Fatura alacağında teslim ispatı ve süresiz takas def'i
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2167 E. 2024/1083 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Dava vekil aracılığıyla açılmışsa ve vekaletnamede davacının adresi yer alıyorsa, dava dilekçesinde davacı adresinin bulunmaması HMK 119/1-b kapsamında bir eksiklik oluşturmaz. Fatura konusu malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olmakla birlikte, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarında faturaları borç olarak kabul edip kaydetmiş olması, teslim olgusunun ispatı için yeterlidir. Cevap dilekçesi süresinde verilmemişse, bu dilekçede ileri sürülen takas def'i de süresinde ileri sürülmüş sayılmaz ve mahkemece dikkate alınmaz.
Ele alınan sorunlar
Dava dilekçesinde davacı adresinin bulunmaması ve taraf ehliyeti → ret
İddia: Davalı vekili, dava dilekçesinde davacı şirketin adresine yer verilmediğini, bu nedenle dilekçenin reddi gerektiğini, ayrıca şirketin faal olup olmadığının ve taraf ehliyetinin araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK'nın 119/1. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar arasında davacının adresi de yer almakta, 119/2. maddesinde ise taraf adresleri dahil bazı hususların eksik olması halinde hakimin eksikliğin tamamlanması için bir haftalık kesin süre vereceği, tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Davacının adresinin dava dilekçesinde bulunması zorunlu ise de, dava bir vekil aracılığıyla açılmışsa ve dava dilekçesiyle birlikte sunulan vekaletnamede davacının adresi yazılıysa, dilekçede adresin yazılı olmaması bir eksiklik oluşturmaz; çünkü bu zorunluluk usulünce ve sağlıklı tebligat yapılabilmesi amacına yöneliktir. Somut olayda dava dilekçesinde davacı şirket adresi bulunmamakla birlikte, davacı vekilince sunulan vekaletnamede şirketin açık adresi yazılıdır; bu durumda HMK 119/1-b bendi kapsamında bir eksiklik bulunduğundan söz edilemez. Ayrıca davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre faal olduğu anlaşıldığından, dilekçe eksikliği ve taraf ehliyeti yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Fatura konusu malların tesliminin ispatı → ret
Gerekçe: Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura konusu malın davalıya teslim edildiğini uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Somut olayda dayanak faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı gibi irsaliye de sunulmamıştır. Ancak 30.04.2017 tarihli fatura davalı tarafça BA formuyla vergi dairesine beyan edilmiş; 10.12.2014 tarihli fatura BA bildirimleri arasında yer almamakla birlikte, davalının incelenen ticari defter kayıtlarında her iki fatura da kayıtlı olup davalı kendi ticari defterlerinde faturalar toplamı tutarında davacıya borçlu olarak görünmektedir. Takip dayanağı her iki faturanın da davalı tarafça benimsenerek kendi ticari defterlerine kaydedildiği gözetildiğinde, faturalar konusu malların davalıya teslimi kanıtlanmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Süresiz cevap dilekçesinde ileri sürülen takas def'i → ret
İddia: Davalı vekili, mahkemece takas mahsup taleplerinin dikkate alınmadığını ve müvekkiline ait 2018 yılı ticari defterlerinin incelenmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 139. maddesi uyarınca iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş edimleri birbirine borçlu iseler, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir; alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Takas için alacağın muaccel olması şarttır; takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması takas ileri sürülmesine engel değildir. Takas, bozucu yenilik doğuran bir hak olup, borçlunun takas hakkını kullanma isteğini alacaklıya bildirmesi gerekir; karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi def'i olarak da ileri sürülebilir. Somut olayda dava dilekçesi davalıya 02.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince 2 haftalık yasal süresinden sonra sunulan dilekçeyle süre uzatım talep edilmiş, bu talep mahkemece süre yönünden reddedilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafın cevap dilekçesi süresinde olmadığından, cevap dilekçesindeki takas def'i de yasal süresinde ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davalı tarafın takas def'i dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Vekaletnamede davacı adresinin yer alması halinde dava dilekçesinde adres eksikliğinin dava şartı ihlali sayılmayacağı ve davalının kendi ticari defterlerinde kabul ettiği borcun fatura konusu malın teslimine karşı delil oluşturacağı yönündeki gerekçeler, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Dava dilekçesinde davacı adresinin bulunmaması, vekaletnamede adres yer alması halinde dava şartı eksikliği oluşturmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ ticari satım↗ ispat külfeti↗ ticari defter↗ BA bildirimi↗ takas def'i↗ muacceliyet↗ dava dilekçesinde eksiklik↗ taraf ehliyeti↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2167
KARAR NO 2024/1083
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/09/2021
NUMARASI 2018/316 Esas - 2021/959 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 10.12.2014 tarihli 63.960,01-TL miktarlı ve 30.04.2017 tarihli 70.800-TL tutarlı faturalar ile davalıya mal satışı yaptığını, her iki faturaya konu malın davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketin işbu faturaları defterine işlediğini ve vergi dairesine de beyan ettiğini, ancak fatura bedellerini ödemediğini, fatura alacakları için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu davalının süresi içerisinde borca itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava dilekçesinde davacının adresi yer almadığından dilekçenin bu nedenle reddi gerektiğini, davacının davayı ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını, zira müvekkili şirketin davacıdan 12.04.2018 tarihli 200.600-TL bedelli fatura sebebi ile alacaklı olduğunu, davacı faturayı elden tebliğ almadığı gibi, faturanın davacıya ihtarname ekinde tebliğinin de mümkün olmadığını, bu fatura bedelinin davacı tarafından halen ödenmediğini, müvekkilinin borçlu olduğuna dair kanaat hasıl olması halinde, müvekkili şirketin bu faturadan kaynaklanan alacağının davacının alacağından takas ve mahsubu gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; icra takibinin iki adet faturalara dayandırıldığı, davacı tarafın incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 134.760,01-TL alacaklı olarak göründüğü,30/04/2017 tarihli faturanın davalı tarafça BA bildirimine konu edildiği, bu nedenle 30/04/2017 tarihli 70.800-TL bedelli fatura konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlandığı, diğer fatura yönünden ise sunulan kantar fişleri ile teslim olgusunun ispatlanamadığı, ancak davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirkete 134.760,01-TL borçlu olarak göründüğü, davalının defterlerindeki bu borç kaydı neticesinde 10/12/2014 tarihli fatura konusu malların da davalı yanca teslim alındığının ispatlandığı, davalı tarafça davadan sonra düzenlenen bir faturaya dayalı olarak takas mahsup talebinde bulunulduğu, ancak davalının cevap dilekçesinin süresinde olmadığı, bu nedenle takas mahsup talebi hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı, incelenmesi halinde de takas mahsup talebine dayanak olan 12/04/2018 tarihli fatura dava tarihinden sonra keşide edildiğinden sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaline, takibin 134.760,01-TL üzerinden aynen devamına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; dava dilekçesinde davacı şirketin adresine yer verilmediğinden dava dilekçesinin bu nedenle reddi gerektiğini, ayrıca şirketin faal olup olmadığının ve taraf ehliyetinin araştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin davacıdan 12.04.2018 tarihli 200.600-TL bedelli fatura sebebi ile alacaklı olduğunu, davacı faturayı elden tebliğ almadığı gibi, faturanın davacıya ihtarname ekinde tebliğinin de mümkün olmadığını, bu nedenle davacının kötü niyetli olduğunu, mahkemece takas mahsup taleplerinin dikkate alınmadığını, ayrıca taleplerine rağmen müvekkiline ait 2018 yılı ticari defterleri incelenmeyerek eksik bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 119/1. maddesinde belirtilen dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar arasında, davacının adresi de yer almaktadır. Kanunun 119/2. maddesinde ise, bunlardan taraf adresleri de dahil bazı hususların eksik olması hâlinde, hakimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği, bu sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağı düzenlenmiştir. Davacının adresinin dava dilekçesinde bulunması zorunlu ise de, dava bir vekil aracılığı ile açılmış olur ve dava dilekçesi ile birlikte sunulan vekaletnamede davacının adresi yazılırsa, ayrıca dava dilekçesinde davacının adresinin yazılı olmaması bir eksiklik değildir.
Çünkü dava dilekçesinde davacının adresinin yazılması zorunluluğu, usulünce ve sağlıklı bir tebligat yapılabilmesi amacına yöneliktir (Yargıtay 17. HD'nin 2016/14741 esas 2017/8120 karar sayılı ilamı). Somut olayda da dava dilekçesinde davacı şirket adresi bulunmamakta ise de davacı vekilince sunulan vekaletnamede şirketin açık adresi yazılıdır. Bu durumda dava dilekçesinde HMK'nın 119/1-b bendi kapsamında bir eksiklik bulunduğundan söz edilemeyecektir. Ayrıca davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre faal olduğu da anlaşılmakla, davalı vekilinin dava dilekçesinde eksiklik ve taraf ehliyeti konusunda ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz.
Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Somut olayda dava ve icra takibinin dayanağı davacı tarafça düzenlenen 10.12.2014 tarihli 63.960,01-TL tutarlı ve 30.04.2017 tarihli 70.800-TL tutarlı faturalar olup, faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı gibi faturalar konusu malların teslimine ilişkin irsaliye de sunulmamıştır. Ancak takip dayanağı 30.04.2017 tarihli 78.000-TL bedelli fatura davalı tarafça BA formuyla vergi dairesine beyan edilmiştir. Dayanak 10.12.2014 tarihli 63.960,01-TL tutarlı davacı faturası ise davalının BA bildirimleri arasında yer almamaktadır.
Ancak davalının incelenen ticari defter kayıtlarında davacının her iki faturası da kayıtlı olup, davalı kendi ticari defterlerinde faturalar toplamı olan 134.760,01-TL tutarında davacıya borçlu olarak görünmektedir. Bu durumda takip dayanağı her iki faturanın da davalı tarafça benimsenerek kendi ticari defterlerine kaydedildiği gözetildiğinde, faturalar konusu malların davalıya teslimi kanıtlanmıştır. Davalı tarafça, dava tarihinden sonra düzenlenen 12.04.2018 tarihli 200.600-TL tutarlı faturaya dayalı olarak takas defi ileri sürülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca; "iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir." Takas için, alacağın muaccel olması şarttır.
Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Karşılıklı alacaklar çekişmeli ise takasa bağlı hukuki sonuçlar, çekişmeli alacağa ilişkin mahkeme kararına göre belirlenir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, borçlunun takas hakkını kullanma isteğini alacaklıya bildirmesi gerekmektedir. Takas, karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülmesi mümkündür. Somut olayda dava dilekçesi davalıya 02.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekilince 2 haftalık yasal süresinden sonra sunulan dilekçeyle süre uzatım talep edilmiş, bu talep de mahkemece süre yönünden reddedilmiştir.
Dolayısıyla davalı tarafın cevap dilekçesi süresinde olmadığından,cevap dilekçesinde takas defi de yasal süresinde ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davalı tarafın takas defi dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 9.205,45-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 2.301,36-TL harcın mahsubu ile kalan 6.904,09-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 65-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/112752 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi