6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırının altında kalan miktar için temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6402 E. 2024/8510 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

Temyiz istemi usulden reddedildiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Sigorta

Gerekçe özeti

Temyize konu edilen miktar, bölge adliye mahkemesi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalıyorsa HMK 366 atfıyla 352(1)(b) uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir; temyize konu miktar belirlenirken davacının değer göstermediği ve bilirkişice hesaplanmamış kalemler ile daha önce kesinleşmiş kararla sabit olan tutar hesaba katılmaz. Asıl temyiz istemi esasa girilmeden reddedilmişse HMK 348(2) kıyasen uygulanarak katılma yoluyla temyiz istemi de reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez; temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde ve diğer beyanlarında navlun bedeli ile mahrum kalınan kâra ilişkin bir değer belirtmemiş, bilirkişi raporunda da bu kalemlere ilişkin bir hesaplama yapılmamış, istenen emtia bedeli ise daha önce kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olmuştur. Buna göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam 18.525,00 USD'nin dava tarihindeki karşılığı 193.215,75 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL'nin altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Katılma yoluyla temyizin, asıl temyiz isteminin akıbetine bağlı olması → ret

Gerekçe: 6100 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesi yollamasıyla katılma yoluyla temyize kıyasen uygulanan aynı Kanun'un 348 inci maddesinin ikinci fıkrasında, başvuran bu talebinden feragat eder ya da talebi esasa girilmeden reddedilirse katılma yoluyla başvuranın talebinin de reddedileceği düzenlenmiştir. Asıl temyiz istemi esasa girilmeden reddedildiğinden katılma yoluyla temyiz isteminin de reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırının hesabında hangi kalemlerin dikkate alınacağı ile katılma yoluyla temyizin asıl temyizin akıbetine bağlı olduğu yönündeki muhakeme, Yargıtay'ın kendi gerekçesidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı temyiz edilebilirlik temyiz dilekçesinin reddi katılma yoluyla temyiz

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/6402 E.  ,  2024/8510 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1604 Esas, 2024/1264

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/738 E., 2023/461 K.

Taraflar arasındaki nakliyat abonman poliçesinden kaynaklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

1.Dosya içeriğine göre davacı dava dilekçesinde nakliye abonman poliçesi ile sigortalanan mal ve navlun bedeli, ticari masrafları ile mahrum kalınan kar bedeli olmak üzere şimdilik 1.000,00 USD'nin iptal edilen zeyilname tarihinden işleyecek en yüksek faiziyle tazminini talep etmiştir. Mahkemece zeyil namenin düzenlenmesinde hukuka aykırı durum olmadığını ve sonraki düzenlenen poliçe kapsamında da emtia bedelinin başka davaya konu edilip kesinleştiği ve diğer istemlerin teminat dışı kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmakla davacının dava dilekçesinde ve diğer beyanlarında navlun bedeli ve mahrum kalınan kârına ilişkin değer belirtmediği gibi bilirkişi raporunda da navlun bedeli ve kar kaybına ilişkin bir hesaplamada bulunmamakla istenilen emtia bedeli daha önce kesinleşen mahkeme kararıyla da sabit olmakla durumda reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 18.525,00 USD'nin dava tarihi olan 17.11.2021 tarihindeki değeri 193.215,75 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kalmaktadır.

2.6100 sayılı Kanunu'nun 366 ncı madde yollamasıyla katılma yolu ile temyize ilişkin kıyas yolu ile uygulama bulan 6100 sayılı Kanunu'nun 348 inci maddesinin ikinci fıkrasında istinaf yoluna başvuran bu talebinden feragat eder ya da talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla başvuranın talebinin de reddedileceği düzenlenmiştir. Belirtilen madde hükmü gereğince, davacı vekilinin temyiz istemine ilişkin olarak esasa girilmeden temyiz isteminin reddine karar verildiğinden, davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2. Katılma yolu ile davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1103744300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Temyiz istemi usulden reddedildi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1604 E. 2024/1264 K.

Kesinleşmiş önceki dava ile teminat kapsamının bağlayıcılığı

Gerekçe özeti

Aynı taraflar arasında aynı hukuki ilişkiye (taşıma/poliçe teminat kapsamı) ilişkin olarak açılmış ve kesinleşmiş bir davadaki tespitler, dava konusu farklı olsa da HMK 303 uyarınca sonraki davada kesin delil teşkil eder ve tarafları bağlar; bu hususların yeniden tartışılması mümkün değildir. Poliçe prim borcunun ödendiği ispatlanamadıkça ve aynı şartlarla yeni poliçe düzenlendiği kabul edildikçe, önceki poliçenin zeyilname ile iptalinin usulsüz olduğu ileri sürülemez.

Emsal değeri

Aynı taraflar arasında, aynı hukuki ilişkiye dayanan ve kesinleşen önceki bir davadaki tespitlerin (poliçe teminat kapsamı, taşımanın transit olup olmadığı gibi) HMK 303 uyarınca sonraki davada kesin delil teşkil edip tarafları bağlayacağı yönündeki değerlendirme, sigorta teminatı kapsamı ihtilaflarında tekrar dava açılması hâllerinde emsal niteliktedir.

Kavramlar: kesin delil kesin hüküm nakliyat abonman sigorta poliçesi zeyilname teminat kapsamı transit taşıma belirsiz alacak davası aktif husumet ehliyeti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1604

KARAR NO 2024/1264

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/05/2023

NUMARASI 2021/738 Esas - 2023/461 Karar

DAVA

Alacak (Nakliyat Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2024

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı temsilcisi, şirketin ihraç edeceği yaş meyve-sebze ürünleri için davalı sigorta şirketiyle ... ve ...numaralı nakliye abonman sigorta poliçelerinin imzalandığını; poliçenin 1. maddesinde davalının, Türkiye'den ...'ya yapılan ihracatta ürünlerin teminat altına alındığını; şirketin transit ticaret yöntemiyle ...'ya sevk edeceği ürünler için davalıya bildirim yaptığını, şirket tarafından 13/03/2010 tarih ...seri numaralı beyannameyle transit ticaret yöntemiyle ...'daki serbest bölgeden ....'ya 19.500- kg'lik domates ihracatı yapıldığını, ... serbest bölgesinden transit ticaret yöntemiyle ...ya gönderilen ürünleri taşıyan aracın ...'da kaza yaptığından ürünlerin kullanılmaz hale geldiğini;

davalıya gerekli ihbarın yapıldığını ve davalının ... nolu hasar dosyasını açtığını, ancak beyannameye göre teslim yeri başka bir ülke olduğundan tazminat talebinin red edildiğini; bu işlemin hatalı olduğunu çünkü Rusya'ya Bulgaristan'dan transit ticaret gerçekleştirildiğinden beyannamede Bulgaristan serbest bölgesinin belirtildiğini, transit konumunda bulunan ...'daki ... firmasının transit işlemlerini yürüten aracı olduğunu, sunulan "Kontrat" başlıklı belgede “...'da bulunan ../Bulgaria şirketi üzerinden işlemleri yapılıp ...'daki ... şirketine gönderilmiştir” ifadesinin yazılı olduğunu; 2010 yılında ...'nın Türkiye'ye yönelik tarım ürünleri dış ticareti kısıtlayan “ihracatçı listesi” uygulaması yaptığını, dava konusu olayda ...

üzerinden transit ticaretin gerçekleştirilmek durumunda kalındığını; ... Müdürlüğü'nün 20/11/2017 tarihli yazısında transit rejimin geçerli olduğunun belli olduğunu, hasar raporunda da “...numaralı Dahili Nakliye Transit Tamamlama Belgesinin Nüshası” olarak tanımlasının da transit rejiminde sevkiyatın yapıldığını gösterdiğini; şirketin ...Bankası .../İzmir şubesindeki hesapları incelendiğinde ... firmasından şirkete bir ödeme yapılmadığının görüleceğini, ... üzerinden transit ticaret gerçekleştirilerek Rusya'daki alıcı ... Ltd.'ye satışın gerçekleştiğini; ... nolu poliçenin prim borcu olan 2.200-USD'nin şirket ortağı ... tarafından senet verilerek ödendiğini, ..... nolu poliçenin prim borcu olan 2.200-USD'nin ise şirket yöneticisi ...tarafından davalının hesabına ödenmesine ve poliçelerin talep edilmesine rağmen davalının poliçeleri şirkete vermediğini, bunun TTK 1424'e uygun olmadığını;

... nolu poliçenin fesih koşullarının düzenlendiği 9. maddesine aykırı olarak davalının 15 gün öncesinden yazılı bildirimde bulunmadan zeyilname düzenlediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında poliçe kapsamındaki mal ve navlun bedeli, ticari masrafları ile mahrum kalınan kar bedeli olmak üzere şimdilik 1.000-USD'nin iptal edilen zeyilname tarihinden işleyecek en yüksek faiziyle tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının nakliyat abonman sigorta poliçesi tahtında müvekkilinin sigortalısı olduğunu, davacının Türkiye’den ... ve Avrupa ülkelerine sevkiyatlarını gerçekleştireceği dondurulmuş narenciye-meyve emtiasını, ... nolu poliçeyle sigorta teminatına aldığını, prim ödenmediğinden 31/05/2010 tarihinde poliçenin müvekkilince iptal edildiğini, bu poliçe yerine aynı teminat ve hükümler ile ... nolu poliçenin düzenlendiğini, dava konusu domates emtiasını davacının 13/05/2010 tarihinde .... nolu 18.525-USD tutarlı fatura karşılığında Bulgaristan’daki..'ye sattığını, .. senetleri, gümrük beyannameleri ve Tır karnelerine göre emtianın alıcısının ... olduğunu, ...'in emtiayı tesliminden sonra 16/05/2010 tarihli ...

nolu 25.545-USD tutarında ikinci bir fatura tanzim ederek ... Ltd.'ye sattığını; emtiayı taşıyan ... ...plakalı aracın ...'dan ...'ya giderken, yani emtia ilk alıcı tarafından ikinci alıcıya satıldıktan sonra, yaptığı kazada emtianın hasarlandığını, davacının zararın poliçe kapsamında kaldığını iddia ederek tazminat talep ettiğini, ancak poliçenin geçerlilik koşulu olan sevkiyat bildiriminin Türkiye-...olarak bildirilmesine karşın hasarın ..-... arasında meydana gelmesinden, poliçede Türkiye’den yapılacak taşımalar teminat altına alındığından, malın ...’daki alıcıya satılmasından sonra ...’daki alıcı tarafından tekrar ...’daki bir alıcıya satılması sebebiyle davacının mala ilişkin menfaati kalmadığını,faturadaki ...

kaydına göre talep hakkı alıcıya geçtiğinden, davacının talepte bulunamayacağı gerekçeleriyle reddedildiğini; bu davanın İstanbul 12. ATM'nin 2014/1500 esas sayılı dosyasıyla açılan davada incelendiğini, her iki davanın konusunun, taraflarının ve dava dilekçesinin aynı olduğunu, aynı belgelere dayandığını, kaldı ki hem kesin delil teşkil eden red kararıyla hem de İstanbul BAM 13. HD'nin 2019/1994 esas ve 2021/169 karar sayılı başvurunun reddi kararıyla davacının bütün iddialarına cevap verildiğini ve talebinin teminat harici olduğunun ortaya konulduğunu; alacağın zamanaşımına uğradığını zira hasarın 19/03/2010 tarihinde meydana geldiğini, müvekkilince talebin 10/06/2010 tarihinde reddedildiğini, 24/03/2012 tarihinde (TTK 1292 ve 1299 uyarınca 5 günlük ihbar süresini takiben) talebin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı dolduktan sonra 05/08/2014 tarihinde davacı yetkilisinin ...

Müdürlüğü’ne başvurduğunu ve müvekkilince talebin tekrar reddedildiğini, İstanbul 12. ATM'nin 2014/1500 esas sayılı davasının zamanaşımını kestiği varsayılan ihtimalde o dosyanın bu dava için derdestlik teşkil ettiğinin kesinleşeceğini, davacının kar kaybı ve navlun bedelinin derdestlik itirazı harici kaldığı varsayılsa dahi, taleplerin zamanaşımına uğradığını; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, malın bedelinin 18.525- USD olduğu, müddeabihin en az 18.525-USD olduğunu; davacının gerçekleştirdiği satışın, İhracat Yönetmeliği 4/c maddesi uyarınca transit taşıma olmadığını ve taşıma transit ise durumu müvekkiline bildirilmesi gerektiğini;

bilirkişi raporlarında ve İstanbul 12. ATM kararında, davaya konu ticaretin, transit rejime dahil olmadığının ve... Müdürlüğü tarafından yazılan yazının, gümrük işlemleri tamamlanmış dava konusu emtianın Türkiye içerisinde transit ticaret işlemi kabul edilerek taşınması anlamına gelmesi olarak yorumlanması gerektiğinin belirtildiğini, taşımanın transit olup olmamasının davaya etkisinin olmadığını; ekspertiz raporuna göre malların tamamının zayi olmadığı ve teslim edilen malların %60 bedeline satılabileceğinin belirtildiğini; nakliyat sigortacısı olan müvekkilinden kar kaybı talep edilemeyeceğini ve davacının navlun bedelini talep etmesine karşın dosyada buna ilişkin bir belge olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, .... nolu sigorta poliçe primlerinin ödendiğini gösteren bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği, poliçenin 03/03/2010 tarihinde tanzim edildiği, davacı sigortalıdan tahsilat yapılamaması nedeniyle bu poliçe için 31/05/2010 tarihinde zeylname düzenlendiği, zeylnameden sonra 08/06/2010 tarihinde aynı tarih ve teminatlı ... ile biten poliçenin düzenlendiği, her iki poliçenin de teminatının aynı olduğu, davalıya ait banka hesap ekstresinde 08/06/2010 tarihli 1.900-USD ".... Şirket adına verilen senet B." açıklaması ile bir işlemin bulunduğu, sigorta firmasına yapılan bu ödemenin hangi poliçeye ait olduğunun açıklamada yer almadığı ancak ödemenin zeyilnameden sonra yapılan ... nolu poliçenin tanzim tarihinde yapıldığı, davacının ....

nolu poliçe prim ödemesi yapmadığından söz konusu poliçenin iptal edildiği, 6102 sayılı TTK 1434 hükmü ışığında, düzenlenen zeyilnamenin geçerli olduğu ve bu poliçeye dayanarak davacının tazminat talep edemeyeceği; kaldı ki dava dosyasına konu olan hasarın sigorta teminatı dışında kaldığı ve ... nolu poliçenin de İstanbul 12. ATM'nin 2014/1500 esas sayılı dosyası ile derdestlik teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davacı vekili, banka kayıtlarına göre ... nolu poliçe priminin şirket tarafından 08/06/2010 tarihinde saat 12.26.29’da 951603 dekont numarası ile davacı adına verilen senet açıklaması ile 1.900-USD tutarında ödeme yapıldığını, mahkemenin bu ödemeyi ... nolu poliçe için yapıldığını kabul etmemesinin hatalı olduğunu;... Müdürlüğü'nün 20/112017 tarihli müzekkere cevabında beyan edildiği üzere, Tır Karnesi kapsamında 13/03/2010 tarih ve ... tescil nolu ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyaların transit rejimi altında işlemler tamamlanarak yurt dışı edilmiş denilmek suretiyle olayda resmi yazıyla transit rejimin geçerli olduğunun belirtildiğini, taşımanın ... nolu poliçe kapsamında olduğunu; hasar raporunda seferin Türkiye-..

(...) olarak yazıldığı, Gümrük Kanunu 84'e göre transit rejimin bulunduğunu; bu davanın açılmasındaki amacın ... nolu poliçenin zeyilnameyle haksız şekilde iptal edildiğine ilişkin uğranılan mal ve navlun bedeli, ticari masraflar ile mahrum kalınan kar bedelleri alacağı olduğunu, davada ileri sürülen iddialar aynı olsa da talepler farklı olduğu için mahkemenin derdestlik hususundaki değerlendirmesinin doğru olmadığını; İstanbul 12. ATM'nin dosyasında davalının poliçenin blok poliçe olarak kesildiğini beyan ettiğini, blok abonman poliçede taşımaların herhangi bir ihbar yükümlülüğü olmaksızın teminat altında olduğunu, haksız zeylname ile iptal edilen poliçeden doğan zarar bedelinin tahsili amacıyla davanın açıldığını;

bunlara ek olarak 04/02/2023 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerden birisinin İstanbul 12. ATM dosyasında 03/11/2016 tarihli raporu düzenleyen heyette yer aldığını, bu nedenle bilirkişi ile şirket yetkilisi arasında husumet oluştuğunu,bilirkişinin tarafsızlığını koruyamayacağını;sunulan uzman görüşünün dikkate almadığını, itirazlarına rağmen yeni heyetten rapor alınması talebinin kabul edilmediğini; istenilmesine rağmen poliçenin ve zeylnamenin imzalı nüshalarının gönderilmediğini; müvekkilinin kayıtları hususunda Karşıyaka ATM'den alınan raporda, bilirkişinin ek süre talebinin kabul edilmemesi nedeniyle belgelerin tam incelenemediğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili, yargılama aşamasında cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaatinin olmadığını ve davayı takip yetkisini haiz bulunmadığını belirterek, istinaf taleplerinin kabulüyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan davacının davalı sigortacıdan tazminat istemine ilişkindir. İstanbul 12. ATM'nin 2014/1500 esas ve 2019/442 karar sayılı dava dosyasında, davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada eldeki davaya konu taşımada hasarlanan emtia nedeniyle tazminat talep edildiği önce Bulgaristan'a, oradan da Rusya'ya gönderilen 19.500-kg'lik domatesin kaza nedeniyle hasara uğradığı ve şimdilik uğranılan zarara karşılık 30.000-TL'nin davalıdan tahsilinin istenildiği, davalının işbu davadaki savunmalarıyla davanın reddini istediği, mahkemenin 09/05/2019 tarihli nihai kararıyla taraflar arasında ... nolu sigorta poliçesinin bulunduğu, davacının davalıya bildirdiği taşımanın ...'daki ...firmasına 13/03/2010 tarihli ...

nolu ve 18.525-USD bedelli faturayla sattığı domates emtiasının Türkiye'den ...'a yapıldığı, malların ..'da sağlam bir şekilde alıcıya teslim edildiği, davalı sigorta şirketinin, ...'dan ..'ya yapılmış taşımayı teminat altına almadığı, ayrıca alıcı ... firmasının ...daki ...l Ltd.'ye ... nolu faturayla söz konusu domates emtiasını sattığı, davacının emtia bakımından menfaatinin kalmadığı, hasarın Türkiye’den yapılan bir taşıma esnasında meydana gelmediği;... Müdürlüğü'ne tescilli .... ihracat beyannamesi eki 13.03.2010/441411 tarih sayılı fatura,... numaralı Tır Karnesinde, ... numaralı ... belgelerinde alıcı ... olarak göründüğü, aynı durumun ... Müdürlüğü'nün yazı ve eki belgelerde belirlendiği, hasarın 19/03/2010 tarihinde ...

plakalı aracın ...'da yaptığı kaza sonucu meydana geldiği, dosyada Bulgaristan'dan Rusya'ya yapılan sevkiyatın sigorta şirketine bildirilmediği, poliçede ... yapılan sevkiyatın teminat altına alınmadığı, 1975 Tır Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi uyarınca ihracat beyanname konusu eşyaların çıkış noktası Antalya varış noktası alıcı ...'a kadar teminat altına alındığı, İhracat Yönetmeliği'nin tanımlar başlıklı 4/n maddesi dikkate alındığında yapılan ihracatın, transit ticaret ile ilgisinin olmadığının anlaşıldığı ve sonuç olarak ...'ya yapılan taşıma sonrasında ...'da meydana gelen kaza dolayısıyla oluşan zararın taraflar arasındaki poliçe kapsamında kalmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacının istinaf başvurusu üzerine, İstanbul BAM 13. HD'nin 2019/1994 E., 2021/169 K. sayılı ve 11/02/2021 tarihli ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacının temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 11. HD'nin 2021/3459 E., 2022/8730 K. sayılı ve 06/12/2022 tarihli ilamıyla davacının talep edebileceği azami tazminat tutarının 18.525-USD olduğu, bunun da da dava değeri karşılığı 43.070,62-TL'nin 2021 yılı kesinlik sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle, temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmiştir.... nolu nakliyat abonman sigorta poliçesi ile davalı tarafından davacıya , 03/03/2010-03/03/2011 tarihleri arasında teminat sağlandığı,2.200-USD prim ödemesinin, 275-USDx7 aylık taksitlerle 3/3/2010 tarihinden itibaren yapılacağı, sigorta konusunun davacının Türkiye'den ...

ve ... ülkelerine sevk edeceği dondurulmuş narenciye ve meyve emtiasını beher nakliye seferi aylık olarak yapılacak bildirimler için sigortalama olduğu; sigortalı davacının mallara ait bilgileri aylık olarak her bir sevkiyat için seferin başlangıcından varış mahalline kadar seferi kapsayacak şekilde gerekli bilgileri davalıya bildirmekle yükümlü olduğu, usulüne uygun bildirilmemiş seferlerin bu poliçe kapsamında değerlendirilmeyeceğinin düzenlenmiştir.31/05/2010 tarihinde bu poliçenin "sigortalıdan tahsilat yapılamaması gerekçesiyle poliçe başlangıç tarihi itibariyle iptale alınmıştır." açıklamasıyla zeyilname düzenlendiği; sonrasında 08/06/2010 tarihinde düzenlenen ... nolu nakliyat abonman sigorta poliçesinin 03/03/2010-2011 tarihlerinde geçerli olduğu, net primin 2.200-USD olduğu, ödemenin peşin 2.200-USD olduğu, önceki ...

nolu poliçe için belirtilmiş konu, şart ve yükümlülüklerin aynı şekilde ... nolu poliçede de yer aldığı, her iki poliçenin aynı içerikte düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacının delil olarak dayandığı banka hesaplarının incelenmesinde, davacının davalıya 08/06/2010 tarihinde 1.900-USD "... Şirket Adına Verilen Senet B" açıklamasıyla ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Kesin hüküm HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiş olup aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci bir davada, birinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus (HMK 303/1-2) kesin hüküm teşkil eder. Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukukî ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder.

Davacı, eldeki davada ... nolu poliçeye dayandığını, o poliçenin zeyilnameyle iptalinin usulsüz olduğunu ve taşımanın o poliçe kapsamında kaldığından davalının tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürmüştür.Ancak,aynı taraflar arasında ,aynı taşıma da hasarlanan emtia zararı için açılan davada, ... nolu poliçenin 31/05/2010 tarihli zeyilnameyle iptal edildiği, yerine 08/06/2010 tarihli aynı şartları içeren 08/06/2010 tarihli ... nolu yeni bir poliçe düzenlendiği, taşımanın davalı sigorta şirketine Türkiye'den ...'a yapılacağı bildiriminin yapıldığı,Bulgaristan'a yapılan taşımanın hasarsız bir şekilde tamamlandığı, taşımanın poliçe kapsamında bulunmadığı ve taşımanın transit taşıma olmadığı gerekçesiyle tazminat istemli davanın reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.

Yani 1. poliçenin iptal edildiği ve geçerli poliçenin 2. yani ... nolu poliçe olduğu hususu da kesinleşmiştir. Taşımanın transit taşıma olmadığı ,teminat kapsamında olmadığı hususları kesinleştiğinden, eldeki dava açısından tarafları bağlayıcı olup bir kez daha tartışılması mümkün değildir.Tespit edildiği üzere, ... nolu poliçe prim borcunun ödendiği davacı tarafından ispatlanamadığı gibi ,aynı şartlarda yeni poliçe düzenlendiği davacının da kabulünde olduğundan daha önce ki poliçenin iptalinin usulsüz olduğu da ileri sürülemeyecektir. 08/06/2010 tarihli ödemenin de aynı tarihte düzenlenen yeni poliçe için yapıldığı bellidir. Kesinleşen karara göre taşıma, zaten her iki poliçe ile teminat altına alınmamıştır.Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Davacı vekili, önceki davada görevlendirilen bilirkişinin bu davada da görevlendirildiğini ,müvekkili ile arasında husumet bulunduğundan tarafsız kalamayacağını ileri sürmüş ise de ,delillerin tamamı dosyada ve denetlenebilir olup davacının bu iddiasının sonuca etkili bulunmamıştır.Davacı, davada poliçe kapsamındaki mal bedelinin dışında, navlun, ticari masrafları ve mahrum kalınan kar bedellerini de talep etmiş ise de, taşımanın ve hasarın teminat kapsamında olmadığı belirlendiğine göre hasar bedeli dışında kalan bu taleplerini de davalıya yöneltemeyeceğinin kabulü gerekir. Davalı taraf katılma yoluyla istinaf başvurusunda , talebin zamanaşımına uğradığını,belirsiz alacak davasında hukuki yararı bulunmadığını,aktif dava ehliyeti olmadığını belirterek bu yolda karar verilmesini talep etmiş ise de defilerden önce dava şartlarının inceleneceği , yöneltilen taleplere göre belirsiz alacak davası açılabileceği ve sigortalı sıfatınıa dayanarak dava açılmasında aktif husumet ehliyeti bulunduğundan davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 169,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 258,04‬‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19/09/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.