İki ortaklı limited şirkette çıkarma kararında nisap sağlanamaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5939 E. 2024/7211 K. · · İlk derece: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Düzelterek onandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İki ortaklı limited şirkette, ortaklardan yalnızca birinin katılımıyla toplanan genel kurulda TTK 621'in aradığı nitelikli çoğunluk (temsil edilen oyların en az üçte ikisi ile oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması) sağlanamayacağından, haklı sebeple ortaklıktan çıkarma davası açılmasına ilişkin karar yok hükmündedir; bu karar dava şartı olduğundan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Bu durum yasal boşluk değil kanun koyucunun tercihidir. Ayrıca arabuluculukta anlaşmaya varılamaması hâlinde Bakanlık bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline hükmedilmemesi bozma sebebi olmakla birlikte yeniden yargılama gerektirmediğinden düzelterek onama sebebidir.
Ele alınan sorunlar
Ortaklıktan çıkarma davası açılmasına ilişkin genel kurul kararında aranan nitelikli çoğunluk (dava şartı) → ret
Gerekçe: Haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarılması için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce, limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunlukla bu yönde bir karar alınması dava şartıdır. TTK'nın 621 inci maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. İki ortaklı limited şirkette ortaklardan yalnızca birinin iştirakiyle toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluk sağlanamayacağından, bu şekilde alınan karar yok hükmündedir. İki kişilik limited ortaklıkta haklı sebeple ortağın çıkarılması için ortaklık genel kurulu aranmaması gerektiği doktrinde savunulsa da, TTK'daki anılan durum yasal bir boşluk değil bir tercihtir. Dava şartı olan, nitelikli çoğunlukla alınmış ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığından dava, dava şartı yokluğundan reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Arabuluculukta anlaşmaya varılamaması hâlinde Bakanlık bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline hükmedilmemesi → kabul
Gerekçe: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin on dördüncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline dair hüküm kurulması gerekir; bu yönde hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar, ilgili ibare eklenmek suretiyle düzeltilerek onanmıştır.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
İki ortaklı limited şirkette çıkarma davası için gereken nitelikli çoğunluğun tek ortağın katılımıyla sağlanamayacağı ve bunun yasal boşluk sayılamayacağı yönündeki holding, Yargıtay'ca onanmakla bağlayıcı emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Limited şirkette haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarılması için mahkemeye başvurulmadan önce genel kurulca TTK 621 uyarınca nitelikli çoğunlukla (temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu bir arada) alınmış dava açma kararı bulunması dava şartıdır
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkarma↗ nitelikli çoğunluk (nisap)↗ dava şartı↗ yokluk↗ limited şirket genel kurulu↗ arabuluculuk gideri↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5939 E. , 2024/7211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1672 Esas, 2023/1289 Karar
HÜKÜM
Davanın Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/610 E., 2023/437 K.
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkarılma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin "Özel ... Tıp Merkezi" adıyla özel tıp merkezi olarak faaliyet gösterdiğini, ilgili Yönetmelik kapsamında şirket ortaklık yapısının tamamen hekimlerden oluşmasının gerektiğini; şirkette %17,45 oranında paya sahip ortak Dr. ...'un 02.01.2017 tarihinde vefatı nedeniyle ortaklıktaki payının miras yoluyla hekim olmayan oğluna intikal ettiğini, mevzuat uyarınca şirketin bu şekilde işletilmesine en fazla 5 yıl izin verildiğini, bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğü tarafından şirketin ortaklık yapısının mevzuat hükümlerine uygun hale getirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bu amaçla toplanan genel kurul toplantısına davalının katılmadığını ancak %82,55 oranında paya sahip diğer ortağın katılımıyla davalının ortaklıktan çıkarılması hususunda dava açılması için karar alındığını;
süresinde ortaklık yapısı uygun hale getirilmediğinden şirketin işlettiği tıp merkezinin uygunluk belgesi/ruhsatının iptal edildiğini, faaliyetlerinin süresiz olarak durdurularak kapatıldığını ve şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi için davalının ortaklıktan çıkarılmasının gerektiğini belirterek davalının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının babası-murisi Dr. ...'un vefatı üzerine şirket ortaklığının kendisine intikal ettiğini, bu durumun İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilerek davalının ortaklığa eklendiğini, mevzuat gereği davalının hisselerini şirketin diğer ortağına devredilmesi yönündeki tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını, diğer ortağın süreci bu şekilde bilerek uzattığını ve mevzuattaki 5 yıllık sürenin geçmesini sağladığını, davalının ortaklıktan çıkarılarak ortaklık yapısının Yönetmeliğe uygun hale getirilmesinin ruhsatın hukuki durumunda bir değişiklik yaratmayacağını ve ortaklıktan çıkarılması için haklı sebebin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacı şirketin iki ortaklı özel sağlık kuruluşu olması, payları kendisine miras yoluyla intikal eden davalı ortağın hekim olmaması ve ilgili yönetmelik hükümleri gereğince şirketin ortaklık yapısının süresinde mevzuata uygun duruma getirilmemesi karşısında, davalının, şirket ortaklığından çıkartılması için haklı nedenlerin bulunduğu; şirketin 10.06.2022 tarihli genel kurul toplantısında, davalı hakkında ortaklıktan çıkarma davası açılması hususunda karar alındığı, dolayısıyla bu konudaki özel dava şartının yerine getirildiği; ayrılma akçesinin hesabı için alınmış olan bilirkişi heyeti raporunda 31.12.2022 tarihi itibariyle şirket rayiç değerinin toplam 558.836,26 TL olarak tespit edildiği, davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi durumunda davalının 3.700 adet şirket payına (%17,45) tekabül eden ayrılma akçesinin 97.516,93 TL olarak hesaplandığı ve sonuç olarak davalının TTK m.
640/3 uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması için haklı nedenlerin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının, davacı şirketteki payının değeri olan 97.516,63 TL ayrılma akçesinin davacı tarafından davalı ortağa ödenmesi koşuluyla, davalının davacı şirket ortaklığından TTK'nın 640/3. maddesi gereğince çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; haklı sebeple ortağın ortaklıktan çıkarma için limited şirket tarafından mahkemeye başvurulmadan önce limited şirket genel kurulunda TTK 621/1-h maddesi uyarınca ve nitelikli çoğunluk tarafından bu kapsamda bir kararın alınmasının dava şartı olduğu, davacı tarafından bu yönde alınan genel kurul kararı dosya kapsamına sunulmuş ise de, kararın incelenmesinde genel kurula sadece diğer ortağın katıldığı ve onun olumlu oyu ile karar alındığının gözlendiği, TTK’nın 621. maddesi uyarınca şirket ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde olacağı, iki kişilik limited ortaklıkta haklı sebeble ortağın çıkartılması için ortaklık genel kurulu aranmamasının gerektiği doktrinde savunulsa da, TTK'daki anılan durumun yasal bir boşluk değil bir tercih olması karşısında, işbu davada dava şartı olan nitelikli çoğunluk tarafından alınan ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararı bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkette ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin olup uyuşmazlık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 621 inci maddesindeki 2/3 nisabın uygulanması noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinin 1-b fıkrası
3.Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 14üncü fıkrası uyarınca anlaşmaya varılamaması hâlinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan meblağın haksız çıkan taraftan tahsiline dair hüküm kurulmamış olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının onuncu satırından sonra gelmek üzere "6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 14üncü fıkrası uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108381700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz