6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Müteselsil kefile rehin paraya çevrilmeden başvurulabilmesi ve konkordatonun etkisi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2166 E. 2024/1084 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Müteselsil Kefaletten Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir kişinin hem asıl borç için verdiği rehin hem de aynı borca ilişkin müteselsil kefaleti bir aradaysa, rehin yalnızca asıl borçlunun borcunu teminat altına alıyor ve kefaletten kaynaklanan borcu kapsamıyorsa, alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yolunu tüketmeden doğrudan müteselsil kefile haciz yoluyla başvurabilir. Asıl borçlu hakkında konkordato kararı verilmiş olması da, alacaklı bu konkordato projesine muvafakat etmemişse İİK 303/1 gereği kefile karşı haklarını etkilemez ve konkordato dosyasının bekletici mesele yapılmasını gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Rehinle teminat altına alınmış borçta kefile doğrudan başvurulup başvurulamayacağı → ret

İddia: Davalılar vekili, alacağın rehinle teminat altına alındığını, asıl borçlu şirket aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, bu nedenle kefil olan müvekkilleri aleyhine doğrudan icra takibi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 586. maddesi uyarınca kefil yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bir kişi hem asıl borç için ipotek vermiş hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla hem de ipotek limiti dışında kalan alacak için müteselsil kefil sıfatıyla genel haciz yoluyla takip yapabilir. Somut olayda asıl borçlu şirket adına kayıtlı araçlar üzerine tesis edilmiş rehin hakkı, asıl borçlunun borcunun teminatı olarak verilmiş olup davalı kefillerin borcunu teminat altına almamaktadır. Asıl borçlu şirketin konkordato başvurusunda bulunması, ödeme güçlüğü içinde olduğunu göstermektedir. İİK'nın 45. maddesine göre rehinle temin edilmiş alacağın borçlusu iflasa tabi olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir; ancak rehnin kefaletten doğan borcu da teminat aldığı hallerde alacaklının rehnin paraya çevrilmesi yolunu tüketmeden kefile gidemeyeceği açıktır. Ancak somut olayda asıl borçlu tarafından tesis edilen rehin hakkı kefaletten kaynaklanan borcu kapsamadığından, alacağın tahsili amacıyla davalı kefillere başvuru koşulları oluşmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl borçlu hakkındaki konkordato kararının kefillere etkisi ve bekletici mesele talebi → ret

İddia: Davalılar vekili, asıl borçlu ile kefiller arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, asıl borçlu hakkında verilen konkordato kararından kefillerin de yararlanması gerektiğini, asıl borcun bitmesinin feri borcu da sona erdireceğini, bu nedenle konkordato dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İİK'nın 303/1. maddesi uyarınca konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Somut olayda asıl borçlu şirket tarafından konkordato talep edildiği, davaya müdahil olarak katılan alacaklının, alacaklılar toplantısında konkordato projesine ret oyu kullandığı ve muvafakat etmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının davalı kefillere başvurmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır; davacı alacaklının konkordato projesini kabul etmemesi nedeniyle konkordato dava dosyasının akıbetinin işbu dava bakımından sonuca etkisi olmayacaktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Rehnin kefaletten kaynaklanan borcu teminat altına almadığı hallerde alacaklının doğrudan müteselsil kefile başvurabileceği ve konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının kefile karşı haklarının İİK 303/1 uyarınca korunduğu yönündeki gerekçe, benzer kredi-kefalet-konkordato ilişkili itirazın iptali davalarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip İİK 45 konkordato muvafakat etmeyen alacaklının hakları itirazın iptali tahsilde tekerrür

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 586 · 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 45İİK 45/1İİK 303/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2166

KARAR NO 2024/1084

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/03/2021

NUMARASI 2020/27 Esas 2021/210 Karar

DAVA

İtirazın İptali

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı .. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında 27.11.2015 tarihli ticari amaçlı taşıt kredisi ve rehin sözleşmeleri imzalandığını, davalı borçluların da kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduklarını, müvekkilinin kredi kullandırdığını, ancak dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı kefillerin taahhütlerini yerine getirmediklerini, kredinin geri ödenmemesi üzerine Beyoğlu ... Noterliğinin 27.08.2019 tarihli hesap kat ihtarının gerek asıl borçluya gerekse müteselsil kefil olan davalılara keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri hakkında menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine, davalı borçlular hakkında ise İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasında haciz yolu ile icra takibine geçildiğini, davalı borçluların borcu ödemeyerek takibe itiraz ettiklerini, ancak itirazın haksız olduğunu, davalıların kefil olduğu ve borcun ödenmediğinin hesap hareketleri ve itiraz edilmeyen kat ihtarı ile sabit olduğunu belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalılar vekilince, dava dışı ... Ürünleri hakkında konkordato kararı verildiği, bu konkordato kararından müvekkillerinin de yararlanması gerektiğinin ileri sürüldüğü, kefilin asıl borçluya ait bütün def'ileri ve itirazları alacaklıya karşı ileri sürme olanağına sahip olduğu, kefaletin feriliğinin bir anlaşmazlık halinde alacaklının sadece kefaletin değil, asıl borçlunun da varlığını ispat etmesini zorunlu kıldığı, ferilik prensibinin yasalarla düzenlenmiş bazı istisnalarının bulunduğu, bu kapsamda konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının, konkordato tasdik edilse bile kefile karşı alacağın tamamını talep etme hakkını muhafaza edeceği, yine TBK'nın 586. maddesi devamında da borçluya konkordato mehli verilmiş olması koşulu varsa, alacaklının doğrudan doğruya kefile başvurabileceğini,asıl borçlu aleyhine alınan konkordatoya alacaklı tarafından muvafakat edildiğine dair belge bulunmadığı, konkordato süreci içinde asıl borçlu aleyhine getirilen takip yasağının, yalnızca asıl borçlu için geçerli olup konkordatoya muvafakat etmemiş olmak kaydıyla alacaklı tarafından doğrudan kefillere başvurulabileceği, İİK'nın 45/1.

maddesinin müteselsil kefiller hakkında uygulanamayacağını, TBK'nın 586. maddesi gereğince, kefil müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş ise, alacaklının borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini,ancak kefilin, kendi kefalet borcunun teminatı olarak, ipotek veya rehin vermesi halinde İİK'nın 45. maddesinden faydalanarak, borçlu kefilin verdiği ipotek veya rehin kendi kefaletini karşılayacak miktarda ise sadece öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine itiraz edebileceğini,kefillerin kendi kefalet borçlarına ilişkin verilen bir teminatın söz konu olmadığı, ayrıca asıl borçlunun ifada gecikmiş olması sebebiyle ( asıl borçlu hakkında konkordato kararı verildiği) rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmamış olsa dahi tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapılabileceğinden, davalıların bu yöndeki itirazlarına itibar edilmediği, alınan bilirkişi raporu ile davalıların borçlu olduğunun belirlendiği ve davalıların itirazında haksız olduğu, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıların itirazının iptaline, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalılar vekili; alacak rehin ile teminat altına alınmış olup, öncelikle dava dışı asıl kredi borçlusu şirkete başvurulması gerektiğini, nitekim dava dilekçesinde ilgili şirket aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığının belirtildiğini, bu nedenle öncelikle bu dosyanın celbi gerekirken bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, rehin konusu araçların değerinin oldukça yüksek olması nedeniyle müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki ödeme emrinde tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile başlatıldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığını, kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzası bulunduğu iddia edilen müvekkilleri ile asıl borçlu şirket arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle müvekkilleri ile asıl borçlu şirketin herhangi birisinin bir haktan veya hukuki korumadan yararlanmasının, diğerinin de aynı haktan ve hukuki korumadan yararlanmasını gerektirdiğini, bu nedenle asıl borçlu hakkında verilmiş olan konkordato kararından müvekkillerinin de yararlanması gerektiğini, asıl borçlu hakkında İstanbul Anadolu 3.

ATM'nin 2019/610 esas sayılı dosyası ile konkordato kararı verildiğini, krediyi kullanan ve hakkında konkordato kararı verilen asıl borçlunun borçtan kurtulmasının, kefil olan müvekkillerinin de borçtan kurtulmasını sağlayacağını, dolayısıyla asıl borcun bitmesinin, feri nitelikteki borcun da bitmesi anlamına geleceğini, bu nedenle konkordatoya ilişkin mahkeme kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari taşıt kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı ile dava dışı asıl borçlu .. Ltd. Şti. arasında 27.11.2015 ve 27.05.2016 tarihli ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmeleri imzalandığını, davalıların da sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, asıl borçluya kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı alacaklı tarafından kredi hesapları kat edilerek 27.08.2019 tarihli kat ihtarnamelerinin keşide edildiği, kat ihtarnamelerinin 29.08.2019 tarihinde asıl borçlu ile davalı kefillere tebliğ edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalılar aleyhine işbu davaya dayanak İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, ayrıca asıl borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davalı kefillerin süresinde borca itirazları üzerine işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalılar vekilince; alacağın rehinle teminat altına alındığı, bu kapsamda asıl borçlu şirket aleyhine rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu nedenle kefil olan davalılar aleyhine takip yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. TBK'nın 586. maddesi uyarınca, kefil yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse, alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.

Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bir kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem asıl borçlu ile birlikte ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir. Somut olayda asıl borçlu ile birlikte kefil olan davalılara da kat ihtarı tebliğ edilmiş olup, verilen sürede borcun ödenmediği sabittir. Asıl borçlu şirket adına kayıtlı araçlar üzerine tesis edilmiş olan rehin hakkı, asıl borçlunun borcunun teminatı olarak verilmiş olup, davalı kefillerin borcunu teminat altına almamaktadır.

Ayrıca asıl borçlu şirket tarafından konkordato başvurusu yapıldığı da gözetildiğinde, ödeme güçlüğü içerisinde bulunduğu sabittir. Yine İİK'nın 45. maddesine göre, "rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir." Rehnin kefaletten doğan borcu da teminat alması halinde, alacaklının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıp sonuçlandırmadan kefile gidemeyeceği açıktır. Ancak yukarıda açıklandığı üzere asıl borçlu tarafından davacı banka lehine tesis edilen rehin hakkı, kefaletten kaynaklanan borcu kapsamamaktadır.

Mahkemece de tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla hüküm kurulmuştur. Bu nedenle alacağın tahsili amacıyla davalı kefillere başvuru koşulları oluşmuş olup, davalılar vekilinin kefil olan müvekkillerine başvurulamayacağı yönünde ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İİK'nın 303/1. maddesi “Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder" hükmünü içerir. Somut olayda asıl borçlu şirket tarafından İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2019/610 esas sayılı dosyasında konkordato talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, davaya müdahil olarak katılan alacaklı ... Finansman tarafından, alacaklılar toplantısında konkordato talep eden asıl borçlu şirketin konkordato projesine ret oyu kullanıldığı, muvafakat edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu nedenle davacının davalı kefillere başvurmasında hukuka aykırılık bulunmamakta olup, davacı alacaklının asıl borçlu şirketin konkordato projesini kabul etmemesi nedeniyle, konkordato dava dosyasının akıbetinin işbu dava bakımından sonuca etkisi olmayacaktır. Bu nedenle davalılar vekilinin konkordato davası nedeniyle kefillere başvurulmayacağı ve söz konusu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiği hususunda ileri sürdüğü istinaf nedenleri de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 4.663,38-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.165,84-TL harcın mahsubu ile kalan 3.497,54‬-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/112753 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.