Savunma giderlerinin sigorta teminat limiti içinde sayılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1647 E. 2023/3932 K. · · İlk derece: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sorumluluk sigortası poliçesinde tüm savunma giderlerini kapsayan ayrı bir hukuksal koruma teminatı kararlaştırılmamışsa, sigortalının aleyhine açılan davalar nedeniyle yapılan savunma giderleri de sigorta teminatı limiti içinde değerlendirilir ve sigortacının yaptığı ödemeler teminattan düşülür; poliçede aynı ürünlerin tedarikine veya aynı kusuru taşıyan ürünlere atfedilebilen tüm olayların tek olay sayılacağı kararlaştırılmışsa bu olaylar olay başına limite tabidir ve sigortacı bu limit kadar ödeme yapmışsa limiti aşan talep tümden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Savunma giderlerinin sigorta teminatı limiti içinde mi değerlendirileceği → ret
İddia: Davacı, sigortacının sigorta teminatından ayrı olarak hukuksal koruma ve sigortalı tarafından yapılacak makul giderleri ödeme borcu bulunduğunu, sigorta teminatından ayrı olarak ödenmesi gereken giderlerin teminata dahil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, sigortacının savunma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar arasında düzenlenen poliçede tüm savunma giderlerini içine alacak ayrı bir hukuksal koruma teminatı bulunmadığından, sigortalının maruz kaldığı davalar ve diğer nedenlerden dolayı yapılan giderlerin de sigorta teminatı sınırı içinde değerlendirilmesi gerekir; sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin teminattan düşülmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Aynı ürünlere atfedilebilen olayların tek olay sayılarak olay başına limite tabi tutulması → ret
İddia: Davacı, poliçedeki seri hasar şartının geçersiz olduğunu, sağlanan sigorta korumasında teminat limitinin söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Poliçede, aynı ürünlerin tedarikine veya aynı kusuru taşıyan ürünlere atfedilebilen tüm olayların tek bir olay olarak ele alınacağı ve ilk olayın meydana geldiği tarihte olmuş gibi değerlendirileceği kararlaştırılmıştır; bu nedenle sigortalının muhatap olduğu davalar nedeniyle yapılan giderlerin tek olay olarak nitelendirilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Dava tarihinde henüz ödenmemiş bakiye tutar bakımından kısmen kabul kararı verilmesi gerekip gerekmediği → ret
İddia: Davacı, dava tarihine kadar ödenmediği sabit olan kısım bakımından en azından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı davasını, poliçede olay başına kararlaştırılan teminat limitinin dışında kalan tutar için açmıştır; kaldı ki yargılama sırasında teminat tutarından bakiye kalan kısım da ödenmek suretiyle sigorta şirketince poliçede öngörülen teminat tutarı kadar ödeme yapılmıştır. Bu nedenle davanın tümden reddinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Ayrı hukuksal koruma teminatı bulunmayan sorumluluk poliçelerinde savunma giderlerinin teminat limitine dahil olduğu ve poliçedeki tek olay (seri hasar) şartının uygulanacağı yönündeki holding, Yargıtay'ca onanmakla emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ürün sorumluluk sigortası↗ savunma giderleri↗ hukuksal koruma teminatı↗ teminat limiti↗ seri hasar / tek olay şartı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3312 E. 2019/2633 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 71.950,00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar, Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1647 E. , 2023/3932 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1791 Esas, 2022/88 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/77 E., 2019/334 K.
Taraflar arasındaki sigorta poliçesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 21.03.2013 tarihli 2.000.000,00 USD teminat tutarlı ürün sorumluluk sigorta poliçesi olduğunu, müvekkili sigortalının ABD’ye ihraç edilen ürünlerinin kullanılması suretiyle imal edilen meyve sularını alan tüketicilerin hastalanmalarından sorumlu tutularak tazmin sorumluluğuna muhatap olduğunu, davalı sigorta şirketince hasar dosyasının açıldığını ve gerçekleşmesi beklenen rizikolarla ilgili alınacak önlemler konusunda müvekkilini kendi bağlantısı olan bir avukatlık şirketine yönlendirdiğini, alınacak önlemler ve savunma kapsamında harcamaların bir kısmının davalı tarafından Zürich American Insurance Company eliyle, bir kısmının ise davalı tarafından doğrudan müvekkiline ödendiğini, fakat davalının harcamalar toplamını olay başına 1.000.000,00 USD ile sınırlandırıldığını, 50.000,00 USD tenzili muafiyet düşülerek ödeme yapılacağını belirttiğini, ancak bu limitin üstü için muğlak bir açıklama yaptıktan sonra ödeme yapılmadığını, davalının teminat dahilinde savunma giderlerini karşılama zorunluluğundan kaçınamayacağını, giderler yapılmadan önce avans vermesinin dahi yasal ve akdi sorumluluğunun gereği olduğunu, sağlanan sigorta korumasında teminat limitinin söz konusu olmadığını ileri sürerek davalının avans verme yükümlülüğünün doğduğu tarihten sonrası itibariyle yabancı paraya uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden fazlaya dair alacak ve diğer tazminat haklan saklı kalmak üzere şimdilik 1.405.000,00 USD'nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçede olay başına 1.000.000,00 USD ve yıllık azami 2,000.000,00 USD limit olduğunu, davalı tarafından ithal edilen ürünün de kullanılmasıyla imal edilen meyve suyu karışımını içen kişilerin aynı dönemlerde rahatsızlandıklarını ve rahatsızlanan bu kişilerde Hepatit A virüsünün tespit edildiğini, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin yaptığı araştırma sonucunda Hepatit A virüsünün karışımın içindeki nar tanelerinden bulaşabileceğini belirtir bir haber yayınladığını, bunun üzerine karışımdan içerek Hepatit A virüsü kapmış kişilerin, arasında davacının da bulunduğu firmalara davalar açtıklarını, davacının bu hukuki süreçte yardım talep etmesi üzerine müvekkili tarafından poliçe kapsamında savunma giderlerinin poliçe limiti ile sınırlı olarak karşılanacağının bildirildiğini, ayrıca bir vekil bulunması konusunda da yardım talep edilmesi üzerine de davacı tarafı temsil için avukat tayin edildiğini, yargı süreçlerinde bugüne kadar yapılan savunma giderlerinin poliçe teminatı limitlerini doldurduğunu, gerçekleşen 937.585,76 USD savunma gideri davacı adına ödenerek poliçe şart ve limitleri kapsamındaki tüm taahhütün yerine getirildiğini, davacı tarafın tüm savunma giderlerini içine alacak şekilde poliçe kapsamında ayrıca bir hukuksal koruma sigortası teminatına sahip bulunmadığını, poliçede savunma masraflarının teminat limiti içerisinde karşılanacağı hüküm altına alındığından artık tek bir olay ile ilgili poliçe teminatı ne kadarsa, o olay ile ilgili savunma masrafları da aynı teminata tabii olacağını, yaşanan olayın tek bir olay olarak nitelendirileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ABD'de salgın olarak ortaya çıkan Hepatit A hastalığının davacı tarafından ihraç edilen nar emtiasından kaynaklanma ihtimali üzerine davacı aleyhine ikame edilen davalar ve talepler gözetildiğinde, sigorta poliçesi uyarınca sorumluluk doğuracak olayın gerçekleştiği, davalı sigorta şirketi tarafından toplamda 950.000,00 USD ödeme yapıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1474 üncü maddesi gereği taraflar arasında düzenlenen poliçede tüm savunma giderlerini içine alacak ayrı bir hukuksal koruma teminatı bulunmadığı, bu hali ile bu masrafların da sigorta teminatı sınırı içinde değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafın ABD'de aleyhine birden çok kişi tarafından dava olsa dahi davacının tazminat ödeme sorumluluğuna sebep olan davacı tarafından ihraç edilen nar emtiasından ortaya çıktığı iddia edilen Hepatit A hastalığının tek bir sebebe ilişkin olduğu, bu nedenle taraflar arasında düzenlenmiş bulunan poliçe uyarınca davalının zararlardan dolayı sorumluluğunun olay başına 1.000.000,00 USD olup 50.000,00 USD muafiyet bedeli düştükten sonra 950.000,00 USD ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece savunma yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı hususunun incelenmediğini, davalının sigortalıyı etkin biçimde savunma sorumluluğunu yerine getirmediğini, sigortacının savunma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediğinden sigortalı aleyhine hükmedilen tazminatı ödemek zorunda olduğunu, bunun dışında sigortacının sigorta teminatından ayrı olarak hukuksal koruma ve sigortalı tarafından yapılacak makul giderleri ödeme borcu bulunduğunu, sigortacının yaptığı ödemelerin araştırılması ve sunulan belgelerin incelemesi için denetime elverişli rapor alınmasına yönelik itirazların dikkate alınmadığını, sigorta teminatından ayrı olarak ödenmesi gereken giderlerin sigorta teminatına dahil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortacının yaptığı tüm ödemelerin teminattan düşülmesi gerektiğine ilişkin görüşünün herhangi bir dayanağının bulunmadığını, 50.000,00 USD muafiyetin geçerli sayılmasının yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davalı tarafça 12.414,24 USD ödemenin yapılmadığının belirtildiğini, bu ödemenin dava aşamasında yapıldığının ileri sürüldüğü halde ödemenin müvekkiline yapılmadığını, sigortacı ve avukatla ilişkisinin kesilmesinden sonra dava aşamasında yapılan ödemenin, sigortacının ödeme yükümlülüğü kapsamında yapılan bir ödeme olarak tazminattan ve dava edilen tutardan mahsup edilmesinin mantıklı olmadığını, en azından dava tarihine kadar ödenmediği sabit olan kısım bakımından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini, poliçedeki seri hasar şartının geçersiz olduğunu, müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen poliçede tüm savunma giderlerini içine alacak ayrı bir hukuksal koruma teminatı bulunmadığı, bu nedenle davacının ABD'de maruz kaldığı davalar ve diğer nedenlerden dolayı yapılan giderlerin de sigorta teminatı sınırı içinde değerlendirilmesi gerektiği, poliçede aynı ürünlerin tedarikine veya aynı kusuru taşıyan ürünlere atfedilebilen tüm olayların tek bir olay olarak ele alınacağı ve ilk olayın meydana geldiği tarihte olmuş gibi değerlendirileceğinin kararlaştırıldığı, davacının muhatap olduğu davalar nedeniyle yapılan giderlerin tek olay olarak nitelendirilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin teminattan düşülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davalı sigorta şirketi tarafından henüz 12.414,24 USD ödemenin yapılmaması nedeniyle bu kısım yönünden haklılıklarına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, davacının davasını poliçede olay başına teminat limiti 950.000,00 USD'nin dışında kalan tutar için açtığı, kaldı ki yargılama sırasında da poliçe teminat tutarından bakiye kalan kısmın da ödenmek suretiyle davalı sigorta şirketi tarafından poliçede öngörülen teminat tutarı kadar davacıya ödeme yapıldığı anlaşıldığından mahkemece davanın tümden reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafın ABD'de karşılaştığı davaların tek bir olay olarak değerlendirilip değerlendilemeyeceği, yapılacak tazminat ödemelerinin poliçede sadece tek bir olay için kararlaştırılan 950.000,00 USD ile sınırlı olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 1474 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111570800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz