6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Üst sınır ipoteğinde takip tutarının ipotek limitiyle sınırlı olması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2504 E. 2025/709 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte üst sınır ipoteğinin limiti kamu düzenine ilişkin olup icra müdürlüğünce re'sen gözetilir; limiti aşan tahsil istemi icra müdürlüğünce reddedilip infaz limitle yapılmış ve alacaklı bu karara karşı şikâyet yoluna başvurmamışsa takip tutarı limitle sınırlıdır. İpotek senedinde ödememe hâlinde faiz işletileceği kararlaştırılmışsa çeklerin ibrazında ödenmemesiyle borçlu temerrüde düşer, ayrıca ihtara gerek yoktur. Borçlunun hesaplanan borcu ipotek limitini aşıyorsa, sorumluluğu limitle sınırlı olsa da borçlu menfi tespit isteyemez.

Ele alınan sorunlar

Üst sınır ipoteğinde takip tutarının ipotek limitiyle sınırlı olması → kabul

İddia: Davacı, ipoteğin faizsiz ve 5.000.000,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen alacaklının bu miktarı aşan tutarda takip başlattığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibinde ipotek limitini aşan tutarda ödeme emri gönderilmiş ve borçlu itiraz etmeyerek takip kesinleşmiş olsa dahi, ipotek limitinin aşılması icra takip hukukunda kamu düzenine ilişkin olduğundan limit icra müdürlüğünce re'sen gözetilir. Limiti aşan tahsil istemi icra müdürlüğünce kabul edilmeyip dosyanın infazı ipotek limiti tutarıyla yapılmış ve alacaklı icra müdürünün bu kararına karşı şikâyet yoluna başvurmamışsa, takip tutarının ipotek limitiyle sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Takip aşamasında ipotekli taşınmazların kamulaştırılması hâlinde ipotek alacağı kamulaştırma bedeline dönüşür ve bedelden yapılacak ödeme de ipotek limiti gözetilerek gerçekleştirilir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Temerrüt ve işlemiş faiz — ipotek senedindeki kayıt karşısında ayrıca ihtara gerek bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı, takip öncesinde temerrüde düşürülmediğini, ihtarname bulunmadığı hâlde faiz işletildiğini, sözleşmede belirlenmiş bir ödeme günü olmadığını ve taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: İpotek senedinde borçların ödenmemesi hâlinde faiz işletileceği kararlaştırıldığından, çeklerin ibrazında ödenmemesiyle borçlunun temerrüde düştüğünün kabulü gerekir; alacaklı cari hesap alacağını değil çek alacaklarını istediğine göre ayrıca ihtar keşidesine gerek yoktur. Kambiyo takibine konu edilen ve karşılıksız çıkan çeklere ibraz tarihinden itibaren avans faizi işler. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Karşılıksız çeklerden doğan alacak ve çek tazminatı yönünden borçluluk → ret

İddia: Davacı, keşideci olarak kendisinden işlemiş faiz ve karşılıksız çek tazminatı istenemeyeceğini, çeklerin boş imzalı verildiğini ve takibe konulmayan çekler için tazminat talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ödenmeyen çeklerin yasal koşulları taşıyan alacaklı defterlerine kaydedildiği, bedellerinin ödenmediği ve icra takibine konu edildikleri tespit edilmiş; borçlu tarafından esasen asıl alacağa itiraz edilmediğinden alacağın karşılıksız çeklerden kaynaklandığının kabulü gerekir. Çek keşidecisi olan ve alışverişinde çek verdiği kabul edilen borçlunun, kendisinden işlemiş faiz ve çek tazminatı istenemeyeceği yolundaki iddiaları yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Hesaplanan borcun ipotek limitini aşması hâlinde menfi tespit istenememesi → ret

İddia: Alacaklı, ilk derece mahkemesince limit içinde kalan bir tutar yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesinin ve ıslah bulunmadığı hâlde kısmen kabul hükmü kurulmasının doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Borçlunun toplam borcu ipotek limitinin üzerinde hesaplandığına ve ipotek nedeniyle sorumluluğu limit tutarıyla sınırlı olup daha fazla borçlu olsa dahi bu miktar aşılamayacağına göre, borç limit tutarı içinde değerlendirilmelidir; ipotek limitini aşan tutarda borç hesaplandığından borçlu menfi tespit isteyemez. Limitin altında kalan bir tutar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve kabule göre de limitin üzerinde ıslah yapılmadığı kabul edilmesine rağmen ıslah edilmediği kabul edilen kısım için kısmen kabul hükmü kurulması doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Üst sınır ipoteğinde takip tutarının ipotek limitiyle sınırlı olması, limitin icra müdürlüğünce re'sen gözetilmesi ve limiti aşan borç hesaplandığında menfi tespit istenememesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
üst sınır ipoteği ipotek limiti ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip menfi tespit kamu düzeni temerrüt karşılıksız çek tazminatı avans faizi kamulaştırma bedeli ıslah şikâyet

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2504 E.  ,  2025/709 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/826 Esas, 2024/182 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/506 E., 2020/773 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayiliğe ilişkin 24.01.2002 tarihli özel statü bölge distribütörlüğü anlaşması ve ek protokollerin imzalandığını, sözleşme teminatı olarak dört adet taşınmaz üzerine 07.01.2008 tarihinde ipotek konulduğunu, davalının icra takibi yaptığı 11.03.2014 tarihine kadar alacağın tahsili için hiçbir işlem yapmadığını, müvekkilini temerrüde düşürmediğini, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1630 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 2.525.422,60 TL asıl alacak, 2.621.562,40 TL işlemiş faiz ve 285.417,78 TL karşılıksız çek bedeli olmak üzere 5.432.402,78 TL’lik takip başlattığını, ancak takipte ipoteğin paraya çevrilmesi istenen taşınmazlar üzerinde 2.400.000,00 TL ve 2.600.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipotek faizsiz olup 5.000.000,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen davalının bu miktarı aştığını, asıl alacağa itirazları olmadığını, ancak davalının takip öncesi müvekkilini temerrüte düşürmediği gibi çok fahiş miktarda faiz istediğini, sözleşmede belirlenmiş bir ödeme günü olmadığını, sözleşmenin sona ermediğini, ihtarname olmamasına rağmen 22.12.2008 tarihinden itibaren faiz işletildiğini, oysa 02.01.2004 tarihli ek protokol ile sözleşmenin 2011 yılına kadar uzatıldığını, aralarında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, işlemiş faiz olması halinde davalının vade farkı faturası düzenlemesi gerektiğini, şirket ortağı ...

adına kayıtlı olan taşınmazın da davalı adına tescil edildiğini, bu taşınmaz bedelinin mahsubunun gerektiğini, ayrıca karşılıksız kalan çek bedellerine ilişkin talebin de sözleşmeye aykırılık taşıdığını, çeklerin aynı borcun teminatı olduğunu, müvekkili tarafından boş imzalı şekilde düzenlenerek davalıya verilen çeklerin alınan akaryakıt tutarı kadar davalı tarafından doldurduğunu, davalının takibe koymadığı çekler için karşılıksız çek tazminatı istemesinin yasal olmadığını, anılan şekilde verilen çeklerden ödenmeyenlerinin alınarak yenisi ile değiştirildiğini ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 10. İcra Dairesinin 2014/1630 E. sayılı dosyasında asıl alacak dışında işlemiş faiz ve karşılıksız çek tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, daha sonra Mahkemenin istemi üzerine sunduğu dilekçesinde, davanın 5.000.000,00 TL toplam ipotek bedelinden dava konusu olmayan asıl alacak miktarı düşünce kalan 2.474.577,40 TL değerinde olduğunu beyan etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağa karşılık verilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine karşılıksız çıkan çeklerle ilgili 2009 yılında yapılmış çok sayıda icra takibi olduğunu, ancak davacının borcunu ödemediğini, davacının borcunu ödemediği gibi bir takipte kötü niyetli olarak İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gittiğini ve icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, ipotek senedinde borçların ödenmemesi halinde aylık %10 oranında faiz işletileceğinin açıkça yazıldığını, alacaklarının faturalardan kaynaklandığını ve davacının alacağın ne zaman ödeneceğini bilmesi gerektiğini, ödemek amacıyla çekler verilmiş olmasının alacağın muaccel olduğunu gösterdiğini, faturaların davacı defterlerinde de kayıtlı olduğunu, karşılıksız çıkmaları nedeniyle çek tazminatı alacağının doğduğunu, davacının asıl alacağa itiraz etmemesiyle açıkça borcunu ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, takibe konu 2.525.422,60 TL asıl alacakla ilgili çekişme olmadığı, takibe konu alacağın ödenmeyen çeklerden kaynaklandığı, işlemiş faiz için çeklerdeki ödeme tarihinden takip tarihine kadar ticari faizi ile 2.240.550,00 TL hesaplandığı, karşılıksız kalan çeklerden %10 oranda 252.542,26 TL çek tazminatı isteyebileceği, davalının toplamda 5.018.613,55 TL takipte alacak talebinde haklı olduğu, ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ipotekler üst sınır ipoteği olup 5.000.000,00 TL limitle sınırlı olduğundan takipte sadece bu miktarın talep edilebileceği, dava dilekçesindeki ilk talebin ipotek limitini aşan 432.402,78 TL'den sorumlu ve borçlu olmadıkları yönünde olduğu, ikmal edilen harç miktarı da gözetilerek 18.613,55 TL bedelden davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 10.

İcra Dairesinin 2014/1630 E. sayılı dosyasında işlemiş faiz ve çek tazminatı yönünden 18.613,55 TL'den borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında davalı vekilinin de itirazı ile asıl alacak tutarını aşan kısım üzerinden harcın tamamlanması için davacı vekiline kesin mehil verildiği, icra takibinde ipotek limitini aşan tutarda ödeme emri gönderilmiş ise de takip aşamasında her iki taşınmaz da kamulaştırıldığından ipotek alacağının kamulaştırma bedeline dönüştüğü, davadan önce 30.03.2015’de yapılan kapak hesabında "6.086.066,80 TL " dosya borcu hesap edilmesine rağmen 07.04.2015 tarihli icra müdürlüğü kararı ile "alacak 5.000.000,00 TL limitle sınırlıdır" denildiği, ipotek limitini aşan kısım için işlem yapılmadığı, ipotek limitinin icra müdürlüğünce resen inceleneceği, bu nedenle icra müdürü tarafından 08.05.2015 tarihli müzekkere ile kamulaştırma bedelinden ipotek limiti gözetilerek 5.000.000,00 TL istenip dosyaya getirtilerek alacaklıya ödendiği, davalı ipotek alacaklısı tarafından 5.000.000,00 TL'yi aşan tutarda talepte bulunulmuş, bu yolda ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edilmeyerek takip kesinleşmiş ise de;

ipotek limitinin aşılmasının icra takip hukukunda kamu düzenine ilişkin olduğu, bu miktarı aşan tahsilat yapılması isteminin icra müdürlüğünce kabul edilmeyerek dosyanın infazının da 5.000.000,00 TL ipotek limiti ile yapıldığı, alacaklı tarafından icra müdürünün bu kararına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takip tutarının 5.000.000,00 TL ile sınırlı olduğunun kabulünün gerektiği, davacı asıl alacağa yönelik dava açmadığından, eldeki davanın değerinin asıl alacak 2.525.422,60 TL’nin mahsubuyla 2.474.577,40 TL olduğu, davacı vekilinin de taleplerinin açıkça bu tutara ilişkin olduğunu beyan ettiği, yapılan hesaplamada 2.240.648,69 TL işlemiş faiz ve 252.542,26 TL çek tazminatı tahakkuk ettiğinin anlaşıldığı, davalı tarafça davacı aleyhinde başlattığı kambiyo takibi dosyaları bildirilmiş ise de bu dosyaların getirilmediği, ancak davalı vekili tarafından işlem yapılmadığından icranın geri bırakılma kararları verildiğinin bildirildiği, kambiyo takibine konu edilen karşılıksız çıkan çeklere ibraz tarihinden itibaren avans faizi işleyeceği, davacının çek keşidecisi olduğunun ve davacı tarafça alışverişinde çek verildiğinin kabulü nedeniyle davacının kendisinden işlemiş faiz ve çek tazminatı istenemeyeceği yolundaki iddialarının yerinde görülmediği, ödenmeyen çeklerin yasal koşulları taşıyan davalı defterlerine kaydedildiği, bedellerinin ödenmediğinin ve icra takibine konu edildiklerinin tespit edildiği, davacı tarafça esasen asıl alacağa itiraz edilmediğinden alacağın karşılıksız çeklerden kaynaklandığının kabulünün gerektiği, ipotek senedindeki kararlaştırma nedeniyle ibrazında ödenmemesi halinde davacının temerrüte düşeceğinin kabulü gerektiğinden davalı da cari hesabı değil çek alacaklarını istediğine göre davacıya ayrıca ihtar keşide edilmesine gerek bulunmadığı, 5.018.613,55 TL davacının borcunun bulunduğu, ipotek nedeniyle davacının sorumluluğu 5.000.000,00 TL olduğundan, daha fazla bir miktar borçlu olsa dahi ipotek nedeniyle bu miktar aşılamayacağından davacının borcunun 5.000.000,00 TL sınır içinde değerlendirilmesi gerekirken 18.613,55 TL yönünden kabulüne karar verilmesinin ve kabule göre de 5.000.000,00 TL'nin üzerinde ıslah yapılmadığı kabul edilmesine rağmen ıslah edilmediği kabul edilen kısım için davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, ipotek limitini aşan tutarda borç hesaplandığına göre davacının menfi tespit isteyemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1131095400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/826 E. 2024/182 K.

İpotek limitini aşan alacak nedeniyle menfi tespit davasının reddi

Gerekçe özeti

Üst sınır (limit) ipoteğinde, icra takip tutarı ipotek senedinde kararlaştırılan limitle sınırlıdır; bu sınırın aşılması icra takip hukukunda kamu düzenine ilişkin olduğundan icra müdürlüğünce resen gözetilir ve alacaklının buna karşı şikayet yoluna başvurmaması, sınırın aşılamayacağı sonucunu değiştirmez. Asıl alacağa itiraz edilmeyip borcun karşılıksız çıkan çeklerden kaynaklandığının kabul edildiği hallerde, ödeme aracı olarak verilen çeklerin ibraz tarihinden itibaren avans faizi işler ve alacaklı cari hesap değil doğrudan çek alacağını istediğinden borçluyu temerrüde düşürmek için ayrıca ihtar çekilmesine gerek yoktur. İtirazsız asıl alacak ile işlemiş faiz ve çek tazminatı toplamının ipotek limitini aşması halinde, borçlunun sorumluluğu her durumda ipotek limitiyle sınırlı kalacağından, limit dahilinde borçlu bulunan kişi hakkında menfi tespit davasının (ıslah yapılmadığı sürece) kısmen kabulüne karar verilemez; dava tümüyle reddedilmelidir.

Emsal değeri

Üst sınır ipoteğinde takip tutarının ipotek limitiyle sınırlı olduğu ve bu sınırın kamu düzenine ilişkin olarak icra müdürlüğünce resen gözetilmesi gerektiği; ayrıca borçlunun sorumluluğunun her koşulda ipotek limitiyle sınırlı kalacağı ve bu durumda ıslah yapılmadan kısmen kabul kararı verilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit davası ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip üst sınır ipoteği ipotek limiti kamu düzeni karşılıksız çek tazminatı avans faizi temerrüt ıslah kamulaştırma bedeli

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/826

KARAR NO 2024/182

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/11/2020

NUMARASI 2015/506 Esas - 2020/773 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/02/2024

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında bayiliğe ilişkin 24.1 2002 tarihli Özel Statü Bölge Distribütörlüğü Anlaşması ve ek Protokollerin olduğunu, davacının taahhüt ettiği malları davalı şirketten alıp sattığını ve bedelini ödediğini, sözleşme teminatı olarak dört adet taşınmaz üzerine 07.01.2008 tarihinde ipotek konduğunu, davalının icra takibi yaptığı 11.03.2014 tarihine kadar alacağın tahsili için hiçbir işlem yapmadığını, temerrüte düşürmediğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ... ... ada ... parsel için 2.400.000-TL, ... ... ada ... parsel 2.600.000- TL bedelli ipoteklere dayanarak takip yaptığını, tesis edilen ipoteğin faizsiz olup 5.000.000-TL ile sınırlı dolduğunu ancak davalının bu miktarı aştığını, asıl alacağa itirazları olmadığını, ancak davalının takip öncesi kendisini temerrüte düşürmediği gibi çok fahiş miktarda faiz istediğini, sözleşmede belirlenmiş bir ödeme günü olmadığını, sözleşmenin sona ermediğini, ihtarname olmamasına rağmen 22.12.2008 tarihinden itibaren faiz işletildiğini, oysa 02.01.2004 tarihli ek protokol ile sözleşmenin 2011 yılına kadar uzatıldığını,arada cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, işlemiş faiz olması halinde davalının vade farkı faturası düzenlemesi gerektiğini, şirket ortağı ...

adına kayıtlı olan taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, bunun taşınmaz bedelinden mahsubunun gerektiğini, ayrıca takipte karşılıksız kalan çek bedellerine ilişkin talepte bulunulduğunu, bunun sözleşmeye aykırı olduğunu, çeklerin bir kısmının imzalanarak davalıya verildiğini,davalının akaryakıt tutarı kadar doldurduğunu, davalının takibe koymadığı çekler için karşılıksız çek tazminatı istemesinin yasal olmadığını, ödenmeyen çeklerin alınarak yenisi ile değiştirildiğini, takibe konu ipotek miktarı 5.000.000-TL ise de 5.432.402,78 -TL alacak için takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında asıl alacak dışında işlemiş faiz ve karşılıksız çek tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, menfi tespit dava değerinin 2.621.562,40-TL işlemiş faiz ve 285.417,78-TL karşılıksız çek tazminatı olup toplamının 2.906.980,18-TL olduğunu, davacının 432.402,78-TL üzerinden harç yatırdığından eksik harcı tamamlaması gerektiğini, davacının takibe kadar temerrüte düşürülmediği iddiasının doğru olmadığını, karşılıksız çıkan çeklerle ilgili 2009 yılında yapılmış çok sayıda icra takibi olduğunu, ancak davacının borcunu ödeyemediğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında borcu ödeyeceğini bildirdiğinden iyi niyetli olarak işlem yapılmadığını, davacının borcunu ödemediği gibi kötüniyetli olarak İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna giderek takibin geri bırakılmasına karar verildiğini, ipotek senedinde borçların ödenmemesi halinde aylık %10 oranında faiz işletileceğinin açıkça yazılı olduğunu, davacının asıl alacağı kabul ettiğini bildirdiğini ancak ödeme günü olmadığını ileri sürdüğünü, alacaklarının faturalardan kaynaklandığını, alacağın ne zaman ödeneceğini bilmesi gerektiğini, ödemek amacıyla çekler verilmiş olmasının alacağın muaccel olduğunu gösterdiğini, faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, çeklerin takibe konmadığı iddiasının doğru olmadığını, çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle çek tazminatı alacağının doğduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, takibe konu 2.525.422,60-TL asıl alacakla ilgili çekişme olmadığı, takibe konu alacağın ödenmeyen çeklerden kaynaklandığı, işlemiş faiz için çeklerdeki ödeme tarihinden takip tarihine kadar ticari faizi ile 2.240.550-TL hesaplandığı, karşılıksız kalan çeklerden %10 oranda 252.542,26-TL çek tazminatı isteyebileceği, toplamda 5.018.613,55-TL takipte alacak talebinde haklı olduğu alacağının olduğu, davacının 432.402,78-TL den harç yatırdığı, ... ada ... parselin kamulaştırma bedelinden davalıya 5.000.000-TL ödendiği belirtilerek 2.474.577,40-TL harca esas değer bildirilerek eksik harcın tamamlandığı, davacının ipotek limiti dışında kalan 432.402,78 TL den miktardan sorumlu ve borçlu olmadığı iddiasının ikmal edilen harç miktarı gözetilerek, ıslah olmadığından davanın kısmen kabulüne, İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında işlemiş faiz ve çek tazminatı yönünden 18.613,55-TL'den borçlu olmadığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili; İİK 151.md uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip öncesi borçluya ihtar çekilerek hesabın kat edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, hesap kat edilmeden işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağını, sözleşmede ödeme süresinin belli olmadığını, sermaye şirketleri arasında vade farkı faturası düzenlenmeden faiz talep edilemeyeceğini, karşılıksız çek bedelinden sorumlu tutulamayacaklarını, çeklerin imzalanarak davalıya teslim edildiğini, üstünün alacak kadar doldurulduğunu, ödenmeyen çeklerin yenisi ile değiştirildiğini, takibe konan çeklerin faturalı alacağın teminatı olarak verildiğini, faturalı alacağın ipotekli taşınmazdan tahsil edildiğini, çekler üzerinden faiz hesabı yapılamayacağını, davalıya tek bir borç olduğunu, başka bir alacak var gibi tahsilde tekerrür denmeden yapılan takibin kötüniyetli olduğunu, borçlarının olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiş, katılma yolu ile borçlu olmadıkları 413.789-TL üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2- Davalı vekili; asıl alacağa yönelik talep olmamasına rağmen harcı yatırılmamış olan ipotek limitini aşan 18.613,55-TL için davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, harca esas değeri 432.402,78-TL olarak gösterdiğini, asıl alacağı kabul ettiğini, kalan kısmın değeri 2.906.980,18-TL olup, harcı tamamlarken 5.000.000-TL ödeme olduğu, fazla ödemenin 2.474.577,40-TL olduğunu ileri sürerek harcı bunun üzerinden tamamladığını, davacının 15.2.2017 tarihli celsedeki beyanı da değerlendirilerek 5.000.000- TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini, 18.613,55-TL üzerinden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, ipotek limitini aşan kısma yönelik davasının olmadığını,asıl alacak tartışmasız olduğundan asıl alacağın bir kısmı hakkında karar verilmesinin de doğru olmadığını,davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini bildirerek kararın kaldırılarak avukatlık ücretinin 2.474.577,40-TL üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte asıl alacağa itiraz olmadığı belirtilerek işlemiş faiz ve karşılıksız çek tazminatı nedeniyle İİK 72/3 maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir.Taraflar arasında 07.11.2008 tarihli iki adet ipotek senedi düzenlendiği, miktarlarının 2.600.000-TL ve 2.400.000-TL olduğu, İpotek senetlerinde "... ... Ltd. Şti.'nin ... AŞ'den almış olduğu ve alacağı petrol ürünlerinin, bedelleri, kredi, ariyeten almış olduğu teçhizat ve mevcut sözleşmelerdeki şartı cezailer ve bu alacakların faizleri dahil her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ilerde borçlanacağı.... borcun faturalarda bonolarda veya sair belgelerde gösterilen vadelerinde ödenmemesi halinde veya şirketin ilk yazılı talebi üzerine borç derhal muaccel olmak ve şirketimizin alacağı için herhangi bir ihtara lüzum kalmaksızın rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilmek ve borçludan aynı borç için kambiyo senetleri alınmış olması ,bu takibi hiçbir surette engellememek ....

borç için faturalarda, bonolarda veya sair belgelerde yazılı vadelerden itibaren ayda %10 temerrüt faizi yürütülmek... "şeklinde düzenlendiği görülmüştür.İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 2.525.422,60-TL asıl alacak, 2.621.552,40-TL işlemiş faiz, 285.417,78-TL karşılıksız çek tazminatı toplamı 5.532.402,78-TL'nin tahsili için icra takibi başlatılmıştır. ... ... ada ... parsel için 2.400.000-TL, ...- ... ada ... parsel 2.600.000-TL bedelli ipoteklerin paraya çevrilmesi talep edilmiştir.Davacı tarafından ipotek toplamının 5.000.000-TL olduğu bunun aşılamayacağı ileri sürülerek 432.402,78-TL harca esas değer gösterilmiş ise de yargılama sırasında davalı vekilinin de itirazı ile asıl alacak tutarını aşan kısım üzerinden harcın tamamlanması için davacı vekiline kesin mehil verilmiştir.

Ancak ;icra takibi ipotek limitini aşan tutarda ödeme emri gönderilmiş ise de takip aşamasında her iki taşınmaz kamulaştırılmıştır.Bu nedenle ipotek alacağı kamulaştırma bedeline dönüşmüştür.Açılan davadan hemen evvel icra takibinde kapak hesabı yapıldığı ancak "6.086.066,80-TL "kapak hesabı yapılmasına rağmen 07.04.2015 tarihli icra müdürlüğü kararı ile "alacak 5.000.000-TL limitle sınırlıdır" denilerek ipotek limitini aşan kısım için işlem yapılmamıştır.İpotek limitinin icra müdürlüğünce resen incelenmesi gerekir.Bu nedenle İcra Müdürü tarafından 08.05.2015 tarihli müzekkere ile kamulaştırma bedelinden ipotek limiti gözetilerek 5.000.000-TL istenerek dosyaya getirtilmiş ,bu miktar alacaklıya ödenmiştir.Buna göre davalı ipotek alacaklısı tarafından 5.000.000-TL'yi aşan tutarda talepte bulunulmuş, bu yolda ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edilmemiş, kesinleşmiş ise de;

ipotek limitinin aşılması icra takip hukukunda kamu düzenine ilişkin olup, bu miktarı aşan tahsilat yapılması istemi icra müdürlüğünce kabul edilmemiş,dosyanın infazı da 5.000.000-TL ipotek limiti ile yapılmıştır. Alacaklı tarafından icra müdürünün bu kararına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takip tutarının 5.000.000-TL ile sınırlı olduğunun kabulü gerekir.Davacı, davalıya 5.000.000-TL ödeme yapıldığı, ancak davacı tarafından asıl alacak olan 2.525.422,60-TL dışındaki ödemenin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Uyuşmazlık, ödenen kamulaştırma bedeli 5.000.000-TL olup davacı da davasının bu miktara ilişkin olarak görülmesini istediğine ve yukarıda anlatılanlara göre de esasen, 5.000.000-TL üzerindeki takip işlevsiz kaldığı anlaşıldığından davacının davasının 5.000.000-TL itirazsız asıl alacak 2.525.422,60-TL = 2.474.577,40-TL olduğunun kabulü gerekmektedir.Davacı vekili de açıkça bu tutara ilişkin olduğunu beyan etmiştir.Davacı tarafça asıl alacak kabul edilerek,davalının işlemiş faiz ve çek tazminatı talep edemeyeceğini ileri sürmektedir.

Mali müşavir bilirkişi tarafından alacağın bayiden ödeme aracı olarak alınan çeklere ilişkin olduğu belirtilerek çeklerin ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabının yapıldığı, davalının avans faizi talep ettiği gözetilerek yapılan hesaplamada 2.240.648,69-TL işlemiş faiz ve 252.542,26-TL çek tazminatı tahakkuk ettiği hesaplanmıştır.Davalı tarafça davacı aleyhinde başlattığı kambiyo takibi dosyaları bildirilmiş ise de bu dosyalar getirtilmemiş ancak davalı vekili tarafından işlem yapılmadığından icranın geri bırakılma kararları verildiği bildirilmiştir. Davalının kanuna uygun tutulan; kambiyo takibine konu edilen karşılıksız çıkan çeklerin ibraz tarihinden itibaren avans faizi işleyeceği, davacının da çek keşidecisi olduğunun anlaşılması, davacı tarafça alışverişinde çek verildiğinin kabulü nedeniyle davacının kendisinden işlemiş faiz ve çek tazminatı istenemeyeceği yolundaki iddiaları ve istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Ödenmeyen çeklerin yasal koşulları taşıyan davalı defterlerinde kayıtlı oldukları, bedellerinin ödenmediğinin ve icra takibine konu edildiklerinin tespit edildiği, davacı tarafça çeklerin alacak karşılığı verildiği, karşılıksız çıkması halinde değiştirildiğinin bildirildiği esasen asıl alacağa itiraz edilmediğinden alacağın karşılıksız çeklerden kaynaklandığının kabulü gerekmektedir. İpotek senedindeki kararlaştırma nedeniyle ibrazında ödenmemesi halinde davacının temerrüte düşeceğinin kabulü gerekir. Davalı cari hesabı değil çek alacaklarını istediğine göre davacıya ayrıca ihtar keşidesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece işlemiş faizin 2.240.648,69-TL çek tazminatının 252.542,26-TL olarak kabulünde isabetsizlik yoktur.

Asıl alacağa itiraz olmadığından davacının işlemiş faiz ve çek tazminatından 2.493.190,95-TL borcu olduğu anlaşılmaktadır. İtirazsız asıl alacak ile toplandığında 5.018.613,55-TL'ye ulaşılmaktadır. Davacının ipotek nedeniyle sorumluluğu 5.000.000-TL olduğu, daha fazla bir miktar borçlu olsa dahi ipotek nedeniyle bu miktarı aşamayacağı gözetildiğinde davacının borcunun 5.000.000-TL sınır içinde değerlendirilmesi gerekirken, nasıl ulaşıldığı belli olmayan 18.613,55-TL alacak nedeniyle davanın bu miktar yönünden kabulüne karar verilmesi, kabule göre de 5.000.000-TL'nin üzerinde ıslah yapılmadığı kabul edilmesine rağmen ıslah edilmediği kabul edilen kısım için davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Buna göre ipotek limitini aşan tutarda borç hesaplandığına göre davacının menfi tespit istemi yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf nedeni yerinde görülen davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2020 Tarih 2015/506 Esas - 2020/773 Karar sayılı kaarın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; Davanın reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 427,60-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 7.384,36-TL ve 34.875,24-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 42.259,60-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 41.832-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 50-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Davalı lehine takdir olunan 261.729-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,"Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 317,75‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 32,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.