Pay devrinin tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1217 E. 2024/9298 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devrinin tescili↗ genel kurulun devredilemez yetkileri↗ ticari işletme devri↗ ttk 595↗ pay devir sözleşmesi↗ limited şirket pay devri↗ işletme devri↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ toplantı tutanağı↗ butlan↗ pay devri↗ aktif husumet ehliyeti↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ ticari işletme↗ şirket müdürü↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ hisse devri↗ eş rızası↗ fesih↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/981 E., 2020/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Gıda Ltd Şti'nin tek yetkilisinin 2016 yılına kadar dava dışı ... iken müvekkilinin, 18.07.2016 tarihli pay devri sözleşmesi kapsamında şirket hisselerinin %50'si oranındaki 200 adet payı 200.000,00 TL bedelle adı geçenden devraldığını, sözleşmenin İzmir 21. Noterliğince onaylandığını, 18.07.2016 tarihli ve 2016/1 sıra numaralı genel kurul kararı ile şirketin iki ortaklı olarak devamına, müvekkili ile ...'in aksi kararlaştırılıncaya kadar süresiz şirket müdürü seçilmelerine, tek imzanın bulunduğu eski imza sirkülerinin iptaline ve ortakların şirketi müştereken imzaları ile temsil etmelerine karar verildiğini, bu genel kurul karar toplantı tutanağının da İzmir 21. Noterliğinin 23775 yevmiye numarası ile onaylandığını, davalı şirket yetkilisinin tüm hukuki işlemlerde müştereken imza gerektiğini bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak daha önce iptal edilmiş imza sirkülerine dayanarak Bayraklı İzmir adresindeki Lezistan adlı işletmeyi, içinde bulunan menkul, demirbaş ve iş yeri çalışma ruhsatı ile birlikte 80.000,00 TL bedelle davalı ... şirketine devrettiğini, bu devrin Bornova 4. Noterliğince 30.09.2016 tarihinde onaylandığını, sözleşmenin butlanla sakat olduğunu, ortakların iradesine uygun olmadığını, müşterek imza bulunmadığını ve kanuni şekle uygun olmadığını iddia ederek geçmişe etkili olarak geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; limited şirketlerin pay devri ile genel kurul kararının ticaret siciline tescilinin ve ilanının gerekli olduğunu, oysa ki pay devir sözleşmesinin tescil edilmediğini, bu nedenle iyi niyetli 3. kişi durumunda olan müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza yetkisinin belirlenmesine ilişkin kararın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375 inci maddesi doğrultusunda yönetim kurulu tarafından alınmaması sebebiyle hukuken geçersiz olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesinin usulüne uygun şekilde noterde düzenlendiği ve davalı ....... Ltd. şirket kurulu tarafından onaylanması nedeni ile davacının pay sahibi haline geldiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketler arasındaki ticari işletme devrinin, davacı ortağın rızası olmaksızın yapılması nedeniyle geçersiz olup olmadığı noktasında toplandığı, limited şirkette pay devri için ticaret siciline tescil ve ilanın kurucu mahiyette olmayıp yalnızca açıklayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafından davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari işletmenin devri sözleşmesini yaparken davacının pay devraldığını bildiği ve kötü niyetli olduğu hususunu kanıtlayamadığı, bu itibarla davanın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkete ait işletmenin devrinin kanuni şekil unsurlarını taşımadığı iddiası ile geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile dava dışı ...'in ortağı olduğu davalılardan ... Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti'ye ait işletmenin, dava dışı ortak tarafından diğer davalı ... şirketine devrinin, genel kurul kararı alınmadan gerçekleştirilmesi ve ticaret siciline tescil edilmemesi sebebi ile geçersiz olup olmadığına ilişkindir.
Somut olayda, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesine uygun düşecek şekilde, davacı ile dava dışı ...'in şirket hisse devri konusunda anlaştıkları, pay devrinin noterde gerçekleştirildiği, genel kurulda da buna ilişkin karar alındığı, bu itibarla pay devrinin tescile gerek olmaksızın geçerlilik kazandığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Buna karşılık limited şirkete ait işletmenin devrinin ticaret siciline tescili kurucu niteliğe haiz olmayıp, açıklayıcı etkiye sahip ise de davacı yanca yargılamanın her aşamasında, devredilen işletmenin, şirketin tek mal varlığı olduğunun ve genel kurul kararı olmadan devrinin yapılmasının mümkün olmadığının iddia edildiği, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2. maddesi uyarınca, limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, dolayısıyla dava dışı şirket müdürünün yapmış olduğu devrin, şirketin tasfiyesine yol açar nitelikte işlem olup olmadığı, devirden sonra şirketin bu yüzden fesih ve tasfiyeye girip girmediği de önem arz etmekte olup, bu hususun ayrıca incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
O halde, mahkemece, dava dışı şirket müdürü tarafından genel kurul kararı alınmaksızın şirkete ait işletmenin satışı ile birlikte şirketin özsermayesini yitirip yitirmediği, dolayısıyla hukuki işlemin geçersiz olup olmadığı konusunda alanında uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılıp bu husus değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2149 E. 2022/1158 K.
Ortak:genel kurulun devredilemez yetkileri · şirketin tasfiyesi · şirket müdürü · fesih · limited şirket · geçersizlik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBuna karşılık «limited şirkete» ait «işletmenin devrinin» «ticaret siciline tescili» kurucu niteliğe haiz olmayıp, açıklayıcı etkiye sahip ise de davacı yanca yargılamanın her aşamasında, devredilen işletmenin, şirketin tek mal varlığı olduğunun ve genel kurul kararı olmadan devrinin yapılmasının mümkün olmadığının iddia edildiği, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2. maddesi uyarınca, limited şirketin «fesih» ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında sayıldığı, dolayısıyla dava dışı şirket müdürünün yapmış olduğu devrin, «şirketin tasfiyesine» yol açar nitelikte işlem olup olmadığı, devirden sonra şirketin bu yüzden fesih ve tasfiyeye girip girmediği de önem arz etmekte olup, bu hususun ayrıca incelenmes …
O halde, mahkemece, dava dışı «şirket müdürü» tarafından genel kurul kararı alınmaksızın şirkete ait işletmenin satışı ile birlikte şirketin özsermayesini yitirip yitirmediği, dolayısıyla hukuki işlemin «geçersiz» olup olmadığı konusunda alanında uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılıp bu husus değerlendirilmeden, «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; «limited şirketlerin pay devri» ile genel kurul kararının «ticaret siciline tescilinin» ve «ilanının» gerekli olduğunu, oysa ki «pay devir sözleşmesinin» tescil edilmediğini, bu nedenle iyi niyetli 3. kişi durumunda olan müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza «yetkisinin» belirlenmesine ilişkin kararın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375 inci maddesi doğrultusunda «yönetim kurulu» tarafından alınmaması sebebiyle hukuken «geçersiz» olduğunu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile TTK'nın 538/2. maddesi uyarınca «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri «genel kurulun devredilemez yetkileri» arasında sayılmış olup, davalı şirket müdürünün yapmış olduğu satışların «şirketin tasfiyesine» yol açar nitelikte işlem olup olmadığı, devirlerden sonra şirketin bu yüzden fesih ve tasfiyeye girip girmediği de önem arz etmekte olup, bu hususun da ayrıca değe …
Bu durumda, mahkemece, davalı tarafından şirkete ait gayrımenkul ve araçların satışı ile şirketin özsermayesini yitirip borca batık hale gelmesi ve «fesih» davasına konu edilmesi arasında bağlantı olup olmadığı, davalı «şirket müdürü» tarafından gerçekleştirilen hukuki işlemlerin «geçersiz» olup olmadığının değerlendirilmeksizin, «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK hükümlerinde «limited şirketlerde» «şirket müdürlerinin» kendileriyle işlem yapmayı yasaklayıcı hüküm bulunmadığı, kaldı ki her üç aracın satışının kasko değerlerinin üzerinde yapıldığı, bedelinin ödendiği, dolayısı ile şirketin herhangi bir zararının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; dava konusu taşınmazın 07.01.2013 tarihli ve davacının da imzası bulunan «ortaklar kurulu» kararı uyarınca davalıya satışının yapıldığı, TTK hükümlerinde limited şirketlerde şirket müdürünün kendileriyle işlem yapmayı yasaklayıcı bir hükme yer verilmediği, «şirket zararının» oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · şirket müdürlüğü · özen yükümlülüğü · şirketin feshi · ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · oy yasağı · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK hükümlerinde «limited şirketlerde» «şirket müdürlerinin» kendileriyle işlem yapmayı yasaklayıcı hüküm bulunmadığı, kaldı ki her üç aracın satışının kasko değerlerinin üzerinde yapıldığı, bedelinin ödendiği, dolayısı ile şirketin herhangi bir zararının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; dava konusu taşınmazın 07.01.2013 tarihli ve davacının da imzası bulunan «ortaklar kurulu» kararı uyarınca davalıya satışının yapıldığı, TTK hükümlerinde limited şirketlerde şirket müdürünün kendileriyle işlem yapmayı yasaklayıcı bir hükme yer verilmediği, «şirket zararının» oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, «limited şirket» müdürünün şirketle işlem yapma «yasağı» ve «sadakat yükümlüğüne» aykırı olarak gerçekleştirdiği şirkete ait taşınmaz ve araçların devrine dair işlemlerin iptali ile yeniden şirket adına tescili, bu mümkün olmazsa değerlerinin şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar 6102 sayılı TTK 644/1-b. bendinde TTK 395. maddeye atıf bulunmadığından, ortak olan «şirket müdürlerinin» şirketle işlem yapması açıkça yasaklanmamışsa da TTK'nın 626. maddesi uyarınca «şirket müdürleri» ve yöneticileri şirkete bağlılık ve «özen yükümlülüğü» altında bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı tarafça, davalı eylemlerinin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu ileri sürüldüğüne göre, davalının şirkete ait gayrımenkul ve araçların satışında gösterdiği tutum ve davranışların şirkete karşı bağlılık ve «özen yükümlülüğüne» aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2593 E. 2017/4787 K.
Ortak:hisse devri · fesih · geçersizlik · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaŞti. vekili cevap dilekçesinde; «limited şirketlerin pay devri» ile genel kurul kararının «ticaret siciline tescilinin» ve «ilanının» gerekli olduğunu, oysa ki «pay devir sözleşmesinin» tescil edilmediğini, bu nedenle iyi niyetli 3. kişi durumunda olan müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza «yetkisinin» belirlenmesine ilişkin kararın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375 inci maddesi doğrultusunda «yönetim kurulu» tarafından alınmaması sebebiyle hukuken «geçersiz» olduğunu, davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Noterliğince 30.09.2016 tarihinde onaylandığını, sözleşmenin «butlanla» sakat olduğunu, ortakların iradesine uygun olmadığını, müşterek imza bulunmadığını ve kanuni şekle uygun olmadığını iddia ederek geçmişe etkili olarak «geçersizliğinin» tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Ltd. şirket kurulu tarafından onaylanması nedeni ile davacının pay sahibi haline geldiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketler arasındaki «ticari işletme devrinin», davacı ortağın «rızası» olmaksızın yapılması nedeniyle «geçersiz» olup olmadığı noktasında toplandığı, «limited şirkette pay devri» için «ticaret siciline tescil» ve «ilanın» kurucu mahiyette olmayıp yalnızca açıklayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafından davalı ...
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasında 15.01.2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre davalılar tarafından «hisse devri» gündeme geldiğinde öncelikle davacıya teklif edileceğinin kararlaştırıldığı, fakat davalıların davacıya herhangi bir teklifte bulunmaksızın hisselerini 04.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ye ...'ın 60.000 bedelle, ...'nin de 70.000 TL bedelle devrettikleri ve sicile tescil edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK 595. maddede hisse devrinin nasıl yapılacağı belirtilmiş olup, sözleşmenin noterde onaylanması gerekmekle taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, noterde onaylanmadığından hisse devirlerinin iptali talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davalılarca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinde «fesih» usulü belirlenmiş olup, davalılar tarafından gönderilen «ihtarın» sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığından feshin «geçersiz» olduğu, buna göre de davacı sözleşmenin 4. maddesinde belirlenmiş olan hisse devirleri ile ilgili satış bedelinin %15' ine hak kazanmış olduğu anlaşılmakla, alacak …
Bu nedenle, bu davalı yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · ihtar
Benzer bu karardaBu nedenle, bu davalı yönünden davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 15.01.2012 tarihinde sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre davalılar tarafından «hisse devri» gündeme geldiğinde öncelikle davacıya teklif edileceğinin kararlaştırıldığı, fakat davalıların davacıya herhangi bir teklifte bulunmaksızın hisselerini 04.10.2012 tarihinde dava dışı ...'ye ...'ın 60.000 bedelle, ...'nin de 70.000 TL bedelle devrettikleri ve sicile tescil edildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı TTK 595. maddede hisse devrinin nasıl yapılacağı belirtilmiş olup, sözleşmenin noterde onaylanması gerekmekle taraflar arasında imzalanan sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olup, noterde onaylanmadığından hisse devirlerinin iptali talebinin reddine karar vermek gerektiği, yine davalılarca sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6. maddesinde «fesih» usulü belirlenmiş olup, davalılar tarafından gönderilen «ihtarın» sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmadığından feshin «geçersiz» olduğu, buna göre de davacı sözleşmenin 4. maddesinde belirlenmiş olan hisse devirleri ile ilgili satış bedelinin %15' ine hak kazanmış olduğu anlaşılmakla, alacak …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1217 E. , 2024/9298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/155 Esas, 2023/1408 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/981 E., 2020/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Gıda Ltd Şti'nin tek yetkilisinin 2016 yılına kadar dava dışı ... iken müvekkilinin, 18.07.2016 tarihli pay devri sözleşmesi kapsamında şirket hisselerinin %50'si oranındaki 200 adet payı 200.000,00 TL bedelle adı geçenden devraldığını, sözleşmenin İzmir 21. Noterliğince onaylandığını, 18.07.2016 tarihli ve 2016/1 sıra numaralı genel kurul kararı ile şirketin iki ortaklı olarak devamına, müvekkili ile ...'in aksi kararlaştırılıncaya kadar süresiz şirket müdürü seçilmelerine, tek imzanın bulunduğu eski imza sirkülerinin iptaline ve ortakların şirketi müştereken imzaları ile temsil etmelerine karar verildiğini, bu genel kurul karar toplantı tutanağının da İzmir 21.
Noterliğinin 23775 yevmiye numarası ile onaylandığını, davalı şirket yetkilisinin tüm hukuki işlemlerde müştereken imza gerektiğini bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak daha önce iptal edilmiş imza sirkülerine dayanarak Bayraklı İzmir adresindeki Lezistan adlı işletmeyi, içinde bulunan menkul, demirbaş ve iş yeri çalışma ruhsatı ile birlikte 80.000,00 TL bedelle davalı ... şirketine devrettiğini, bu devrin Bornova 4. Noterliğince 30.09.2016 tarihinde onaylandığını, sözleşmenin butlanla sakat olduğunu, ortakların iradesine uygun olmadığını, müşterek imza bulunmadığını ve kanuni şekle uygun olmadığını iddia ederek geçmişe etkili olarak geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; limited şirketlerin pay devri ile genel kurul kararının ticaret siciline tescilinin ve ilanının gerekli olduğunu, oysa ki pay devir sözleşmesinin tescil edilmediğini, bu nedenle iyi niyetli 3. kişi durumunda olan müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, imza yetkisinin belirlenmesine ilişkin kararın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 375 inci maddesi doğrultusunda yönetim kurulu tarafından alınmaması sebebiyle hukuken geçersiz olduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen limited şirket pay devri sözleşmesinin usulüne uygun şekilde noterde düzenlendiği ve davalı ....... Ltd. şirket kurulu tarafından onaylanması nedeni ile davacının pay sahibi haline geldiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirketler arasındaki ticari işletme devrinin, davacı ortağın rızası olmaksızın yapılması nedeniyle geçersiz olup olmadığı noktasında toplandığı, limited şirkette pay devri için ticaret siciline tescil ve ilanın kurucu mahiyette olmayıp yalnızca açıklayıcı nitelikte olduğu, davacı tarafından davalı ... Doğrama Mobilya İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari işletmenin devri sözleşmesini yaparken davacının pay devraldığını bildiği ve kötü niyetli olduğu hususunu kanıtlayamadığı, bu itibarla davanın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkete ait işletmenin devrinin kanuni şekil unsurlarını taşımadığı iddiası ile geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile dava dışı ...'in ortağı olduğu davalılardan ... Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti'ye ait işletmenin, dava dışı ortak tarafından diğer davalı ... şirketine devrinin, genel kurul kararı alınmadan gerçekleştirilmesi ve ticaret siciline tescil edilmemesi sebebi ile geçersiz olup olmadığına ilişkindir.
Somut olayda, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesine uygun düşecek şekilde, davacı ile dava dışı ...'in şirket hisse devri konusunda anlaştıkları, pay devrinin noterde gerçekleştirildiği, genel kurulda da buna ilişkin karar alındığı, bu itibarla pay devrinin tescile gerek olmaksızın geçerlilik kazandığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Buna karşılık limited şirkete ait işletmenin devrinin ticaret siciline tescili kurucu niteliğe haiz olmayıp, açıklayıcı etkiye sahip ise de davacı yanca yargılamanın her aşamasında, devredilen işletmenin, şirketin tek mal varlığı olduğunun ve genel kurul kararı olmadan devrinin yapılmasının mümkün olmadığının iddia edildiği, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 6102 sayılı TTK'nın 643. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 538/2. maddesi uyarınca, limited şirketin fesih ve tasfiyesine yol açabilecek ölçüde mal varlığının devri genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, dolayısıyla dava dışı şirket müdürünün yapmış olduğu devrin, şirketin tasfiyesine yol açar nitelikte işlem olup olmadığı, devirden sonra şirketin bu yüzden fesih ve tasfiyeye girip girmediği de önem arz etmekte olup, bu hususun ayrıca incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
O halde, mahkemece, dava dışı şirket müdürü tarafından genel kurul kararı alınmaksızın şirkete ait işletmenin satışı ile birlikte şirketin özsermayesini yitirip yitirmediği, dolayısıyla hukuki işlemin geçersiz olup olmadığı konusunda alanında uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılıp bu husus değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1117178500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz