, ürünlerin ithali için T.C. Sağlık Bakanlığına usulsüz bildirim yapıldığını, davalının sattığı mamullerin üreticiden formül bilgisi alınmadan, T.C. Sağlık Bakanlığı Zehir Danışma Merkezi'ne bildirim yapılmadan veya tamamen usulsüz bildirimler ile üretici dışındaki toptancılardan ithal edildiğini, ürünlerin mevzuata uygun şekilde etiketlenmediği, bu suretle müvekkilinin adının riske atıldığını, müvekkilinin ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması için ekonomik külfete girdiğini, davalıların müvekkili tarafından tanıtımı yapılan ürünleri paralel ithalat yöntemi ile ithal edip haksız kazanç elde ettiğini, bu suretle haksız rekabete neden olunduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, kaldırılmasına, 15.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın avans reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.12.2017 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 3.671,50 TL artırarak 18.671,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketlerin davaya konu mamulleri paralel ithalat yoluyla serbest ticaret hakkı ve ticari rekabet ilkeleri çerçevesinde yasal olarak ithal ettiğini, ürünlerin İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü denetiminden geçtiğini, bu denetim ve kontrol olmaksızın söz konusu ürünlerin Türkiye gümrüğünden sokulamayacağını, davacının ambalaj konusunda da gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu, paralel ithalat ile getirilen ürünlerin Kozmetik Yönetmeliğine uygun olarak açıklayıcı bilgiler içerdiğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesi gereği marka sahibi ile onun izni ile markalı malların piyasaya sunulmasından sonra markalı malı üreten veya ithal edenin markanın bu mallar ile ilgili kullanımını ve markalı malların üçüncü kişiler tarafından ithalini, satış ve dağıtımını engelleyemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak paralel ithalatın tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, tek satıcının Türkiye’de reklam, büyük masraf ve önemli emekler harcayarak pazar sağlaması ve markayı tanıtmasının da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine sebep oluşturmayacağı, hukuka uygun şekilde piyasaya sürülen markalı mallar üzerinde marka sahibinin hakkının tükendiği, hak sahibinin bu malların paralel ithalat yoluyla ülkeye sokulmasına engel olamayacağı, her ne kadar marka sahibinin orijinal mallar üzerindeki markanın başkalarınca değiştirilmesi ve kötüleştirilmesine karşı çıkma hakkı bulunmakta ise de, somut olayda olduğu gibi, davalı yanca orijinal malların ürünün dış görünümüne, imaj ve prestijine zarar verilmediği, kozmetik ürünlerin bildirimlerinin yapıldığı, ürünlerin orijinal olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, haksız rekabet veya markanın kötülenmesinden söz edilemeyeceği, davalının aldatıcı veya iyiniyet kurallarına aykırı davrandığı ve insan sağlığını tehdit ettiği hususlarının da ispatlanamadığı, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin iç piyasada tanıtılmasıyla ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı dermeyan edebileceği hususları üçüncü kişi konumundaki davalılara karşı ileri süremeyeceği, davalıların paralel ithalat yoluyla dava konusu markalı ürünleri yurt içinde ve daha ucuz fiyatla piyasaya sürmesinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacının ileri sürdüğü diğer sebeplerin ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ürünlerin davalılarca paralel ithalat yoluyla mevzuata uygun olarak ithal edildiği, davalıların mamulleri ithal edip satmak dışında bir eyleminin bulunmadığı, ürünlerin formüllerinin asıllarına uygun olmadığı yönünde delil sunulmadığı, ithalatı öncesinde Kozmetik Yönetmeliğine uygun bildirimlerin yapıldığı, ambalajlarında yer alması gereken açıklayıcı etiket ve formül terkiplerinin bulunduğu, davalıların aynı Yönetmelik gereği Zehir Danışma Merkezine yapılması gereken bildirimi yapmadıkları anlaşılmakta ise de, bu durumun idari yaptırımı gerektirdiği, haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği, davacının markaların tanıtımı için emek ve para sarf ettiği, davalıların ise bu masraflara katlanmadan ticari faaliyette bulundukları iddiasının ise davalılara yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının tek satıcısı olduğu ürünlerin davalı Korkmazer Ltd. Şti. tarafından ithal edilen, diğer davalı tarafından internet ortamında satışa sunulması suretiyle oluştuğu iddia edilen haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131765600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz