Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istisnai olup ispat şartına bağlıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/922 E. 2024/9295 K. · · İlk derece: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istisnai bir uygulamadır; ancak her somut olayda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edilirse TMK 2 uyarınca uygulanabilir. Ticaret sicil kayıtlarının aleniyeti ve geçerliliği karşısında, kayıtlarda kendisi yetkili görünen ve kayıtların sakatlığını ileri sürmeyen kişinin, şirketin gerçek sahibinin başkası olduğu iddiası ispatlanamamış sayılır.
Ele alınan sorunlar
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması (perdenin aralanması) koşullarının bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı, dava dışı şirketin gerçek sahibinin davalı olduğunun tespitini, şirketin davalı adına tescilini ve şirketin çek, adli para cezası, SGK ve vergi borçlarından davalının sorumlu tutulmasını istemiştir.
Gerekçe: Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, dava dışı şirketin uzun süredir yönetim kurulu üyesi olup şirketi temsile yetkili kılınmıştır; sicil kayıtlarının aleniliği ve geçerliliği karşısında, davacı hata, hile veya tehdit gibi hususlardan kaynaklanan bir ortaklık/yönetim kurulu üyeliği/yetkililik durumu bulunduğunu ileri sürmediğine göre kayıtlar esas alınır. Davalının adı şirketin imza sirkülerinde temsilci olarak geçmekte ise de sonraki süreçlerde kayıtlarda yer almamaktadır; bu durum perdenin aralanması teorisinin uygulanmasına imkân vermez. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektiren vakalar birer istisna olup, her somut olayda yapılacak inceleme sonucunda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edildiği takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine dayanılarak uygulanabilir; taraflar arasındaki ilişki bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, şirketin sahibinin davalı olduğu ve bütün borçlardan onun sorumlu bulunduğu iddiası ispatlanamamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Perdenin aralanmasının istisnai niteliği ve TMK 2'ye dayalı uygulanma koşullarına ilişkin tespit Yargıtay'ca onanmıştır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin kaldırılması↗ perdenin aralanması↗ dürüstlük kuralı↗ kanuna karşı hile↗ ticaret sicilinin aleniyeti↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/922 E. , 2024/9295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1404 Esas, 2023/1799 Karar
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/199 E., 2022/916 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Dağıtım Hiz. Nakliye San ve Tic. A.Ş'nin gerçek sahibinin davalı ... olduğunun tespiti ile firmanın 21.04.2004 tarihinden itibaren davalı ... adına tescil edilmesini, her türlü borçlarından rücuen sorumlu tutulmasını ve müvekkilinin uğradığı 764.697,00 TL çek kaynaklı kesinleşen icra takipli borçları ve bu çeklerin karşılıksız çıkmasından kaynaklı icra ceza mahkemelerinde görülen davalarda kesinleşen 753.627,00 TL adli para cezası ile SGK ve vergi borçlarından sorumluluğun davalıda olduğunun tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul 7. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/57 E., 2019/369 K. sayılı ilamı ile 28.950,00 TL adli para cezası, mahkeme kararının konusu olan icra takibindeki çek miktarının 30.000,00 TL maddi tazminatından davalının sorumluluğunun ve 1.000,00 TL manevi tazminatın karşılanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mükerrer başvurularının reddedildiğini, adı geçenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, karara karşı yapılan itirazının da İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2019/2474 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiğini, soruşturma dosyasının tüm evrak ve ifade zabıtları dava dilekçesine kopyala yapıştır yapılarak eldeki dosyaya sunularak magazinsel bir kurgu yaratılmaya çalışıldığını, ifade veren bazı şahısların hiç çalışmadıkları dönemlere ilişkin şirketlerin içindeymiş gibi ifade verdikleri beyanları dahi sanki delilmiş gibi ibraz edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, ticaret sicil kayıtlarına göre dava dışı şirketin hali hazırdaki iflası nedeni ile tasfiye halinde olduğu, davacının 2010 yılından beri yönetim kurulu üyesi olup, şirketi temsile yetkili kılındığı, sicil kayıtlarının aleniliği ve geçerliliği dikkate alındığında davacının hata, hile, tehdit gibi hususlardan kaynaklanan bir şirket ortaklığı/yönetim kurulu üyeliği/şirket yetkilisi durumu olduğuna dair iddia ileri sürmediği gözetilerek sicil kayıtlarına göre davacının şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, şirketin imza sirkülerinde davalının temsilci olarak adı geçmekte ise de sonraki süreçlerde kayıtlarda adının yer almadığı, perdenin aralanması teorisinin uygulanmasına imkân sağlamayacağı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını icap ettiren vakaların birer istisna olduğu, her somut olayda yapılacak inceleme sonucunda kanuna karşı hile veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerden kaçınma gibi durumların varlığı tespit edildiği takdirde tüzel kişiliğin nazara alınmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine dayanılarak uygulanabileceği, işbu dava tarafları arasındaki ilişkinin bu kapsamda da değerlendirilemeyeceği, açıklanan bütün hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının değil de davalının şirketin sahibi olduğu ve bütün borçlardan sorumlu olduğuna dair iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının dava dışı şirketin tek sahibi olduğunun tespiti ile bu durumun tescili ve şirketin her türlü borçlardan rücuen sorumlu tutulması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108375300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz