6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Mirasın reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1312 E. 2024/8108 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mirasın reddi fon alacağı kusur karinesi bilirkişi raporunun denetime elverişliliği rüçhan hakkı dosyanın işlemden kaldırılması yönetim kurulu üyeliği ticari avans faizi husumet itirazı kusur sorumluluğu işlemden kaldırma şirketin tasfiyesi ispat külfeti malvarlığına ilişkin dava adli yardım sermaye artırımı illiyet bağı ibra müteselsil sorumluluk davanın açılmamış sayılması şirket zararı hisse senedi hisse devri zamanaşımı def'i mirasçılık ipotek denetime elverişlilik açılmamış sayılma infaz kefalet tmsf mahsup def'i sulh hukuk mahkemesi anonim şirket kefil protokol geçersizlik sulh ıslah yönetim kurulu kararı harç ilan kusur dava sebebi eksik inceleme avans faizi zamanaşımı husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. — Bankacılık K. 132 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2005/315 E., 2018/401 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli ve adli yardım talepli olarak davalı ..., duruşma istemi olmaksızın adli yardım talepli davalı ... mirasçıları vekili ve davacı ...vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ...vekili Avukat ... ile davalılardan ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin ...Yönetim Kurulu'nun 24.06.2002 tarih ve 418 sayılı kararı ile ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ...tarafından devralındığını, yeni yönetim ve denetim kurulu atandığını, yeni atanan denetçiler tarafından düzenlenen 01.01.2002- 31.12.2002 dönemine ilişkin denetçi raporunda yönetim kurulunun 143, 153 ve 179 nolu kararıyla ... Bank A.Ş'nin sermaye artırımlarına rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle iştirak edildiğini, 168 nolu kararla dava dışı ... Pazarlama A.Ş. ve Abdülkadir Konukoğlu'ndan ... Bank hisseleri satın alındığını, sonraki sermaye artırımlarında bu hisselere karşılık gelen rüçhan haklarının kullanıldığını, bankaya el konulması nedeniyle hisse senetlerinin değersiz hale geldiğini, 145 nolu kararla ... Bank hisse senedi satışlarının bedeli tahsil edilmeyerek karşılık ayrılmak suretiyle zarar yazıldığını, 185 ve 189 nolu kararla şirketin mal varlıkları başta ... Dış Ticaret A.Ş. olmak üzere diğer grup şirketlerin riskleri için ipotek edildiğini, şirketin varlık ve imkanlarının diğer grup şirketleri lehine kullandırıldığı veya borç verildiğini, davalı yönetici ve denetçilerin şirketin uğradığı zarardan sorumlu olduklarını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri 2000-2001 yıllarına ilişkin genel kurul kararlarının ilgili maddelerinin 26.05.2005 tarihinde yapılan genel kurulunda hükümsüz sayıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.100,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen avans faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle 196.984.378,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen reeskont faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunmuş ve Yönetim Kurulu kararlarının ... Holding yönetim kurulunca veya ... Holding icra kurulunca verilen kararların uygulanması niteliği taşıdığını, yapılan işlemlerin o günkü koşullarda şirket aleyhine olmadığını, amacın şirketi zarara uğratmak olmadığını, genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ..., A. Polat Çelikkan ve ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş ve müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini, TMSF tarafından şirket yönetimine el konulduktan sonra şirket aktiflerinin gereği gibi değerlendirilmediğini, malvarlıklarının satılmadığını, sermaye artışının sağlanamadığını, şirketin tasfiyeye sürüklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... Avşar cevap dilekçesinde; yönetim kurulu üyesi olarak 30.03.2000 - 29.09.2000 tarihleri arasında yaklaşık 6 ay süreyle yönetim kurulu üyeliği yaptığını, yapılan işlemlerin o günkü koşullarda değerlendirilerek şirketin aleyhine olmadığı kabul edilerek yapıldığını, ... grubu şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda zorunlu olarak karşılıklı olarak birbirlerine kefil olduğunu veya ipotek verdiğini, şirkette görev yaptığı dönem dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporunun düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğunu, genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunmasının zorunluluk arz ettiğini, dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtildiğini, mevzuata uygun olarak daha önce alınmış olan genel kurul ibra kararlarının yok sayılamayacağını savunarak davanın reddini istemiş, süresinden sonra verdiği 20.04.2006 tarihli dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiş, ıslah yoluyla zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 29.07.2005 tarihli ek dilekçesinde ve ıslah dilekçesine karşı verdiği dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımına uğradığını, ibranın geçersiz sayılmasının batıl olduğunu, davacı tarafça zararın somut biçimde ispatının gerektiğini, yapılan işlemlerde müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırı bir eylemi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini, ... Bank'a el konulması ile TMSF'nin Egeser'in de tüm varlığına tedbir koyduğunu ve şirketin faaliyetine son verdiğini, TMSF'nin de kusurunun söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalı yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları şirketi en iyi şekilde sevk ve idare etmekle sorumlu olup şirkete karşı sadakat ve özen borçları bulunduğu, dava konusu olayda yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ... ve ... 'nun

almış olduğu kararlarla ... Giyim Sanayi İç ve Dış Tic AŞ' nin kaynaklarını 3. kişilere aktardığı, şirketi 3. kişilere karşı kefalet borcu altına soktukları şirket aktifindeki gayrimenkulleri 3. kişiler lehine ipotek ettikleri, hisse devri yaptıkları halde satış bedellerini tahsil edemedikleri, şirketin menfaatlerini ön planda tutmadıkları ve bu kararların alınmasında kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları için şirket menfaatlerine aykırı alınmış kararlar nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu bulundukları, davalıların sorumluluk miktarlarının ... yönünden 186.918.774,49 TL, ... yönünden 186.798.840,42 TL, ... yönünden 185.225.576,42 TL, ... yönünden 181.653.459,00 TL ve ... yönünden 189.024.043,00 TL tutarında olduğu, bu miktarlar üzerinden sorumluluğa ilişkin maddi şartların gerçekleştiği, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleştiği, dava konusu edilen alacağın fon alacağı niteliğinde bulunduğu ve zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, açılan davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu zararın ikinci bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 189.024.043,00 TL tutarında olduğu, davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'nun zarar gören davacıya karşı zararın tamamından tüm zarar verenlerle birlikte müteselsilen sorumlu oldukları, 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça 156.414,58 TL'lik tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilatın belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği, ancak tahsilat dava tarihinden sonra yapıldığından söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği, davacı tarafça sunulan 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça davalılardan ... ve ... açısından davanın 5411 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereğince durdurulmasının talep edildiği, yine davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 4 davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin geçtiği, bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ve ... miras şirketi yönünden 5411 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece davanın durdurulmasına, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 189.024.043,00 TL'nin dava ve ıslah tarihi olan 30.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ...vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı ...vekili, Davalı ... (adli yardım talepli), Davalı ... mirasçıları vekili (adli yardım talepli) tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket yönetici ve denetçilerinin sorumluluklarından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 309, 310, 336 ncı maddesi ve devamı hükümleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 334 üncü maddesi ve 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1.Davalı ... ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından, temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında yatırılması gereken harç tutarlarının da yüksek olduğu gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 334 üncü maddesi ve 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası koşullarının oluştuğu anlaşıldığından adli yardım taleplerinin kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim aynı Kanun'un 338 inci maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine Kanun'un 346 ncı maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336 ncı madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, Kanun'un 559 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu hali ile ispat külfeti açısından değerlendirildiğinde ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğundan söz etmek mümkündür.

Somut olayda, mahkemece, ...tarafından davacı şirket yönetimine el konulduktan sonra düzenlenen Denetçi Raporu ve bu kapsamda alınan bilirkişi raporları ile sonuca varılarak yazılı şekilde karar verilmiş, davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı ...'ın görev süresi 30.03.2000-20.09.2000 arasında olup, öncelikle görevde olduğu süre boyunca şirketin zararına sebebiyet verip vermediği, şirketin zararı söz konusu ise davalının iş ve eylemleri ile zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının davacı tarafından ispat edilmesi, sonrasında davalı tarafça kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının ispatı gerekmektedir. Denetçi Raporunda davalı ...'ın görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluk tutarı 181.575.215,00 TL gösterilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da denetime elverişli bulunmamakla birlikte sorumluluk miktarı 181.653.459,00 TL olarak gösterilmiş. Davalının bilirkişi raporuna ciddi itirazları bulunması sebebiyle aynı bilirkişi heyeti tarafından ek rapor hazırlanmış ise de söz konusu ek rapor itirazları karşılamaktan uzak ve denetime elverişli tespitler içermemektedir. Özellikle davalının kefalet borcuna ilişkin sorumluluğun neye göre belirlendiği, hangi tarihli kefalet işlemlerinden hangi miktarda sorumlu olduğu bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.

Bilirkişi raporunun denetime elverişli tespitler içermeyip ...tarafından atanan denetçilerin hazırladığı denetçi raporuna atıflar içerdiği, zararın ve sorumluluk tutarının ne şekilde doğduğu hususunda ayrıntılı inceleme yapılmadığı, ek raporda da davalının itirazlarının karşılanmadığı da gözetildiğinde; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerektiğinde şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek davalı itirazlarını karşılar şekilde ve denetime elverişli olacak yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre varılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

3.Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla; davalının 02.08.2019 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları ... ve ...'in Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.10.2019 tarihli 2019/415 E. 2109/427 K. sayılı kararıyla mirası kayıtsız şartsız reddettiği anlaşılmakla, mahkemece mirasın reddi kararının da ayrıca değerledirilmesi gerektiğinden, kararın bu yönüyle de davalı ... mirasçıları yararına bozulması gerkemiştir.

4.Bozma sebebine göre davacı ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Özel denetçi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2534 E. 2017/1568 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1312 E.  ,  2024/8108 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ 09.02.2009

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2005/315 E., 2018/401 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli ve adli yardım talepli olarak davalı ..., duruşma istemi olmaksızın adli yardım talepli davalı ... mirasçıları vekili ve davacı ...vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ...vekili Avukat ... ile davalılardan ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin ...Yönetim Kurulu'nun 24.06.2002 tarih ve 418 sayılı kararı ile ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ...tarafından devralındığını, yeni yönetim ve denetim kurulu atandığını, yeni atanan denetçiler tarafından düzenlenen 01.01.2002- 31.12.2002 dönemine ilişkin denetçi raporunda yönetim kurulunun 143, 153 ve 179 nolu kararıyla ... Bank A.Ş'nin sermaye artırımlarına rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle iştirak edildiğini, 168 nolu kararla dava dışı ... Pazarlama A.Ş. ve Abdülkadir Konukoğlu'ndan ... Bank hisseleri satın alındığını, sonraki sermaye artırımlarında bu hisselere karşılık gelen rüçhan haklarının kullanıldığını, bankaya el konulması nedeniyle hisse senetlerinin değersiz hale geldiğini, 145 nolu kararla ...

Bank hisse senedi satışlarının bedeli tahsil edilmeyerek karşılık ayrılmak suretiyle zarar yazıldığını, 185 ve 189 nolu kararla şirketin mal varlıkları başta ... Dış Ticaret A.Ş. olmak üzere diğer grup şirketlerin riskleri için ipotek edildiğini, şirketin varlık ve imkanlarının diğer grup şirketleri lehine kullandırıldığı veya borç verildiğini, davalı yönetici ve denetçilerin şirketin uğradığı zarardan sorumlu olduklarını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edildikleri 2000-2001 yıllarına ilişkin genel kurul kararlarının ilgili maddelerinin 26.05.2005 tarihinde yapılan genel kurulunda hükümsüz sayıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.100,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C.

Merkez Bankasınca ilan edilen avans faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle 196.984.378,00 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen reeskont faiziyle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunmuş ve Yönetim Kurulu kararlarının ... Holding yönetim kurulunca veya ... Holding icra kurulunca verilen kararların uygulanması niteliği taşıdığını, yapılan işlemlerin o günkü koşullarda şirket aleyhine olmadığını, amacın şirketi zarara uğratmak olmadığını, genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ..., A. Polat Çelikkan ve ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş ve müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini, TMSF tarafından şirket yönetimine el konulduktan sonra şirket aktiflerinin gereği gibi değerlendirilmediğini, malvarlıklarının satılmadığını, sermaye artışının sağlanamadığını, şirketin tasfiyeye sürüklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... Avşar cevap dilekçesinde; yönetim kurulu üyesi olarak 30.03.2000 - 29.09.2000 tarihleri arasında yaklaşık 6 ay süreyle yönetim kurulu üyeliği yaptığını, yapılan işlemlerin o günkü koşullarda değerlendirilerek şirketin aleyhine olmadığı kabul edilerek yapıldığını, ... grubu şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda zorunlu olarak karşılıklı olarak birbirlerine kefil olduğunu veya ipotek verdiğini, şirkette görev yaptığı dönem dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporunun düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğunu, genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunmasının zorunluluk arz ettiğini, dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtildiğini, mevzuata uygun olarak daha önce alınmış olan genel kurul ibra kararlarının yok sayılamayacağını savunarak davanın reddini istemiş, süresinden sonra verdiği 20.04.2006 tarihli dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiş, ıslah yoluyla zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 29.07.2005 tarihli ek dilekçesinde ve ıslah dilekçesine karşı verdiği dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.

6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava zamanaşımına uğradığını, ibranın geçersiz sayılmasının batıl olduğunu, davacı tarafça zararın somut biçimde ispatının gerektiğini, yapılan işlemlerde müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırı bir eylemi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin görev yaptığı dönemde doğan zararın söz konusu olmadığını, müvekkillerinin ibra edildiğini, ... Bank'a el konulması ile TMSF'nin Egeser'in de tüm varlığına tedbir koyduğunu ve şirketin faaliyetine son verdiğini, TMSF'nin de kusurunun söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalı yönetim kurulu üyelerinin görev yaptıkları şirketi en iyi şekilde sevk ve idare etmekle sorumlu olup şirkete karşı sadakat ve özen borçları bulunduğu, dava konusu olayda yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ..., ... ve ... 'nun

almış olduğu kararlarla ... Giyim Sanayi İç ve Dış Tic AŞ' nin kaynaklarını 3. kişilere aktardığı, şirketi 3. kişilere karşı kefalet borcu altına soktukları şirket aktifindeki gayrimenkulleri 3. kişiler lehine ipotek ettikleri, hisse devri yaptıkları halde satış bedellerini tahsil edemedikleri, şirketin menfaatlerini ön planda tutmadıkları ve bu kararların alınmasında kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları için şirket menfaatlerine aykırı alınmış kararlar nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu bulundukları, davalıların sorumluluk miktarlarının ... yönünden 186.918.774,49 TL, ... yönünden 186.798.840,42 TL, ... yönünden 185.225.576,42 TL, ... yönünden 181.653.459,00 TL ve ... yönünden 189.024.043,00 TL tutarında olduğu, bu miktarlar üzerinden sorumluluğa ilişkin maddi şartların gerçekleştiği, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleştiği, dava konusu edilen alacağın fon alacağı niteliğinde bulunduğu ve zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, açılan davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu zararın ikinci bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 189.024.043,00 TL tutarında olduğu, davalılar ..., ..., ..., ...

ve ...'nun zarar gören davacıya karşı zararın tamamından tüm zarar verenlerle birlikte müteselsilen sorumlu oldukları, 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça 156.414,58 TL'lik tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilatın belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği, ancak tahsilat dava tarihinden sonra yapıldığından söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği, davacı tarafça sunulan 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokoller doğrultusunda davacı tarafça davalılardan ... ve ... açısından davanın 5411 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereğince durdurulmasının talep edildiği, yine davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...

yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı, 4 davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin geçtiği, bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davalı ... ve ... miras şirketi yönünden 5411 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin 10 uncu fıkrası gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece davanın durdurulmasına, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 189.024.043,00 TL'nin dava ve ıslah tarihi olan 30.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ...

ve ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ...vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı ...vekili, Davalı ... (adli yardım talepli), Davalı ... mirasçıları vekili (adli yardım talepli) tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim şirket yönetici ve denetçilerinin sorumluluklarından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nun 309, 310, 336 ncı maddesi ve devamı hükümleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 334 üncü maddesi ve 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası

3. Değerlendirme

1.Davalı ... ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından, temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, dosya kapsamı ve talep dilekçesi içeriğinin incelenmesi sonrasında yatırılması gereken harç tutarlarının da yüksek olduğu gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 334 üncü maddesi ve 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası koşullarının oluştuğu anlaşıldığından adli yardım taleplerinin kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim aynı Kanun'un 338 inci maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.

Yine Kanun'un 346 ncı maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336 ncı madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, Kanun'un 559 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu hali ile ispat külfeti açısından değerlendirildiğinde ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğundan söz etmek mümkündür.

Somut olayda, mahkemece, ...tarafından davacı şirket yönetimine el konulduktan sonra düzenlenen Denetçi Raporu ve bu kapsamda alınan bilirkişi raporları ile sonuca varılarak yazılı şekilde karar verilmiş, davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı ...'ın görev süresi 30.03.2000-20.09.2000 arasında olup, öncelikle görevde olduğu süre boyunca şirketin zararına sebebiyet verip vermediği, şirketin zararı söz konusu ise davalının iş ve eylemleri ile zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının davacı tarafından ispat edilmesi, sonrasında davalı tarafça kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının ispatı gerekmektedir. Denetçi Raporunda davalı ...'ın görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluk tutarı 181.575.215,00 TL gösterilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da denetime elverişli bulunmamakla birlikte sorumluluk miktarı 181.653.459,00 TL olarak gösterilmiş.

Davalının bilirkişi raporuna ciddi itirazları bulunması sebebiyle aynı bilirkişi heyeti tarafından ek rapor hazırlanmış ise de söz konusu ek rapor itirazları karşılamaktan uzak ve denetime elverişli tespitler içermemektedir. Özellikle davalının kefalet borcuna ilişkin sorumluluğun neye göre belirlendiği, hangi tarihli kefalet işlemlerinden hangi miktarda sorumlu olduğu bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır.

Bilirkişi raporunun denetime elverişli tespitler içermeyip ...tarafından atanan denetçilerin hazırladığı denetçi raporuna atıflar içerdiği, zararın ve sorumluluk tutarının ne şekilde doğduğu hususunda ayrıntılı inceleme yapılmadığı, ek raporda da davalının itirazlarının karşılanmadığı da gözetildiğinde; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerektiğinde şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek davalı itirazlarını karşılar şekilde ve denetime elverişli olacak yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre varılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

3.Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla; davalının 02.08.2019 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları ... ve ...'in Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.10.2019 tarihli 2019/415 E. 2109/427 K. sayılı kararıyla mirası kayıtsız şartsız reddettiği anlaşılmakla, mahkemece mirasın reddi kararının da ayrıca değerledirilmesi gerektiğinden, kararın bu yönüyle de davalı ... mirasçıları yararına bozulması gerkemiştir.

4.Bozma sebebine göre davacı ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve davalı ... mirasçıları vekilinin adli yardım taleplerinin kabulüne; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (4) numaralı bentte yazılı sebeplerle davacı ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1112732600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.