Ödemeden men yasağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3788 E. 2023/7759 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödemeden men yasağı↗ 5941 sayılı çek kanunu↗ muarazanın men'i↗ karşılıksızdır işlemi↗ icra takibinin durdurulması↗ maktu vekâlet ücreti↗ nispi harç↗ ödemeden men kararı↗ çekin ibrazı↗ karşılıksız çek↗ ödeme yasağı↗ meşru hamil↗ eksik harç↗ takibin durdurulması↗ istinaf başvurusunun reddi↗ nispi vekalet ücreti↗ menfi tespit davası↗ bedelsizlik↗ vekâlet ücreti↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ tespit davası↗ ihtiyati tedbir↗ üçüncü kişi↗ oy yasağı↗ olumsuz oy↗ hamil↗ kâr kaybı↗ ihtar↗ iflas↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ çek↗ kötüniyet↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/259 E., 2019/573 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/448 E.
sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl muarazanın men'i, birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından keşide edilen bir kısım çeklere ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasından 30.01.2017 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, söz konusu karara ilişkin çeşitli bankalara müzekkereler yazılarak tedbir kararının bankalarca yerine getirilmesinin istendiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen çeklerden bir kısmının davalı bankaya ait olduğunu, bahsi geçen ihtiyati tedbir kararın uygulanması için İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davalı bankaya 01.02.2017 tarihinde müzekkere yazıldığını, ihtiyati tedbir kararı veren mahkemece yazılan müzekkerelere istinaden kendisine ibraz edilen çeklere ilişkin Kuveyt Türk Bankası ve diğer bankaların verilen ihtiyati tedbir kararına istinaden ödeme yapılmayacağına ilişkin çekin arkasına şerh düştüklerini, davalı bankanın bahsi geçen ihtiyati tedbir kararına rağmen diğer bankaların aksine, söz konusu dört adet çeke ilişkin tedbir kararına istinaden ödeme yasağı şerhi koymak yerine işbu çeklere karşılıksız işlemi yaptığını, işlemin hatalı olması nedeniyle düzeltilmesi yönünde yapılan taleplerin davalı banka tarafından yerine getirilmediğini belirterek, öncelikle tedbiren davalı bankanın yaptığı bildirim uyarınca müvekkili şirketin kredi notunun korunması ve telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek için dava konusu çeklerin arkasına 12.07.2005 tarih ve B.02.2.TCM.0.07.00.03 sayılı talimatı uyarınca “İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/108 E. sayılı dosyası ile verilen ödeme yasağına istinaden ödeme yapılmamıştır” şerhi ve hesap bakiyesinin yazılmış gibi işlem görmesine, muarazanın men’ine, Mahkemece davalı bankanın “karşılıksız” (kod 99) işlemi kaldırılarak, davalı banka yerine geçilerek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na (TCMB) “İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.02.2017 tarih ve 2017/108 E. sayılı ödeme yasağı kararına istinaden ödeme yapılmadığı” (kod 93) bildiriminin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka görevlileri tarafından TCMB'ye yapılan hatalı bildirim neticesinde; Merkez Bankası kayıtlarına geçmiş, müvekkili şirketin kredi kuruluşları nezdinde bulunan 270.000.000,00 TL kredi limitinin sıfırlandığını ve telafisi mümkün olmayan zararlar meydana geldiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen bir kısım çeklere ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/108 E. sayılı dosyasında davalı olan RBS İş Güvenliği ve Elektrik Malz. Tic. Ltd. Şti.'nden sipariş edilen malların teslim edilmemesi üzerine verilen çeklerin müvekkili tarafından bedelsiz olmasına rağmen bankalar nezdinde kredilerin olumsuz etkilenmemesi için ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ve zarara uğradıklarını ileri sürerek dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, müvekkili şirketin kredi kuruluşlarındaki itibarının zedelendiği ve iş ilişkileri sekteye uğradığından, ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle uğradığı manevi zarar nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın kredili müşterisi davacı şirket tarafından davacı banka şubesine ve diğer bankalara ait çekler keşide edilerek dava dışı RBS İş Güvenliği ve Elektrik Malz. Tic. Ltd. Şti. (RBS)'ye teslim edildiğini, dava dışı RBS şirketince işbu çeklerin 3. kişilere devir ve teslim edildiğini, davacı tarafından huzurda görülmekte olan davadan önce dava dışı RBS şirketi aleyhine belirtilen işbu çeklerle ilgili olarak çeklerin ödenmesinin önlenmesi için tedbiren ödemeden men kararı verilmesi, RBS'ye ve kötüniyetli 3 üncü kişilere borçlu bulunmadıklarının tespiti ve çeklerin iadesine karar verilmesi hususunda" İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/108 E. sayılı dosyasından menfi tespit davası ikame edildiğini ve taraflar arasında görülmekte olan işbu davada Mahkemece 30.01.2017 tarihinde "...30 adet çek için ihtiyati tedbir yoluyla davacı hakkında başlatılacak icra takibinin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca durdurulmasına, çek bedellerinin davalıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine" karar verildiğini, kararın sınırlayıcı ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunu, tedbir kararının yanlızca RBS'ye yönelik olup; RBS haricinde 3 üncü kişiler tarafından çeklerin ibraz edilmesi yönünden karar verilmediğini, tedbir kararını geniş yorumlayarak RBS haricinde 3 üncü kişiler tarafından çekin ibraz edilmesi halinde aynı tedbir kararının tatbik edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alınan bilirkişi raporu ile davalının İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasından verilen 30.01.2017 tarihli ihtiyati tedbir kararı ve T.C. M.B'nin ödeme yasağına ilişkin 93 kod no'lu bildirimi çerçevesinde işlem yapması gerektiği, mezkur çeklere ilişkin “karşılıksız” kaydının konulmasının ihtiyati tedbir kararı ile bağdaşmadığı ve davalı banka tarafından düzeltilmesi gerektiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı bankanın "karşılıksız" (kod 99) işleminin kaldırılarak TCMB'ne "İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2017 tarih ve 2017/108 E. sayılı ödeme yasağı kararı gereğince ödeme yapılmadığı (kod 93) bildiriminin yapılmasına, Birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/448 E. sayılı dosyası yönünden oluşan bir zarar tespit edilemediği ve davacı tarafça da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın el atmanın önlenmesi davası olup Mahkeme tarafından tanzim edilen 21.03.2017 tarihli tensip zaptının 14 no'lu ara kararı uyarınca eksik harç olarak saptayıp ihtar ettiği dava değeri olan 260.000,00 TL'nin nispi harç olan 4.471,55 TL'nin 10.04.2017 tarihinde ikmâl edildiğini, davanın kabulüne rağmen vekâlet ücretinin de harcı ikmâl edilen dava değeri olan 260.000,00 TL üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği hâlde maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, kararın asıl dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek asıl davada verilen kararın kaldırılmasına ve vekalet ücreti yönünden talepleri gibi hükmün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının davacı ile davalı arasında verildiğini, davacı hakkında o dosyada davalı RBS şirketi tarafından takip işlemlerinin yapılmasını durdurduğunu, davada taraf olmayan üçüncü kişilerin çeki ibraz etmesini, tahsil etmesini engelleyici mahiyette bir tedbir kararı bulunmadığını, somut uyuşmazlıkta çekleri ibraz edenin, menfi tespit davasının tarafı olmayan tamamen yasal ve meşru hamil durumunundaki iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, müvekkili bankanın ihtiyati tedbir kararını uyguladığını, bu kararın yorum yoluyla genişletilemeyeceğini, ihtiyati tedbir kararının kapsamının tartışmaya yer vermeyecek kadar açık olduğunu, bu hususun dosyada mübrez ilk bilirkişi raporu ile de açıkça tespit edildiğini, dava konusu çekler bakımından verilmiş bir ödemeden men yasağının söz konusu olmadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 7 nci maddesi gereğince kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili talebe rağmen "karşılıksızdır" işlemi yapmayan banka görevlisinin cezai sorumluluğunun öngörüldüğünü, karşılığı yok iken karşılıksızdır işleminin uygulanmamasının da müvekkili bankanın sorumluluğunu doğuracağını, 93 kod nolu bildirim çerçevesinde işlem yapılması gerektiği yönündeki kararın tamamen hatalı ve mevzuata aykırı bir karar olduğunu, artık Merkez Bankasına herhangi bir bildirim yapılmadığını, karşılıksız kalan ve karşılıksız kaldıktan sonra ödenen çeklerin bildiriminin risk merkezine yapıldığını, karşılıksız çekler "b" ile, düzeltme hakkı kullanılan (ödenen/ödendiği belirtilerek muhatap bankaya teslim edilen ) çekler ise "k" kodları ile bildirildiğini, Mahkeme kararının tamamen hatalı ve kanuna aykırı olup (93) ve (99) kodu gibi bir kod da kalmadığını, davacının asıl davadaki taleplerinin zaten maktu harca tabi olduğunu ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu çeklerin hamili olup davalı bankaya ibraz eden dava dışı ...'ün İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2017 tarihli tedbir kararı kapsamında üçüncü kişi durumunda olduğu, ihtiyati tedbir kararının ödeme yasağına ilişkin bulunmadığı, Mahkemece davalı bankaya yazılan 10.03.2017 tarihli müzekkere içeriği dikkate alınsa bile, iş bu müzekkerenin çeklerin ibraz edildiği anlaşılan 27.02.2017 tarihinden sonraki tarihli olup bankanın sorumluluğunu doğurmayacağı, buna göre davalı bankanın davaya konu dört adet çekle ilgili olarak üçüncü kişi ... tarafından ibrazı üzerine, çek hesabında karşılık bulunmaması üzerine yaptığı işlemin yasa ve mevzuata uygun olduğu, bu durumda, asıl davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada verilen hükme karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, asıl dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen dava kesinleştiğinden birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar etmiş, ayrıca ödeme yasağının banka kayıtlarına işlenmesi yerine "karşılıksız çek" işlemine tabi tutulmasının müvekkilini hak kaybına uğrattığını, ihtiyati tedbir kararında 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş olması ve ihtiyati tedbir kararının bankaya bildirilmesinin bahsi geçen çeklere ilişkin ödeme yasağı mahiyetinde olduğunu, Mahkemece alınan 08.05.2019 tanzim tarihli raporda da bu tespitte bulunulduğunu, somut olay bakımından ihtiyati tedbirin mahiyeti değerlendirildiğinde bunun ödeme yasağından bağımsız bir kavram olmadığının saptanacağını ileri sürerek ve resen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının davalı banka tarafından icrasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3788 E. , 2023/7759 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1753 Esas, 2022/382 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI Perkon Personel Kontrol Barkod Sistemleri Bilgisayar
Yazılım Elektronik Tic. San. A.Ş. vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI Turkland Bank A.Ş. vekili Avukat ...
HÜKÜM
Asıl ve birleşen davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/259 E., 2019/573 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/448 E.
sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl muarazanın men'i, birleşen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından keşide edilen bir kısım çeklere ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasından 30.01.2017 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, söz konusu karara ilişkin çeşitli bankalara müzekkereler yazılarak tedbir kararının bankalarca yerine getirilmesinin istendiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen çeklerden bir kısmının davalı bankaya ait olduğunu, bahsi geçen ihtiyati tedbir kararın uygulanması için İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davalı bankaya 01.02.2017 tarihinde müzekkere yazıldığını, ihtiyati tedbir kararı veren mahkemece yazılan müzekkerelere istinaden kendisine ibraz edilen çeklere ilişkin Kuveyt Türk Bankası ve diğer bankaların verilen ihtiyati tedbir kararına istinaden ödeme yapılmayacağına ilişkin çekin arkasına şerh düştüklerini, davalı bankanın bahsi geçen ihtiyati tedbir kararına rağmen diğer bankaların aksine, söz konusu dört adet çeke ilişkin tedbir kararına istinaden ödeme yasağı şerhi koymak yerine işbu çeklere karşılıksız işlemi yaptığını, işlemin hatalı olması nedeniyle düzeltilmesi yönünde yapılan taleplerin davalı banka tarafından yerine getirilmediğini belirterek, öncelikle tedbiren davalı bankanın yaptığı bildirim uyarınca müvekkili şirketin kredi notunun korunması ve telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek için dava konusu çeklerin arkasına 12.07.2005 tarih ve B.02.2.TCM.0.07.00.03 sayılı talimatı uyarınca “İstanbul Anadolu 3.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/108 E. sayılı dosyası ile verilen ödeme yasağına istinaden ödeme yapılmamıştır” şerhi ve hesap bakiyesinin yazılmış gibi işlem görmesine, muarazanın men’ine, Mahkemece davalı bankanın “karşılıksız” (kod 99) işlemi kaldırılarak, davalı banka yerine geçilerek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na (TCMB) “İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.02.2017 tarih ve 2017/108 E. sayılı ödeme yasağı kararına istinaden ödeme yapılmadığı” (kod 93) bildiriminin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka görevlileri tarafından TCMB'ye yapılan hatalı bildirim neticesinde; Merkez Bankası kayıtlarına geçmiş, müvekkili şirketin kredi kuruluşları nezdinde bulunan 270.000.000,00 TL kredi limitinin sıfırlandığını ve telafisi mümkün olmayan zararlar meydana geldiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen bir kısım çeklere ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/108 E. sayılı dosyasında davalı olan RBS İş Güvenliği ve Elektrik Malz. Tic. Ltd. Şti.'nden sipariş edilen malların teslim edilmemesi üzerine verilen çeklerin müvekkili tarafından bedelsiz olmasına rağmen bankalar nezdinde kredilerin olumsuz etkilenmemesi için ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ve zarara uğradıklarını ileri sürerek dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, müvekkili şirketin kredi kuruluşlarındaki itibarının zedelendiği ve iş ilişkileri sekteye uğradığından, ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle uğradığı manevi zarar nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın kredili müşterisi davacı şirket tarafından davacı banka şubesine ve diğer bankalara ait çekler keşide edilerek dava dışı RBS İş Güvenliği ve Elektrik Malz. Tic. Ltd. Şti. (RBS)'ye teslim edildiğini, dava dışı RBS şirketince işbu çeklerin 3. kişilere devir ve teslim edildiğini, davacı tarafından huzurda görülmekte olan davadan önce dava dışı RBS şirketi aleyhine belirtilen işbu çeklerle ilgili olarak çeklerin ödenmesinin önlenmesi için tedbiren ödemeden men kararı verilmesi, RBS'ye ve kötüniyetli 3 üncü kişilere borçlu bulunmadıklarının tespiti ve çeklerin iadesine karar verilmesi hususunda" İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/108 E.
sayılı dosyasından menfi tespit davası ikame edildiğini ve taraflar arasında görülmekte olan işbu davada Mahkemece 30.01.2017 tarihinde "...30 adet çek için ihtiyati tedbir yoluyla davacı hakkında başlatılacak icra takibinin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca durdurulmasına, çek bedellerinin davalıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine" karar verildiğini, kararın sınırlayıcı ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunu, tedbir kararının yanlızca RBS'ye yönelik olup; RBS haricinde 3 üncü kişiler tarafından çeklerin ibraz edilmesi yönünden karar verilmediğini, tedbir kararını geniş yorumlayarak RBS haricinde 3 üncü kişiler tarafından çekin ibraz edilmesi halinde aynı tedbir kararının tatbik edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla alınan bilirkişi raporu ile davalının İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasından verilen 30.01.2017 tarihli ihtiyati tedbir kararı ve T.C. M.B'nin ödeme yasağına ilişkin 93 kod no'lu bildirimi çerçevesinde işlem yapması gerektiği, mezkur çeklere ilişkin “karşılıksız” kaydının konulmasının ihtiyati tedbir kararı ile bağdaşmadığı ve davalı banka tarafından düzeltilmesi gerektiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı bankanın "karşılıksız" (kod 99) işleminin kaldırılarak TCMB'ne "İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2017 tarih ve 2017/108 E. sayılı ödeme yasağı kararı gereğince ödeme yapılmadığı (kod 93) bildiriminin yapılmasına, Birleşen İstanbul 4.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/448 E. sayılı dosyası yönünden oluşan bir zarar tespit edilemediği ve davacı tarafça da ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın el atmanın önlenmesi davası olup Mahkeme tarafından tanzim edilen 21.03.2017 tarihli tensip zaptının 14 no'lu ara kararı uyarınca eksik harç olarak saptayıp ihtar ettiği dava değeri olan 260.000,00 TL'nin nispi harç olan 4.471,55 TL'nin 10.04.2017 tarihinde ikmâl edildiğini, davanın kabulüne rağmen vekâlet ücretinin de harcı ikmâl edilen dava değeri olan 260.000,00 TL üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği hâlde maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, kararın asıl dava yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek asıl davada verilen kararın kaldırılmasına ve vekalet ücreti yönünden talepleri gibi hükmün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/108 E. sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının davacı ile davalı arasında verildiğini, davacı hakkında o dosyada davalı RBS şirketi tarafından takip işlemlerinin yapılmasını durdurduğunu, davada taraf olmayan üçüncü kişilerin çeki ibraz etmesini, tahsil etmesini engelleyici mahiyette bir tedbir kararı bulunmadığını, somut uyuşmazlıkta çekleri ibraz edenin, menfi tespit davasının tarafı olmayan tamamen yasal ve meşru hamil durumunundaki iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, müvekkili bankanın ihtiyati tedbir kararını uyguladığını, bu kararın yorum yoluyla genişletilemeyeceğini, ihtiyati tedbir kararının kapsamının tartışmaya yer vermeyecek kadar açık olduğunu, bu hususun dosyada mübrez ilk bilirkişi raporu ile de açıkça tespit edildiğini, dava konusu çekler bakımından verilmiş bir ödemeden men yasağının söz konusu olmadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 7 nci maddesi gereğince kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili talebe rağmen "karşılıksızdır" işlemi yapmayan banka görevlisinin cezai sorumluluğunun öngörüldüğünü, karşılığı yok iken karşılıksızdır işleminin uygulanmamasının da müvekkili bankanın sorumluluğunu doğuracağını, 93 kod nolu bildirim çerçevesinde işlem yapılması gerektiği yönündeki kararın tamamen hatalı ve mevzuata aykırı bir karar olduğunu, artık Merkez Bankasına herhangi bir bildirim yapılmadığını, karşılıksız kalan ve karşılıksız kaldıktan sonra ödenen çeklerin bildiriminin risk merkezine yapıldığını, karşılıksız çekler "b" ile, düzeltme hakkı kullanılan (ödenen/ödendiği belirtilerek muhatap bankaya teslim edilen ) çekler ise "k" kodları ile bildirildiğini, Mahkeme kararının tamamen hatalı ve kanuna aykırı olup (93) ve (99) kodu gibi bir kod da kalmadığını, davacının asıl davadaki taleplerinin zaten maktu harca tabi olduğunu ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava konusu çeklerin hamili olup davalı bankaya ibraz eden dava dışı ...'ün İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2017 tarihli tedbir kararı kapsamında üçüncü kişi durumunda olduğu, ihtiyati tedbir kararının ödeme yasağına ilişkin bulunmadığı, Mahkemece davalı bankaya yazılan 10.03.2017 tarihli müzekkere içeriği dikkate alınsa bile, iş bu müzekkerenin çeklerin ibraz edildiği anlaşılan 27.02.2017 tarihinden sonraki tarihli olup bankanın sorumluluğunu doğurmayacağı, buna göre davalı bankanın davaya konu dört adet çekle ilgili olarak üçüncü kişi ... tarafından ibrazı üzerine, çek hesabında karşılık bulunmaması üzerine yaptığı işlemin yasa ve mevzuata uygun olduğu, bu durumda, asıl davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle asıl davada verilen hükme karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, asıl dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen dava kesinleştiğinden birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar etmiş, ayrıca ödeme yasağının banka kayıtlarına işlenmesi yerine "karşılıksız çek" işlemine tabi tutulmasının müvekkilini hak kaybına uğrattığını, ihtiyati tedbir kararında 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş olması ve ihtiyati tedbir kararının bankaya bildirilmesinin bahsi geçen çeklere ilişkin ödeme yasağı mahiyetinde olduğunu, Mahkemece alınan 08.05.2019 tanzim tarihli raporda da bu tespitte bulunulduğunu, somut olay bakımından ihtiyati tedbirin mahiyeti değerlendirildiğinde bunun ödeme yasağından bağımsız bir kavram olmadığının saptanacağını ileri sürerek ve resen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının davalı banka tarafından icrasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109753700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz