Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/388 E. 2024/8829 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özel denetçi tayini↗ limited şirket müdürlüğü↗ ticari teamül↗ özel denetçi↗ kar payı dağıtımı↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ huzur hakkı↗ yönetici sorumluluğu↗ kâr payı dağıtımı↗ şirket müdürlüğü↗ teamül↗ esas sözleşme↗ sorumluluk davası↗ kar payı↗ illiyet bağı↗ kısıtlılık↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ibra↗ şirket zararı↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ kâr payı↗ yetki↗ kusur↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/164 E., 2020/351 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların dava dışı ... İnşaat Otomotiv Akaryakıt Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarında sergiledikleri kötü yönetim nedeniyle zarara uğrattıklarını, bu zararın tespiti ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tazmin edilerek dava dışı şirkete ödenmesinin talep edildiğini, şirket yöneticilerinin yasalarda belirtilen sorumluluklarını yerine getirmediğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/386 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesi uyarınca bilanço ve gelir tablolarının davacıların incelenmesi için yasal süresinde ibraz edilmediğini, şirketin 2016 ve 2017 yıllarını zararla kapattığını, daha önceki yıllar kar elde ettiği dönemlerinde de kar payı dağıtımı kararı genel kurullarda alınmadığını, yasa gereği esas sözleşme veya genel kurulca belirlenmesi gereken huzur hakkı miktarının tespiti için 30.03.2018 tarihli genel kurulda müdürler kuruluna yetki verildiğini, gayrimenkul alım satımı firmanın faaliyetleri arasında olduğu halde 2017 ve önceki yıllarda gayrimenkul satışı olmadığını, davalı şirket tarafından kiralık kullanılan davacılara ait gayrimenkullere ticari teamüller uygun herhangi bir kira bedeli ödenmediği hususları dikkate alındığında şirket yönetimince iyi niyet çerçevesinde hareket edilmediği görüş ve kanaatine varıldığı denildiğini, bu hususta aynı şekilde davalı şirket müdürlerinin şirket esas sözleşmesi ve kanundan kaynaklanan hükümlerini ihlal ederek şirketi zarara uğrattıkları, iyi niyet çerçevesinde hareket etmediklerini ileri sürerek davalı müdürlerin sebep oldukları zararların tespitine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince davalıların sorumluluk bedeli tespit edildiğinde dava değerini arttırmak şartıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile zarar tarihinden itibaren avans faizleri ile birlikte dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, limited şirket müdürlerin sorumluluklarına dayalı tazminat istemi uygulamadan sorumluluk davası olduğunu, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 664 üncü maddesi delaletiyle 549 ile 561 maddelerinin nazara alınması gerektiğini, aynı Kanun'un 558 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince olumlu oy veren pay sahibinin dava hakkı bulunmadığı, diğer pay sahiplerinin ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmekle düştüğünü, 6 aylık süre geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen delillerin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığı, ortaklar kurulu kararı olmadığından dava açma koşulu oluşmadığını, tarafı ehliyeti bulunmadığı, sorumluluğun söz konusu olabilmesi için zararın hukuka aykırılık kusur ve illiyet bağının bulunması gerektiğini, şirketin genel kurullarının usulüne uygun yapıldığını, usulüne uygun kararlar alındığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkınını kısıtlandığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olduğu, ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunduğundan, ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı olmadığı, davalıların zarara yol açtığı iddia edilen işlem ve eylemlerinin tespiti için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi raporunda davacıların kira ödemeleri hariç olmak üzere, diğer iddiaların açık ve belirgin olmadığından genelleme üzerinde gidildiğinden şirketin kayıtların doğrudan araştırılacak bir hususu bulunmadığı, davalıların şirketi zarara uğrattıklarına ilişkin somut ve belirgin bir tespit yapılacak verilerin saptanamadığı, davacıların talebine ilişkin incelemelerin ancak özel denetçi tayini ile yapılabileceğini, kira ödemesine ilişkin olarak davacıların miras bırakanın vefatından sonra ödeme yapılmadığı, her ne kadar davacılar vekili özel denetçi atanmasını talep etmiş ise de bu talebin ayrı bir dava konusu olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 549, 558, 561 ve 664 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/388 E. , 2024/8829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1626 Esas, 2023/1777 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/164 E., 2020/351 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların dava dışı ... İnşaat Otomotiv Akaryakıt Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarında sergiledikleri kötü yönetim nedeniyle zarara uğrattıklarını, bu zararın tespiti ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tazmin edilerek dava dışı şirkete ödenmesinin talep edildiğini, şirket yöneticilerinin yasalarda belirtilen sorumluluklarını yerine getirmediğini, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/386 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 437 nci maddesi uyarınca bilanço ve gelir tablolarının davacıların incelenmesi için yasal süresinde ibraz edilmediğini, şirketin 2016 ve 2017 yıllarını zararla kapattığını, daha önceki yıllar kar elde ettiği dönemlerinde de kar payı dağıtımı kararı genel kurullarda alınmadığını, yasa gereği esas sözleşme veya genel kurulca belirlenmesi gereken huzur hakkı miktarının tespiti için 30.03.2018 tarihli genel kurulda müdürler kuruluna yetki verildiğini, gayrimenkul alım satımı firmanın faaliyetleri arasında olduğu halde 2017 ve önceki yıllarda gayrimenkul satışı olmadığını, davalı şirket tarafından kiralık kullanılan davacılara ait gayrimenkullere ticari teamüller uygun herhangi bir kira bedeli ödenmediği hususları dikkate alındığında şirket yönetimince iyi niyet çerçevesinde hareket edilmediği görüş ve kanaatine varıldığı denildiğini, bu hususta aynı şekilde davalı şirket müdürlerinin şirket esas sözleşmesi ve kanundan kaynaklanan hükümlerini ihlal ederek şirketi zarara uğrattıkları, iyi niyet çerçevesinde hareket etmediklerini ileri sürerek davalı müdürlerin sebep oldukları zararların tespitine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince davalıların sorumluluk bedeli tespit edildiğinde dava değerini arttırmak şartıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile zarar tarihinden itibaren avans faizleri ile birlikte dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, limited şirket müdürlerin sorumluluklarına dayalı tazminat istemi uygulamadan sorumluluk davası olduğunu, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 664 üncü maddesi delaletiyle 549 ile 561 maddelerinin nazara alınması gerektiğini, aynı Kanun'un 558 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince olumlu oy veren pay sahibinin dava hakkı bulunmadığı, diğer pay sahiplerinin ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmekle düştüğünü, 6 aylık süre geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen delillerin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığı, ortaklar kurulu kararı olmadığından dava açma koşulu oluşmadığını, tarafı ehliyeti bulunmadığı, sorumluluğun söz konusu olabilmesi için zararın hukuka aykırılık kusur ve illiyet bağının bulunması gerektiğini, şirketin genel kurullarının usulüne uygun yapıldığını, usulüne uygun kararlar alındığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkınını kısıtlandığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olduğu, ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunduğundan, ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı olmadığı, davalıların zarara yol açtığı iddia edilen işlem ve eylemlerinin tespiti için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi raporunda davacıların kira ödemeleri hariç olmak üzere, diğer iddiaların açık ve belirgin olmadığından genelleme üzerinde gidildiğinden şirketin kayıtların doğrudan araştırılacak bir hususu bulunmadığı, davalıların şirketi zarara uğrattıklarına ilişkin somut ve belirgin bir tespit yapılacak verilerin saptanamadığı, davacıların talebine ilişkin incelemelerin ancak özel denetçi tayini ile yapılabileceğini, kira ödemesine ilişkin olarak davacıların miras bırakanın vefatından sonra ödeme yapılmadığı, her ne kadar davacılar vekili özel denetçi atanmasını talep etmiş ise de bu talebin ayrı bir dava konusu olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 549, 558, 561 ve 664 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1110041500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz