6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2255 E. 2024/5191 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi şekil şartı takas mahsup defi kira kaybı geçerlilik şartı müspet zarar resmi şekil zararın ispatı tazmin talebi mahrum kalınan kâr geçersiz sözleşme yapılandırma protokolü takas-mahsup şekil şartı ticari avans faizi takas bloke kâr mahrumiyeti satış sözleşmesi şirket zararı ticari faiz ifa mahsup fesih kamu düzeni kâr kaybı protokol ihtar ticari defter esastan ret geçersizlik kusur cy/cy kaydı yükleten (shipper) avans faizi teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 237 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/840 E., 2019/52 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile arasında taşınmaz alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, sözleşmede 2.000.000,00 euro karşılığında davalıya ait taşınmazı almayı kabul ettiğini, 300.000,00 euronun ödendiğini kalan miktar bakımından kredi çekileceğinin kararlaştırıldığını, ancak kredinin çıkmaması üzerine davalının taşınmazını satmaktan vazgeçtiğini, ancak ödenen bedelden 150.000,00 euronun talep edilmesine rağmen ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile davalı taraftan alacaklı oldukları 150.000,00 euronun sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 17.12.2015 tarihinde dava konusu taşınmazın satışına ilişkin protokol akdedildiğini, şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle dayanak belge içerisindeki koşullarda geçersiz olacağından davacının iş bu davayı ikamesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 2015 Eylül ayında şifaen yapılan anlaşmaya göre bir ay içinde, 17.12.2015 tarihinde yapılan protokole göre ise 55 gün içinde gerçekleşmesi umulan satış işleminin satış bedelinin karşı tarafça bir türlü temin edilememesi sonucu yapılamadığını, karşı tarafa satıştan vazgeçilmediğinin, sekiz aydır hala ödeme yapılmadığının ihtar edildiğini, müvekkili şirketin sürekli oyalandığını, mevcut otel işletmesini açamadığını, satış işleminin davacının açık kusuru sebebiyle gerçekleştirilemediğini, davacının satın alacağını farz ettiği için işletmedeki kiracısını çıkardığını, başka alıcıların tekliflerini reddettiğini, ayrıca satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle paranın değer kaybetmesinden dolayı zararının bulunduğunu, 2016 yılı için rezervasyonları iptal ettiği için de zararının bulunduğunu belirterek; öncelikle reddine, aksi halde takas-mahsup talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci maddesi gereği taşınmaz satışına ilişkin sözleşmeler için resmi şekil şartı öngörüldüğü, sözleşmenin resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olup aksi takdirde sözleşmenin sonuç doğurmayacağı, geçersiz bir sözleşme için yapılan ihtar ve fesih bildirimlerinin de hüküm ifade etmediği, tarafların sözleşme gereği yapılan edimleri iade etmesi gerektiği, davalı tarafın takas mahsup defi değerlendirilmekle, davacı tarafça sözleşmede belirlenen şekilde satış bedelini temin edememekle, sözleşmenin sonuç doğurmamasında kusurlu taraf olduğu, davalı şirketin 27.12.2015 tarihli sözleşmeye güvenerek 2016 yılı rezervasyonlarını iptal ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, mahrum kalınan işletme gelirini karşı taraftan talep hakkı bulunduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilen 3.037,69TL muhtemel işletme net gelirinin davacıya iadesi gereken bedelden mahsubuna karar vermek gerektiği, işletme bünyesindeki dükkanların da taşınmazın devredileceğine duyulan güvenle tahliye edildiği, bu sebeple ilgili yerlerden elde edilecek kira gelirinin mahsubuna ilişkin talep yönünden ise kiralamaya ve tahliyeye ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, zararın ispat edilemediği, taşınmazın satışından elde edilecek paranın zamanında ödenmemesi sebebiyle faiz kaybı zararının geçerli bir sözleşmenin ifa edilmemesi sebebiyle doğabilecek müspet zarar mahiyetinde olduğu, ancak taraflar arasında geçerli sözleşmenin bulunmadığı, davacının da bedeli ödeme borcunun bulunmadığı, davacının sözleşmenin ifa edilememesinden doğan ve doğacak zararın hesaplanarak tazmini talebi de aynı gerekçe ile kabul edilmediği, mahsubuna karar verilen 3.037,69 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2016 tarihindeki euro kuruna göre karşılığı olan 920,52 euronun mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 149.079,48 euronun 15.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında dört katlı betonarme bina ve üç katlı pansiyonu olan arsanın satışına ilişkin dosyada mübrez protokol akdedildiğini, protokol uyarınca davacı tarafın, satış bedelini 55 gün içerisinde banka kredisi kullanılarak ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafın hiçbir zaman kararlaştırılan satış bedelinin tamamını temin ve teslim edemediğini, mahkemece sözleşmenin ifa edilememesinde kusurlu tarafın davacı olarak tespit edildiğini, bu sebeple müvekkil şirketin sözleşmenin ifa edilememesi nedeniyle uğramış olduğu zararlarını kusurlu olan davacıdan talep ettiğini, bu anlaşmaya istinaden bloklarda mevcut kiracıların müvekkil şirket tarafından tahliye edildiğini, blokların kiralanması hususunda talepte bulunanların geri çevrildiğini, protokole uygun davranılmaması nedeniyle müvekkil şirketin bu kira gelirlerinden mahrum kaldığını, mevcut kiracıların tahliye edilerek, başkaca kiracı kabul edilmeyerek karşı tarafa kiralanacağı inancıyla hareket eden müvekkil şirketin 67.000,00 euro kira kaybı bulunduğunu, müvekkil şirketin zararının yalnızca 3.037,69 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2016 tarihindeki kura göre karşılığı olan 920,52 euro olarak belirlendiğini ve davacı tarafın alacağından mahsubuna karar verildiğini, bir otel işletmesinin koskoca bir yıl boyunca elde edebileceği kâr miktarının 3.037,69 TL olacağını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, geçersiz sözleşme gereği tarafların verdiklerini talep edebileceğine, iade edilmesi gereken bedel hakkında ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava taşınmaz satışından kaynaklı ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücû tazminatı | İtirazın iptali | İnkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5316 E. 2010/11342 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3755 E. 2013/6587 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2255 E.  ,  2024/5191 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1700 Esas, 2023/19 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2016/840 E., 2019/52 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile arasında taşınmaz alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, sözleşmede 2.000.000,00 euro karşılığında davalıya ait taşınmazı almayı kabul ettiğini, 300.000,00 euronun ödendiğini kalan miktar bakımından kredi çekileceğinin kararlaştırıldığını, ancak kredinin çıkmaması üzerine davalının taşınmazını satmaktan vazgeçtiğini, ancak ödenen bedelden 150.000,00 euronun talep edilmesine rağmen ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile davalı taraftan alacaklı oldukları 150.000,00 euronun sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 17.12.2015 tarihinde dava konusu taşınmazın satışına ilişkin protokol akdedildiğini, şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle dayanak belge içerisindeki koşullarda geçersiz olacağından davacının iş bu davayı ikamesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 2015 Eylül ayında şifaen yapılan anlaşmaya göre bir ay içinde, 17.12.2015 tarihinde yapılan protokole göre ise 55 gün içinde gerçekleşmesi umulan satış işleminin satış bedelinin karşı tarafça bir türlü temin edilememesi sonucu yapılamadığını, karşı tarafa satıştan vazgeçilmediğinin, sekiz aydır hala ödeme yapılmadığının ihtar edildiğini, müvekkili şirketin sürekli oyalandığını, mevcut otel işletmesini açamadığını, satış işleminin davacının açık kusuru sebebiyle gerçekleştirilemediğini, davacının satın alacağını farz ettiği için işletmedeki kiracısını çıkardığını, başka alıcıların tekliflerini reddettiğini, ayrıca satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle paranın değer kaybetmesinden dolayı zararının bulunduğunu, 2016 yılı için rezervasyonları iptal ettiği için de zararının bulunduğunu belirterek;

öncelikle reddine, aksi halde takas-mahsup talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci maddesi gereği taşınmaz satışına ilişkin sözleşmeler için resmi şekil şartı öngörüldüğü, sözleşmenin resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olup aksi takdirde sözleşmenin sonuç doğurmayacağı, geçersiz bir sözleşme için yapılan ihtar ve fesih bildirimlerinin de hüküm ifade etmediği, tarafların sözleşme gereği yapılan edimleri iade etmesi gerektiği, davalı tarafın takas mahsup defi değerlendirilmekle, davacı tarafça sözleşmede belirlenen şekilde satış bedelini temin edememekle, sözleşmenin sonuç doğurmamasında kusurlu taraf olduğu, davalı şirketin 27.12.2015 tarihli sözleşmeye güvenerek 2016 yılı rezervasyonlarını iptal ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, mahrum kalınan işletme gelirini karşı taraftan talep hakkı bulunduğu, bilirkişi raporu ile tespit edilen 3.037,69TL muhtemel işletme net gelirinin davacıya iadesi gereken bedelden mahsubuna karar vermek gerektiği, işletme bünyesindeki dükkanların da taşınmazın devredileceğine duyulan güvenle tahliye edildiği, bu sebeple ilgili yerlerden elde edilecek kira gelirinin mahsubuna ilişkin talep yönünden ise kiralamaya ve tahliyeye ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, zararın ispat edilemediği, taşınmazın satışından elde edilecek paranın zamanında ödenmemesi sebebiyle faiz kaybı zararının geçerli bir sözleşmenin ifa edilmemesi sebebiyle doğabilecek müspet zarar mahiyetinde olduğu, ancak taraflar arasında geçerli sözleşmenin bulunmadığı, davacının da bedeli ödeme borcunun bulunmadığı, davacının sözleşmenin ifa edilememesinden doğan ve doğacak zararın hesaplanarak tazmini talebi de aynı gerekçe ile kabul edilmediği, mahsubuna karar verilen 3.037,69 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2016 tarihindeki euro kuruna göre karşılığı olan 920,52 euronun mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 149.079,48 euronun 15.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında dört katlı betonarme bina ve üç katlı pansiyonu olan arsanın satışına ilişkin dosyada mübrez protokol akdedildiğini, protokol uyarınca davacı tarafın, satış bedelini 55 gün içerisinde banka kredisi kullanılarak ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafın hiçbir zaman kararlaştırılan satış bedelinin tamamını temin ve teslim edemediğini, mahkemece sözleşmenin ifa edilememesinde kusurlu tarafın davacı olarak tespit edildiğini, bu sebeple müvekkil şirketin sözleşmenin ifa edilememesi nedeniyle uğramış olduğu zararlarını kusurlu olan davacıdan talep ettiğini, bu anlaşmaya istinaden bloklarda mevcut kiracıların müvekkil şirket tarafından tahliye edildiğini, blokların kiralanması hususunda talepte bulunanların geri çevrildiğini, protokole uygun davranılmaması nedeniyle müvekkil şirketin bu kira gelirlerinden mahrum kaldığını, mevcut kiracıların tahliye edilerek, başkaca kiracı kabul edilmeyerek karşı tarafa kiralanacağı inancıyla hareket eden müvekkil şirketin 67.000,00 euro kira kaybı bulunduğunu, müvekkil şirketin zararının yalnızca 3.037,69 TL'nin dava tarihi olan 15.08.2016 tarihindeki kura göre karşılığı olan 920,52 euro olarak belirlendiğini ve davacı tarafın alacağından mahsubuna karar verildiğini, bir otel işletmesinin koskoca bir yıl boyunca elde edebileceği kâr miktarının 3.037,69 TL olacağını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, geçersiz sözleşme gereği tarafların verdiklerini talep edebileceğine, iade edilmesi gereken bedel hakkında ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava taşınmaz satışından kaynaklı ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130442900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.