6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktar için temyiz dilekçesi reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1188 E. 2025/1610 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez; temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir. Yabancı para alacaklarında kesinlik sınırı karşılaştırması, alacağın dava tarihindeki Türk lirası karşılığı üzerinden yapılır.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen yabancı para alacağının dava tarihindeki karşılığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, yabancı para alacaklarında kesinlik sınırının alacağın dava tarihindeki Türk lirası karşılığına göre belirlenerek temyiz dilekçesinin miktardan reddedileceğini göstermesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı miktardan ret temyiz edilebilirlik yabancı para alacağı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2025/1188 E.  ,  2025/1610 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/498 Esas, 2024/1955 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/979 E., 2021/977 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 48.000 SAR'ın (Suudi Arabistan Riyali) dava tarihinde ki değeri 73.440,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kalmaktadır.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130336400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/498 E. 2024/1955 K.

Yabancı mahkeme kararının davalının gıyabında verilmesi nedeniyle tenfiz talebinin reddi

Gerekçe özeti

Yabancı mahkeme kararının tenfizinde, tenfiz hakimi kararın esasını inceleyip hukuka uygunluğunu denetleyemez; ancak MÖHUK 54/ç uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılıp çağrılmadığı ve yokluğunda/gıyabında hüküm verilip verilmediği denetlenir. Tebliğ evrakında tebligatın kime, hangi adrese ve ne zaman yapıldığına ilişkin kayıt bulunmaması ve davalının yargılama tarihinden önce ülke değiştirdiğinin tespit edilmesi halinde, davalının usulüne uygun çağrılmadığı ve savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilerek ilamın infazının kamu düzenine aykırı olacağı sonucuna varılır ve tenfiz talebi reddedilir.

Emsal değeri

Tenfiz davasında yabancı mahkeme ilamının infazına engel olarak MÖHUK 54/ç maddesindeki 'usulüne uygun çağrılmama/gıyapta hüküm verilme' koşulunun, tebliğ evrakında adres ve tebliğ tarihi/kişisi bilgisi bulunmaması ile davalının yargılama öncesi ikametini değiştirmiş olması gibi somut olgularla nasıl değerlendirileceğine dair emsal niteliğinde bir uygulama içermektedir.

Kavramlar: tenfiz MÖHUK 54 kamu düzenine aykırılık savunma hakkının kısıtlanması gıyapta karar usulüne uygun tebligat/çağrı karşılıklılık ilkesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/498

KARAR NO 2024/1955

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/11/2021

NUMARASI 2020/979 Esas - 2021/977 Karar

DAVA

Tenfiz

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacı ile davalının Türkiye’de ticari bir şirket kurulması üzerine anlaştıklarını, bu sebeple şirketin sermayesi için davacı ile davalı arasında makbuz senedi tanzim edildiğini, bu senede göre davalının kurulacak olan şirket için müvekkilinden 48.000 Suudi Riyalini aldığını ikrarla şirket masrafları düşüldükten sonra geri kalan parayı iade edeceğini taahhüt ettiğini, davacı tarafından banka aracılığı ile çek karşılığında davalıya 48.000 Suudi Riyali ödendiğini, ancak davalının şirketi kurmadığı gibi aldığı parayı da iade etmediğini, bu sebeple davacı tarafından davalı aleyhine Suudi Arabistan Krallığı Riyad 32. Hukuk Mahkemesinde 20/09/2018 tarihinde alacak davası açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın 10/10/2018 tarihinde kesinleştiğini, kararın icrası için tenfizinin gerektiğini belirterek, söz konusu mahkeme kararının tenfizini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, kararın Türkiye'de kurulacak şirketin kuruluşuna ilişkin para iadesine ilişkin olması nedeniyle Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, ancak mahkemece bu yönde bir uygulama yapılmadığından kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, müvekkili Suriye vatandaşı olup uzun süredir Türkiye'de ikamet ettiğini ve Suudi Arabistan'da ikametgahı bulunmadığını, müvekkilinin savunma hakkından mahrum bırakıldığını, müvekkiline usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin gıyabında verilen yabancı mahkeme kararı MÖHUK'un 54/1-ç bendine aykırı olup tenfizinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; 5 Ekim 1961 tarihli Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına İlişkin Lahey Sözleşmesi'ne kararın verildiği Suudi Arabistan'ın taraf olmadığı, bu sebeple yabancı mahkeme ilamına apostil şerhi eklenmesinin mümkün olmadığı, Suudi Arabistan makamlarınca hazırlanan resmi belgelerin Türkiye'de bu vasfı taşımasının, Suudi Arabistan yetkili makamı veya Türk Konsolosluk makamı tarafından onaylanmasına bağlı olduğu, eldeki davada yabancı mahkeme ilamının onaylı aslı ve kesinleşmiş ve onaylı Türkçe çevirisinin dosyaya ibraz edildiği, MÖHUK'un 54/c maddesi uyarınca,kararın kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gerektiği, davalı tarafça, yabancı mahkemece kendisine bildirim yapılmadığından savunma hakkının kısıtlandığının ileri sürüldüğü, tenfizi istenen ilamda davalıya tebligat yapıldığının belirtildiği, davacıya verilen kesin süre içerisinde tebliğ evrakı olduğu belirtilen bir belge sunulmuş ise de, bu belge içeriğinden davalıya tebligat yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihte yapıldığı hususunun tespit edilemediği,Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 08.02.2021 tarihli yazısında, Suudi Arabistan'la Ülkemiz arasında mahkeme kararlarının tenfizini mümkün kılan bir anlaşma olmadığı, Suudi Arabistan'da yabancı kararların uygulanmasının varsa ikili veya çok taraflı adlî yardımlaşma anlaşması esaslarına göre, herhangi bir anlaşma olmaması durumunda ise karşılıklılık ilkesine göre yapılmakta olduğunun belirtildiği,Suudi Arabistan'ın, l954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi ile l965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesine taraf olmadığı, dolayısıyla bu ülkeyle tebligatların uluslararası adli yardımlaşma kuralları çerçevesinde yerine getirildiği, davalı taraf Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup, Uyap sistem kayıtlarından 21.02.2018 tarihinde İstanbul İli Esenyurt ilçesine taşındığının anlaşıldığı, bu kapsamda Suudi Arabistan Krallığı Adalet Bakanlığı Riyad 32.

Hukuk Mahkemesi nezdinde yürütülen yargılamanın 20.09.2018 tarihinde yapıldığı, davalının yargılama tarihinde ülkemizde ikamet ettiği, davacı tarafça sunulan belgede davalının adresi, ne zaman ve kime tebliğ edildiğine ilişkin bilgi bulunmadığı, bu deliller ışığında yabancı mahkemece davalı tarafa usule uygun tebligat yapılmadığının kabul edildiği, davalının savunma olanağından yararlanamadığı savunma hakkının ihlal edildiği, bu hususun Türk hukukunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve kararın infazının kamu düzenine aykırı olacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; mahkemece, tenfize konu kararı veren yabancı mahkeme tarafından davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu veya hiç yapılmadığı kanaatiyle devletlerin egemenlik ilkesine aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, sundukları mahkeme ilamından ve tercüme edilmiş evraklardan, davalıya tebligat yapıldığı ve tebligata rağmen davalının davaya iştirak etmediğinin anlaşıldığını, tenfizini talep ettikleri ilamın duruşma zaptında, usulüne uygun tebligata rağmen davalının iştirak etmediği ve kendini vekille temsil ettirmediğinin belirtildiğini, bu durumda savunma hakkının kısıtlandığı iddiasının davalı tarafından Suudi Arabistan mahkemesinde ileri sürülmesi gerektiğini, Suudi Arabistan Krallığı hukukunda , tebliğ edilecek şahsın devlet sistemine bildirdiği resmi adresini, adres değişikliğine rağmen devlete bildirmemesi durumunda tebligatın mahalle muhtarına tebliği imkanı bulunduğunu, tebliğ edilecek şahsın ikamet adresinde olmaması halinde, aynı konutta yaşayan yakınlarına tebliğ imkanı bulunduğunu, dolayısıyla davalının savunma hakkının kısıtlandığına yönelik itirazlarının yerinde olmadığını, bu durumun kararın doğruluğunun incelenmesi mahiyetinde olup bunun mümkün olmadığını, savunma hakkının ihlali, tebligatın hukuka uygun olmayışı hallerinin, davalı tarafa hiçbir surette tebligat yapılamadığının ispat edilmesi halinde kabul edilebileceğini, ancak yabancı mahkeme kararında tebligatın usulüne uygun olduğunun yazılı olduğunu, davalının Türkiye'ye taşındığını bildirmemesi nedeniyle, Suudi Arabistan'daki adresine yapılan tebligatın geçerli olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesine göre yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilebilmesi için; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması koşullarının varlığı gerekmektedir.

Buna karşılık, MÖHUK’da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hakimince yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 08.02.2021 tarihli cevabi yazısından; tenfize konu ilamın verildiği Suudi Arabistan yasalarına göre yabancı mahkeme kararlarının uygulanması için söz konusu ülke ile mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin bir anlaşmanın akdedilmiş olması gerektiği, bu durumda yabancı ülke mahkemelerince verilen adli kararların Suudi Arabistan'da tenfiz edilebildiği, mahkeme kararının verildiği ülke ile Suudi Arabistan arasında böyle bir anlaşmanın bulunmaması halinde ise bu konuda Suudi Arabistan özel mahkemesinin yabancı mahkeme kararının şeriat hukukuna uygun olup olmadığını tespit ettiği, uygun görüş bildirirse ilgili kararın tenfiz edilebildiği, yine anlaşmanın bulunmadığı hallerde yabancı mahkeme kararlarının Suudi Arabistan'da uygulanmasının karşılıklılık esaslarına göre yapılmakta olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı vekilince; Suriye vatandaşı olan davalının uzun süredir Türkiye'de ikamet ettiği ve Suudi Arabistan'da ikametgahının bulunmadığı, mahkemece müvekkiline usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığı ileri sürülerek müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmüştür. MÖHUK’un 54.(ç) maddesi uyarınca, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmesi tenfiz engeli olarak belirtilmiştir. Somut olayda tenfizi talep edilen Suudi Arabistan Krallığı Riyad 32. Hukuk Mahkemesinin 20.09.2018 tarihli ilam içeriğinden, davalı veya vekilinin hazır bulunmaması nedeniyle yargılamanın davalının gıyabında yapılarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince ise Uyap kayıtlarına göre davalının 21.02.2018 tarihinde İstanbul Esenyurt ilçesine taşındığı tespit edilmiş olup, davalı tarafça sunulan ikamet izni de 17.01.2018 tarihini taşımaktadır. Mahkemece verilen süre doğrultusunda davacı tarafça tebliğ evrakı olarak sunulan belgede ise, işlem açıklaması çağrı olarak belirtilmiş olup davacı ve davalının adı ile duruşma gün ve saatinin yazılı olduğu, ancak belgede davalının adresinin, ne zaman ve kime tebligat yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle,yabancı mahkemece davalının usulüne uygun bir şekilde çağrılmadığı ve yokluğunda karar verildiği, buna bağlı olarak savunma hakkının kısıtlandığı sonucuna varılmış olmakla, ilamın tenfizi koşulları oluşmamıştır.Davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL peşin istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.