Payını devreden kişinin ortaklar kurulu kararlarına karşı hukuki yararı yoktur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4734 E. 2024/8156 K. · · İlk derece: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirketteki payını devretmiş ve dava tarihinde ortak sıfatı kalmamış kişinin, ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun/geçersizliğinin tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararı bulunmaz; devir sözleşmesine karşı bir iptal davası açılmamış ve devir kendi beyanıyla da sabit ise, aradan geçen süre de gözetilerek yokluk iddiasının ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır.
Ele alınan sorunlar
Payını devretmiş kişinin ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini istemekte hukuki yararı → ret
İddia: Davacı, muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararlarının bilgisi ve katılımı dışında alındığını, kararlardaki imzaların kendisine ait olmadığını, bu kararlarla payının önemli ölçüde azaltıldığını ve ortaklıktan çıkarıldığını ileri sürerek kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitini istemiştir.
Gerekçe: Davacı, davalı şirketteki hissesini noterde düzenlenen limited şirket hisse devri sözleşmesi ile şirketin diğer ortağına devretmiştir; devir sözleşmesinde davacı adına vekâleten hareket eden kişiye karşı açılmış bir dava bulunmadığı gibi hisse devri sözleşmesinin iptali istemiyle açılmış bir dava da yoktur. Davacı, başka bir mahkemedeki dosyaya sunduğu dilekçelerinde de hissesini devrettiğini ve şirketle ortaklık ilişkisinin kalmadığını beyan etmiştir. Buna göre davacı, kararların geçersizliğinin tespitini istediği tarihte şirkette ortak değildir; aradan geçen süre de gözetildiğinde kararların yokluğunun bu aşamada ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Şirkete kayyım atanması isteminde hukuki menfaat (birleşen dava) → ret
İddia: Davacı, asıl davadaki iddialarla şirkete kayyım atanmasını istemiştir.
Gerekçe: Hissesini devretmiş olması nedeniyle dava tarihinde şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının, şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki menfaati yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Payını devretmiş kişinin ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitinde ve kayyım atanmasında hukuki yararının bulunmadığı yönündeki tespit Yargıtay'ca onanmıştır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hukuki yarar (menfaat)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yokluk↗ butlan↗ ortaklar kurulu kararı↗ hukuki yarar↗ hisse devri↗ kayyım atanması↗ dürüstlük kuralı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4734 E. , 2024/8156 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1939 E., 2023/1007 K.
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/468 E., 2022/244 K.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile kardeşi ...'nin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirkette ...'nin eşi ...'nin de ortaklığının bulunduğunu, müvekkilinin Romanya'da yaşadığını ve orada ikamet ettiğini, müvekkilinin kardeşi olan diğer ortağa duyduğu güven ve yurt dışında yaşıyor olması nedeniyle pay sahibi olduğu şirketle ilgilenemediğini, ancak müvekkilinin sonradan şirket sicil kayıtlarını incelediğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16 Aralık 1999 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin payını artıracak şekilde sermaye artırımı yapılarak müvekkilinin yüzdelik payını oldukça düşüren kararın, Gazetenin 3 Şubat 2006 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin ...'ye pay devri gerçekleştirerek ...'nin şirket ortakları arasına katıldığı kararın, Gazetenin 3 Nisan 2007 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin yeniden sermaye artırımı yaparak müvekkilin yüzdelik payını sembolik değerlere düşüren kararın, Gazete'nin 13 Temmuz 2009 tarihli nüshasında yayınlanan ...'yi temsil ve ilzama münferiden yetkili kılan kararın, yine Gazetenin 3 Ocak 2013 tarihli nüshasında yayınlanan müvekkilin ortaklıktan çıktığına ilişkin kararın müvekkilin bilgisi ve katılımı dışında alınmış olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin bu toplantılar için ne davet aldığını, ne hazır bulunduğunu, ne de vekaletname ile yetkilendirme yaptığını, sayılan tüm bu kararların müvekkili aleyhine kararlar olduğunu, müvekkilin yüzdelik payını küçülttüğünü, şirketi temsil hakkının ortadan kaldırıldığını, kararlarda bulunan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin bu toplantı tarihlerinde yurt dışında bulunduğunu belirterek bahsi geçen kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili; aynı iddialarla davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zira davacı tarafın davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, hisse devir sözleşmesinde devir işlemini yapan kişinin vekaleten ... olduğu, davacı tarafça ...'ya karşı açılan bir dava ya da hisse devir işleminin iptaline ilişkin açılan bir davanın bulunmadığı, davacı tarafın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde de hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini ifade ettiği, davaya konu ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiği tarihte davacı davalı şirkette hissedar olmadığı, aradan geçen süre de nazara alınarak kararların yokluğun tespitinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, birleşen davadaki şirkete kayyum tayini talebi açısından da davacının açıklanan nedenlerle hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, genel kurul kararlarının butlan (yokluk) denetiminin, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi atfı ile limited şirketler için de geçerli olan aynı Kanun'un 447. maddesinde düzenlendiği, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti hususu 6762 sayılı TTK'da düzenlenmemiş olsa da, uygulamada 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi öncesinde de genel kurul kararlarının butlan ve yokluk denetimine tabi tutulmasının kabul gördüğü, genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasının, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabileceği, ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunmasının zorunlu olduğu, bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, somut olayda;
davacı tarafın, davalı şirketteki hissesini İstanbul 6. Noterliği' nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, davacı adına hisse devri sözleşmesinde vekaleten hareket eden ...'ya karşı bir dava açılmadığı gibi hisse devir sözleşmesinin iptaline ilişkin bir dava da bulunmadığı, davacının hisse devrine ilişkin 26.12.2012 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte ise de İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde hissesini 24.12.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, davalı şirketle ortaklık ilişkisi kalmadığını ifade ettiği, bu durumda davacının davalı şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı, davacılar vekilince, sahte imza ile yapıldığı ileri sürülen 16.12.1999 ve 03.07.2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla yapılan sermaye artırımları sonucunda müvekkilinin pay oranının düşürüldüğü iddia edilmekte ise de davacının hisse devir sözleşmesi sonucunda şirkette hissesinin kalmadığı kendi beyanı ile de sabit olduğundan davaya konu ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini talep ettiği tarih itibariyle davalı şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının şirket ortaklar kurulunda alınan kararların geçersiz olduğunun tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava; muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti ile iptali; birleşen dava ise şirkette kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28,000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1103187800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz