Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat sorumluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2270 E. 2024/1340 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bir tarafın talebiyle konulan ihtiyati tedbirin (ödeme yasağı) sonradan haksız olduğu anlaşılırsa, HMK 399 uyarınca tedbiri koydurtan taraf kusuru bulunmasa bile bu tedbir nedeniyle zarar gören tarafa karşı sorumludur; sorumluluk kusursuz sorumluluk niteliğindedir ve tazminat için zarar ile haksız tedbir arasında nedensellik bağının varlığı yeterlidir, ayrıca kötüniyet veya ihmal aranmaz. Bir şirket adına işlem yapan kişinin sözleşmelerde imza yetkilisi olarak gösterilmiş olması, vekaletname verilmiş olması ve fiilen işlemleri yürütmüş olması, bu kişinin yetkisiz temsilci sayılsa bile işlemlerine şirket tarafından sonradan onay verildiğinin kabulünü gerektirir; şirketin bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuş olması ve icra takiplerine imza itirazında bulunmamış olması karşısında sorumluluktan kurtulamaz. Haksız tedbir nedeniyle başlatılan icra takipleri sonucu uygulanan haciz işlemleri, keşidecinin ticari itibarını zedeleyip tacir sıfatıyla borcunu ödeyemeyen konumuna düşürmesi nedeniyle manevi tazminat koşullarını oluşturur.
Ele alınan sorunlar
Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi tazminat sorumluluğunun koşulları → ret
İddia: Davalı, kusur belirlemesi yapılmadığını, maddi zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını ve haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK'nın 399. maddesinde düzenlenen haksız ihtiyati tedbirden dolayı sorumluluk kusursuz sorumluluk hallerindendir; ihtiyati tedbiri koydurtan tarafın maddi zarardan sorumlu tutulabilmesi için kötüniyet veya ihmalinin bulunması şart değildir; tedbirin haksız olması ve bundan bir zarar doğmuş olması yeterlidir. Ayrıca zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Somut olayda davalının çek iptali davasında aldığı ödeme yasağı kararı nedeniyle, bankada karşılığı bulunan çekler ibrazında ödenemediğinden hamiller icra takibine başvurmuş, davacı keşideci icra masrafı, vekalet ücreti ve faiziyle birlikte fazla ödeme yapmıştır. Bu fazla ödeme miktarı, çek bedelleri ile icra dosyalarında yapılan ödemelerin karşılaştırılmasıyla belirlenebilecek nitelikte olup bilirkişi incelemesi gerektirmez. Davacının açtığı istirdat davalarının reddedilmiş olması, kambiyo takiplerine imzaya itiraz etmemiş olması ve ödeme yapmış olması birlikte değerlendirildiğinde, davalının haksız eylemi nedeniyle davacının zarara uğradığının kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çekleri teslim alan şirket çalışanının yetkisi ve davalının sorumluluktan kurtulma iddiası → ret
İddia: Davalı, çeklerin şirkete teslim edilmediğini, kıymetli evrak teslim almaya yetkisi olmayan bir SGK'lı çalışana (...) teslim edildiğini, bu kişinin çekleri sahte imzayla üçüncü kişilere devrettiğini, bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve şirketin zarardan sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında akdedilen tüm sözleşmelerde ... davalı şirket adına imza yetkilisi olarak gösterilmiş, e-posta adresi de sözleşmelerde yer almıştır. Ayrıca davalı şirket yetkilisi tarafından bu kişiye, şirket adına sözleşme imzalama, teklif verme/alma ve ilgili işlemleri yapma yetkisi veren vekaletname verilmiştir. Tadilat işlerine ilişkin yazışmalar bu kişi tarafından yürütülmüş, hak ediş bedeli tahsiline ilişkin belgede de bu kişinin imzası bulunmaktadır. Bu durumda söz konusu kişinin davalı şirket adına vekil sıfatıyla hareket ettiği, yetkisiz temsilci olarak yaptığı işlemlere de davalı şirket tarafından sonradan onay verildiğinin kabulü gerekir. Davacı şirketin bu çalışanla iş birliği yaparak davalı zararına hareket ettiğine dair delil bulunmamaktadır. Davalının, çek hamillerince başlatılan icra takiplerine imza itirazında bulunmamış olması karşısında, açılan ceza davası da davalı lehine delil olarak değerlendirilemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı, manevi zararın ortaya konulmadığını ve gerekçelendirilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Manevi zarar, mal varlığında azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle duyulan cismani ve manevi acı, elem ve yaşama zevkinde azalmayı ifade eder; TBK'nın 58. maddesine göre kişilik hakkı zedelenen kişi manevi tazminat isteyebilir. Somut olayda davalının aldığı haksız ödeme yasakları nedeniyle, doğrudan davalı tarafından olmasa da çek hamilleri tarafınca başlatılan icra takiplerinde davacı haciz işlemlerine muhatap olmuş, banka hesaplarına blokeler konulmuş, alışveriş merkezlerindeki mağazalarında fiili haciz işlemleri yapılmıştır. Bu nedenle davalının aldığı haksız ödeme yasakları sonucu uygulanan haciz işlemleri nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiği, çek keşidecisi sıfatıyla borcunu ödeyemeyen tacir durumuna düşmesine ve manevi zarara uğramasına davalının kusurlu eyleminin yol açtığının kabulü gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
HMK 399 kapsamında haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun kusursuz sorumluluk niteliğinde olduğu ve bunun yanı sıra yetkisiz temsilcinin işlemlerine şirketçe fiilen onay verilmiş sayılabileceğine ilişkin değerlendirme, benzer çek/ödeme yasağı ve temsil yetkisi uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız ihtiyati tedbir↗ kusursuz sorumluluk↗ nedensellik bağı↗ yetkisiz temsilci↗ temsil yetkisinin onaylanması↗ çek ödeme yasağı↗ manevi tazminat↗ ticari itibarın zedelenmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2021/2270
KARAR NO 2024/1340
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/06/2021
NUMARASI 2020/166 Esas 2021/594 Karar
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/09/2024
Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilince ticari ilişki neticesinde 11 adet çekin davalıya teslim edildiğini, çekler teslim alınıp kullanılmasına rağmen davalı tarafından bahse konu çeklerin zayi olduğundan bahisle Bakırköy 6 ATMnin 2019/347 esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açılarak çeklere ihtiyati tedbir niteliğinde ödeme yasağı konulduğunu, çeklerin bankada karşılığı bulunmasına rağmen davacı tarafından talep edilen ödeme yasağı nedeniyle ibraz edene ödeme yapılmayarak icra takibine konu edildiğini, ibraz eden üçüncü kişi yetkili hamiller tarafından ödeme yasağı kaşesi vurulu çekler ile icra takipleri başlatıldığını, bu nedenle müvekkilinin iş yerlerinde haciz işlemleri yapıldığını ve hesaplarına bloke konulduğunu, icra tehdidi ile müvekkilince icra dosyalarına çek bedellerinden çok daha fazla ödeme yaptıklarını, bu kapsamda çeklerin karşılığı olmasına rağmen çek tazminatı,icra vekalet ücreti ve ihtiyati haciz masrafları ödendiğini, haciz işlemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zarar gördüğünü, davalının ise icra takiplerinde ciro imzalarına ve takiplere itiraz etmediğini, çeklerin ortaya çıkması üzerine davalının açtığı tüm istirdat davalarının reddedildiğini, bu davalar sonucunda çeklerin zayi olmadığının sabit olduğunu, başlatılan icra takiplerinden İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip konusu 20.000-TL bedelli çek için 28.138,94-TL , İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip konusu 40.000-TL bedelli çek için 51.490-TL, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip konusu 50.000-TL bedelli çek için 60.940,91-TL, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip konusu 50.000-TL bedelli çek için 54.438,30-TL, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip konusu 25.000-TL bedelli çek için 29.776,07-TL ödemeler yapıldığını, fazla ödenen paranın toplam 39.784,22-TL olduğunu belirterek, 39.784,22-TL maddi tazminat ile 50.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava konusu çekler müvekkili şirkete teslim edilmemiş olup, şirketin SGK'lı çalışanı ve kıymetli evrak teslim almaya yetkisi olmayan ...'a teslim edildiğini, teslim edilen işbu çeklerden müvekkili şirketin haberinin olmadığını, ...'un çekleri şirket imzasını taklit ederek 3. kişilere verdiğini, söz konusu şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunmadığını, davacının kusurlu olarak çekleri yetkisi olmayan şirket çalışanına teslim etmesinin davalı şirketi ciddi zarara uğrattığını, zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, çekleri davacıdan alıp üçüncü kişilere devreden ... hakkında müvekkilince suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalının açtığı çek iptali davasında mahkemece tedbir kararı verildiği, davalının istirdat davaları açtığı, çek iptali davasında davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, HMK nın 399. madde uyarınca, lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlü olacağı, İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında davacı hakkında haciz işlemlerinin yapıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilen icra dosyalarında ödeme yapıldığı, davacının bu çeklerin keşidecisi olduğu, ...
bankasına yazılan yazı cevabında, çeklerin ibraz süresi içerisinde çek tutarını karşılayacak miktarda bakiye bulunduğunun belirtildiği, davalının açtığı istirdat davalarının arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden reddine karar verildiği, taraflar arasında eser sözleşmesi nedeniyle çeklerin davalı tarafa verildiği, mail yazışmaları ve hak edişlere ilişkin diğer belgelerde dava dışı ... isminin yer aldığının görüldüğü, dava dilekçesinde belirtilen 5 adet çekin ticari işlerde ciro edilerek tedavül gördüğü, davalıya verilen çeklerin ciro edilerek kullanılması nedeniyle ödeme yasağına ilişkin tedbir talebinin haksız olduğu, davacının çeklerin ibraz sürelerinde hesabında çek miktarlarını karşılayacak miktarda bakiye bulunması sebebiyle takibe konu çek miktarlarından fazla olarak ödenen miktar talebinin yerinde olduğu, davacı hakkında icra dosyalarında haciz işleminin uygulanmış olması ile ticari itibarının zedelendiği ve manevi tazminat şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 39.784,22-TL maddi tazminat ve 40.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili; mahkemece kusur belirlemesi yapılmadığı gibi maddi zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, manevi zarar ortaya konulmadığı gibi gerekçelendirilmediğini, dava konusu çekler müvekkili şirkete teslim edilmemiş olup, şirketin SGK'lı çalışanı ve kıymetli evrak teslim almaya yetkisi olmayan ...'a teslim edildiğini, teslim edilen işbu çeklerden müvekkili şirketin haberinin olmadığını, ...'un çekleri şirket imzasını taklit ederek 3. kişilere devrettiğini, söz konusu şirketlerle ticari ilişkilerinin bulunmadığını, çek iptali davasının davacıyı da korumaya yönelik olarak açıldığını, davacının kusurlu olarak çekleri yetkisi olmayan şirket çalışanına teslim etmesi nedeniyle müvekkili şirketin de ciddi anlamda zarara uğradığını, zararın davacının kusurundan kaynaklandığını, çekleri davacıdan alıp üçüncü kişilere devreden ...
hakkında müvekkilince suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak mahkemece bu dosya celp edilmeyerek incelenmediğini, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. HMK'nın 399. maddesinde düzenlenen haksız ihtiyati tedbirden dolayı sorumluluk kusursuz sorumluluk hallerinden olup, haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan maddi zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş olması veya bunda herhangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, kusurlu olmasa bile bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür. Haksız ihtiyatî tedbir nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için ayrıca zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
Dolayısıyla davacının talep ettiği zararın, haksız olduğu anlaşılan ihtiyati tedbirden kaynaklanması gerekir.Somut olayda; taraflar arasında, davacının değişik alışveriş merkezlerinde bulunan iş yerlerinin dekorasyon işlerinin yapımı işine ilişkin olarak 01.11.2018, 12.02.2019 ve 19.03.2019 tarihli sözleşmelerin akdedildiği, her üç sözleşmede de davalı şirket adına imza yetkilisi olarak dava dışı ...'un ad ve soyadı ile e-posta adresinin yazılı olduğu, sözleşmelerde iş bedelinin kısmen peşin kısmen de vadeli çeklerle ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, yapılan iş bedellerine mahsuben davacı tarafından keşidecisi olduğu 11 adet çekin davalıya 19.03.2019 ve 16.04.2019 tarihli çek teslim bordrolarıyla teslim edildiği, çeklerin davalı şirket tarafından dava dışı 3.
kişilere ciro edildiği, sonrasında davalı şirket tarafından çeklere ilişkin olarak zayi nedeniyle iptal istemiyle Bakırköy 6. ATM nin 2019/347 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davalı çek lehdarının istemi üzerine mahkemece 22.05.2019 tarihinde tedbiren ödeme yasağı kararı verilerek kararın infaz edildiği konulan ödeme yasakları nedeniyle çeklerin bankada karşılığı bulunduğu halde ibraz edenlere ödemelerin yapılamadığı belirlenmiştir. Çeklerin ibrazında ödeme alamayan çek hamilleri ellerindeki çekleri davacı ile ciranta davalı aleyhine icra takiplerine konu etmişler ;icra takibine konu edilen çekler keşideci davacı tarafından bu kez icra masrafı ,vekalet ücretleri ve faiziyle birlikte ödenilmiştir.Maddi tazminat talebi ,çek bedellerinin icra takibine konu edilmesi nedeniyle ,ibrazında ödenecek miktarlardan daha fazla ödeme yapıldığından aradaki farka ilişkindir.Bu hususun tesbiti,çek bedelleri ile icra dosyalarında yapılan ödemelerin karşılaştırılması ile tesbit edilebilecek miktar olup bilirkişi incelemesi gerektirecek nitelikde değildir.
Davacı çek keşidecisi tarafından icra takiplerinde çek bedelleri dışında toplam 39.784,22-TL fazla ödeme yapıldığı, fazla ödemenin sebebinin davalının talebiyle alınan ödeme yasaklarından kaynaklandığı ,davacının zararı ile ödeme yasakları arasında illiyet bağı bulunduğu , davacı tarafın açtığı çek istirdadı davalarının reddine karar verildiği, aleyhinde başlatılan kambiyo takibine karşı da imzaya itirazda bulunmadığı,ödeme yapmadığı dikkate alındığında davalının haksız eylemi neticesinde davacının zarara uğradığının kabulü gerekir. Davalı tarafça, çekleri teslim alan şirket çalışanı ...'un kıymetli evrak teslim almaya yetkili olmadığı, çekleri sahte imza ile 3. kişilere verdiği ileri sürülerek şikayetçi olunmuş ve akabinde bu kişi hakkında sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
Ancak taraf şirketler arasında akdedilen tüm sözleşmelerde ... davalı şirket adına imza yetkilisi olarak geçmekte olup, sözleşmelerde bu kişinin e-posta adresi yazılıdır. Yine şirket yetkilisi tarafından bu kişiye şirket adına işlem yapmak üzere 06.04.2018 tarihli vekaletname verilmiş olup, vekaletnamede " şirket adına iş sözleşmesi imzalamaya teklif vermeye teklif almaya bu hususlarda yapılması gereken her türlü iş ve işlemleri yapmaya takip etmeye ve imzası ile neticelendirme" yetkisi verilmiştir. Davacı işyerlerinde yapılan tadilat işleriyle ilgili olarak davacı şirket ile yapılan e-posta yazışmaları bu kişi tarafından yürütülmüş, sunulan hak ediş bedeli tahsiline ilişkin belgede de davalı şirket adına bu kişinin imzası bulunmaktadır.
Bu durumda ...'un davalı şirket adına vekil sıfatıyla hareket ettiği, ayrıca yetkisiz temsilci sıfatıyla yaptığı işlemlere davalı şirket tarafından onay verildiğinin kabulü gerekir. Yine davacı şirketin davalının bu çalışanı ile iş birliği içerisinde davalı şirket zararına hareket ettiği hususunda herhangi bir delil yoktur. Davalının ;çek hamilleri tarafından başlatılan icra takiplerine imza itirazında bulunmaması gözönüne alındığında açılan ceza davasının da lehine delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Davacının maddi zararı ile davalının kusuru arasında uygun illiyet bağının varlığının kabulü ile davacının maddi zararından davalının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davacı tarafça ayrıca; manevi tazminat talep edilmiştir. Manevi zarar; mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Somut olayda davacının kusurlu olarak aldığı ödeme yasakları nedeniyle, doğrudan davalı tarafından olmasa da çek hamilleri tarafından başlatılan icra takiplerinde haciz işlemlerine muhatap olduğu ,davacının banka hesaplarına blokeler konulduğu, ayrıca davacının alışveriş merkezlerinde bulunan mağazalarında fiili haciz işlemleri yapıldığı belirlenmektedir.Bu nedenle , davalının aldığı haksız ödeme yasakları nedeniyle uygulanan haciz işlemleri nedeniyle , davacının ticari itibarının zedelendiği , çek keşidecisi sıfatıyla çeklerini ve borcunu ödeyemeyen tacir durumuna düşmesine ,davacının manevi zarara uğramasına davalının kusurlu eyleminin yol açtığının kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafından haksız alınan ödeme yasakları nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş,istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 5.450,06-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.421,81-TL nin mahsubu ile kalan 4.028,25-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/111837 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi