Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3255 E. 2023/2708 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 6 aylık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıptan sorumluluk↗ ayıba karşı tekeffül↗ ihbar süresi↗ ayıplı mal↗ peşin harç↗ müspet zarar↗ teslim tarihi↗ gizli ayıp↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ ayıp↗ finansal kiralama↗ pasif husumet ehliyeti↗ sözleşmenin feshi↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet↗ fesih↗ taraf ehliyeti↗ ihbar↗ taahhütname↗ harç↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal nedeniyle davalı ... kiralayan ile imzalanan sözleşmenin feshi şartlarının bulunup bulunmadığı, diğer davalı satıcı yönünden ise satıcının tekeffülü hükümlerine istinaden açılan davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3396 E. 2020/89 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz
Benzer bu kararda… ulüne, davacı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan "SANKO" ibareli ve tanınmış markaya davalının "SAMKO" ibareli ticari unvanının oluşturduğu tecavüzün önlenmesine, «marka hakkına tecavüz» teşkil eden fiillerin durulmasına, unvandaki "SAMKO" ibaresinin ticaret sicilinden silinmesine, 10.000.-TL maddi, 10.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6608 E. 2022/8508 K.
Ortak:ayıba karşı tekeffül · ihbar · dava şartı
Benzer bu kararda… ilamı yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, teknik raporlar makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağını bildirdiği, «ihbarın» süresinde yapıldığı, davacı vekilinin 19/11/2012 tarihli dilekçesinde talebinin 67.000,00 TL'sinin mal bedeli, 10.500,00 TL'sinin «kazanç kaybı» olduğunu belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL mal bedelinin dava tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren % 27 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile; 856,00 TL kazanç kaybının ise dava tarihi 31.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülerek davalı ...
1-Dava, satıcının «ayıba karşı tekeffül» hükümlerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:geri çevirme · kazanç kaybı · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · uyuşmazlık konusu · kâr kaybı · feragat
Benzer bu karardaDosya kapsamından, davacı şirketin re’sen «sicilden terkin» edildiği anlaşılmış olup, bu durum karşısında davacı «şirketin ihyası» gerekmektedir.
… ilamı yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, teknik raporlar makinedeki ayıbın gizli olduğu ve cihazın bu haliyle kullanılamayacağını bildirdiği, «ihbarın» süresinde yapıldığı, davacı vekilinin 19/11/2012 tarihli dilekçesinde talebinin 67.000,00 TL'sinin mal bedeli, 10.500,00 TL'sinin «kazanç kaybı» olduğunu belirttiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL mal bedelinin dava tarihi olan 31.07.2007 tarihinden itibaren % 27 ve değişen oranlarda «avans faizi» ile; 856,00 TL kazanç kaybının ise dava tarihi 31.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz yürütülerek davalı ...
Ltd Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, «uyuşmazlık konusu» makinenin davacı tarafından davalı ...
Bank A.Ş. aleyhine açılan davada «feragat» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına» hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:ayıplı mal · gizli ayıp · ayıp · ihbar · teslim · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «ayıplı mal» nedeniyle davalı ... kiralayan ile imzalanan «sözleşmenin feshi» şartlarının bulunup bulunmadığı, diğer davalı satıcı yönünden ise satıcının tekeffülü hükümlerine istinaden açılan davanın «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3255 E. , 2023/2708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2017/293 Esas, 2018/208 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... AŞ arasındaki 30.03.2007 tarihli finansal kiralama sözleşmesi gereğince kiralanan ve diğer davalının satıcısı olduğu iş makinesinin üretim hatası nedeni ile ayıplı olduğu, her iki davalıya da ayıbın ihbar edildiği ve bir çok kez servis tarafından onarıldığı, ancak aracın bu hali ile kullanılmasının iş makinesinden sağlanan yararı sağlayamadığını ileri sürerek sözleşmenin feshini, sağlanan yarar düşüldükten sonra ödenen 30.000,00 TL'nin davalı ...Ş.'den tahsiline, makinenin ayıplı olması nedeni ile uğranılan 10.000,00 TL zararın davalı Sanko Makine Paz. ve Tic. A.Ş.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kiralayan olarak, araçtaki ayıptan sorumlu tutulamayacağını, davacının kendisi tarafından alınmasına karar verilen iş makinesindeki ayıp nedeniyle ve ayrıca sözleşme hükümleri gereğince ayıp nedeniyle dava yöneltmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davacı tarafından ihbar sürelerine de uyulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Sanko Makine Paz. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın 6 aylık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, arızanın üretimden değil kullanım hatasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 25.05.2016 tarih, 2016/109 E. ve 2016/282 K. sayılı kararı ile araçta üretim hatası bulunduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının sözleşmenin feshi talebinde haklı bulunduğu, ne var ki fesih talebi ile beraber müspet zarar talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, sözleşmenin feshine, ödenen kira bedeli 50.455,57 TL'nin davalı ... AŞ'den tahsiline, davalı Sanko Makine Paz. ve Tic. AŞ aleyhine açılan tazminat isteminin reddine, harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.07.2017 tarih, 2016/19220 E. ve 2017/5639 K. sayılı kararıyla Mahkemece peşin harç karar ve ilam harcını karşıladığından harç alınmasına yer olmadığına karar verildiği, dava açılırken yatırılan harç toplamı ilam harcının 1/4 oranında olup tamamını karşılamaması nedeniyle Mahkemece peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye harcın tahsili şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kiraya veren konumunda olan satıcı olmayan davalı ...Ş.'nin ayıba karşı tekeffül borcu olmadığı, bu davalının davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde davalı Sanko Makina Pazarlama A.Ş.'den ayıplı malın çalışamadığı zamanlar nedeniyle ve tamamen çalışamaz hale gelmesi nedeniyle maddi zarara uğradığını, aldığı işleri piyasadan başka makine kiralamak sureti ile tamamlamak zorunda kaldığını, bir kısım iş anlaşmalarının iş sahiplerince iptal edildiğini belirterek bu yüzden uğradığı tüm zararların tazminini talep ettiği, somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'na göre ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü davanın, ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim tarihinden itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, davalı ...Ş.
ile 30.03.2007 tarihinde finansal kiralama sözleşmesi imzaladığı, davacı makinanın 2007 Temmuz ayında teslim alındığını, davalı Sanko şirketi ise malı 18.01.2007 tarihinde teslim ettiklerini iddia ettiği, dava ise 23.06.2008 tarihinde açıldığı, iki tarafın da iddia ettiği teslim tarihine göre 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu bu nedenle Sanko Makina Pazarlama ve Ticaret AŞ'ye karşı açtığı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... A..Ş.'ye karsı ayıba karşı tekeffül borcuna ilişkin bir dava açılmadığını, sözleşmeye konu malın kullanılması mümkün olmayacak kadar gizli ayıbının bulunması nedeniyle davacı kiracının sözleşme ile bağlı kalmak istemediği, sözleşmenin feshi koşullarının oluştuğunun ileri sürüldüğünü, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları ile bu iddiaların kanıtlandığını, malın gizli ayıplı olması nedeniyle teslimden bahsedilemeyeceğini, satıcı Sanko ... A.Ş.'nin gizli ayıp nedeniyle davanın uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, davalı Sanko A.Ş. Yetkilileri arızanın bütünü ile giderildiğini, makineden beklenen verimin sağlanacağını, arızalanması halinde yenisi ile değiştirileceğini, arıza nedeniyle uğranılan zararın tazmin edileceğini taahhüt ettiğini, bilirkişi raporları ile arızanın üretim hatasından kaynaklandığının tespit edildiğini, satıcı davalının eylemlerinin alıcının iğfali niteliğinde olduğunu, somut olayda 6 aylık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı mal nedeniyle davalı ... kiralayan ile imzalanan sözleşmenin feshi şartlarının bulunup bulunmadığı, diğer davalı satıcı yönünden ise satıcının tekeffülü hükümlerine istinaden açılan davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111276300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz