Müteselsil kefalette TBK 598/3 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/443 E. 2025/460 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalHak düşürücü süre
Davacının nitelemesi: Kefalet - Hak Düşürücü Süre mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde kurulmuş olsa da, kefalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin olarak 6101 sayılı Kanunun 1, 5 ve 6. maddeleri uyarınca TBK hükümleri uygulanır. TBK 598/3 uyarınca gerçek kişi tarafından verilen her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir, zamanaşımı gibi kesilmesi mümkün değildir ve mahkemece resen gözetilir. Kefalet tarihinden itibaren 10 yıllık süre dolduktan sonra kefile karşı başlatılan icra takibine dayalı itirazın iptali davası, hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Kefalet sözleşmesinin sona ermesine hangi kanunun (818 sayılı BK mi, TBK mi) uygulanacağı → ret
İddia: Davacı vekili, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin incelemenin kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiğini, bu kanunda kefalete ilişkin süre sınırlaması bulunmadığını, TBK hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6101 sayılı Kanunun 1. maddesinin son cümlesi uyarınca, TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşecek sona erme ve tasfiye işlemleri TBK hükümlerine tabidir. Aynı Kanunun 5/2. maddesinde, TBK ile ilk defa öngörülen hak düşürücü süre veya özel zamanaşımı sürelerinin başlangıç tarihi itibarıyla dolmuş olması halinde hak sahiplerine TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süre tanınacağı, 6. maddesinde ise 5. maddenin uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler için de uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak kefalet sözleşmesinin kuruluş tarihi 818 sayılı BK dönemine ait olsa da TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
TBK 598/3 uyarınca 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup olmadığı ve kesilip kesilemeyeceği → ret
İddia: Davacı vekili, hak düşürücü sürenin daha önce başlatılan icra takipleri (2012 ve 2013 tarihli dosyalar) nedeniyle kesildiğini zımnen ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK'nın 598/3. maddesine göre bir gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; 598/4. maddesine göre de kefil, ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmeleri 17.06.2008 ve 23.11.2009 tarihli olup, kefalet tarihlerinden itibaren 10 yıllık süre, dava konusu icra takibinin başlatıldığı 14.06.2024 tarihinden çok önce dolmuş ve kefalet kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan zamanaşımı süresi gibi kesilmesi mümkün değildir ve mahkemece resen nazara alınması gerekir. Kefalete konu borcun muacceliyeti bu sürenin başlangıcına etkili değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
818 sayılı BK döneminde kurulmuş kefalet sözleşmelerinin sona ermesine TBK 598/3-4 hükümlerinin uygulanacağı ve bu 10 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olup resen gözetilmesi ve kesilmemesi gerektiği hususunda BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu yorum, benzer kefalet uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TBK'nın 598/3. maddesi uyarınca, gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; 598/4. maddeye göre kefil ancak bu 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Bu süre hak düşürücü süre olup zamanaşımı gibi kesilmesi mümkün değildir ve mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet↗ müteselsil kefil↗ hak düşürücü süre↗ itirazın iptali↗ genel kredi sözleşmesi↗ temlik↗ TBK'nın zaman içinde uygulanması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2025/443
KARAR NO 2025/460
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/02/2025
NUMARASI 2024/598 Esas 2025/67 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/03/2025
Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; ... Tic. Ltd. Şti. (VKN: ...) ile dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. arasında ayrı ayrı ticari kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalının sözleşmeleri kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, ... A.Ş.'nin alacağını Beyoğlu ... Noterliğinin 01.12.2017 tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile müvekkili şirkete devir ve temlik ettiğini, ... A.Ş.'nin alacağını ise Beyoğlu ... Noterliğinin 25.06.2013 tarih ve ... yevmiye nolu işlem ile müvekkili şirkete devir ve temlik ettiğini, müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, borçlarını da hala ödemediğini belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davaya ve takibe konu edilen genel kredi sözleşmelerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde kredi sözleşmelerinin tarafı olmadığını ve davacıya bir borcu bulunmadığını, davacının dava ile ileri sürdüğü haksız ve hukuka aykırı icra inkar tazminatının reddi gerektiğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; icra takibine konu edilen alacağın, dava dışı ... San. Tic. Ltd.Şti. ile ... A.Ş. ve ... A.Ş. arasında, 17/06/2008 tarihinde ve 23.11.2009 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmesine dayalı olduğu, bu sözleşmelerin davalı ... ve dava dışı ... tarafından kefil sıfatı ile imzalandığı ve bankalar tarafından alacağın davacı şirkete temlik edildiği, takibin, genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak yapıldığı, takip borçlusu davalının genel kredi sözleşmelerinin kefili olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığı, dayanak kefalet sözleşmelerinin 17/06/2008 ve 23/11/2009 tarihli olduğu, davaya konu takip tarihinin ise 14/06/2024 olduğu, takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TBK'nın 598/3 maddesine göre gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, söz konusu maddede öngörülen süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, kefalet sözleşmeleri 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olsa da;
6101 sayılı Kanunun 1. maddesine göre kefalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin TBK hükümleri uygulanacağı, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununda kefaletin süresine ilişkin bir sınırlama hükmü bulunmamakta ise de;
01. 07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598/3 maddesinde gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefaletlerde 10 yıllık geçerlilik süresi düzenlendiği, maddede belirtildiği üzere kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalkacağı, kefalete konu borcun muacceliyeti maddede öngörülen hak düşürücü sürenin başlamasına etkili olmadığı, kefalet tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona ereceğinden kefalete dayalı olarak takip yapılmasına olanak bulunmadığı, bu nedenle hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddine, davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verildiğinden ve davaya konu takipte alacaklı davacının kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacı vekili; Mahkemece verilen kararda kefalet sözleşmesinin bitmesine ilişkin hükümlerin TBK hükümleri uygulanacağı tespitinin yerinde olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin yapılacak incelemenin kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihteki yürürlükte olan 818 sayılı BK Hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davaya konu icra takibinin 2013 yılında girişilen; İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas, 2012'de girişilen İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas, 2013 yılında girişilen İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyalar ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla başlatıldığını, davalı kefilin; kefaletine ilişkin incelemenin takibe konu genel kredi sözleşmesinin tanzim edildiği dönemde yürürlükte olan 818 S.lı Kanuna göre yapılması gerektiğini, söz konusu kanunda;
kefalete ilişkin bir süre öngörülmemiş olduğundan; yasaya ve usule aykırı ilk derece mahkemesi kararının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 598/3. maddesi''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' 598/4. Maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde hükmünü haizdir.6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''.....TBK'nın yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye TBK hükümlerine tabidir.'' denilmiştir.
Aynı yasanın 5/2. maddesinde ''TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, TBK'da öngörülen süreden daha uzun olamaz.'' şeklinde, 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tüm bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin ...
San. Tic. Ltd.Şti. ile ... A.Ş. ve ... A.Ş. arasında, 17.06.2008 tarihinde ve 23.11.2009 tarihinde akdedilen genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı olduğu, kefalet tarihlerinden itibaren 10 yıllık sürenin dolduğu, icra takip tarihi olan 14/06/2024 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan, zamanaşımı süresi gibi kesilmesinin sözkonusu olmadığı, bu sürenin resen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin TBK'nın 598/3 maddesinin uygulanamayacağı,hak düşürücü sürenin kesilmesi sözkonusu olmadığından zamanaşımı süresinin kesildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.24/03/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/11120 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi