Tasarrufun iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecek hususun ayrıca tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2393 E. 2024/5188 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir kimsenin, aleyhine açılmış ve derdest olan tasarrufun iptali davasında savunma olarak ileri sürebileceği iddiaları ayrı bir tespit davasına konu etmesinde hukuki yarar yoktur; tasarrufun iptali davasında davalı savunmaları da inceleneceğinden dava, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan reddedilir. Ayrıca dava ön inceleme duruşması tamamlanmadan sonuçlandırılmışsa karşı taraf lehine tarifedeki ücretin yarısına hükmolunur.
Ele alınan sorunlar
Derdest tasarrufun iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecek hususların ayrıca tespiti davasında hukuki yarar → ret
İddia: Davacı, dava konusu işlemlerin meşruluğunun, hukuki yararının ve kimseye zarar vermediğinin ancak esasa girilip delil toplanmasıyla tespit edilebileceğini, tahkikat aşamasına geçilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının, aleyhine açılan tasarrufun iptali davasındaki cevap dilekçesinde karşı dava olarak ileri sürdüğü iddialar tefrik edilerek eldeki davada görülmüştür. Tasarrufun iptali davasında davacı iddiaları yanında davalı savunmaları da inceleneceğinden, aynı iddiaların ayrıca karşı dava/tespit davası konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır; davanın bu sebeple reddine ilişkin karar isabetlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Ön inceleme duruşması tamamlanmadan verilen kararda karşı taraf lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin oranı → kabul
İddia: Davacı, tahkikat aşamasına geçilmemiş olması sebebiyle davalı lehine tarifede belirtilen miktarın yarısı oranında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Karşı davaya ilişkin karar ön inceleme duruşması tamamlanmadan verilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesi uyarınca bu hâlde ücrete 1/2 oranında hükmedilmesi gerekirken tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Derdest tasarrufun iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecek hususların ayrıca tespiti isteminde hukuki yarar bulunmadığı yönündeki holding, tespit davalarında dava şartı denetimi bakımından emsal değeri taşır; karar Yargıtay'ca onanmakla bu yaklaşım teyit edilmiştir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Hukuki yarar: tespit davası açılabilmesi için davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel, meşru ve hukuki bir yararın bulunması şarttır; aynı iddialar derdest bir davada savunma olarak ileri sürülebiliyorsa bu yarar yoktur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tespit davası↗ hukuki yarar↗ dava şartı↗ tasarrufun iptali davası↗ muvazaa↗ vekâlet ücreti↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2393 E. , 2024/5188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/395 Esas, 2023/367 Karar
HÜKÜM
Davanın hukuki yarar yokluğundan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/742 E., 2022/806 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tasfiye Halinde...Tic. Ltd. Şti. ve ortakları ... Perk ve ... Perk sahibi oldukları taşınmazda Gümrük Bakanlığı'na bağlı antrepoculuk faaliyetinde bulunduklarını, daha evvel kiracıları antrepoculuk izni olduğu için fiili yerlerine izin verildiğini, ancak antrepo işletmeciliği yapacak şirketin geçmişinin en az 2 yıllık olması ve ödenmiş sermayesinin yüksek olması şartı arandığını, bunun üzerine eski faaliyette bulunulan bir şirket devralınarak 500 TL'lik sermayesi mevzuata uydurularak artmış gösterildiğini, bu sermaye artışlarının mevzuat değiştikçe artırılmaya devam edildiğini, esasen gümrüklü depolama hizmeti veren müvvekkil davalı ... Ltd. Şti.'nin gözüken işletme sermayesine ticari olarak ihtiyacı olmadığını, muhasebe kayıtlarından ve bilirkişi incelemesinden de anlaşılacağı üzere mevzuaten zorunlu olan ve zamanla arttırılan şirket sermayesinin hiçbir zaman ticari faaliyette kullanılmadığını, işletmeye sokulmadığı hatta gelir getirmesi için bankaya da yatırılmadığını, şirketin ödenen sermayesinin kasada gösterildiğini, gerçekte kasada para bulunmadığını, bu konuda dosyada mübrez özel mali rapordan da belli olduğunu ileri sürerek sermaye hareketinin ve kasada para bulunmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı işlemlerin muvazaalı olduğunu ve bu muvazaalı işlemin mahkemece tespitini talep ettiğini, şirketin kasasından alınan nakit paranın inkar edildiğini, bu işlemlerin devletin yetkili makamlarının yanıltılması amacı ile kendileri tarafından muvazaalı olarak yapıldığını beyan ettiklerini, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kendi oluşturdukları hukuksuzluktan kendi lehlerine hak elde etmek istediklerini, bu hususta objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından müvekkili olduğu şirkete sermaye artışı ile gelmiş gibi gözüken nakit paranın esasen şirkete sokulmadığı, yani sermaye giriş ve çıkış işleminin yapılmadığı ve şirket kasasında para bulunmadığı iddia edilerek sermaye hareketi ile kasada para bulunmadığının tespitinin talep edildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106 ncı maddesi uyarınca tespit davası açılabilmesi için davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel, meşru ve hukuki bir yararın bulunması şart olup davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen hususların aleyhine açılan tasarrufun iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilmesinin mümkün olması ve davacı tarafından muvazaalı olarak gerçekleştirildiği iddia edilen işlemlerin tespitinin talep edilmiş olması karşısında davacının huzurda görülen davayı açmakta, meşru ve hukuki bir yararının olmadığı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketçe açılan huzurdaki tespit davasının amacının dava dilekçesinde detaylıca bahsedilen dava konusu işlemlerin meşru işlemler olduğu, bir başkasına zarar verilmediği ve müvekkil şirketin davayı açmakta hukuki yararı olduğunu ispat ettiğini, dava konusu işlemlerin de meşruluğu, hukuki yararı ve kimseye zarar vermediğinin de tespiti ancak dosyanın esasına girilmesiyle, delillerin toplanmasıyla mümkün olabileceğini, dolayısıyla davanın esasına girilmeden, herhangi bir delil toplanmadan verilen kararın kaldırılması gerektiğini, henüz ilk celse yapılmadan, tahkikat aşamasına geçilmeden karar verildiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 6 ncı maddesinde "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle;
ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur." ifadeleri yer aldığını, davalı lehine verilecek olan vekalet ücretinin, tahkikat aşamasına geçilmemiş olması sebebiyle tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirtilen miktarın yarısı olan 2.550,00 TL olması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tasarrufun iptali davasındaki cevap dilekçesinde karşı dava olarak ileri sürdüğü iddiaların tefrik edilerek işbu davada görüldüğü, tasarrufun iptali davasında davacı iddiaları yanında davalı savunmaları da inceleneceğinden davacının ayrıca karşı dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın bu sebeble reddine ilişkin karar da isabetsizlik bulunmadığı, karşı davaya ilişkin kararın ön inceleme duruşması tamamlanmadan verildiği, AAÜT nin 7 nci maddesi uyarınca 1/2 oranda hükmedilmesi gerektiği halde tam vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davalı lehine 1/2 oranında hesaplanan 2.550,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin kayıtlarda belirtilen miktarda sermayesinin bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130441200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz