Sigorta teminatı kapsamı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/3221 E. 2024/8201 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta teminatı kapsamı↗ itiraz hakem heyeti↗ sigorta tahkim komisyonu↗ sigorta tahkimi↗ hayat sigortası↗ sigorta teminatı↗ tahkim↗ teminat kapsamı↗ hakem kararı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ komisyon↗ ihtarname↗ harç↗ hasar↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Uyuşmazlık, devlet destekli su ürünleri poliçesinden kaynaklanan hasar talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1922 E. 2023/5749 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar süresi · ayıp ihbarı · şekil şartı · ayıp · satım sözleşmesi · ihbar · taahhütname · tacir
Benzer bu kararda… ce Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her «tacirin» ticari işlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesinin gerekli olduğu, yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında tacirler arasındaki ihbarlara/ihtarlara «şekil şartı» getirerek ihbarların/ihtarların noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla, telgrafla ya da güvenli elektronik imza ile yapılması gerektiğini düzenlediği, yine aynı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca «ihbar sürelerinin» açıkça düzenlendiği, davacı tarafça kanunda açıkça düzenlenen ihbar şekline aykırı olarak basiretsiz bir tacir gibi davranarak telefonla arayarak bildirim yaptığı yönündeki ihbar iddiası dikkate alınmayarak davacı tarafın 24.01.2018 tarihinde noter aracılığıyla yapmış olduğu ihbarın süresinde olmaması nedeniyle «satım sözleşmesine» konu balıkların ayıplı haliyle davacı tarafından kabul edilmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmeye konu balıkların sözleşmeye uygun şekilde «teslim» edilmediğini, ayıplı olduğuna ilişkin «ayıp ihbarını» 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 18 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belirtilen şekilde süresinde noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» mektup veya telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta yoluyla yaptığını ispat edemediğini, bu durumda davacının sözleşmeye konu ba …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu balıkların sözleşmeye uygun olmadığını, balıkların davacıya «teslim» edildiği 30.12.2017 tarihinde davalı şirket yetkilisi tarafından aynı gün içerisinde öğrendiğini, davalı tarafın davacıya gönderdiği balıkların 21.12.2017 tarihli sözleşmeye aykırı olduğunu ya da davacının böyle bir sorunu kendisine bildirmediğini iddia etmediğini, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi ve delil listesi sunmadığını, davalı tarafında davacı şirkete verdikleri zarardan şekli bir inceleme ile usulen kurtulmaya çalıştığını, yerel mahkemenin yazılı, somut, hukuka uygun delilleri olmasına rağmen davalının sözleşmeye konu malların ayıplı olduğuna dair kendisine süresi içerisinde «ihbar» yapılmadığını iddia etmemesine rağmen davanın esasına girmeden usulen davanın reddine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin paravan bir şirket oldu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11545 E. 2013/10331 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:keşif · terkin · dahili dava
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin 06/01/2012 tarihli «keşif» tutanağındaki, 29. sınıfta kayıtlı olan emtialardan tavuk gibi kümes hayvanları ve bunlarla ilgili ürünler, yumurta ve balıkla ilgili «terkin» istemi bulunmadığına ilişkin beyanı ve bilirkişi raporu da dikkate alınarak “yumurta” emtiası yönünden davanın reddine karar vermek gerekirken bu ürün yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… akımından kullanılmış olduğu, sair 29 ve 30. sınıf emtiada ise hiç kullanılmadığı, 2005/24408 sayılı markanın davalı tarafından kullanılmadığı, davalının 35. sınıfa «dahil» bir faaliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2067 E. 2025/1884 K.
Ortak:ihtarname · temerrüt
Benzer bu kararda… Tedarik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalıların müvekkili şirkete 11.03.2011 ile 30.09.2011 tarihleri arasında toplam 2.200 tonluk balık tedarik ve «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiklerini, yine sözleşmenin 2. maddesinin 6l. fıkrasında teslim taahhüdü altına girdikleri miktarda alabalık sağlayamamaları halinde eksik kısmın üçüncü kişilerden temin edilip müvekkili şirkete teslim edileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, davalıların «tedarik sözleşmesinde» teslimini taahhüt ettikleri miktarın çok altında kalmaları üzerine müvekkili şirket tarafından, 24.10.2011 tarihli «ihtarnamenin» keşide edildiğini, bu ihtarnameyle, davalıların «sözleşmeyi ihlal» ederek «temerrüde» düştükleri, teslim etmedikleri miktarı en kısa zamanda müvekkili şirkete teslim etmeleri, aksi halde, «cezai şartın» talep edileceğinin «ihtar» edildiğini, ihtarnameye davalılar tarafından verilen cevaplarda «mücbir sebep» nedeniyle eksik teslimat olduğunu, müvekkili şirket tarafından teslimatın kabul edilmediğini, üçüncü şahıslardan mal temin edilmediğini, tedarik sözleşmesi ile taahhüt edilen eksik miktarın Kasım, Aralık 2011 ve Ocak 2012 aylarında teslim edileceğinin bildirildiğini, burada da görüldüğü üzere davalıların eksik mal teslim edildiğini «ikrar» ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin 17.01.2012 tarihli ihtarnamesi ile teslim edilmeyen balık miktarı olan 1.15,459 kg'nın sözleşme bedelinin %30'u tutarındaki cezai şartın ödenmesini ihtar ettiklerini, bu ihtarnamede 05.01.2012 tarihi itibariyle davalıların doğmuş alacaklarının «mahsup» edildiği belirtilmiş ise de burada mahsup edildiği belirtilen alacaklar için davalılara önceden çekler verilmiş olduğundan ödenmiş olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca 19.01.2012 tarihli 15.077,66 euro bedelli ve 20.01.2012 tarih 26.633,12 euro bedelli toplam 41.710,78 euro iki «fatura» hakkında «takas mahsup hakkını» kullandığını, teslimat yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıların bu yönde yaptıkları itirazların haksız olduğunu, davalıların hava şartları nedeniyle mücbir sebep oluştuğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, teslim edilen balık miktarının taahhüt edilen miktarın çok altında olduğunu, ayrıca söz konusu iadelerin yapıldığı tarihlerde davalılar tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, davalılar tarafından eksik teslimatın gerekçesi olarak ileri sürülen iş bırakma eyleminin üç gün sürdüğünü, üç gün içinde iddia edildiği gibi 500 ton balık stokunun oluştuğu iddiasının ne gerçekle ne de hayatın olağan akışıyla örtüşmediğini, davalılar tarafından da müvekkili şirkete bu nedenle büyük zararlara uğradıkları yönünde bir bildirim yapılmadığını, sonuç olarak davalılar tarafından ihlal edilen sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın tüm yazılı ve şifahi ihtarlara rağmen ödenmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin cezai şart ile ilgili fazlaya dair dava ve talep hakları ve yine sözleşmenin ihlalinden doğan zarar ve ziyanına dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerin tedarik sözleşmesini ihlal etmiş olmaları nedeniyle %30 oranında cezai şartın şimdilik 100.000,00 eurosunun davalılara gönderilen 17.01.2012 tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.09.2014 tarihinde talebini «ıslah» dilekçesi ile arttırarak toplam 702.739,17 euronun tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talep ettiği tutarın 140.000,00 euroluk kısmını ...'a, 75.000,00 euroluk …
A.Ş.) hariç diğerlerinin beklenen seviyenin altında sonuçlara ulaştıkları, davalıların «tedarik sözleşmesine» göre, özenli bir üretim planlaması yapmadıkları, sözleşmeye göre «taahhüt» edilen satış hedefine ulaşamadıkları ve bu nedenle «cezai şart» koşuluna kaldıkları, ancak 2011 yılının «son» dört ayında yapılan «teslimatlarla» %10 noksanı ile sözleşme koşullarına ulaşıldığının da tespit edildiği, buna göre tedarik sözleşmesindeki noksan teslim sonucu davalılar hakkında 702.739,17 euro cezai şart tutarının hesaplandığı, davacı şirketin 100.000,00 euro üzerinden huzurdaki davayı açtığı, 29.09.2014 tarihinde 702.739,19 euro olarak davasını «ıslah» ettiği, davalı şirketlerin sermayelerini korumalarına karşılık borçluluk durumlarının artması, satışlarının ve kârlılıklarının düşmesi, giderlerinin artması ve benzeri hususlar dikkate alındığında tespit edilen cezai şart tutarından «tenkis» yapılması gerektiği, dolayısıyla belirlenen cezai şart tutarının tamamının kabulü halinde bu durumun sunulan mali kayıtlara göre davalıların ortaklık yapısı da gözetildiğinde ekonomik mahvına neden olabileceği, cezai şart tutarından %60 oranında indirimin uygun olacağı gerekçesiyle 281.095,67 euro cezai şartın «temerrüt tarihi» olan 07.02.2012'den itibaren faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf ed …
Tedarik sözleşmesinde satıcının aylık asgari ürün «taahhüdü» bulunmasına rağmen aylar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise alacaklı firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden ayda henüz satıcıdan mal almadan önce «ceza koşulu» ile ilgili “«çekince” (ihtirazi kayıt») bildirmesi ya da bu konuda satıcıya noterden bir «ihtarname» göndermesi gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifaya eklenen ceza koşulu · takas ve mahsup hakkı · tedarik sözleşmesi · ifaya ekli ceza · ceza koşulu · tenkis · aile şirketi · mücbir sebep
Benzer bu kararda… Tedarik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalıların müvekkili şirkete 11.03.2011 ile 30.09.2011 tarihleri arasında toplam 2.200 tonluk balık tedarik ve «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiklerini, yine sözleşmenin 2. maddesinin 6l. fıkrasında teslim taahhüdü altına girdikleri miktarda alabalık sağlayamamaları halinde eksik kısmın üçüncü kişilerden temin edilip müvekkili şirkete teslim edileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, davalıların «tedarik sözleşmesinde» teslimini taahhüt ettikleri miktarın çok altında kalmaları üzerine müvekkili şirket tarafından, 24.10.2011 tarihli «ihtarnamenin» keşide edildiğini, bu ihtarnameyle, davalıların «sözleşmeyi ihlal» ederek «temerrüde» düştükleri, teslim etmedikleri miktarı en kısa zamanda müvekkili şirkete teslim etmeleri, aksi halde, «cezai şartın» talep edileceğinin «ihtar» edildiğini, ihtarnameye davalılar tarafından verilen cevaplarda «mücbir sebep» nedeniyle eksik teslimat olduğunu, müvekkili şirket tarafından teslimatın kabul edilmediğini, üçüncü şahıslardan mal temin edilmediğini, tedarik sözleşmesi ile taahhüt edilen eksik miktarın Kasım, Aralık 2011 ve Ocak 2012 aylarında teslim edileceğinin bildirildiğini, burada da görüldüğü üzere davalıların eksik mal teslim edildiğini «ikrar» ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin 17.01.2012 tarihli ihtarnamesi ile teslim edilmeyen balık miktarı olan 1.15,459 kg'nın sözleşme bedelinin %30'u tutarındaki cezai şartın ödenmesini ihtar ettiklerini, bu ihtarnamede 05.01.2012 tarihi itibariyle davalıların doğmuş alacaklarının «mahsup» edildiği belirtilmiş ise de burada mahsup edildiği belirtilen alacaklar için davalılara önceden çekler verilmiş olduğundan ödenmiş olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca 19.01.2012 tarihli 15.077,66 euro bedelli ve 20.01.2012 tarih 26.633,12 euro bedelli toplam 41.710,78 euro iki «fatura» hakkında «takas mahsup hakkını» kullandığını, teslimat yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıların bu yönde yaptıkları itirazların haksız olduğunu, davalıların hava şartları nedeniyle mücbir sebep oluştuğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, teslim edilen balık miktarının taahhüt edilen miktarın çok altında olduğunu, ayrıca söz konusu iadelerin yapıldığı tarihlerde davalılar tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, davalılar tarafından eksik teslimatın gerekçesi olarak ileri sürülen iş bırakma eyleminin üç gün sürdüğünü, üç gün içinde iddia edildiği gibi 500 ton balık stokunun oluştuğu iddiasının ne gerçekle ne de hayatın olağan akışıyla örtüşmediğini, davalılar tarafından da müvekkili şirkete bu nedenle büyük zararlara uğradıkları yönünde bir bildirim yapılmadığını, sonuç olarak davalılar tarafından ihlal edilen sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın tüm yazılı ve şifahi ihtarlara rağmen ödenmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin cezai şart ile ilgili fazlaya dair dava ve talep hakları ve yine sözleşmenin ihlalinden doğan zarar ve ziyanına dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerin tedarik sözleşmesini ihlal etmiş olmaları nedeniyle %30 oranında cezai şartın şimdilik 100.000,00 eurosunun davalılara gönderilen 17.01.2012 tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.09.2014 tarihinde talebini «ıslah» dilekçesi ile arttırarak toplam 702.739,17 euronun tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talep ettiği tutarın 140.000,00 euroluk kısmını ...'a, 75.000,00 euroluk …
A.Ş.) hariç diğerlerinin beklenen seviyenin altında sonuçlara ulaştıkları, davalıların «tedarik sözleşmesine» göre, özenli bir üretim planlaması yapmadıkları, sözleşmeye göre «taahhüt» edilen satış hedefine ulaşamadıkları ve bu nedenle «cezai şart» koşuluna kaldıkları, ancak 2011 yılının «son» dört ayında yapılan «teslimatlarla» %10 noksanı ile sözleşme koşullarına ulaşıldığının da tespit edildiği, buna göre tedarik sözleşmesindeki noksan teslim sonucu davalılar hakkında 702.739,17 euro cezai şart tutarının hesaplandığı, davacı şirketin 100.000,00 euro üzerinden huzurdaki davayı açtığı, 29.09.2014 tarihinde 702.739,19 euro olarak davasını «ıslah» ettiği, davalı şirketlerin sermayelerini korumalarına karşılık borçluluk durumlarının artması, satışlarının ve kârlılıklarının düşmesi, giderlerinin artması ve benzeri hususlar dikkate alındığında tespit edilen cezai şart tutarından «tenkis» yapılması gerektiği, dolayısıyla belirlenen cezai şart tutarının tamamının kabulü halinde bu durumun sunulan mali kayıtlara göre davalıların ortaklık yapısı da gözetildiğinde ekonomik mahvına neden olabileceği, cezai şart tutarından %60 oranında indirimin uygun olacağı gerekçesiyle 281.095,67 euro cezai şartın «temerrüt tarihi» olan 07.02.2012'den itibaren faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf ed …
179/1), «ifaya eklenen ceza koşulu» (TBK md.
179/3) Tedarik sözleşmelerinde veya «taahhütnamelerde» yer alan asgari satım taahhüdüne uymama halinde öngörülen «ceza koşulu» («cezai şart») hükümleri TBK'nın 179/2. maddesindeki «ifaya ekli ceza» koşulu niteliğinde olup, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/3221 E. , 2024/8201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2024/250 D. İş, 2024/246 Karar
SAYISI 2024/İHK-15333
HÜKÜM
İtirazın reddi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı sigortacı ile devlet destekli su ürünleri hayat sigortası sözleşmesi imzaladığını, teminat altına alınmış olan ayaklı kasetler içinde yer alan yavru balıkların 27.04.2023 tarihinde bir çocuğun oyun amaçlı bilinçsiz şekilde gerçekleştirdiği eylemleri sebebiyle susuz kaldığını, 1.500.000 adet balıktan 1.200.000 tanesinin susuz kalarak öldüğünü, oluşan zararın tazmini için davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen davalı tarafından yumurta ve larva dönemindeki su ürünleri stokları, teminat kapsamı dışında olduğu, teminatın balıklar için 5 gr büyüklüğe ulaştıktan sonra başlayacağı belirtilerek ödeme yapılmadığını, teminat dışı halin yalnızca tesise gelen balıkların ilk beş günlük dönemi için söz konusu olduğunu, ölen balıkların beş günlük sürede değil çok daha sonra öldüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu havuzların sigorta teminatı kapsamında olmadığını, poliçe ile 5 gramdan büyük balıkların teminat kapsamına alınmış olduğunu, ölen balıkların 0,20-0,25 gr olduğunu, bu durumun eksper raporuyla tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 05.02.2024 tarihli, 2024/60932 sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanmış sigorta sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası niteliğinde Devlet Destekli Su Ürünleri Hayat Sigortası Genel Şartları'nın “Teminatın Başlangıcı ve Teminat Kapsamındaki Haller” başlıklı A.2. maddesiyle teminata ilişkin birincil klozun çerçevesi çizildiği ve A.2.3. maddesine atıf yapılarak teminatın su ürünlerinin ilgili maddede belirtilen birim ağırlıklara ulaşmasıyla başlayacağı belirtildiği, Genel Şartların A.2.3. maddesiyle de teminatın balıklar 5 gr büyüklüğe ulaştıktan sonra başlayacağı belirlendiği, ölen balıkların 0,20 gr - 0,25 gr ağırlığında olduğu, bu hususun başvuran vekilince sunuları tutanakta da belirtilmiş olduğu ve tarafların kabulünde olduğu, başvuran vekilinin de bu hususta bir itirazının bulunmadığı anlaşıldığı, somut olayda riziko konusu balıklar tarafların kabulünde olduğu üzere 5 gramdan küçük olup ikincil klozların uygulama alanını tartışmaya gerek olmaksızın bu balıkların tümünden kaynaklı meydana gelen hasarların teminat kapsamı dışında olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara davacı vekili tarafından süresi içinde itiraz edilmiştir.
IV. İTİRAZ HAKEM HEYETİ KARARI
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen poliçenin genel şartları incelendiğinde, A.2.3. "Teminat Kapsamındaki Stok Gelişme Dönemi" "(1) Yumurta ve larva dönemindeki su ürünleri stokları, teminat kapsamı dışında olup, teminat
balıklar için 5 gr büyüklüğe ulaştıktan sonra başlar." düzenlemesinin yer aldığı, somut olay sonrası düzenlenen tespit tutanağında ise, işletmeye ait kuluçkahanedeki 15 adet havuzda bulunan ortalama 0,20 ile 0,25 gram ağırlığındaki 1,2 milyon kadar yavru balığın öldüğü başvurucu yetkililerince beyan edilerek tutanak altına alındığı görüldüğü, bu itibarla, genel şartlar uyarınca, yavru balıkların 5 grama ulaşması sonrasında teminatın başlayacağı hususu açıkça ifade edildiği, ölen balıkların tamamı 5 gramdan küçük olmakla, teminat içerisine bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; balık ölümlerin, ilk 5 günlük süre geçtikten sonra meydana gelmiş olması sebebiyle zararın poliçe teminat içinde sayılması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti Kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, devlet destekli su ürünleri poliçesinden kaynaklanan hasar talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1104851800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz