Temlik borçlusunun takas savunmasının dinlenmemesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8934 E. 2023/3162 K. · · İlk derece: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Temlik bildirimi üzerine alacağın varlığını ve üzerinde haciz, rehin, temlik veya takyidat bulunmadığını teyit ederek temlik alanın temlik edene kredi kullandırmasını sağlayan borçlu, teyit tarihinde takas hakkı bulunduğunu bildirmemişse ve teyitten sonra muaccel olmayan alacağını açıklamasız borç kaydıyla sildiyse, kanuni koşulları taşımayan takas savunması dinlenmez; borçlu temlik tutarından ve vadesinden sonra ödediği bedelin faizinden sorumludur.
Ele alınan sorunlar
Temlik borçlusunun temlik alana karşı takas/mahsup savunması ileri sürebilmesi → ret
İddia: Davalı, temlik edenle arasında cari hesap şeklinde karşılıklı alacak borç ilişkisi bulunduğunu, teyit yazısının vadeden yaklaşık bir ay önceki durumu yansıttığını, teyit ile vade arasındaki sürede kendi alacaklarının cari ilişki temelinde doğduğunu, temlik edene karşı ileri sürebileceği takas/mahsup itirazını temlik alana karşı da ileri sürebileceğini ve mahsup sonrası bakiyeyi ödediğinden borcunun kalmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Davalı, temlik bildirimi yapıldığında temlik edenin temlik tutarını aşan miktarda alacaklı olduğunu ve takas hakkı bulunduğunu bildirmemiş, hiçbir engel bulunmadığını bildirerek temlik eden şirkete kredi kullandırılmasını sağlamış, hemen ardından önce iki adet fatura düzenleyip arkasından teyit tarihlerinde muaccel olmayan alacağını açıklama yapmaksızın borç kaydı yaparak silmiştir. Bu durum karşısında kanuni koşulları taşımayan takas hakkı bulunduğu savunması dinlenemez; davalının temlik tutarından ve vadesinden sonra ödediği bedelin faizinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Temlik teyidi veren borçlunun sonradan takas savunmasına dayanamayacağı yönündeki tespit, Yargıtay'ca onanmakla emsal değeri taşır; karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy yalnızca istinaf ret harcı ile onama harcının maktu mu nisbi mi olacağına ilişkindir ve hükmü taşımaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın temliki↗ temlik teyidi↗ takas/mahsup def'i↗ cari hesap↗ temerrüt faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8934 E. , 2023/3162 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/2065 Esas, 2021/1264 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1375 E., 2018/596 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ray-Nak.. Ltd. Şti.'nin kullandığı krediler nedeniyle bankaya yaklaşık 1.700.000,00 TL kredi borcu bulunduğunu, bu kredi tesisinde Ray-Nak...Ltd. Şti.'nin, davalı nezdinde doğmuş alacaklarının müvekkili bankaya temlik edildiğini, yapılan temlik sözleşmelerinin davalıya gönderildiğini, davalı tarafından temlik sözleşmesi uyarınca ödemenin müvekkili bankaya yapılacağı ve alacakların ödeme tarihlerinin fatura bazında müvekkiline bildirildiğini, davalı şirketin bu bildirimi üzerine müvekkil banka tarafından kredi kullandırımı yapıldığını, dava konusu temlik sözleşmeleri ile fatura alacaklarının müvekkiline temlik edildiğini, temlik tutarının müvekkili bankaya ödeneceğinin bildirildiğini, davalı şirket tarafından ödeneceği ifade edilen fatura bedellerinin belirtilen tarihte ödenmemesi üzerine, müvekkili tarafından davalı şirkete ihtarname keşide edilerek, ödenmeyen toplam 1.135.959,41 TL temlik bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirketin ihtarname cevabında, "...Ray-Nak...Ltd.
Şti.'nin keşideci şirkete (davalı şirkete) karşı 01.08.2014 tarihinde muaccel olan 933.906,06 TL borcu ile davacı şirketten olan temlik konusu alacağı yasal temelde takas/mahsup işlemine konu edildiğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 188 inci madde ikinci fıkrası çerçevesinde mahsup işlemi sonucunda bakiye alacak tutarı 202.053,35 TL'nin" ödeneceğinin ifade edildiğini, 05.09.2014 tarihinde, gecikmeli olarak 202.053,35 TL müvekkiline ödendiğini, temlik bedelini takas/mahsup işlemine konu edildiğinden ödenmeyeceğinin ileri sürülmesinin haklı bir dayanağı bulunmadığını, davalı şirketin temliği öğrendiği tarihte, Ray-Nak Ltd. Şti. lehine alacak doğduğunu ve muaccel olduğunu, bu nedenle, 6098 sayılı Kanun'un 188 inci maddesi ikinci fıkrasının uygulanmasının da mümkün olmadığını, dava konusu yapılan 902.994,65 TL'nin 902.018,90 TL'sinin, davalının ödemediği temlik bedeli olduğunu, 975,66,00 TL'sinin ise 21.08.2014 tarihinde ödenmesi gereken 202.053,35 TL temlik bedelinin 05.09.2014 tarihinde ödenmesi nedeniyle işlemiş Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının (TCMB) kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranından hesaplanmış temerrüt faizi olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 902.018,99 TL'nin 21.08.2014 tarihinden itibaren, 975,66,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB kısa vadeli kredilere uyguladığı değişen oranlardaki avans faizi oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dışı Ray-Nak. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında geçmiş yıllardan bu yana devam eden bir Nakliye Sözleşmesi olduğunu, dava dışı Ray-Nak'ın davalı Pepsi'nin ürünlerinin nakliyatını yapıp, fatura tutarlarını Pepsı'ye göndermekte olduğunu, faturaların tanzim ve ödeme vadelerinin farklı olduğunu, ödeme vadelerinin tanzim tarihinden en az 1 ay sonra olduğunu, faturalardan vadesi en erken olanının 14.08.2014 tarihli, diğerlerinin ise 21.08.2014 tarihli olduğunun temlik kapsamıyla dahi belli olduğunu, davacı bankanın, Ray-Nak ile aralarında yaptıkları temlik sözleşmelerini müvekkili şirkete bildirdiğini, müvekkili şirketin ise aynı tarihleri taşıyan davacı bankanın başlıklı kâğıdına bizzat banka tarafından yazılan cevap yazılarında, "Ray-Nak Şirketinin belirtilen tutarlarda fatura alacağının olduğunu, söz konusu alacak üzerinde herhangi bir haciz, rehin, temlik veya takyidat olmadığını, temlik sözleşmesi gereğince temlik tutarının vadesinde bankanın belirtilen hesabına ödeneceğini bildirmiştir." gerek temlik bildirimi tarihinde, gerekse müvekkilinin buna ilişkin beyanı sırasında söz konusu alacak tutarlarının, muaccel (talep edilebilir, vadesi gelen) bîr alacak olmadığını, bu beyan yazılarından sonraki dönemde, dava dışı Ray-Nak şirketinin tırları ve diğer taşıma araçları 3.kişilerce haczedilip, bağlandığı için Nakliye Sözleşmesinde müvekkiline karşı taahhüt ettiği taşıma işlerini yerine getiremediğini, temlik eden şirketin, sözleşmede kararlaştırılan nakliye yükümlülüğünü yerine getirememesinden dolayı, müvekkili şirketin bayilerine ve satış noktalarına ürünleri zamanında yetiştirebilmek için, başka nakliye firmalarından araç istemek zorunda kaldığını ve bu firmalara fazladan ödemeler yapmaya mecbur bırakıldığını, Ray-Nak ile imzalanan Nakliye Sözleşmesinin (5.3.3) numaraları maddesi uyarınca, Ray-Nak'ın herhangi bir nedenle taşımayı yapamaması durumunda başka şirketlere taşıma yaptırılacağı ve nakliyeden doğacak fiyat farklarından dolayı dava dışı Ray-Nak şirketinin sorumlu olacağını, aynı sözleşme hükmüne göre, müvekkilinin uğrayacağı zararların da Ray-Nak'a fatura edileceği ve fatura tutarının cari hesapdan doğrudan mahsup edileceğinin kabul edildiğini, bu çerçevede fatura farkı ödemeleri toplamının 01.08.2014 tarihi itibariyle 933.906,06 TL olduğundan, bu fiyat farkı dava dışı Ray-Nak'a faura edilerek hesabından mahsup edildiğini, temlik alanın, temlik edenin talep edebileceğinden fazlasını talep edemeyeceğini, temlik eden tarafın imzaladığı sözleşme koşullarına temlik alanın da tabi olduğunu, davacı tarafın mahsup hakkının saklı tutulmadığına dair iddiasının anlaşılamadığını,mahsubun tek taraflı bir işlem olup, alacak ve borcu sonlandıracağını ,mahsup eticesinde kalan tutar 05.09.2014 tarihinde davacıya ödendiğinden müvekkilinin, davacıya borcunun olmadığını, mahsup hakkının saklı tutulmadığına dair iddianın temelsiz ve gayrı hukuki olduğunu, müvekkilinin beyan yazısının, bildirim tarihinde faturalara konu olan ve vadesi henüz gelmemiş bulunan temlik konusu alacak tutarları üzerinde bir haciz veya takyidat olmadığı ve vadesi geldiğinde alacağın var olması durumunda ödeneceği ile ilgili ve sınırlı olup, müvekkil bakımından bağımsız bir borç taahhüdü olmadığını, müvekkili şirketinin, temlik edene karşı ileri sürebileceği tüm savunma ve iddiaları, devralana karşı da ileri sürme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığı belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temlik belgesi ve banka kayıtlarından davacının talep ettiği miktardan fazla temlik alacağına sahip olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; taleple bağlı kalınarak 902.018,99 TL'nin 21.08.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile 975,66 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından, bu konuda vadesi gelmemiş olsa da temliknamenin fatura borçlusuna iletilip, o gün itibariyle fatura alacağının olduğuna ilişkin bir teyit alınmasının, fatura borçlusunu bağımsız bir borç yükümlüsü haline getirdiği ileri sürülmekte olup, müvekkili şirketin ise, buna karşılık, temlik eden ile aralarında bir sözleşme bulunduğunu, cari hesap şeklinde karşılıklı alacak borç ilişkisinin doğduğunu, faturaların vadeli alacak içerdiğini, bu konuda taraflar arasında da bir ihtilaf bulunmadığını, teyit yazısının vadeden yaklaşık bir ay öncesindeki durumu içerdiğini, teyit tarihi ile vade tarihi arasındaki bir aylık sürede kendi alacaklarının da temlik edene karşı cari ilişki temelinde doğduğunu, bunun taraflar arasındaki sözleşmenin 5.3 numaralı maddesine dayandığını ve temlik edene karşı ileri sürebileceği takas/mahsup itirazını temlik alana karşı da sürme hakkının bulunduğunu ve mahsup neticesinde kalan bakiyeyi temlik alana ödediğinden, faturalardan dolayı dava tarihinde ne temlik edene ne de temlik alan davacıya karşı bir borcunun bulunmadığını savunduğu, mahkemenin gerekçesiz bir şekilde davayı kabul ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının temlik bildirimi yapıldığında dava dışı şirketin temlik tutarını aşan miktarda alacaklı olduğu, takas hakkı bulunduğunu bildirmediği, davalının hiçbir engel olmadığını bildirerek davacının temlik eden şirkete kredi verilmesini sağladığı, hemen akabinde önce düzenlediği iki adet fatura, arkasından teyit tarihlerinde muaccel olmayan 4.348.466,67 TL alacağını açıklama yapmaksızın borç kaydı yaparak sildiği gerçeği karşısında 6098 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası koşullarını taşımayan takas hakkı bulunduğu savunmasının dinlenemeyeceği, bu nedenle davalının temlik tutarının, vadesinden sonra ödediği bedelin faiziyle sorumlu tutalmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı şirketten temlik aldığı fatura alacaklarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.
99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1111033800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz