Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2940 E. 2024/8911 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ ibra↗ davanın açılmamış sayılması↗ şirket zararı↗ açılmamış sayılma↗ tmsf↗ ticaret sicili↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ avans faizi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davalar yönünden; davalılardan ..., ..., ...'un davalı şirkette aynı zamanda hissedar olarak bulundukları, bu nedenle apel borçlarından hissedar sıfatıyla da sorumlu oldukları, aynı zamanda bu şahısların yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğu, yani bu şahıslar yönünden hem hissedar sıfatıyla apel borçlarından sorumluluğunun esas olduğu, hem de yönetim ve denetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, bunlar dışında kalan ... ve ... ile ...'ın yönetim ve denetim kurulu üyeliği sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, davacı şirketin 16.10.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, sermaye arttırım kararı ile 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımı yapıldığı, arttırılan sermayenin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde kalanın ise 20.09.2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımında 125.000,00 TL'nin ödendiği, şirketin ödenmemiş sermaye hesabında 31.12.2004 tarihi itibarıyla 150.000,00 TL'lik ödenmemiş sermaye borcunun gözüktüğü, ödenmiş gözüken 350.000,00 TL'lik sermaye borcunun ise 100 kasa hesabı ile kapatıldığı, gerek hissedarlar tarafından gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri tarafından kasa hesabı ile kapatılan ödenmemiş sermaye kısımlarına ilişkin herhangi bir makbuz ya da belge ibraz edilemediği, ödenmemiş sermaye toplamının Mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre de 375.000,00 TL olduğu, bunun 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihine kadar ödenmesi gereken, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken kısım olduğu, daha doğrusu bu tarihlerde fiktif şekilde bu kısımlar ödenmiş olarak gösterildiği ayrıca 150.000,00 TL'nin de 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiş sermaye bulunduğu, toplam ödenmeyen ya da fiktif olarak ödenen toplam sermaye miktarının 375.000,00 TL olduğu, davalılar 2000-2001-2002 ve 2003 yıllarına ait genel kurullarda ibra edildiklerini ileri sürmüşler ise de açık ibra bulunmadığı, davalıların bir kısmının 1999 yılından davacı şirkete el konulan 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, bir kısmının ise (... 20.06.2003-13.02.2004, ... 20.09.2001-14.02.2004 gibi) yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002-24.07.2003-20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs. gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.000,00 TL'nin, 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 ve 150.000,00 TL'sinin 20.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine, haklarında sorumluluk tespit edilemeyen davalılar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 07.02.2024 tarihli, 2022/6742 E., 2024/815 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemesine rağmen fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili için açılmış sorumluluk davasıdır. Uyuşmazlık ise davacı şirketin zararının bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 6762 sayılı Kanun'un 306, 309, 336, 337 ve 338 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin ve davalı ...'nın tüm, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin ve davalı ...'nın tüm, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3. Mahkemece verilen karar, ilamda yazılı gerekçelerle Dairemizce bozulmuş ise de, davalılardan ...'nin bir yıl süreyle denetim kurulu üyesi seçildiği ve 19.08.1999-31.07.2000 tarihleri arasında görev yaptığı, davacının talebinin de bu davalı yönünden 55.000,00 TL olduğu, ıslah dilekçesi ile talep artırımı yapılmış ise de, bu davalı yönünden hukuki gerekçeleri ve dayanakları gösterilerek bir talep artırımı yapılmadığı, dava dilekçesine dayanak yapılan hem denetçinin raporunda hem de bilirkişi raporunda davalının sorumluluğunun görevde olduğu süre içerisindeki 03.01.2000 tarihli apel borçlarının ödenmesine ilişkin fiktif kayıt nedeniyle olduğu yönündeki tespitler dikkate alındığında, davalı ...'nin sorumluluk miktarının 55.000,00 TL ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. O nedenle hükmün bozulması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararına ek olarak mahkeme kararının açıklanan değişik bu gerekçe ile de davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6742 E. 2024/815 K.
Ortak:tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ibra · davanın açılmamış sayılması · şirket zararı · açılmamış sayılma · ıslah · yönetim kurulu kararı · Tazminat
İncelediğiniz kararda20.09.2001-14.02.2004 gibi) «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002-24.07.2003-20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte bu davalılardan «tahsilde tekerrür olmamak» şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs. gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.0 …
… , ...'un davalı şirkette aynı zamanda hissedar olarak bulundukları, bu nedenle apel borçlarından hissedar sıfatıyla da sorumlu oldukları, aynı zamanda bu şahısların «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğu, yani bu şahıslar yönünden hem hissedar sıfatıyla apel borçlarından sorumluluğunun esas olduğu, hem de yönetim ve denetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, bunlar dışında kalan ... ve ... ile ...'ın yönetim ve denetim kurulu üyeliği sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, davacı şirketin 16.10.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, sermaye arttırım kararı ile 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımı yapıldığı, arttırılan sermayenin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde kalanın ise 20.09.2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımında 125.000,00 TL'nin ödendiği, şirketin ödenmemiş sermaye hesabında 31.12.2004 tarihi itibarıyla 150.000,00 TL'lik ödenmemiş sermaye borcunun gözüktüğü, ödenmiş gözüken 350.000,00 TL'lik sermaye borcunun ise 100 kasa hesabı ile kapatıldığı, gerek hissedarlar tarafından gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri tarafından kasa hesabı ile kapatılan ödenmemiş sermaye kısımlarına ilişkin herhangi bir makbuz ya da belge «ibraz» edilemediği, ödenmemiş sermaye toplamının Mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre de 375.000,00 TL olduğu, bunun 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihine kadar ödenmesi gereken, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken kısım olduğu, daha doğrusu bu tarihlerde fiktif şekilde bu kısımlar ödenmiş olarak gösterildiği ayrıca 150.000,00 TL'nin de 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiş sermaye bulunduğu, toplam ödenmeyen ya da fiktif olarak ödenen toplam sermaye miktarının 375.000,00 TL olduğu, davalılar 2000-2001-2002 ve 2003 yıllarına ait genel kurullarda «ibra» edildiklerini ileri sürmüşler ise de açık ibra bulunmadığı, davalıların bir kısmının 1999 yılından davacı şirkete el konulan 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve d …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemesine rağmen fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili için açılmış sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçilerden ve yetkili şirket çalışanlarından tahsiline ilişkin olarak açılmış sorumluluk davasıdır.
Uyuşmazlık, davacı «şirketin zararının» bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · işlemden kaldırma · ara karar · yenileme · cy/cy kaydı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… de bozma öncesi 09.10.2007 tarihli celsede davacı vekilinin, davalılardan ... ..., ... ... ..., ..., ... ve ... ... hakkındaki davayı takip etmediklerini belirterek «işlemden kaldırılmasına» karar verilmesini talep ettiği ve Mahkemece 1 no.lu «ara» karar ile anılan davalılar hakkındaki davanın 1086 sayılı Kanun'un 409 uncu maddesi uyarınca süresinde «yenileninceye» kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçeli kararının 6. sayfasında 10.04.2019 tarihli celse 3 no.lu «ara» karar ile davalılar ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ve ... ... hakkında açılan davaların bu dosyadan «tefriki» ile Mahkemenin ayrı bir esasına «kaydına» karar verildiği yazılmıştır.
Buna göre Mahkemece, temyiz eden taraflar da gözetilmek suretiyle davacı vekilinin 09.10.2007 tarihli celsedeki beyanı, Mahkemenin 09.10.2007 tarihli «ara» kararı ve anılan «tefrik» kararı çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı TMSF ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 133 üncü maddesinin «son» fıkrası kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen tarafa vekâlet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmü düzenlenmiş olup Mahkemece, hakkındaki dava tamamen ya da kısmen reddedilen davalılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4050 E. 2013/21038 K.
Ortak:açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda20.09.2001-14.02.2004 gibi) «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002-24.07.2003-20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte bu davalılardan «tahsilde tekerrür olmamak» şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs. gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.0 …
… , ...'un davalı şirkette aynı zamanda hissedar olarak bulundukları, bu nedenle apel borçlarından hissedar sıfatıyla da sorumlu oldukları, aynı zamanda bu şahısların «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğu, yani bu şahıslar yönünden hem hissedar sıfatıyla apel borçlarından sorumluluğunun esas olduğu, hem de yönetim ve denetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, bunlar dışında kalan ... ve ... ile ...'ın yönetim ve denetim kurulu üyeliği sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, davacı şirketin 16.10.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, sermaye arttırım kararı ile 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımı yapıldığı, arttırılan sermayenin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde kalanın ise 20.09.2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımında 125.000,00 TL'nin ödendiği, şirketin ödenmemiş sermaye hesabında 31.12.2004 tarihi itibarıyla 150.000,00 TL'lik ödenmemiş sermaye borcunun gözüktüğü, ödenmiş gözüken 350.000,00 TL'lik sermaye borcunun ise 100 kasa hesabı ile kapatıldığı, gerek hissedarlar tarafından gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri tarafından kasa hesabı ile kapatılan ödenmemiş sermaye kısımlarına ilişkin herhangi bir makbuz ya da belge «ibraz» edilemediği, ödenmemiş sermaye toplamının Mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre de 375.000,00 TL olduğu, bunun 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihine kadar ödenmesi gereken, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken kısım olduğu, daha doğrusu bu tarihlerde fiktif şekilde bu kısımlar ödenmiş olarak gösterildiği ayrıca 150.000,00 TL'nin de 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiş sermaye bulunduğu, toplam ödenmeyen ya da fiktif olarak ödenen toplam sermaye miktarının 375.000,00 TL olduğu, davalılar 2000-2001-2002 ve 2003 yıllarına ait genel kurullarda «ibra» edildiklerini ileri sürmüşler ise de açık ibra bulunmadığı, davalıların bir kısmının 1999 yılından davacı şirkete el konulan 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve d …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemesine rağmen fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili için açılmış sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın şirket «yönetim kurulu», denetim kurulu ve ortaklarına karşı açılan «sorumluluk davası» olduğu, şirketin 09.10.1995 tarihli genel kurulunda 240.000 TL sermaye artışı yapıldığı, bunun 60.000 TL’nin ortaklarca ödendiği 10.000 TL’lik öz sermaye «mahsup» edildiğinde bakiye 180.000 TL ödenmemiş sermaye borcunun kaldığı, muhasebe kayıtlarının şirket ortaklarının apel borcunu olduğu gibi gösterdiği, zarar kalemi olarak yalnızca apel borcu olduğu, bu borç tutarının da kayıtlara doğru geçirildiği, fiktif kayıt olmadığı, bu nedenle ortakların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davalılar .. ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.409.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalılar.. hakkındaki davanın sabit olmadığından reddine, apel borcu bulunan davalılardan ...’nın 68.400 TL, ...’nın 36.000 TL,..’nın 36.000 TL, ... .’nın 36.000 TL, ...’nın 1.800 TL ve ...’nın 1.800 TL’den sorumlu olmak üzere toplam 180.000 TL. ödenmeyen apel alacağının «temerrüt tarihi» 05.09.2008 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · temerrüt tarihi · muacceliyet · mahsup · temlik · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın şirket «yönetim kurulu», denetim kurulu ve ortaklarına karşı açılan «sorumluluk davası» olduğu, şirketin 09.10.1995 tarihli genel kurulunda 240.000 TL sermaye artışı yapıldığı, bunun 60.000 TL’nin ortaklarca ödendiği 10.000 TL’lik öz sermaye «mahsup» edildiğinde bakiye 180.000 TL ödenmemiş sermaye borcunun kaldığı, muhasebe kayıtlarının şirket ortaklarının apel borcunu olduğu gibi gösterdiği, zarar kalemi olarak yalnızca apel borcu olduğu, bu borç tutarının da kayıtlara doğru geçirildiği, fiktif kayıt olmadığı, bu nedenle ortakların sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davalılar .. ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın HUMK.409.maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalılar.. hakkındaki davanın sabit olmadığından reddine, apel borcu bulunan davalılardan ...’nın 68.400 TL, ...’nın 36.000 TL,..’nın 36.000 TL, ... .’nın 36.000 TL, ...’nın 1.800 TL ve ...’nın 1.800 TL’den sorumlu olmak üzere toplam 180.000 TL. ödenmeyen apel alacağının «temerrüt tarihi» 05.09.2008 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile bu davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, «temlik» alan TMSF vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
… kemece karara esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalılardan ..., ..., . ... ., ... ve ...’nın sorumlu oldukları apel borcu 05.09.1998 tarihinde «muaccel» olduğu halde, dava dilekçesinde alacağın 31.08.2000 tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edilmesi nedeniyle mahkemece bu tarihten faize karar veril …
-
Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/715 E. 2019/4705 K.
Ortak:davanın açılmamış sayılması · şirket zararı · açılmamış sayılma
İncelediğiniz kararda20.09.2001-14.02.2004 gibi) «yönetim kurulu» ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002-24.07.2003-20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte bu davalılardan «tahsilde tekerrür olmamak» şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs. gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ... yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.0 …
Uyuşmazlık ise davacı «şirketin zararının» bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · sermaye taahhüdü · el koyma · nispi vekalet ücreti · işlemden kaldırma · maktu vekalet ücreti · anonim şirket · taahhütname
Benzer bu karardaMahkemece, apel ödemesinin yapılmadığı gerekçesiyle huzurdaki dava açılmışsa da, apel ödemesinin yapılmamasından doğan zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği ve el koyma tarihi itibariyle «şirket zararının» doğduğunun net bir şekilde kanıtlanamadığı, kaldı ki incelemeye tabi tutulan «defter» kayıtlarına göre, ...nin şirket ortaklarının «sermaye taahhüt» borçlarının yasal süresi içerisinde ödendiği, apel ödemelerin şirketin işletme giderleri ile işletme borçlarına ödendiği, kaldı ki 13/02/2004 tarihi itibariyle yani ... tarafından yönetim ve denetime el konulduğu tarih itibariyle kasada daha az miktarda nakit ya da «çek» bulunduğu ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda ilgili ve yetkililerce düzenlenmiş sayım tutanağının da bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi apel ödemelerinin fiktif yapılmasından kaynaklı bir zararın da tespit edilemediği gerekçesi ile davalılar ... ve... yönünden dosya «işlemden kaldırılmış» olmakla bu davalılar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesi, davacının iddiası ve dosya kapsamı ile örtüşmemekte olup, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru değil ise de; davacı tarafça «kasa açığının» ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulamadığı, tek taraflı tanzim edilen teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilemeyeceği, kasa açığının bizzat el «koyma» tarihinde mevcut olup olmadığının belli olmadığı gözetildiğinde, red kararı sonucu itibariyle doğru olup, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (2) Davacı ... vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarına gelince, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceği hükmünü haiz olup, mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirme …
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
… rın davalılardan tahsilini talep etmiş; ancak mahkemece davaya konu zararın şirkete yapılması gereken apel ödemelerinin yapılmamasından kaynaklandığı, bu zararın el «koyma» hali itibariyle tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2940 E. , 2024/8911 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
Açılmamış sayılma, ret, kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece bir kısım davalılar yönünden açılmamış sayılmasına, davanın reddine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., Aziz Sertaş Akyüzol ve ...
tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalı ...
tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili; yapılan denetimde şirket kasasında açık tespit edildiğini, mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının belirlendiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 306 ncı maddesi uyarınca apel yükümlülüğü yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi usulsüzlüğüne karışarak yönetimi/denetiminde bulundukları ... Prodüksiyon ve Yayıncılık Tic. A.Ş.'ye karşı kusurlu davranan, Kanun'un kendilerine yüklediği görevleri ihmal eden/yerine getirmeyen, bu eylemleri sonucunda muvazaalı iş ve işlemleri işleyen/işlemlere iştirak eden ve şirketi zarara uğratan, apel ödemesinin yapılmadığını;
ancak fiktif olarak yapılmış gibi kayıt tutulduğunu bilen/bilebilecek durumda olan/bilmek yükümlülüğündeki yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, resmi kayıtlarda görülmemekle birlikte hakim ortak olan kişilerin şirketin tüm zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak üzere 181.000,00 TL’nin faizi,
harç, masraf ve vekâlet ücreti ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.09.2006 havale tarihli dilekçesi ile davasını 405.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ve vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davalar yönünden; davalılardan ..., ..., ...'un davalı şirkette aynı zamanda hissedar olarak bulundukları, bu nedenle apel borçlarından hissedar sıfatıyla da sorumlu oldukları, aynı zamanda bu şahısların yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi sıfatlarının bulunduğu, yani bu şahıslar yönünden hem hissedar sıfatıyla apel borçlarından sorumluluğunun esas olduğu, hem de yönetim ve denetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, bunlar dışında kalan ... ve ... ile ...'ın yönetim ve denetim kurulu üyeliği sıfatıyla sorumluluklarının bulunduğu, davacı şirketin 16.10.2000 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 100.000,00 TL olduğu, sermaye arttırım kararı ile 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımı yapıldığı, arttırılan sermayenin 1/4'ünün tescil tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde kalanın ise 20.09.2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu 500.000,00 TL'lik sermaye arttırımında 125.000,00 TL'nin ödendiği, şirketin ödenmemiş sermaye hesabında 31.12.2004 tarihi itibarıyla 150.000,00 TL'lik ödenmemiş sermaye borcunun gözüktüğü, ödenmiş gözüken 350.000,00 TL'lik sermaye borcunun ise 100 kasa hesabı ile kapatıldığı, gerek hissedarlar tarafından gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri tarafından kasa hesabı ile kapatılan ödenmemiş sermaye kısımlarına ilişkin herhangi bir makbuz ya da belge ibraz edilemediği, ödenmemiş sermaye toplamının Mahkemece kabul gören bilirkişi raporuna göre de 375.000,00 TL olduğu, bunun 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihine kadar ödenmesi gereken, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken kısım olduğu, daha doğrusu bu tarihlerde fiktif şekilde bu kısımlar ödenmiş olarak gösterildiği ayrıca 150.000,00 TL'nin de 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiş sermaye bulunduğu, toplam ödenmeyen ya da fiktif olarak ödenen toplam sermaye miktarının 375.000,00 TL olduğu, davalılar 2000-2001-2002 ve 2003 yıllarına ait genel kurullarda ibra edildiklerini ileri sürmüşler ise de açık ibra bulunmadığı, davalıların bir kısmının 1999 yılından davacı şirkete el konulan 13.02.2004 tarihine kadar yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları, bir kısmının ise (...
20. 06.2003-13.02.2004, ...
20. 09.2001-14.02.2004 gibi) yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yaptıkları, 1999 yılından 2004 yılına kadar yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların 30.04.2002-24.07.2003-20.09.2003 tarihlerine kadar fiktif şekilde ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borçlarından sorumluluğunun bulunduğu, daha sonradan yönetim kurulu üyesi seçilen ... yönünden de her ne kadar söz konusu davalı 20.06.2003 tarihinde yönetim kurulu başkanı sıfatı kazanmış ise de ve bunun döneminde 24.07.2003 tarihindeki fiktif ödeme olan 175.000,00 TL ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenmesi gereken 150.000,00 TL'lik ödemeden sorumlu olduğu, yani toplam 325.000,00 TL yönünden sorumlu olduğu yönünde bilirkişi raporunda tespit yer almakta ise de 20.06.2003 tarihinde seçilen yönetim kurulu üyesinin aynı zamanda daha önce ödenmeyen 50.000,00 TL'lik fiktif ödeme yapılan 30.04.2002 tarihli ödemeden de geçmiş döneme ilişkin yapılan ödemelerin gerçeğe uygun olup olmadığı noktasında kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle bu miktar için de sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından tüm bu davalılar yönünden fiktif olarak ödenmiş ya da hiç ödenmemiş sermaye borcu olan toplam 375.000,00 TL'nin 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002 tarihli fiktif ödeme tarihinden itibaren, 175.000,00 TL'sinin fiktif ödeme tarihi olan 24.07.2003 tarihinden itibaren ve 20.09.2003 tarihine kadar ödenme yükümlülüğü bulunan 150.000,00 TL'den ise bu tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in davacı şirkette çalışmadıkları gibi grup şirketlerin başında bulunan icra kurulu başkanı, icra kurulu üyeleri, muhasebe müdürü, muhasebe şefi, veznedar vs.
gibi sıfatlarla yer aldıkları, bunların gerek bulundukları statü, gerek davacı şirkette çalışmamaları, davacı şirkette çalıştığı ileri sürülen bir kısım şahısların ise maaşlı çalışan olduğu, apel borçlarının ödenmesi ya da fiktif ödenmesi sebebiyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı anlaşıldığından haklarındaki davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davacı şirkette yönetim kurulu başkanı, vekili, yönetim kurulu üyesi ve denetim kurulu üyesi olmadıkları ayrıca şirket ortağı da olmadıkları bu kapsamda apel borçlarının da bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından bu şahısların grup şirketlerini yöneten perde arkasındaki şahıslar olduğu, bu nedenle davacı şirketin ödenmemiş apel borçlarından ve fiktif yapılan ödemelerden sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de bu davalılar yönünden davacı şirketin ortağı, yöneticileri ya da denetim kurulu üyesi olduklarına ilişkin delil ve belgeler sunulmadığından haklarındaki davanın reddi gerektiği kanaatiyle davalı ...
yönünden davanın açılmamış sayılmasına, yönetim kurulu başkanı, vekili ve yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi olan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 375.000,00 TL'nin, 50.000,00 TL'sinin 30.04.2002, 175.000,00 TL'sinin 24.07.2003 ve 150.000,00 TL'sinin 20.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyla müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın reddine, haklarında sorumluluk tespit edilemeyen davalılar, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ...
ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı TMSF vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 07.02.2024 tarihli, 2022/6742 E., 2024/815 K. sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemesine rağmen fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili için açılmış sorumluluk davasıdır. Uyuşmazlık ise davacı şirketin zararının bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 6762 sayılı Kanun'un 306, 309, 336, 337 ve 338 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin ve davalı ...'nın tüm, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin ve davalı ...'nın tüm, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda bozmuş olduğu bir hükmü, karar düzeltme talebi üzerine değişik gerekçe ile bozabilir.
3. Mahkemece verilen karar, ilamda yazılı gerekçelerle Dairemizce bozulmuş ise de, davalılardan ...'nin bir yıl süreyle denetim kurulu üyesi seçildiği ve 19.08.1999-31.07.2000 tarihleri arasında görev yaptığı, davacının talebinin de bu davalı yönünden 55.000,00 TL olduğu, ıslah dilekçesi ile talep artırımı yapılmış ise de, bu davalı yönünden hukuki gerekçeleri ve dayanakları gösterilerek bir talep artırımı yapılmadığı, dava dilekçesine dayanak yapılan hem denetçinin raporunda hem de bilirkişi raporunda davalının sorumluluğunun görevde olduğu süre içerisindeki 03.01.2000 tarihli apel borçlarının ödenmesine ilişkin fiktif kayıt nedeniyle olduğu yönündeki tespitler dikkate alındığında, davalı ...'nin sorumluluk miktarının 55.000,00 TL ile sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
O nedenle hükmün bozulması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen bozma kararına ek olarak mahkeme kararının açıklanan değişik bu gerekçe ile de davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı ...'nın tüm, davalı ... vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile (3) numaralı bendin Dairemizin bozma ilamına (4.) bent olarak eklenmesine, Mahkeme kararının değişik bu gerekçe ile de BOZULMASINA, karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, davacı TMSF harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacı TMSF'den alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davalı ...'ye iadesine, 11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1127604100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz