6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Mücbir sebep (savaş/iç karışıklık) nedeniyle taşıtandan demuraj talep edilemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/186 E. 2024/1992 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Deniz yoluyla taşınan yükün tahliye limanında teslim alınmaması nedeniyle taşıtandan demuraj, ardiye ve acentelik ücreti talep edilebilmesi için, taşıyanın öncelikle kanuni yükümlülüklerini (alıcıya hazırlık bildiriminde bulunma) yerine getirdiğini ve alıcının teslimden kaçındığını ispatlaması gerekir; bu ispat yükü davacı taşıyana aittir. Teslim alamama durumunun herkesçe bilinen bir mücbir sebep (savaş/iç karışıklık nedeniyle liman faaliyetinin durması) döneminde gerçekleşmiş olması ve alıcının temerrüdünün kanıtlanamaması halinde, taşıtandan bu bedellerin tahsili talep edilemez. Davanın ıslah edilen değeri üzerinden esastan reddi halinde, davalı yararına maktu değil nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Demuraj bedelinin taşıtandan talep edilebilirliği → ret

İddia: Davacı vekili, konteynerin tahliye tarihi (15/09/2014) ile mücbir sebebin başladığı tarih (15/10/2014) arasında bir aylık serbest sürenin bulunduğunu, demurajın bu serbest süre içinde doğduğunu, mahkemenin davalı tarafça ileri sürülmemiş bir savunmaya (liman faaliyetinin durması) göre karar vermesinin usule aykırı olduğunu, emsal Yargıtay kararının olaya uygun olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 1168 uyarınca taşıyanın (veya yetkili temsilcisinin) gönderilene hazırlık bildiriminde bulunması gerekir; gönderilenin teslimden kaçındığı ve bu durumun taşıtana bildirildiği ispatlanmadan taşıtandan demuraj talep edilemez. Somut olayda davacı taşıyan, hazırlık bildiriminin alıcıya yapıldığına, alıcının teslimden kaçındığına veya bu durumun davalı taşıtana bildirildiğine dair hiçbir belge sunamamıştır. Bu hususlar davalıdan ziyade davacı taşıyanın bilgisinde olan konulardır. Libya'daki iç karışıklığın 15/02/2011'de başladığı, savaş halinin mücbir sebep teşkil ettiği yargı kararlarıyla sabittir ve herkesçe bilinen bir husus olduğundan ayrıca ispatı gerekmez. Liman'ın 14/10/2014 tarihinde tamamen kapandığı dosyada sabit olup, bu durumda mücbir sebep sayılan savaş hali nedeniyle alıcıya bildirim yapılması da mümkün görülmemektedir. Taşıtanın sorumluluğunun alıcı malı teslim alıncaya kadar devam edeceği açık ise de, taşıtandan bu ücretlerin talep edilebilmesi için alıcının teslimden kaçındığının tespiti gerekir; bu ise ispatlanamamıştır. Taşıyanın kanundan doğan yükümlülüklerini (hazırlık bildirimi, alıcının temerrüdünün kanıtlanması) öncelikle yerine getirmesi gerekir; ispat yükü davacı taşıyana aittir ve davalının bu konuda savunma yapmasına gerek yoktur. Bu nedenle yükün teslim alınamamasının mücbir sebep kapsamında kabul edilerek davalıdan demuraj talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Ardiye ücreti ve acentelik ücretinin taşıtandan talep edilebilirliği → ret

Gerekçe: Acente tarafından normal koşullarda liman işletmesine teslim edilmesi gereken konteyner ve emtia nedeniyle ayrıca bir hizmet verilmesi söz konusu olmayacaktır; olağan masraflar navlun bedeli içinde tahsil edilir. Ayrıca yük ile ilgili liman işletmesine ardiye ücreti ödendiğine ilişkin bir makbuz da sunulmamıştır. Bu nedenle bu taleplerin de reddi gerekir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Vekalet ücretinin maktu değil nispi olarak hesaplanması gerektiği → kabul

İddia: Davalı vekili, davanın ıslah edildiği dikkate alınarak vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerekirken ilk derece mahkemesince maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davanın esastan reddedilmesine rağmen davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davanın ıslah edilen miktarı üzerinden dava tarihindeki kurdan hesaplanan nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Taşıtandan demuraj/ardiye talep edilebilmesi için taşıyanın hazırlık bildirimi ve alıcının temerrüdünü ispat yükünün kendisinde olduğu, mücbir sebep (savaş/iç karışıklık) döneminde alıcıya bildirim yapılamamasının bu ispatı imkansız kılabileceği ve bu durumda taşıtanın sorumlu tutulamayacağı yönündeki tespit açısından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
demuraj ardiye ücreti hazırlık bildirimi mücbir sebep taşıtan sıfatı ispat yükü nispi vekalet ücreti ıslah

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1168/1TTK 1168/4TTK 1207

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/186

KARAR NO 2024/1992

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/10/2020

NUMARASI 2017/442 Esas - 2020/262 Karar

DAVA

Alacak (Gemi ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2024

Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkiline ait ... isimli hattaki taşımacılık hizmetleri kapsamında, müvekkilinin taşıyan sıfatı ile davalının taşıtanı olduğu, davalı ile yapılan taşıma anlaşması akabinde aşağıda detaylarına yer verilen yüklerin ... Limanı'ndan ... Limanı'na taşındığını, ... numaralı, 10/09/2014 tarihli konşimento ile davalıya, taşıma için ... numaralı müvekkiline ait konteynerin tahsis edildiğini, konteynerin Limana 15/09/2014 tarihinde tahliyesi akabinde malumları olmayan gerekçelerle yüklerin konteynerden alınmadığını ve bu şekli ile de konteynerin müvekkile iade edilmediğini, halen tahliye limanında konteynerin yüklü bir şekilde beklemekte olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunda olmayan ve ayrıntıları davalı tarafından bilinen süreç nedeni ile müvekkilinin alacak kalemlerinin her geçen gün artmaya devam ettiğini, bu hali ile de dava değerinin tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin fazlaya dair tüm talep ve dava haklan saklı kalmak kaydıyla, şimdilik tahliye limanındaki ardiye masrafı olan 22.125-USD'den şimdilik 250-USD'lik kısmı;

konteynerin teslim edilmemesinden kaynaklı demuraj bedeli olan 46.660-USD'den şimdilik 2.750-USD'lik kısmı; konteynerin hala tahliye limanında yüklü şekilde bekliyor olması ve bu süreçte müvekkilinin maliki olduğu konteyner ile ilgili olarak davalı sebebiyle yerel acenteden hizmet almak zorunda kaldığından acentelik ücreti olan 2.500-USD'den şimdilik 250-USD'lik kısmı; şimdilik dava değeri olan 3.250-USD'nin davalıya ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 23/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkiline ait ve halen ... Limanı'nda bekleyen konu 5.000-USD değerindeki konteynerin boşaltılarak iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı taraf 20/11/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 250-USD olarak belirtilen tahliye limanındaki ardiye masrafına yönelik taleplerini 22.875-USD arttırarak toplam 23.125-USD'nin;

dava dilekçesinde 2.750-USD olarak belirtilen konteynerin teslim edilmemesinden kaynaklı demuraj bedeli taleplerini 43.910-USD arttırarak toplam 46.660-USD'nin; dava dilekçesinde 250-USD olarak belirtilen acentelik ücretine yönelik taleplerini 2.250-USD arttırarak toplam 2.500-USD olmak üzere 3.250-USD olan dava değerini 69.035-USD arttırarak 72.285-USD'nin davalıya ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 23/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD'ye uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, dosyadaki evraklardan anlaşılacağı üzere taşıtan sıfatı bulunmadığını, bu sıfatla hareket eden yükle ilgili hiç bir kişinin temsilcisi olmadığını, yükle ilgili tüm gerçek ve tüzel kişilerin dosyaya dahil edilerek, gerçekten bu yüklemeden sorumlu kişilere husumet yöneltilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, yine yükle ilgili şahıslardan herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının da bilinmediğini, müvekkilinin taraf sıfatı olmadığını, boşaltma giderlerinin gönderilene ait olduğunu, gönderilen ... olup, husumetin Libya Merkezli bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, öte yandan konşimentoların ...imzalı olup, husumetin bu şirkete yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirkete yöneltilmesinin doğru olmadığını, yük boşaltma limanına vardıktan sonra taşıyanın yükün boşaltılmasını takip eden süreçte tahliyesi ve makul sürede tahliye edilmemesi halinde serbest kalmasını sağlaması gereken taraf olduğunu, basiretli bir tacir ve taşıyan olarak tüm süreçten kendisi sorumlu olduğunu, taşımanın ...

olarak gerçekleştiğini, hasar ve zararın alıcıya geçtiğini, ihtarnamenin göndericiye de keşide edilmesine rağmen davanın sadece müvekkili şirkete açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davaya konu konteynerin hali hazırda teslim edilmemiş olması sebebiyle davalının zamanaşımı def'inin TTK nın1246 kapsamında reddine karar verildiği; dosyaya sunulan ... nolu konşimento örneğinde taşıyanın kim olduğunun açıkça belli edilmediği ancak konşimentonun sağ üst köşesinde ... ibaresi bulunduğu, konşimentonun 10/09/2014 tarihinde ... tarafından acente vasfı ile düzenlendiği, dosyaya ibraz edilen acentelik sözleşmesinde ...'in davacının Mersin'deki temsilcisi/acentesi olduğu anlaşıldığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu; gerek dosyada yer alan elektronik posta yazışmaları gerekse acente sıfatıyla ... tarafından düzenlenen navlun faturası incelendiğinde taşıtan sıfatının davalıya ait olduğu dolayısıyla davalının da pasif husumetinin bulunduğu;

... nolu konşimento örneğinde, konşimentonun 10/09/2014 tarihinde düzenlendiği, gemi adının ... olduğu, dava dosyasına sunulan ... nolu konşimento örneğinde, konşimentonun 10/09/2014'te düzenlendiği, gemi adının ..., yükleme limanının Mersin, tahliye limanının ise... olarak kaydedildiği, konşimento örneğinde yükleyici/gönderen "... AŞ." ve alıcı olarak "..." kayıt edildiği, taşıma konusunun 1 adet ... Konteyner ve içindeki yükler olduğu, konşimentoda navlunun peşin ödendiği, demuraj tarifesinde 21 güne kadar serbest süre, 22-30 gün arası her gün için 20-USD ve 30 günden sonra her gün için 40-USD kaydının bulunduğu, Mersin Gümrük Müdürlüğü yazısı ekinde gönderilen ... nolu 01/09/2014 tarihli ticari faturaya göre teslim şeklinin ...

olduğu, uyuşmazlıkta gönderilenin eşyanın teslimini istemediği ve eşyanın konteyner içinde limanda beklediği, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Başkanlığı'nın dosyaya arz ettiği belgede ise, 9/1/2014 ila 14/10/2014 tarihleri arasında ...Limanı' nın normal şekilde faaliyet gösterdiği, 15/10/2014 tarihinden bu yana limanın faaliyetlerinin tamamen durduğu, 13/10/2014 tarihinde ulaşan bir gemideki eşyanın tesliminin 19/03/2015 tarihinde yapıldığı bilgisinin yer aldığı, taşımaya konu olan eşyanın 15/09/2014 tarihinde limana indirildiği, gelen belge kapsamında limanın faaliyetlerinin 15/10/2014 tarihinde durduğu bilgisinin yer aldığı, Yargıtay 11. HD' nin 2013/12326 Esas ve 2014/4189 Karar sayılı emsal kararında Libya'daki iç karışıkların mücbir sebep olarak kabul edildiği, bu nedenle 15/10/2014-19/3/2015 tarihleri arasında eşyanın mücbir sebeple teslim alınamadığının kabulü gerektiği;

konteynerin limana tahliye edildiği 15/09/2014 tarihi ile 15/10/2014 (mücbir sebepin başlama tarihi) tarihi arasında ve mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten sonrası için yapılan değerlendirmede ise davalının eşyanın satıcısı olmadığı, alt taşıma sözleşmesi kapsamında taşıtan sıfatını kazandığı, eşyanın gönderilen tarafından teslim alınıp alınmadığını bilebilecek durumda olmadığı, davalıya bu yönde bir ihbarın yapılmadığı, yükün teslim alınmadığının davalıya ancak 22/05/2017 tarihli noter ihtarı ile bildirildiği, kaldı ki mücbir sebep sürecinde davalının elinde olmayan nedenlerle konteynerin tamamen zayi olma-kaybolma ihtimalinin de bulunduğu gözetilerek davalının konteyner demurajından sorumlu olmadığı;

ardiye ücreti açısından yapılan değerlendirmede ise ne ardiye tarifesi ne de yetkili makamlar tarafından taşıyan ya da acentesi adına düzenlenmiş ardiye faturasının bulunmadığı, bu taleple ilgili olarak dosyadaki tek belgenin boşaltma limanı acentesi olduğu anlaşılan ... tarafından gönderilen elektronik posta iletisi olduğu, yazıda 11/12/2017 tarihi itibarıyla ardiye ücretinin yaklaşık 23.000-USD olabileceğinin ifade edildiği, ancak bu zararın davacı nezdinde oluştuğunun ispat edilemediği; talep olunan acentelik ücreti bakımından yapılan değerlendirmede ise, davacı bu isteminin eşyanın zamanında teslim alınmaması sebebiyle yapılan bir masraf olduğunu beyan ettiği, bu kalemden davalının sorumlu tutulabilmesi için konteynerlerin teslim alınmamasında kusurunun ortaya konulması gerekli olduğu, konteyner gecikme ücreti bakımından taşıtanın sorumluluğu konusundaki ihbara ilişkin yukarıda yapılmış olan değerlendirmenin aynen geçerli olduğu, davalının konteynerlerin teslim alınmamasında kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; Davalı tarafça konteyner taşıma ve tahliyesinin uyumlu bir şekilde ve dilekçelerde yer alan tarihlerde yapıldığının aksine veya kendilerinin taşıma, konteynerin tahliye limanına indirilmesi yönünden bir ilgilerinin olmadığına dair savunma ileri sürülmemesine rağmen mahkemece buna göre karar verildiğini zira davalının taşımanın usulünce yapıldığı ve yükün konteynerden çekilmediğinin bilgisine her aşamada vakıf olduğunu, ... limanındaki faaliyet durdurma yönünden davalının hiçbir aşamada bir savunması bulunmadığını mahkemece böyle bir savunma ileri sürülmemişken davaya konu taleplerin büyük kısmının bu nedenle reddine hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu, kabul anlamını vermek üzere konteynerin tahliye tarihini 15/09/2014 olup yani bahse konu 15/10/2014'ten tam bir ay öncesi olup demurajın işlemeyeceği serbest zamanında bu süre içinde doğduğunu bilindiği üzere bu şekilde taşıma işlerinde belirlenen serbest zaman yükün çekilmesi yönünden ilgililerine tanınan bir ifa vadesi olup bu süre içinde yükün alınmaması halinde demurajın işletilmeye başlanacağını, bu bir aylık sürenin yükün konteyner içinden alınması için makul süre olarak kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay 11.

HD'nin 2014/5829 Esas ve 2014/9808 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu, mahkemece Yargıtayın aynı dairesinin aynı olaylarla ilgili olarak verdiği iki farklı karardan neden birinin üstün tutulduğu açıklanmadan hüküm verilmesinin hatalı olduğunu; hükme esas alının Yargıtay 11. HD'nin 2013/12326 Esas sayılı ilamına konu sürecin 2011 yılına ait olduğunu, dolayısıyla davaya konu sürecin 2014 yılına ilişkin olduğu gözetildiğinde önceki döneme ait değerlendirmelere göre varılan sonucun sağlıklı olmadığını;davalının yükün çekilmediğinden 22/05/2017 tarihli ihtarname ile haberi olduğu düşünüldüğünde dahi 22/05/2017 tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte müvekkilinin taleplerinin kabulüne yönelik hüküm tesis edilmesi gerektiğini;

yaklaşık beş ay süren mücbir sebep halini altı yıldır konteyner içindeki yükün çekilmemesinin haklı bir sebep olarak kabul edilmemesi gerektiğini, bugün dahi müvekkiline ait konteynerin yüklü bir şekilde tahliye limanında beklediğini, buna rağmen davalının bu konuda hiçbir girişimde bulunmadığını dolayısıyla bu sorununda mücbir sebepten kaynaklanmadığının görüldüğünü, ardiye ücretinin davalının eylemi sebebiyle halen artarak işlemeye devam ettiğini, davalının konteynerin tamamının zayi olma-kaybolma ihtimalinin de bulunduğu şeklinde hiçbir savunması olmamasına rağmen mahkemece böyle bir ihtimalin kendiliğinden değerlendirildiğini,taşıtanın sürastaryayı taşıyana ödemekle yükümlü olduğunu varsa ilgililerine rücu imkanının bulunduğunu, müvekkilinin sözleşme ilişkisi içinde bulunduğu tek kişinin davalı olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğini, bilirkişi raporlarının çelişki arzettiğini bu çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili;

davanın ıslah edildiği de dikkate alınarak vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerekirken mahkemece maktu vekaletine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak kararın düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ardiye masrafı,konteyner demuraj bedeli ve acentelik ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Liman işletmelerinin amacı, ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına göre, deniz yoluyla gelen yüklerin kendi rıhtımlarında tahliye ederek antrepolara konulması işidir. Bu işlem için taşıyan adına acentesi ile özel bir sözleşme yapılması gerekmez. Zira liman işletmelerinin uluslararası sözleşmelerde belirtilen kurallara göre yapılması gereken işleri yaparlar.Bu kuralları taşıyan ve acentesi bilmektedir. Sadece taşıyanın acentesi, bu kuralları kabul ettiğini bildiren yükleme-boşaltma talep mektubunun verilmesi yeterlidir.Liman işletmeleri antrepolarına gümrük gözetiminde teslim aldıkları yükleri, liman acentesinin vereceği yazılı talimat üzerine alıcılarına teslim ederler.Gerek ulusal ve gerekse uluslararası hukuka göre işletmeler, yükleri kimden teslim aldılar ise yine onların talimatıyla teslim ederler.TTKnın1168/1 maddesi ;

"Boşaltmanın belli bir günde başlayacağı kararlaştırılmamışsa ,taşıyan veya yetkili temsilcisinin ,ikinci ila beşinci fıkra hükümlerine uygun olarak gönderilene hazırlık bildiriminde bulunur. (5)Hazırlık bildirimi herhangibir şekle bağlı değildir. Hazırlık bildiriminin hüküm doğurması için muhatabına ulaşması zorunludur. (4)Bununla birlikte yolculuk çarteri sözleşmesine, konişmentoya, konişmento dışındaki bir denizde taşıma senedine yahut taşıtanın sonradan verdiği geçerli bir talimata göre gönderilenden başka bir kişiye bildirimde bulunulması gerekiyorsa hazırlık bildiriminin bu kişiye yapılması gerekecektir (TTK m. 1168/4/c. )Bildirimin muhatabı bulunamaz ya da bildirimi almaktan kaçınırsa, bu durum derhâl taşıtana bildirilecektir.Bu takdirde hazırlık bildirimi, bildirim girişiminde bulunulduğu tarihte yapılmış sayılacaktır (TTK m.

1168/4/c.

3) TTK nın 1207 -(1) maddesi " Gönderilen, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür. (2) Eşyanın taşıtan tarafından teslim alınmasında boşaltmayla ilgili hükümler, gönderilen yerine taşıtan geçmek suretiyle uygulanır."hükmünü haizdir. Somut olayda ;dava dışı ... Tektil şirketine ait emtianın davacı tarafından deniz yolu ile ... Limanı'na taşındığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eşyanın halen teslim edilmediğine ilişkin davacının acentesi tarafından gönderilen e-posta dışında,konteyner ve eşyanın akıbeti hakkında somut bir bilgi bulunmamaktadır.Yukarıda yazılı kanun hükümlerine göre ;

davacı taşıyanın öncelikle hazırlık bildiriminin emtianın alıcısına yapıldığı , gönderilenin emtiayı teslim almaktan kaçındığına veya alıcının bulunamadığı ve bu durumdan davalı taşıtanın haberdar edildiğine ilişkin hiç bir belge sunulmamıştır. Davalı yükün teslim edilmediğinin 2017 yılında davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile öğrendiğini ,yük ilgilisi olmadığını savunmuştur.Davalı ;taşıma akdini bir başkasının yükü için yaptığından taşıma ile bilgisi bulunması beklenemez. Davacı ;yükün çekilmemesi hakkında hiç bir bilgisi olmadığını ileri sürsede ;bu bilgiler davalıdan ziyade davacı taşıtanın bilgisinde olan hususlardır.Libya'daki iç karışıklığın 15.02.2011 tarihinde başladığı yargı kararlarıyla ortaya konulmuştur.( Yargıtay 11 HD nin 2022/6655 esas ,2023/7745 karar sayılı vd ilamları )Savaş halinin mücbir sebeb teşkil etmektedir.Herkesin bilgisinde olan bir hususun ispatı da gerekmez.

Davacının keşide ettiği ihtarname üzerine davalı cevabi ihtarnamesinde limanın kapatıldığını cevaben davacıya bildirmiştir.Davacı tarafından geminin 14.09.2014 tarihinde Limana yanaştığı ,yükü Liman İşletmesine teslim ettiği ,konteynerin halen dahi Limanda olduğuna ilişkin hiç bir belge sunulmamıştır. Liman'ın 14.10.2014 tarihinde tamamen kapandığı bilgisi dosyada bulunmaktadır.Bu halde mücbir sebeb sayılacak ,savaş hali nedeniyle alıcıya bildirim yapılması da mümkün görülmemektedir. Davalının taşıtan olduğu mahkemenin de kabulündedir.Taşıtan'ın sorumluluğu alıcı malı teslim alıncaya kadar devam edeceği açık ise de ;taşıtandan bu ücretlerin talep edilebilmesi için alıcının teslimden kaçındığının tesbiti gerekir.Alıcının teslimden kaçındığı ise belgelenememiştir.yükün teslim alınamamasının mücbir sebeb kapsamında kabul edilerek davalıdan konteynerin iadesinin gecikmesi nedeniyle demuraj talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.Davacının diğer talepleri ardiye ücreti ve acente ücretine ilişkindir.Acente tarafından normal koşullarda liman işletmesine teslim edilmesi gereken,davacı tarafından de Liman'a teslim edildiği ileri sürülen konteyner ve emtia nedeniyle ayrıca bir hizmet vermesi sözkonusu olmayacaktır.Olağan masraflar navlun bedeli içinde tahsil edilmektedir.Ayrıca yük ile ilgili ...

Liman İşletmesine ardiye ücreti ödendiğine ilişkin bir makbuzda sunulmamıştır.Davacı vekili ; Yargıtay 11 HD nin 2013/8843 esas ,22481 karar sayılı 10.12.2013 tarihli ilamını emsal göstererek davalının savunmasında bildirmediği hususların dikkate alınamayacağını ileri sürmekte ise de ; taşıyanın yükümlülükleri kanunda düzenlenmiş olup ;taşıyanın karşı tarafın sorumluluğu nedeniyle tazminat talebinde bulunur iken ;öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği açıktır. ... Liman İşletmesine teslim ettiğini ,alıcıya hazırlık bildiriminde bulunduğunu,alıcının temerrüdünün gerçekleştiğini kanıtlayarak gönderilenden veya TTK nın 207 madde uyarınca taşıtandan talepde bulunabilecektir.

Bu konuda ispat yükümlülüğü davacı taşıyana ait olup,taşıyanın bu konuda savunmada bulunmasına gerek bulunmamaktadır.Yargıtay ilamı ;ait olduğu dava dosyasından başkaca davalarda ancak emsal olarak değerlendirilebilir.Emsal Yargıtay ilamının somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.Davacı, konteynerin 15/09/2014'te Libya ... limanına indirildiğini ileri sürmekte ise de teslim belgesini sunamadığı,Libyada iç karışıklığın 2011 yılında başladığı ,Limanın 15/10/2014'tarihinde tamamen kapatıldığı ,davacının durumu gönderilene veya taşıtana bildirdiğine ilişkin hiç bir belge sunamadığı görüldüğünden 22/05/2017 tarihli ihtarnameyle davaya konu olay nedeniyle alacak talebinde bulunmasının gecikme nedeniyle tazminat talep hakkı vermeyeceği ,davalının geçen zamana göre artık alabileceği bir önlem bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamıştır.Davanın esastan reddedilmesine rağmen, davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde bulunduğundan davanın ıslah edilen miktarı üzerinden ancak dava tarihinde ki kurdan (3.8468 )hesaplanan nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek davanın reddine ,davalı yararına nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2020 Tarih 2017/442 Esas - 2020/262 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 213,60‬-TL harç ve 2.260,19-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.473,79-TL mahsubu ile fazla olan 1.858,39‬-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 750-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 42.490,21-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,"Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan 54,40‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

31/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/110371 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.