Tek satıcılık ispatlanmadan portföy tazminatı istenemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3405 E. 2024/1087 K. · · İlk derece: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bayi konumundaki şirketin hisselerinin sağlayıcının rakibine devredilmesi, sağlayıcı bakımından sürekli ticari ilişkiyi sonlandırmak için haklı sebep oluşturur. Bayilik benzeri bir ilişkinin varlığı tek başına portföy (denkleştirme) tazminatı hakkı doğurmaz; tek satıcılık ilişkisi ispatlanamadıkça bu tazminat istenemez. Sağlayıcının üçüncü kişilere gönderdiği bildirimlerde yanıltıcı bir beyan yoksa haksız rekabetten ve buna dayalı tazminattan söz edilemez.
Ele alınan sorunlar
Bayilik ilişkisinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı → ret
İddia: Davacı, şirketin satılmasının kusur sayılamayacağını, davalının paletaltı ürünler bakımından kendisine münhasırlık kazandırdığını, basit bir alt dağıtıcı olmadığını ve davalı için hazır müşteri kitlesi yarattığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunmakla birlikte, bayi konumundaki davacı şirketin hisselerinin sağlayıcının rakibi olan şirkete devredilmiş olması, sağlayıcı bakımından ticari ilişkinin sonlandırılması için haklı sebep oluşturur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Portföy (denkleştirme) tazminatı istenip istenemeyeceği → ret
İddia: Davacı, davalının paletaltı ürünler için kendisine münhasırlık kazandırdığını ve müşteri portföyünü oluşturduğunu ileri sürerek portföy tazminatı istemiş; davalı ise davacıya tanınmış bir tekel hakkı bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi bulunduğu ispatlanamadığından davacı tarafça portföy tazminatı istenemez; bu nedenle bayilik benzeri ticari ilişkinin davacıya tekel hakkı verip vermediğinin ayrıca tartışılması da sonuca etkili değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sağlayıcının üçüncü kişilere gönderdiği bildirimlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret
İddia: Davacı, davalının müşterilerine gönderdiği bildirimlerde kendisi hakkında yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu ve bunun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının elektronik postalarında haksız rekabet teşkil eden bir beyan bulunmadığından, haksız rekabetin tespiti istemi ile buna dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Delillerin tebliği ve vekâlet ücreti takdirine yönelik istinaf sebepleri → ret
İddia: Davacı, davalı delilleri kendisine tebliğ edilmeden bilirkişi raporu alındığını ve vekâlet ücreti hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı delillerinin davacı tarafa iletildiği ve hükmedilen vekâlet ücreti takdirinin yerinde olduğu saptanmıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay, portföy (denkleştirme) tazminatının tek satıcılık ilişkisinin ispatına bağlı olduğunu kendi gerekçesiyle ortaya koymuştur; ayrıca bayiin pay yapısının sağlayıcının rakibine geçmesinin haklı fesih sebebi sayılması yönündeki onanan tespit emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ tek satıcılık↗ portföy (denkleştirme) tazminatı↗ haklı sebeple fesih↗ haksız rekabet↗ tekel hakkı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3405 E. , 2024/1087 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1365 Esas, 2022/233 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/326 E., 2019/323 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin uzun süreden beri yetkili satıcısı (bayii) olarak çalıştığını, davalının 01.12.2017 tarihinde gönderdiği e-mail ile fesih bildirimi yaptığını, müvekilinin 12.12.2017 tarihinde noter aracılığı ile bu fesih bildirimini kabul etmediğini bildirdiğini, davalı şirketin 14.12.2017 tarihli ihtar ile satış yetkisinin kaldırıldığını bildirerek stokların iadesini istediğini, müvekkilinde bulunan ürünlerin bedeli önceden ödendiğinden stokların müvekkilinin malı olduğunu, müvekkilinin davalının ürettiği ilaçları sattığını, ürünlerini tercih edilebilir kıldığını, müşteri portföyünü oluşturduğunu, davalının Kasım 2017 tarihinden itibaren müşterilerine gönderdiği bildirimlerde müvekkili hakkında yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, bu beyanların haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle denkleştirme isteğinin bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, men'i, zararın tazmini, önlenmesi, haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile 50.000,00 TL manevi tazminat, şimdilik 9.000,00 TL maddi tazminat ve 1.000,00 TL portföy tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının maddi tazminat talebindeki kalemlerin ayrıştırılması gerektiğini, davacının müvekkilinin tek satıcısı veya bayisi olmadığını, davacının dayandığı olan 15.08.2013 tarihli e-mailin kanuni bağlayıcılığı bulunmadığını, müvekkilinin dava dışı şirketin Türkiye’deki tek satıcısı olduğunu ve ürünleri yurt içinde diğer şirketlere de sattığını, müvekkili ile davacı arasında bayilik ilişkisi bulunmadığını, davacının iddiası gibi bir hukuki ilişki bulunsa dahi fesih için haklı neden bulunduğunu, davacı şirket çoğunluk hissesinin müvekkilinin rakibi şirkete satılması nedeniyle ilişkiye devam edilemeyeceğinin bildirildiğini, davacıya sunulan bir tekel hakkı bulunmadığı gibi hakkaniyet gereği de portföy tazminatı talebinin reddi gerektiğini, müvekkilinin e-mailinin haksız rekabet teşkil etmediğini, manevi tazminat talebinin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayilik sözleşmesinin kanunda açıkça düzenlenmediği, tarafların tekel hakkı gibi bazı unsurları dışarıda bırakarak da adi bayilik ilişkisi kurabilecekleri, davalının paletaltı miktardaki ürünlerin dağıtımı için bir dağıtım kurduğu; davalının davacıyı paletaltı ürünlerin dağıtımında yetkili bayisi ve alt dağıtıcı olarak tanımladığı, davacıdan haftalık satış raporlarını talep ettiği, davalının palet altı ürünlerin dağıtımında davacıyı yetkili bayisi ve alt dağıtıcısı olarak tanıttığı, davalının davacıya bayisi gibi davrandığı, davacının rizikosu kendine ait olmak üzere bu ürünleri kendi adına ve hesabına sattığı, davacının fesih ihtarnamesinde sürekli satış yetkisine vurgu yaptığı, davalının davacıdan stok bilgilerini talep ettiği, davacının da stok bilgilerini davalı ile paylaştığı, bu duruma atfen davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin bayilik sözleşmesi olarak kabul edildiği, davacı şirketin yönetim kurulu üyelerinin değiştirilerek 2017 yılı içinde davalının rakibi olan dava dışı şirket yönetim kurulu üyelerinden bazılarına görev verildiği, her iki şirketin yönetim kurulundaki bu durum gözetildiğinde haklı nedenin davalı açısından gerçekleştiği, davalının 3 üncü kişilere gönderdiği bildirimlerde kullandığı ifadelerin haksız rekabet teşkil etmediği, davacıya sunulmuş bir tekel hakkı bulunmadığından portföy tazminatına da hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, katılma yoluyla da davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı delillerinin kendilerine tebliğ edilmeden bilirkişi raporu alındığını, bilirkişi raporuna bu nedenle yapılan itirazın yok sayıldığını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, portföy tazminatı taleplerinin değerlendirilmediğini, maddi kayıp hesabı için yazı yazılması gereken yerlere müzekkere yazılmadığını, şirketin satılmasının kusur olamayacağını, davalının paletaltı tabir edilen ürünler için müvekkiline münhasırlık kazandırdığını, basit bir alt dağıtıcı olmadığını, davalı için hazır müşteri kitlesi yarattığını, ticari defterlerin incelenmediğini, haksız rekabet içeren beyanlar ile haksız rekabet oluştuğunu, vekalet ücreti hesabının da hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin yanlış açıklandığını, yalnızca satım ilişkisi bulunduğunu, zira dava konusu malların bir kısmının davacı tarafından alındığını ve satıldığını bir kısmının müvekkili ve başka firmalarca yurt içinde satıldığını, davacının aldığı malı satıp satmama konusunda tercihin kendisinde olduğunu, davacının sürümü artırma yükümlülüğü bulunmadığını, taraflar arasında yazılı bayilik sözleşmesi de bulunmadığını, davacının tekel hakkı bulunmadığını, haklı sebeple fesih halinde portföy tazminatı da istenemeyeceğini, stok iade bildiriminin iyi niyete dayandığını, davacının iade de etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bayilik ilişkisi bulunduğu, davacı şirket hisselerinin rakip şirkete devri davalı bakımından ilişkinin sonlandırılması için haklı sebep olup davacının portföy tazminatı talep hakkı olmadığından bayilik benzeri bir ticari ilişkinin davacıya tekel hakkı verip vermediğinin de tartışılması gerekmediği, davalı maillerinde haksız rekabet teşkil eden bir beyan bulunmadığından haksız rekabetin tesbiti ve buna dayalı maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalı delillerinin davacıya illetildiği ve vekalet ücreti takdirinin yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi- manevi tazminat ve portföy tazminatı istemine ilişkin, olup uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, haksız rekabet iddialarının ve feshin haklı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, tek satıcılık ilişkisi ispatlanamadığından davacı tarafça portföy tazminatını istenemeyecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124347400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz