Havale ile yapılan ödemenin borç ödemesi karinesi ve ispat yükü
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2038 E. 2024/963 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süre
Gerekçe özeti
Banka havalesi yoluyla yapılan ödemelerde, ödemenin mevcut bir borcun ifası amacıyla yapıldığı yönünde yasal karine bulunur; bu karinenin tersini, yani havalenin başka bir amaçla (örn. bir üçüncü kişiye ödenmek üzere) yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını miktarına göre yazılı delille ispat etmek zorundadır. Ticari defter kaydı bulunmaması ve ödeme ile dayanılan sözleşme arasındaki tarih/atıf uyumsuzluğu, bu ispatın gerçekleşmediğine karine oluşturur. Ayrıca dava dilekçesinde açıkça dayanılmayan yemin deliline, HMK 145'teki istisnai koşullar oluşmadıkça, ön inceleme sonrası sunulan delil listesiyle dayanılamaz. İtirazın iptali davasında ıslah yoluyla ilk kez talep edilen işlemiş faiz alacağı bakımından, itirazın tebliğ tarihinden (somut olayda dava tarihinden) itibaren İİK 67'deki bir yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar ve bu süre geçtikten sonra açılan/ıslah edilen talep hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.
Ele alınan sorunlar
40.000-USD'lik havale ödemesinin niteliğinin ispatı → kabul
İddia: Davalı, ödemenin taşınmaz satışına ilişkin taksit ödemesi olmadığını, komisyon/bahşiş niteliğinde olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır; havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu karinenin tersini, yani havalenin borç ödemesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci, iddiasını miktarına göre yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda davacı bu hususta herhangi bir yazılı delil ibraz etmemiştir; ödemeye ilişkin davacının ticari defterlerinde kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca ödeme, satış vaadi sözleşmesinin akdinden yaklaşık bir ay önce yapılmış olup, ödemenin satış bedeli olarak yapılmış olması halinde bir ay sonra düzenlenen sözleşmede bu ödemenin gösterilmesi gerekirken sözleşmede bu hususta hiçbir kayıt veya açıklama yer almamaktadır. Bu durumda davacı tarafça dava konusu ödemenin taşınmaz bedeli olarak teslim edilmek üzere davalıya yapıldığı hususu kanıtlanamamıştır. Davacının hile iddiası da kanıtlanmamış olup, bu konudaki ceza soruşturmasında verilen takipsizlik kararı kesinleşmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Süresinde bildirilmeyen yemin deliline dayanma imkânı → ret
Gerekçe: HMK 119(1)-f uyarınca, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. HMK 140/5 gereği ön inceleme duruşmasında taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmaları için iki haftalık kesin süre verilir. HMK 145 uyarınca taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremez; ancak delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme sonradan gösterilmesine izin verebilir. Somut olayda yemin delili, dava dilekçesinde açıkça dayanılmadan, ön inceleme duruşmasından sonra ibraz edilen delil listesiyle bildirilmiş ve HMK 145'teki koşullar gerçekleşmediğinden, davacının davalıya yemin teklif etme hakkı bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının kötü niyet tazminatı talebi → ret
İddia: Davalı, istinaf dilekçesinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Davalı tarafça yasal süresinde cevap dilekçesi verilmediği, süresinde kötü niyet tazminatı talep edilmediği, ayrıca alacak likit olmadığı gibi davacının takip başlatmakta haksız olduğu kabul edilse de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Işlemiş faiz talebinde İİK 67 hak düşürücü süresi → ret
Gerekçe: Davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebi bulunmamakta olup, dava değeri olarak asıl alacak 20.000-USD gösterilmiş ve takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiştir; işlemiş faiz talebi ancak yargılama sırasında 21.06.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle ileri sürülmüştür. İtirazın davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmamakla birlikte, davacıya itirazın en geç dava tarihi itibariyle tebliğ edilmiş sayılması gerekir. Bu haliyle İİK'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden, davacının ıslah dilekçesiyle talep ettiği işlemiş faiz alacağı bakımından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Havale yoluyla yapılan ödemelerin borç ödemesi karinesi taşıdığı ve bu karinenin tersinin yazılı delille ispatı gerektiği yönündeki değerlendirme ile itirazın iptali davasında ıslah yoluyla talep edilen işlemiş faizin İİK 67 hak düşürücü süresine tabi olduğu tespiti bakımından bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İtirazın iptali davasında, itirazın tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten itibaren işlemiş faiz talebinin ıslah yoluyla ileri sürülmesi bakımından İİK 67'de öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre uygulanır; bu süre geçtikten sonra ileri sürülen işlemiş faiz talebi hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
havale↗ borç ödemesi karinesi↗ ispat yükü↗ yazılı delil↗ yemin delili↗ hak düşürücü süre↗ itirazın iptali↗ kötü niyet tazminatı↗ ıslah↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2038
KARAR NO 2024/963
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/07/2021
NUMARASI 2019/408 Esas 2021/646 Karar
DAVA
İtirazın İptali
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davacının Temmuz 2015'tarihinde yüklenicisi ... AŞ olan projeden 26 adet daire satın aldığını,ödeme taksit başlangıcı 13.07.2015 olmak üzere Bakırköy ... Noterliğinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını,... AŞ'nin taşeronu ... AŞ çalışanı olan davalının ise bu ilişkide yatırım yapması konusunda davacıyı ikna ederek davacının projeden 26 daire almasını sağladığını, davacıyı hileli davranışlarla ikna eden davalının yüklü miktarda borç altına girmesine ve 26 daire almasına sebebiyet verdiğini, davacının taksit ödemelerini ... AŞ'ye yaptığını, ancak davalının kendisinin yetkili olduğundan bahisle 40.000-USD'nin kendi hesabına gönderilmesini ve bu ödemeyi satış bedellerinden düşeceğini söyleyerek kendisine ödeme yapılmasını sağladığını, davacının, davalının ...
AŞ'de çalıştığına inanarak daire ödemesine karşılık olarak havale yoluyla 40.000-USD gönderdiğini, davacının, paranın ... AŞ'ye aktarılmadığını şirket tarafından ek ödeme istenilince fark ettiğini, ... AŞ'nin davalının çalışanları olmadığını beyan ettiğini, davalının o dönem satıcının taşeronu ... AŞ'de çalışanı olduğunu,davalı hakkında suç duyurusunda bulunularak Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını,... AŞ ile yapılan 29.09.2018 tarihli protokol gereği 29.09.2018 tarihinde 20.000-USD yi ...'ın ödediğini,akabinde Bakırköy 6. ATMnin 2018/794 esas sayılı dosyasındaki menfi tespit davasından feragat ettiğini,kalan 20.000-USD alacağın muhatabının davalı olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 21.06.2021 tarihli dilekçesinde;dava dilekçesinde 20.000-USD'nin icra takibinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini belirterek,asıl alacak ile 14.785,76-USD işlemiş faiz olmak üzere 34.785,76-USD alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafından davalıya banka kanalıyla 17/06/2015 tarihinde herhangibir açıklama taşımayan 40.000-USD gönderildiği, davacı tarafından, söz konusu ödemenin daire satışına ilişkin peşinat olarak ödendiği, davalının ise ödemenin komisyon olduğunun iddia edildiği, dava dilekçesi ile dava dışı icra dosya borçlusu ... AŞ'nin icra takibine konu alacağın 20.000-USD'lik kısmını üstlenerek ödediği beyan edilerek, davanın bakiye 20.000-USD üzerinden açıldığı, davacı şirket ile ...AŞ arasında satış vaadi sözleşmesi yapıldığı,... AŞ'nin, ...AŞ tarafından inşa edilen dairelerin satışına aracılık ettiği, davalı ...'in havalenin yapıldığı tarihte ...'ta satış temsilcisi olarak çalıştığı, satış temsilcisi olarak sigortalı çalışan davalıya alıcı tarafından komisyon ödemesi yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının tespit edildiği,davalı tarafından söz konusu ödemenin komisyon ödemesi olarak yapıldığı ispat edilemediğinden ,20.000-usd asıl alacağa itirazın iptaline ,takipden evvel temerrüd gerçekleşmediğinden işlemiş faiz isteminin reddine ,%20 oranda hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, şartları olmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; davaya konu ödemenin 17.06.2015 tarihinde yapıldığı, ödemenin davacı şirket yetkilisi tarafından aralarında bir komisyon sözleşmesi olmaksızın davacının rızası ile satış komisyonu olarak yapıldığını, ödemenin taşınmaz alımıyla ilgisi olmadığından davacının ticari defterlerinde kaydı olmadığını,satış vaadi sözleşmesinin tarihi 14.07.2015 olup, ödeme planına göre tarafların 26 adet daire için 6.350.000-TL bedelde anlaştıklarını, kapora olarak 26.000-TL ödendiği kalanın 13.07.2015 tarihinde 1.220.000-TL peşinat, 25.10.2015 tarihinde 150.000-TL bedelli senet, 25.01.2016 tarihinde ise 191.000-TL bedelli senet ile ödeneceğinin kabul edildiğini, davaya konu ödemenin sözleşme tarihinden 1 ay önce yapıldığını, sözleşmede böyle bir ödemeden söz edilmediğini, bu nedenle taksit ödemesi olarak kabul edilemeyeceğini, gerçekten bir taksit ödemesi olması halinde sözleşmede ödenen miktar olarak yer alması gerektiğini, davalı tarafa, konumu daha iyi yer olan taşınmazları vermesi için ödenen bahşiş mahiyetinde olduğunu, sözleşme tarihinden önce davacı ile dava dışı mal sahibinin 26 adet dairenin satışı için anlaştıklarını ve kaporanın nakten ödendiğini, sözleşme tarihinden bir gün önce 13.07.2015 tarihinde 1.220.000-TLnin de peşinat olarak ödendiğini ve bu ödemenin ertesi günü sözleşme akdedildiğini, yani davacının davalıya ödeme yaptığı 17.06.2015 tarihinde herhangi bir taksit ödemesi yapmasının mümkün olmadığını,mal sahibinin ek ödeme çıkardığı iddiasının doğru olmadığını, açıklama yapılmayan havalenin, borç ödemesi olarak kabul edildiğini, davacının iddialarını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, ancak ispatlayamadığını, davacı ile diğer takip borçluları arasında düzenlenen borç protokolünde tarafların borcun 20.000-USD olduğu konusunda anlaştıklarını ve bu borcun da davacıya ödendiğinin kabul edildiğini,başka bir alacağı kalmadığını,temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz istenemeyeceğini,icra takibi 40.000-USD asıl alacak ve 12.479,99-USD işlemiş faiz üzerinden başlatılmış olup, mahkemece 20.000-USD üzerinden davanın kısmen kabul edildiğini, dolayısıyla reddedilen miktar 32.479,99-USD olmasına rağmen mahkemece davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı tarafından davalıya banka havalesi yoluyla gönderilen paranın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dışı ...Enerji'ye ait inşaat projesinin pazarlamasının ... şirketi tarafından üstlenildiği, davalının ... şirketinin sigortalı çalışanı olduğu, davacı ile ... arasında 26 adet dairenin toplam 6.350.000-TL bedelle davacıya satışına dair 14.07.2015 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede bağımsız bölüm için alıcının 1.587.500-TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme eki ödeme planına göre ise 26.000-TL kapora ve 13.07.2015 tarihinde 1.220.000-TL peşinat alındığı kabul edilerek, 150.000-TL'nin 25.10.2015 tarihinde ve 191.000-TL'nin de 25.01.2016 tarihinde senet ile ödeneceğinin kabul edildiği, sözleşmede geçen 26.000-TL kapora bedelinin davacı tarafından dava dışı ...Enerji şirketine ödendiğine dair tahsilat makbuzları düzenlendiği, işbu sözleşmenin imza tarihinden yaklaşık bir ay önce ise 17.06.2015 tarihinde davacı tarafından davalıya banka yoluyla 40.000-USD ödeme yapıldığı, banka dekontunda ödemenin neye ilişkin olduğuna dair bir açıklama bulunmadığı, davacı tarafından 40.000-USD ile 12.479,99-USD işlemiş faizin tahsili için davalı ile dava dışı ...Enerji ve ...
şirketleri aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde borca itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu, borçlu ... bakımından ise takibin kesinleştiği, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan 29.09.2018 tarihli anlaşma ve ibraname başlıklı sözleşme ile, taraflarca takipteki borcun 20.000-USD olduğu kabul edilerek, bu tutarın ... tarafından davacıya ödendiği, ayrıca tahsil harcının ödenmesi sonrasında davacının takipten ve ... şirketinin de açmış olduğu menfi tespit davasından feragat edeceği kararlaştırılmıştır. Yapılan protokol doğrultusunda davacıya ... şirketi tarafından 20.000-USD ödendiği, ayrıca ... şirketi tarafından davacı aleyhine Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/794 esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasından 01.09.2018 tarihinde feragat edildiği ve mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, dolayısıyla takip konusu alacağın 20.000-USD'lik kısmının davacı tarafından dava dışı ...
şirketinden tahsil edildiği, kalan 20.000-USD ile işlemiş faiz alacağı bakımından ise davalı aleyhine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İcra takibinde 40.000-usd asıl alacak talep edilmiş ise de , 40.000-usd nin tamamının dava konusu edilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin daha fazla alacak üzerinden vekalet ücreti talep edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Davacı tarafça;
17. 06.2015 tarihinde davalıya banka yoluyla yapılan 40.000-USD ödemenin dava dışı ...şirketi ile akdedilen satış vaadi sözleşmesi kapsamında ...şirketine verilmek üzere taksit ödemesi olarak yapıldığı, ancak paranın davalı tarafından bu şirkete verilmediği ileri sürülmüştür. Havalı makbuzunda ödemenin neye ilişkin olduğuna dair bir açıklama yoktur. 6098 sayılı TBK'nın 555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci, bu iddiasını miktarına göre yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür.
Ancak somut olayda davacı tarafça bu hususta herhangi bir yazılı delil ibraz edilmemiştir. Diğer yandan söz konusu ödemeye ilişkin olarak davacının ticari defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca ödeme sözleşme tarihinden yaklaşık bir ay önce yapılmış olup, ödemenin ...şirketine satış bedeli olarak yapılmış olması halinde, ödemeden bir ay sonra düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde bu ödemenin gösterilmesi gerekirken sözleşmede bu hususta hiç bir kayıt veya açıklama yer almamaktadır. Bu durumda davacı tarafça dava konusu ödemenin ...şirketine satış vaadi sözleşmesi kapsamında taşınmaz bedeli olarak teslim edilmek üzere davalıya yapıldığı hususu kanıtlanamamıştır. Davacının hile iddiası da kanıtlanmamış olup, bu konudaki ceza soruşturmasında verilen takipsizlik kararı da kesinleşmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmamış, ön inceleme duruşmasından sonra ibraz edilen delil listesinde yemin delili bildirilmiştir. HMK'nın 119(1)-f hükmü uyarınca, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Ön inceleme duruşmasında, kanunun 140/5 maddesi gereği taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları iki haftalık kesin süre verilir. HMK’nın 145. maddesinde ise tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecekleri, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkemenin o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceği düzenlenmiştir.Bu haliyle somut olayda yemin delili yasal süreler geçtikten sonra ibraz edilmiş ve HMK'nın 145.
maddesindeki koşullar da gerçekleşmediğinden, davacının davalıya yemin teklif etme hakkı da bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulü doğru olmamıştır. Diğer yandan davalı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmişse de; somut olayda davalı tarafça yasal süresinde davaya cevap verilmediği,süresinde kötü niyet tazminatı talep edilmediği, ayrıca alacak likit olmadığı gibi davacı takip başlatmakta haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır. Davacı tarafça başlatılan icra takibinde asıl alacak yanında 12.479,99-USD işlemiş faiz talep edilmiş, dava dilekçesinde de 20.000-USD dava değeri gösterilerek icra takibinden itibaren ticari faiz talep edilerek 20.000-USD üzerinden harç yatırılmıştır.
Yargılama sırasında ise 21.06.2021 tarihli dilekçeyle bilirkişi raporu doğrultusunda 14.785,76-USD işlemiş faiz talep edilerek harcı yatırılmıştır. Davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebi bulunmamakta olup, dava değeri olarak asıl alacak 20.000-usd gösterilmiş ve takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiştir. İtirazın davacı alacaklıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmamakla birlikte, davacıya itirazın en geç işbu dava tarihi itibariyle tebliğ edilmiş sayılması gerekir. Bu haliyle İİK'nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden , davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği işlemiş faiz alacağı bakımından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "asıl alacak bakımından ispatlanamayan ,işlemiş faiz bakımından hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddine" karar verilmiş,dava işlemiş faiz isteği hak düşürücü süre nedeniyle red edildiği halde bu kısım bakımından maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru değil ise de bu husus davacı tarafça istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden red edilen asıl alacak bakımından karar tarihindeki tarifeye göre nispi vekalet ücreti hesaplanmış ,işlemiş faiz bakımından ilk derece mahkemesince takdir olunan vekalet ücreti ilave edilerek davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2021 Tarih 2019/408 Esas - 2021/646 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 427,60-TL karar harcının mahkeme veznesine yatırılan 621,41-TL peşin harç, 353,54-TL tamamlama harcı ve 1.523,88-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.498,83-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 2.071,23-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 31.418,28-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,"Yatırılan 2.061,29-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı tarafından yapılan 83,60-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
13/06/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/112412 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi