6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Payını devreden kişinin ortaklar kurulu kararlarına karşı hukuki yararı yoktur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4734 E. 2024/8156 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirketteki payını devretmiş ve dava tarihinde ortak sıfatı kalmamış kişinin, ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun/geçersizliğinin tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararı bulunmaz; devir sözleşmesine karşı bir iptal davası açılmamış ve devir kendi beyanıyla da sabit ise, aradan geçen süre de gözetilerek yokluk iddiasının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.

Ele alınan sorunlar

Payını devretmiş kişinin ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini istemekte hukuki yararı → ret

İddia: Davacı, muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararlarının bilgisi ve katılımı dışında alındığını, kararlardaki imzaların kendisine ait olmadığını, bu kararlarla payının önemli ölçüde azaltıldığını ve ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitini istemiştir.

Gerekçe: Davacı, davalı şirketteki hissesini noterde düzenlenen limited şirket hisse devri sözleşmesi ile şirketin diğer ortağına devretmiştir; devir sözleşmesinde davacı adına vekâleten hareket eden kişiye karşı açılmış bir dava bulunmadığı gibi hisse devri sözleşmesinin iptali istemiyle açılmış bir dava da yoktur. Davacı, başka bir mahkemedeki dosyaya sunduğu dilekçelerinde de hissesini devrettiğini ve şirketle ortaklık ilişkisinin kalmadığını beyan etmiştir. Buna göre davacı, kararların geçersizliğinin tespitini istediği tarihte şirkette ortak değildir; aradan geçen süre de gözetildiğinde kararların yokluğunun bu aşamada ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Şirkete kayyım atanması isteminde hukuki menfaat (birleşen dava) → ret

İddia: Davacı, asıl davadaki iddialarla şirkete kayyım atanmasını istemiştir.

Gerekçe: Hissesini devretmiş olması nedeniyle dava tarihinde şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının, şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki menfaati yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Payını devretmiş kişinin ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitinde ve kayyım atanmasında hukuki yararının bulunmadığı yönündeki tespit Yargıtay'ca onanmıştır.

Usul tespitleri

Dava şartı
hukuki yarar (menfaat)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yokluk butlan ortaklar kurulu kararı hukuki yarar hisse devri kayyım atanması dürüstlük kuralı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 4476102 sayılı TTK 622

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4734 E.  ,  2024/8156 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1939 E., 2023/1007 K.

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2021/468 E., 2022/244 K.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile kardeşi ...'nin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirkette ...'nin eşi ...'nin de ortaklığının bulunduğunu, müvekkilinin Romanya'da yaşadığını ve orada ikamet ettiğini, müvekkilinin kardeşi olan diğer ortağa duyduğu güven ve yurt dışında yaşıyor olması nedeniyle pay sahibi olduğu şirketle ilgilenemediğini, ancak müvekkilinin sonradan şirket sicil kayıtlarını incelediğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16 Aralık 1999 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin payını artıracak şekilde sermaye artırımı yapılarak müvekkilinin yüzdelik payını oldukça düşüren kararın, Gazetenin 3 Şubat 2006 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin ...'ye pay devri gerçekleştirerek ...'nin şirket ortakları arasına katıldığı kararın, Gazetenin 3 Nisan 2007 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin yeniden sermaye artırımı yaparak müvekkilin yüzdelik payını sembolik değerlere düşüren kararın, Gazete'nin 13 Temmuz 2009 tarihli nüshasında yayınlanan ...'yi temsil ve ilzama münferiden yetkili kılan kararın, yine Gazetenin 3 Ocak 2013 tarihli nüshasında yayınlanan müvekkilin ortaklıktan çıktığına ilişkin kararın müvekkilin bilgisi ve katılımı dışında alınmış olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin bu toplantılar için ne davet aldığını, ne hazır bulunduğunu, ne de vekaletname ile yetkilendirme yaptığını, sayılan tüm bu kararların müvekkili aleyhine kararlar olduğunu, müvekkilin yüzdelik payını küçülttüğünü, şirketi temsil hakkının ortadan kaldırıldığını, kararlarda bulunan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin bu toplantı tarihlerinde yurt dışında bulunduğunu belirterek bahsi geçen kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili; aynı iddialarla davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zira davacı tarafın davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini savunarak davaların reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince davacının davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, hisse devir sözleşmesinde devir işlemini yapan kişinin vekaleten ... olduğu, davacı tarafça ...'ya karşı açılan bir dava ya da hisse devir işleminin iptaline ilişkin açılan bir davanın bulunmadığı, davacı tarafın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde de hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini ifade ettiği, davaya konu ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiği tarihte davacı davalı şirkette hissedar olmadığı, aradan geçen süre de nazara alınarak kararların yokluğun tespitinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, birleşen davadaki şirkete kayyum tayini talebi açısından da davacının açıklanan nedenlerle hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, genel kurul kararlarının butlan (yokluk) denetiminin, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi atfı ile limited şirketler için de geçerli olan aynı Kanun'un 447. maddesinde düzenlendiği, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti hususu 6762 sayılı TTK'da düzenlenmemiş olsa da, uygulamada 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi öncesinde de genel kurul kararlarının butlan ve yokluk denetimine tabi tutulmasının kabul gördüğü, genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasının, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabileceği, ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunmasının zorunlu olduğu, bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, somut olayda;

davacı tarafın, davalı şirketteki hissesini İstanbul 6. Noterliği' nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, davacı adına hisse devri sözleşmesinde vekaleten hareket eden ...'ya karşı bir dava açılmadığı gibi hisse devir sözleşmesinin iptaline ilişkin bir dava da bulunmadığı, davacının hisse devrine ilişkin 26.12.2012 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte ise de İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde hissesini 24.12.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, davalı şirketle ortaklık ilişkisi kalmadığını ifade ettiği, bu durumda davacının davalı şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı, davacılar vekilince, sahte imza ile yapıldığı ileri sürülen 16.12.1999 ve 03.07.2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla yapılan sermaye artırımları sonucunda müvekkilinin pay oranının düşürüldüğü iddia edilmekte ise de davacının hisse devir sözleşmesi sonucunda şirkette hissesinin kalmadığı kendi beyanı ile de sabit olduğundan davaya konu ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini talep ettiği tarih itibariyle davalı şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının şirket ortaklar kurulunda alınan kararların geçersiz olduğunun tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava; muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti ile iptali; birleşen dava ise şirkette kayyım atanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28,000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1103187800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1939 E. 2023/1007 K.

Hissesini devreden davacının ortaklar kurulu kararlarının yokluğunu talep etmede hukuki yararı yoktur

Gerekçe özeti

Bir kişi, dava tarihinden önce şirketteki hissesini üçüncü bir kişiye devretmiş ve bu devri başka bir dava dosyasındaki beyanlarıyla da doğrulamışsa, dava tarihi itibariyle o şirketin ortağı sayılmaz. Ortak sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, geçmişte alınan ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun tespitini veya şirkete kayyım atanmasını talep edebilmesi için hukuki yararının bulunması gerekir ve bu şart mahkemece resen gözetilir; ortaklık ilişkisi kalmayan kişinin bu tür taleplerde hukuki yararı bulunmadığından davalar reddedilir.

Emsal değeri

Şirket hissesini devrederek ortaklık sıfatını kaybeden kişinin, geçmiş ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun tespiti ile şirkete kayyım atanmasını talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı ve bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerektiği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: genel kurul kararının yokluğu butlan hukuki yarar hisse devri kayyım atanması dürüstlük kuralı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1939

KARAR NO 2023/1007

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/03/2022

NUMARASI 2021/468 Esas - 2022/244 Karar

DAVA

Ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespiti

BİRLEŞEN İSTANBUL 10. ASLİYE TİARET MAHKEMESİ'NİN 2021/598 E.

SAYILI DOSYASI

DAVA

Kayyum atanması

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/06/2023

Asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile kardeşi ...'nin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirkette ...'nin eşi ...'nin de ortaklığının bulunduğunu, müvekkilinin Romanya'da yaşadığını ve orada ikamet ettiğini, müvekkilinin kardeşi olan diğer ortağa duyduğu güven ve yurt dışında yaşıyor olması nedeniyle pay sahibi olduğu şirketle ilgilenemediğini, ancak müvekkilinin sonradan şirket sicil kayıtlarını incelediğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16 Aralık 1999 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin payını artıracak şekilde sermaye artırımı yapılarak müvekkilinin yüzdelik payını oldukça düşüren kararın, Gazetenin 3 Şubat 2006 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin ...'ye pay devri gerçekleştirerek ...'nin şirket ortakları arasına katıldığı kararın, Gazetenin 3 Nisan 2007 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin yeniden sermaye artırımı yaparak müvekkilin yüzdelik payını sembolik değerlere düşüren kararın, Gazete'nin 13 Temmuz 2009 tarihli nüshasında yayınlanan ...'yi temsil ve ilzama münferiden yetkili kılan kararın, yine Gazetenin 3 Ocak 2013 tarihli nüshasında yayınlanan müvekkilin ortaklıktan çıktığına ilişkin kararın müvekkilin bilgisi ve katılımı dışında alınmış olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin bu toplantılar için ne davet aldığını, ne hazır bulunduğunu, ne de vekaletname ile yetkilendirme yaptığını, sayılan tüm bu kararların müvekkili aleyhine kararlar olduğunu, müvekkilin yüzdelik payını küçülttüğünü, şirketi temsil hakkının ortadan kaldırıldığını, kararlarda bulunan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin bu toplantı tarihlerinde yurt dışında bulunduğunu belirterek bahsi geçen kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili;

davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davacının Türk vatandaşı olmakla birlikte Romanya'da yaşayıp ikamet ettiğini, ortak olduğu kişilerin kardeşi olması nedeniyle duyduğu güven, yurt dışında olması gibi sebeplerle pay sahibi olduğu şirketle ilgilenemediğini, davalının kendisine yıllar önce icra takibi başlattığını ve İstanbul'daki gayrimenkulünü satmakta olduğunu öğrendiğini, 5 adet ortaklar kurulu kararının incelendiğini, tüm kararların davacının imzasıyla alınmış gibi gözükse de kararlardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının bu ortaklar kurullarına ne davet edildiğini, ne de hazır bulunduğunu, kararlarda bulunan imzaların davacının eli ürünü olmadığını, bu toplantı tarihlerinde davacının yurt dışında bulunduğunu, bu nedenlerle tüm kararların yokluğunun tespiti için İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/468 esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini ve savcılık şikayetinde de bulunulduğunu belirterek davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Asıl davada davalı vekili; öncelikle davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zira davacı tarafın davalı şirket hissesini İstanbul ... Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve ... yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, davacının hisse devrinden önceki ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının yapılan bütün işlemlerle ilgili önceden haberdar olduğu hususunun taraflar arasındaki diğer dava dosyalarındaki beyanlarıyla sabit olduğunu, aradan geçen süreden sonra alınan kararların yokluk veya butlan sebebiyle geçersizliğinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin diğer ortağı ...'nin yıllarca aynı sektörde faaliyet gösterdiği şahıs şirketinin devamı niteliğinde olduğunu, davalı şirketin aile şirketi olması sebebiyle, şirket ile ilgili alınan bütün ortaklar kurulu kararlarının ortakların bilgisi, rızası ve şirketin menfaatleri doğrultusunda alındığını, davacının Romanya'da kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren ...

Limited Şirketi unvanlı şirketinin de bulunduğunu, davacının şirket hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, genel kurulca 3 ay içinde reddedilmeyen ortaklar kurulu kararının geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın şirket hissedarı olmadığını, davacı tarafın, davalı şirketteki hissesini devretmek amacıyla İstanbul ... Noterliği'nin 09.10.2012 tarih ve ... yevmiye numarasıyla ...'ya vekaletname verdiğini ve bahsi geçen vekil ...'nın imzasıyla, davalı şirket hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, mevzuatta sermaye şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin hallerin şirket organlarının işlevsiz kalması ve işlerin durmasından ibaret olduğunu, somut olayda davalı şirkete kayyım atanmasını gerektirir bir durum söz konusu olmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak, dava dilekçesinde davalı şirketin altın rezervlerini azalttığı, şirket varlıklarını sattığı/kaçırdığı yönündeki iddialarının asılsız olup, mahkemeyi yanıltmaya yönelik soyut ifadelerden ibaret olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının davalı şirket hissesini İstanbul ... Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve ... yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, hisse devir sözleşmesinde devir işlemini yapan kişinin vekaleten ... olduğu, davacı tarafça ...'ya karşı açılan bir dava ya da hisse devir işleminin iptaline ilişkin açılan bir davanın bulunmadığı, davacı tarafın İstanbul 13. ATM'nin 2020/217 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde de hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini ifade ettiği, davaya konu ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiği tarihte davacı davalı şirkette hissedar olmadığı, aradan geçen süre de nazara alınarak kararların yokluğun tespitinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, birleşen davadaki şirkete kayyum tayini talebi açısından da davacının açıklanan nedenlerle hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 16/12/1999 tarihli gazetede yayınlanan ve müvekkilinin payını oldukça düşüren sermaye artırımı kararına ilişkin imza incelemesi yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın hatalı olduğunu, mahkemece İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/147540 soruşturma sayılı dosyasının sonucu beklenmeden hüküm kurulduğunu, bahsi geçen soruşturma dosyasının sonucunun dava dosyasına açık bir şekilde etki edeceğini, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin bir tespitten sonra dürüstlük kuralının hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, bahsi geçen işlemlere TMK m.2 uyarınca geçerlilik kazandırılamayacağını, ortada bir karar bulunmadığından bu kararın yokluğunun tespitinin talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceğini, ortaklar kurulu kararının yokluğunun tespitini talep edilmesinin herhangi bir süreye bağlı olmadığını, ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu hususun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, müvekkilinin toplantı tarihlerinde yurt dışında olduğunu, hukuka aykırı bu davranışlar neticesinde müvekkilinin % 40 olan hissesinin % 3 'e düştüğünü, şirkete ...'nin ortak olarak alındığını ve ...nin şirket müdürü seçildiğini, kurul kararlarındaki imzaların sahte olmasının şirkete kayyım atanması açısında haklı neden oluşturduğunu, içtihatların da bu yönde olduğunu, somut olayda şirkete kayyım atanması için tüm şartların bulunduğunu belirterek asıl ve birleşen davada davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava; Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16/12/1999 tarihli nüshasında yayınlanan sermaye artırımına, 23/11/2005 tarihli ...'nin eşi ...'ye pay devri gerçekleştirerek eşi ...'nin şirket ortakları arasına katılmasına, 08/03/2007 tarihli sermaye artırımına, 03/07/2009 tarihli ...'yi temsil ve ilzama münferiden yetkili kılınmasına, 26/12/2012 tarihli davacının ortaklıktan çıktığına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti ile iptali; birleşen dava ise şirkette kayyım atanması istemine ilişkindir. Eldeki davada davaya konu genel kurul toplantılarına ait davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olmadığı ileri sürülmekte ve bahsi geçen kararların yoklukla malul olduğunun tespiti talep edilmektedir.

Genel kurul kararlarının butlan (yokluk) denetimi, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi atfı ile limited şirketler için de geçerli olan aynı Kanun'un 447. maddesinde düzenlenmiştir. Genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti hususu 6762 sayılı TTK'da düzenlenmemiş olsa da, uygulamada 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi öncesinde de genel kurul kararlarının butlan ve yokluk denetimine tabi tutulması kabul görmüştür. Genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasını, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabilecektir. Ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunması zorunlu olup, bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir (Aynı yönde Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi'nin 28/04/2016 tarih 2015/9500 E. 2016/4813 K. sayılı içtihadı; Dairemizin 02/05/2023 tarih 2020/564 E. 2023/658 K. Sayılı kararı. Erdoğan Moroğlu-Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Yedinci Baskı, s.177). Somut olayda; davacı taraf, davalı şirketteki hissesini İstanbul ... Noterliği' nin 24.12.2012 tarih ve ... yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı İsa Bilge'ye devretmiş olup, davacı adına hisse devri sözleşmesinde vekaleten hareket eden ...'ya karşı bir dava açılmadığı gibi hisse devir sözleşmesinin iptaline ilişkin bir dava da bulunmamaktadır. Davacı, hisse devrine ilişkin 26/12/2012 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte ise de İstanbul 13.

ATM'nin 2020/217 esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde hissesini 24.12.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı İsa Bilge'ye devrettiğini, davalı şirketle ortaklık ilişkisi kalmadığını ifade etmiştir. Bu durumda davacının davalı şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı sabittir. Davacılar vekilince, sahte imza ile yapıldığı ileri sürülen 16/12/1999 ve 03/07/2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla yapılan sermaye artırımları sonucunda müvekkilinin pay oranının düşürüldüğü iddia edilmekte ise de davacının hisse devir sözleşmesi sonucunda şirkette hissesinin kalmadığı kendi beyanı ile de sabit olduğundan davaya konu ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini talep ettiği tarih itibariyle davalı şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının şirket ortaklar kurulunda alınan kararların geçersiz olduğunun tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karardan bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen dava yönünden alınması gereken 359,80-TL(179,90-TL x 2) istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 161,40-TL (80,70-TL x 2 ) harcın mahsubu ile bakiye 198,40-TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

22/06/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.