Haklı sebeple fesih davasını yalnız pay sahiplerinin açabilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2215 E. 2025/966 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Anonim şirketin haklı sebeple feshi davası yalnızca TTK 531/1'de aranan orandaki payların sahipleri tarafından açılabilir; dava tarihi itibarıyla pay sahibi olmayanın aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı yoktur ve dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d uyarınca dava şartı olup re'sen gözetilir; ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerektiğinden, dava tarihinde ortak olmayan davacı bakımından ortaklık sıfatının tespitine ilişkin başka bir davanın bekletici mesele yapılmasında yarar bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Anonim şirketin haklı sebeple feshi davasında aktif dava ehliyeti ve hukuki yarar → ret
İddia: Davacı, inançlı işlem gereği gizli ortak olması nedeniyle davalı şirketlerin yüzde elli hissedarı olduğunu ileri sürerek şirketlerin haklı nedenle feshini ve tasfiye payının kendisine ödenmesini istemiştir.
Gerekçe: Anonim şirketlerde haklı sebeple feshi düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 531/1 hükmü uyarınca fesih davası, haklı sebeplerin varlığında sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri tarafından şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılabilir; dolayısıyla bu dava ancak pay sahiplerince açılabilir. Dava tarihi itibarıyla pay sahibi olmayan davacının eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığından dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Ortaklık sıfatının tespitine ilişkin diğer davanın bekletici mesele yapılması istemi → ret
İddia: Davacı, ortaklığının tespitine ilişkin diğer davanın eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Haklı sebeple fesih ve çıkmaya izin davalarında yalnız pay sahipleri aktif dava ehliyetini haizdir ve ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerekir; taraf ve dava ehliyeti 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(d) hükmü uyarınca dava şartı olduğundan re'sen gözetilir. Dava tarihi itibarıyla şirket ortağı olmayan davacı bakımından haklı sebebin gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, ortaklık sıfatına ilişkin diğer davanın sonucunun beklenmesinde bir yarar yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Haklı sebeple fesih davasında pay sahipliğinin dava tarihinde mevcut olması gerektiği, aksi hâlde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği ve ortaklık sıfatının tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılamayacağı bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Anonim şirketin haklı sebeple feshi davasında aktif dava ehliyeti: davayı yalnız pay sahipleri açabilir ve pay sahipliği dava tarihinde mevcut olup dava sonuna kadar korunmalıdır., Taraf ve dava ehliyeti HMK 114/1-d uyarınca dava şartıdır ve re'sen gözetilir., Hukuki yarar: pay sahibi olmayan davacının fesih davası açmakta hukuki yararı yoktur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirketin haklı sebeple feshi↗ aktif dava ehliyeti↗ taraf ehliyeti↗ dava şartı↗ hukuki yarar↗ bekletici mesele↗ inançlı işlem↗ gizli ortaklık↗ tasfiye payı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2215 E. , 2025/966 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2024/268 Esas, 2024/277 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'ın enerji sektöründe uzun yıllar birlikte çalıştığını ve birçok proje şirketi kurduklarını, karşılıklı vekâletnameler ile şirketlerin müvekkili ya da davalı ... adına kurulduğunu, vekâletlerin bu iki taraf arasında ortaklık ilişkisi olduğunu teyid ettiğini, kurulan şirketlerin çoğunun sonrasında başka girişimcilere devredildiğini, ancak davalı şirketlerin satılmadığını, bu şirketlerin büyümesi üzerine davalı ...'ın, müvekkilinin kaydi ortaklığı bulunmamasını fırsat bilerek müvekkilini şirketlerin yönetim ve denetiminden uzaklaştırdığını, müvekkilinin 2018 yılı dahil 2019 yılından beri kâr payını alamadığını, müvekkili tarafından verilen vekâletnamelerin 27.01.2020 tarihli azilname ile sonlandırıldığını, bahsekonu vekâletnamelerin müvekkilinin sürekli sahada olması sebebi ile müvekkili adına işlerin takibi için verildiğini, müvekkilinin inançlı işlem gereği gizli ortak olması nedeniyle esasen davalı ...
ile birlikte davalı şirketlerin %50 hissedarı olduğunu, davalı şirketlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 531. maddesi uyarınca feshi sebeplerinin gerçekleştiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirketlerin %50 ortağı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kâr payı alacağının faizi ile tahsiline, davalı şirketlerin fesih ve tasfiyesine, tasfiye payının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; ...'ın pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davacı pay sahibi olmadığından fesih davası açamayacağını, davacının davalı şirketlerde ortaklığının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının inanç sözleşmesi nedeniyle davalı şirketlerde %50 oranında paydaş olduğunun tespiti yanında davalı şirketlerin haklı nedenle feshi ile ortaklık payının hesaplanarak kendisine ödenmesini talep ettiği, şirketlerin haklı nedenle feshi ile ortaklık payının hesaplanarak davacıya ödenmesine ilişkin eldeki davanın tefrik edildiği, anonim şirketlerde haklı sebeplerle feshin düzenlendiği 6102 sayılı TTK'nın 531/1 hükmünün "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler.
Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." düzenlemesini haiz olduğu, bu davanın ancak pay sahipleri tarafından açılabileceği, dava tarihi itibariyle davacı pay sahibi olmadığından eldeki dava yönünden aktif husumet ehliyetinin ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketin haklı sebeple feshi ve çıkmaya izin davalarında ancak pay sahiplerinin aktif dava ehliyetini haiz olduğu, ortaklık sıfatının dava sonuna kadar korunması gerektiği, taraf ve dava ehliyetinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-(d) hükmü uyarınca dava şartı olduğundan, re'sen gözetilmesi gerektiği, davacının şirketlerin ortağı olmadığı, davacı vekili tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi için dava açıldığı, diğer davanın eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dava tarihi itibariyle şirket ortağı olmayan davacı için haklı sebebin gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, diğer davanın sonucunun beklenmesinde bir yarar bulunmadığı, davacı şirket ortağı olmadığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketlerin haklı nedenle fesih ve tasfiyesi ile tasfiye payının hesaplanarak davacıya ödenmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine, 17.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131725900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz