Menfi tespit | Menfi tespit | Sözleşmenin uyarlanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3942 E. 2023/3740 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- on yıl
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aşırı ifa güçlüğü↗ sözleşmenin uyarlanması↗ davaların birleştirilmesi↗ taleple bağlılık ilkesi↗ kefalet limiti↗ taleple bağlılık↗ takipsizlik kararı↗ müteselsil kefil↗ ara karar↗ hakkaniyet↗ mirasçılık↗ derdestlik↗ kesin süre↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ ifa↗ yenileme↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ kefil↗ usulden reddi↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ bilirkişi incelemesi↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davaların birleştirilmesi, birlikte görülüp aynı anda sonuçlandırılmalarını gerekli kılsa da birleştirme kararı verildikten sonra da asıl ve birleşen davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Bu itibarla, Mahkemece, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. Öte yandan, Mahkemenin kabul şekline göre asıl davanın reddine birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün, bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3942 E. , 2023/3740 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/13 Esas, 2022/88 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
BİRLEŞEN DAVA
Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/36 E.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve sözleşmenin uyarlanması (asıl dava) ve menfi tespit (birleşen dava) davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davacılardan ...'nun eşi muris ... ile alacağını davalıya devreden Akbank...A.Ş. arasında 1997 yılında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili ... ...'nin anılan sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredinin ödenmemesi nedeniyle 2000 yılında icra takibi başlatıldığını, icra takibinin takipsiz bırakıldığını, 2012 yılında icra takip dosyasının yeniden işleme alındığını, sözleşme konusu alacaklarda zamanaşımının on yıl olduğunu, ayrıca talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek, öncelikle borcun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, olmadığı takdirde sözleşmenin uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin, alacağını davalıya temlik eden Akbank...A.Ş. ile ... arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun kredi borçlarını ödememesi üzerine müvekkili ve asıl borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, asıl borçlunun vefatından sonra müvekkili ile asıl borçlunun mirasçılardan olan ...'nun alacağın zamanaşımına uğradığından bahisle asıl davayı açtıklarını, asıl davada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; müvekkilinin kefalet limitinin 2.800,00 TL olduğunun, davalının müvekkili aleyhine kefalet limitini aşan miktarlar için takip yaptığının tespit edildiğini ancak Mahkemece, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek bu hususun değerlendirme dışı bırakıldığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde ise müvekkilinin borçlu olduğu tutarın kefalet limiti gözetilerek belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; takip dosyasında zamanaşımını kesen işlemler bulunduğundan alacağın zamanaşımına uğramadığını, sözleşmeyle kararlaştırılan temerrüt faizinin tarafların hür iradesiyle belirlendiğini, sözleşmenin uyarlanmasını gerektirecek olağanüstü bir halin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde ise; aynı taleplerin asıl davada da dile getirildiğini belirterek derdestlik itirazında bulunmuş, bunun yanında kredi sözleşmesindeki imzasına ve hakkında başlatılan takibe itiraz etmeyen davacının iş bu davadaki iddialarının dinlemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 16.05.2019 tarih, 2018/93 E. ve 2019/172 K. sayılı kararı ile asıl davada, davacı ... vekiline, uyulan bozma ilamının gereği olarak muris ...'nun mirasçısı olan ...’nun davaya muvafakatinin sağlanması, adı geçenin muvafakatinin sağlanamaması halinde ise terekeye temsilcisi atanması için bir sonraki celseye kadar kesin süre verildiğini ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği ancak ara karar gereğinin verilen kesin süre içerisinde yerine getirilmediği, bu nedenle adı geçenin davasının usulden reddi gerektiği, asıl ve birleşen dosyada davacı ... ...'nin davasında, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede; icra takibinin başlatıldığı 2000 tarihinden itibaren son yenilemenin yapıldığı 2012 yılına kadarki süreçte zamanaşımını kesen bir kısım işlemlerin vuku bulduğu alacağın zamanaşımına uğramadığı, borçlu olmadığının tespiti yönünden yapılan değerlendirmede;
her ne kadar bilirkişi raporunda davacı kefil ... ...'nin 2.800,00 TL kefalet limiti dahilinde ve bu tutara kendi temerrüdünden kaynaklanacak temerrüt faizi ile birlikte sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, davacının dosyada kefil olduğu, kefil olduğu dosya borcundan sorumlu olacağı, sözleşmenin uyarlanması yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda icra takibi ile talep edilen %160 temerrüt faiz oranı 1995-1998 yılları arasından akdedilen sözleşmelere istinaden 2000 yılı ekonomik koşullarına göre belirlendiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere borcun bu oran üzerinden ödenmesinin talep edilmesinin hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmadığı bu nedenle sözleşmenin uyarlanması koşullarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davada davacı ...'nun davasının usulden reddine, davacı ...
...'nin asıl davadaki zamanaşımı nedeniyle menfi tespit isteminin reddine, sözleşmenin uyarlanması talebinin kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ... ... ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarih, 2020/5092 E. ve 2021/2462 K. sayılı kararı ile "davacı ...'nin birleşen dosyada, borçtan kefalet limiti tutarında sorumlu olduğunu, davalı banka tarafından aleyhine başlatılan icra takibinde kefalet limiti gözetilmeden talepte bulunduğunu, kefalet limitinin aşıldığını ileri sürdüğü, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunda, adı geçen davacının kefalet limitinin 2.800,00 TL olduğunun saptandığı, bu hale göre, Mahkemece, davacı ...’nin, dava tarihi itibariyle sözleşmede belirtilen kefalet limiti kapsamında sorumlu olduğu gözetilerek buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı, davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacının asıl davada, aşırı ifa güçlüğü nedeniyle temerrüt faizinin uyarlanmasını talep ettiği ancak sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizinin dönemin enflasyon oranları ve diğer ekonomik veriler nazara alındığında makul olduğu, davacının kefaletten kaynaklanan borcunu uzun süre ödememesi nedeniyle iddia kapsamındaki vakıanın ortaya çıktığı, sözleşmenin uyarlanabilmesi için ifa güçlüğünü yaratan olağanüstü durumun borçlunun kusurundan kaynaklanmaması gerektiği, Mahkemece, somut olayda, temerrüt faizinden kaynaklanan olağanüstü ifa güçlüğünün borçlunun kusurundan kaynaklandığı gözetilerek sözleşmenin temerrüt faizi yönünden uyarlanması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada, davacı ...'nun davası hakkında daha önceden verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, davacı ... ...'nin sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizinin uyarlanmasına ilişkin talebinin uyulan bozma ilamı gereğince reddi gerektiği, adı geçen davacının sözleşmeyle belirlenen kefalet limiti tutarında sorumlu olduğu, dosya arasında bulunan 24.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, kefalet limiti gözetilerek davacının 12.001,89 TL borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl davada, davacı ... tarafından açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... tarafından açılan asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, adı geçen davacının davaya konu takibin başlatıldığı tarih itibariyle asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden 12.001,89 TL borçlu olmadığının tespitine, faize ilişkin uyarlama talebiyle fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece, 2014 tarihli bilirkişi raporuna atıfla menfi tespit hükmü kurulmuş ise de söz konusu rapor dayanak alınarak verilen önceki kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, bu nedenle söz konusu raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, davacı ... ...'nin kefil olduğu borçtan ve kendi temerrütü sebebiyle oluşan temerrüt faizinden sorumlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplama hatası yapıldığını, Mahkemece, reddedilen tutarlar sebebiyle adı geçen davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davaların birleştirilmesi, birlikte görülüp aynı anda sonuçlandırılmalarını gerekli kılsa da birleştirme kararı verildikten sonra da asıl ve birleşen davalar bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Bu itibarla, Mahkemece, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. Öte yandan, Mahkemenin kabul şekline göre asıl davanın reddine birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesi gerekirken gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün, bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111877200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz