Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6040 E. 2024/1096 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak defi↗ müşterek temsilci↗ güven ilişkisi↗ sahte imza↗ borç ikrarı↗ imzaya itiraz↗ imza incelemesi↗ sahtecilik↗ ikrar↗ hamil↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ geçersizlik↗ iflas↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ menfi tespit↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çek nedeniyle davacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7824 E. 2022/8704 K.
Ortak:müşterek temsilci · sahte imza · borç ikrarı · imzaya itiraz · imza incelemesi · sahtecilik · ikrar · hamil
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin 22/09/2006 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında ... ve ... ’ün «yönetim kurulu» üyeliklerine seçildiği, 25/09/2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile de ... ve ... un şirketi «müştereken temsil» ve ilzama yetkili kılındığı, çekin keşide tarihinde adı geçenlerin şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde, «çek» üzerinde ... adına atılı bulunan imzanın bu şahsın elinden çıkmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği ancak davalı yanca, davacı şirketin keşide imzası yetkili ...’a ait olmayan onlarca çeki ödediğinin, bu şekilde tanzim edilmiş onlarca çek ödenmişken iş bu davaya konu çek bakımından «imza itirazında» bulunulmasının «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğunun savunulduğu, bunun üzerine davalı vekiline savunmaya konu çek asıllarının «ibraz» edilmesi ve bulunduğu yerlerin bildirilmesi için süre verildiği ve davalı vekilince gerekli açıklamanın yapıldığı, davacı tarafından ödendiği belirtilen benzer çeklerin bulunduğu Ankara 32.İcra Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, verilen cevapta söz konusu 7 adet çekin 2007/13929 esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, imza veya «borca itirazın» bulunmadığını, 7 çekin içerisinde bulunduğu toplam 47 adet çekten dolayı takibin borçlu Doruk Sağlık Hizmetleri Tic.A.Ş.hakkında kesinleştiğini, dosyada 03/04/2008 tarih ve 3643 özel numaralı 715.802,60 TL'lik ve borçlu adına 24/04/2008 tarih 3125 özel numarası ile 613.000,00 TL'lik tahsilatların bulunduğunu, 06/08/2010 tarih 3643 özel numarası ile 1.328.802,60 TL'nin Ankara 5.İcra Dairesinin 2007/10916 esas sayılı dosyasına gönderildiğini ve 511.521,25 TL'nin 09/05/2011 tarihinde dosya alacaklısına ödendiğini belirttiği, bunun üzerine ilgili çek asılları ibraz edilerek imza incelemesi yapıldığı ve takibe konu 7 adet çekte... adına atılı imzaların adı geçenden sadır olmadığının tespit edildiği, davaya konu çekte yer alan keşide imzalarından birinin sahte olması sebebiyle davacının kural olarak bu çekten dolayı sorumlu tutulamayacağı ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/19-818 Esas 2000/816 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacı şirketin çift imza ile yetkili kıldığı şahıslardan birinin adına başka kişilere imza attırarak tedavüle koyduğu dava konusu çek gibi onlarca çeki ödediği, bu durumda davacı şirketin yetkilisi adına başkaları tarafından imza atılan çeklerin davacı tarafından benimsendiği ve onay verildiği, bu nedenle «yetkisiz» kişilerce imza atılan çekin «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin MK.2. maddesi kapsamında iyi niyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu aşamadan sonra, davalı yanın yukarıda zikredilen savunması doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmış, bu kapsamda, tıpkı davaya konu «çek» gibi yukarıda adı geçen kişilerin müşterek imzası ile keşide edilmiş 7 adet çek «imza incelemesine» tabi tutulmuş, zikredilen çeklerin de ... adına atılan «sahte imza» ile keşide edildiği ancak davacı şirketin buna rağmen «imza itirazında» bulunmayıp çek bedellerini ödediğinin tespiti üzerine davanın reddine karar verilmiştir.
Söz konusu çeklerden her biri davacı adına müstakil bir «borç ikrarı» niteliğinde olup, mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi, davacının müşterek imzalardan birisi sahte olarak atılmış 7 adet «çek» bedelini «imza itirazında» bulunmaksızın ödemesi davacının sahte imzayla çek tedavüle koymayı alışkanlık haline getirip bu durumu benimsendiği şeklinde yorumlanamaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borca itiraz · olağanüstü genel kurul · dürüstlük kuralı · yönetim kurulu kararı · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirketin 22/09/2006 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında ... ve ... ’ün «yönetim kurulu» üyeliklerine seçildiği, 25/09/2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile de ... ve ... un şirketi «müştereken temsil» ve ilzama yetkili kılındığı, çekin keşide tarihinde adı geçenlerin şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, yaptırılan «imza incelemesi» neticesinde, «çek» üzerinde ... adına atılı bulunan imzanın bu şahsın elinden çıkmadığı, sahte olarak atıldığının tespit edildiği ancak davalı yanca, davacı şirketin keşide imzası yetkili ...’a ait olmayan onlarca çeki ödediğinin, bu şekilde tanzim edilmiş onlarca çek ödenmişken iş bu davaya konu çek bakımından «imza itirazında» bulunulmasının «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğunun savunulduğu, bunun üzerine davalı vekiline savunmaya konu çek asıllarının «ibraz» edilmesi ve bulunduğu yerlerin bildirilmesi için süre verildiği ve davalı vekilince gerekli açıklamanın yapıldığı, davacı tarafından ödendiği belirtilen benzer çeklerin bulunduğu Ankara 32.İcra Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, verilen cevapta söz konusu 7 adet çekin 2007/13929 esas sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, imza veya «borca itirazın» bulunmadığını, 7 çekin içerisinde bulunduğu toplam 47 adet çekten dolayı takibin borçlu Doruk Sağlık Hizmetleri Tic.A.Ş.hakkında kesinleştiğini, dosyada 03/04/2008 tarih ve 3643 özel numaralı 715.802,60 TL'lik ve borçlu adına 24/04/2008 tarih 3125 özel numarası ile 613.000,00 TL'lik tahsilatların bulunduğunu, 06/08/2010 tarih 3643 özel numarası ile 1.328.802,60 TL'nin Ankara 5.İcra Dairesinin 2007/10916 esas sayılı dosyasına gönderildiğini ve 511.521,25 TL'nin 09/05/2011 tarihinde dosya alacaklısına ödendiğini belirttiği, bunun üzerine ilgili çek asılları ibraz edilerek imza incelemesi yapıldığı ve takibe konu 7 adet çekte... adına atılı imzaların adı geçenden sadır olmadığının tespit edildiği, davaya konu çekte yer alan keşide imzalarından birinin sahte olması sebebiyle davacının kural olarak bu çekten dolayı sorumlu tutulamayacağı ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/19-818 Esas 2000/816 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacı şirketin çift imza ile yetkili kıldığı şahıslardan birinin adına başka kişilere imza attırarak tedavüle koyduğu dava konusu çek gibi onlarca çeki ödediği, bu durumda davacı şirketin yetkilisi adına başkaları tarafından imza atılan çeklerin davacı tarafından benimsendiği ve onay verildiği, bu nedenle «yetkisiz» kişilerce imza atılan çekin «geçersizliğinin» ileri sürülmesinin MK.2. maddesi kapsamında iyi niyetle bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1136 E. 2014/7861 K.
Ortak:sahtecilik
Benzer bu karardaKâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · görevsizlik kararı · teminat · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusunun 556 sayılı KHK'nın uygulanmasından kaynaklandığı, «görevli» mahkemenin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, davanın «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasındaki, sözleşmede yer alan ve davalıya ait markanın kullanımından kaynaklanan bir iddia ileri sürülmediğine göre, uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın uygulama yeri bulunmadığı halde mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6040 E. , 2024/1096 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2013/92 Esas, 2020/49 Karar
HÜKÜM
Ret
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davalı ... vekili
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı ... vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı ...'nun müvekkili ve diğer davalı aleyhine keşidecisi müvekkili olan çeke dayalı olarak icra takibi yaptığını, takibe konu olan çek yaprağında şirket yetkilisi olan ... ... ve ...'e atfen atılan imzalardan ... ...’un imzasının sahte olduğunu, bu konuda Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunulduğunu, sahtecilik definin herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir defi olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, çekteki imzanın ... ...’a ait olduğunu, aynı şahıslara ait yüzlerce çekin bu şekilde ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairemizin 06.12.2022 tarih, 2021/7824 E. ve 2022/8704 K. kararıyla davacı şirketin, davaya konu hamiline yazılı çekin düzenlediği tarihte, ... ... ve ... isimli kişilerin müşterek imzası ile temsil ve ilzam edildiği, davaya konu çek de davacı şirket unvanı altına belirtilen kişiler adına atılan imzalarla keşide edilmiş olup, Mahkemece yaptırılan imza incelemesiyle Lüfiye ... adına atılan imzanın adı geçen kişiden sadır olmadığının tespit edildiği, Mahkemece bu aşamadan sonra, davalı tarafın zikredilen savunması doğrultusunda inceleme ve araştırma yapıldığı, davaya konu çek gibi yukarıda adı geçen kişilerin müşterek imzası ile keşide edilmiş 7 adet çekin imza incelemesine tabi tutulduğu, zikredilen çeklerin de Lüftiye ...
adına atılan sahte imza ile keşide edildiği; ancak davacı şirketin buna rağmen imza itirazında bulunmayıp çek bedellerini ödediğinin tespiti üzerine davanın reddine karar verildiği; ancak davaya konu çekle Mahkemece imza incelemesine tabi tutulan 7 adet çek sıralı çeklerden olmayıp aralarında başkaca herhangi bir bağlantı da bulunmadığı, söz konusu çeklerden her biri davacı adına müstakil bir borç ikrarı niteliğinde olup Mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi davacının müşterek imzalardan birisi sahte olarak atılmış 7 adet çek bedelini imza itirazında bulunmaksızın ödemesinin davacının sahte imzayla çek tedavüle koymayı alışkanlık haline getirip bu durumu benimsendiği şeklinde yorumlanamayacağı, bu itibarla Mahkemece, davacının sahtecilik suretiyle düzenlenen davaya konu çek nedeniyle sorumlu addedilemeyeceği ve sahtecilik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı ... vekili, borçlunun tedavüle çıkarttığı yüzlerce çekte, borçlu şirketin ikinci imzasının (... ... imzasının) yine şirket tarafından, taklit edilerek bizzat şirkette çalışan ve tespit edilemeyen şirket elamanlarına attırıldığını, Ankara 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/56 E., 2015/151 K. sayılı ceza davası dosyasında sabit olduğu üzere, sanık ...'un Doruklar Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin gayri resmi kurucusu ve fiili yöneticisi olduğunu, şirketi akrabası ... ile doktor arkadaşı ... ...'a kurdurduğunu, bu kişilerin şirketi müştereken temsile yetkili olduklarını, ... ...'un aralarındaki güven ilişkisi nedeniyle zaman zaman şirket ödemelerinde kullanılmak üzere şirkete ait boş çekleri imzalayıp şirket muhasebesine bıraktığını, ...
...'un yerine imza atılmasından ve işlemlerinden haberdar olduğuna dair tanık ifadelerinin ceza dava dosyası içerisinde bulunduğu, sahtecilik iddiasının herkese karsı ileri sürülebileceği fakat işbu sahteciliğin bizzat borçlu şirket yetkilileri tarafından yaptırılmış ve haberleri var ise hiç kimsenin kendi kusuruna dayanamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2000/19-818 E., 2000/816 K. sayılı kararı da gözetildiğinde şirketin yetkilisi adına başkaları tarafından imza atılan çeklerin davacı tarafından benimsendiği ve onay verildiği, bu nedenle yetkisiz kişilerce imza atılan çekin geçersizliğinin ileri sürülmesinin iyi niyetle bağdaşmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu çek nedeniyle davacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 328,85 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 2.505,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124349700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz