6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kayyım TMSF'nin satış kararında yargı yolu idari yargıdır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6400 E. 2024/8408 K. · · İlk derece: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Kaynağı suç soruşturması olan kayyımlıkta şirketin genel kurul yetkilerini TTK ile bağlı olmaksızın kullanan TMSF'nin, Fon Kurulu eliyle aldığı hisse satış kararı ve buna bağlı işlemler idari işlem niteliğindedir; bunların iptali istemi TTK hükümlerine göre denetlenemez ve yargı yolu bakımından İdare Mahkemelerinin görev alanına girer. Adli yargıda açılan dava HMK 114/1-b uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; yargı yolu yönünden görevsiz mahkeme ihtiyati tedbir istemini de değerlendiremez.

Ele alınan sorunlar

TMSF Fon Kurulunca alınan satış kararının iptalinde yargı yolu → ret

İddia: Davacı, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı mercii olan Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, TMSF'nin yalnızca yönetim kayyımı olduğunu ve satış kararı veremeyeceğini ileri sürerek satış kararının iptalini istemiştir.

Gerekçe: Şirketin genel kurulunun yetkileri, TTK hükümleriyle bağlı olmaksızın Fon tarafından kullanılabilir. Kayyım atanmasının kaynağı suç soruşturması olup ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenlerle uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümü mümkün değildir; kayyım atanma sebebi TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığından kayyımların yaptığı işlemler TTK kapsamında denetlenemez. Davalı TMSF idari bir kurum olduğundan, aldığı satış kararı ve yaptığı işlemler idari işlem ve karar niteliğindedir; bu karar ve işlemlerin iptaline yönelik davanın çözüm yeri İdare Mahkemeleridir ve mahkeme yargı yolu yönünden görevsizdir. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince davanın usulden reddine karar verilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Yargı yolu bakımından görevsiz mahkemenin ihtiyati tedbir istemini değerlendirebilmesi → ret

İddia: Davacı, satış ilanına konu ihale yoluyla belirlenen satış kararının HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbiren durdurulmasını istemiştir.

Gerekçe: Satış ilanına konu ihale yoluyla belirlenen satış kararının 6100 sayılı Kanun'un 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbiren durdurulması istemi, yargı yolu yönünden görevsiz olan mahkemece değerlendirilemez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ceza soruşturması kaynaklı kayyımlıkta TMSF Fon Kurulunun satış kararına karşı adli yargıda açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddedileceği ve görevsiz mahkemenin tedbir istemini inceleyemeyeceği yönündeki çözüm Yargıtay'ca onanmıştır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
TMSF Fon Kurulunca alınan satış kararı ve işlemlerinin iptali istemli davalarda yargı yolu bakımından İdare Mahkemeleri görevlidir; adli yargı görevli değildir.
Dava şartı
yargı yolunun caiz olması (HMK 114/1-b)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu dava şartı usulden ret kayyım TMSF Fon Kurulu kararı idari işlem ihtiyati tedbir ticari ve iktisadi bütünlük satışı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114/1-b6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389 ve devamı · 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun · 5411 sayılı Bankacılık Kanunu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6400 E.  ,  2024/8408 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1602 Esas, 2023/1628 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/392 E., 2023/441 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; uyuşmazlığın çözümünde adli yargı merci olan Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, İngiltere'de ve Singapur'da müvekkili lehine kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu, Londra Merkez Mahkemesi'nin 19.03.2019 tarihli D06YY525 numaralı kesinleşmiş kararı ile ... Gaz'ın müvekkili şirkete 52.495,97 euro ile 76.334,07 GBP (İngiliz Sterlini) borcu bulunduğunun sabit olduğunu, bu durumun İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/678 E. sayılı dosyasında verilen tenfiz kararı ile hüküm altına alındığını, Singapur Yüksek Mahkemesi tarafından HC/S 597/2017 numaralı dosya üzerinden, HC/JUD 422/2020 numaralı 16.07.2020 tarihli kararı ile 461.308,92 euro ile 202.765,14 Singapur Doları'na hükmederek kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 12.

Asliye Ticaret Mahkemesinden Singapur'da verilen kararın tenfizi talepli dava açıldığını, dosyanın hala derdest olduğunu, TMSF tarafından yapılacak olası bir satış halinde müvekkilinin ... Gaz'dan mahkeme ilamıyla kesinleşmiş alacaklarının tahsilinin imkansız hale geleceğini, TMSF satış kararına konu edilen ... ve ... Gaz Şirketlerine Kayyım olarak dahi atanmamış olduğu halde hukuka aykırı olarak satış kararı tesis ettiğini, TMSF'nin sadece yönetim kayyımı olduğunu, satış kararı veremeyeceğini, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden hukuka uygun bir satış kararı verilmediğini, ihale yoluyla satışa ilişkin TMSF kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği şirketlere kayyım atanma sebebinin TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, kayyımların yaptığı işlemlerin TTK kapsamında denetlenemeyeceği, Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerini haiz olduğu, buna göre davalı TMSF tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı TMSF'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu, dava konusu karar ve işlemlerinin iptaline yönelik davanın çözüm yerinin İdare Mahkemeleri olduğu ve dolayısıyla Mahkemenin yargı yolu yönünden görevsiz olduğu, ...

... Gaz Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından düzenlenen “Ticari Ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı” ve bu satış ilanına konu ihale yoluyla 21.06.2023 tarihli olarak belirlenen satış kararının HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbiren durdurulması isteminin de görevsiz olan mahkemece değerlendirilemeyeceği, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ... Gaz San. ve Tic. A.Ş.'ne Sulh Ceza Hakimliği kararı ile kayyım olarak TMSF'nin atandığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, TMSF Fon Kurulunun ... Gaz Grubu Hisseseleri Ticari ve İktisadi bütünlüğü'nün satış kararı tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde TTK değil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Fona verilen yetkilere ilişkin hükümler kıyasen uygulanacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalının alacaklı bulunduğu dava dışı şirkete kayyım olarak atanmış olan TMSF Kurulunun satış kararı ve işlemlerinin iptalleri istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1101593000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1602 E. 2023/1628 K.

TMSF'nin kayyım sıfatıyla aldığı satış kararı idari işlemdir, yargı yolu idari yargıdır

Gerekçe özeti

TMSF'nin, 6758 sayılı Kanun uyarınca kayyım olarak atandığı şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin olarak aldığı karar, TTK hükümlerine tabi olmaksızın Fon Kuruluna devredilen yetki çerçevesinde tesis edilmiş tek taraflı idari bir işlemdir; bu nitelikteki karara karşı açılan iptal davasında adli yargı görevli değildir, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargıdır. Yargı yolunun caiz olmaması HMK 114/1 uyarınca dava şartı olduğundan, adli yargıda açılan bu tür davalar dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; görevsiz mahkeme ihtiyati tedbir talebini de değerlendiremez.

Emsal değeri

TMSF'nin 6758 sayılı Kanun kapsamında kayyım olarak atandığı şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin kararının idari işlem niteliğinde olduğu ve bu karara karşı açılan iptal davalarında adli yargının görevsiz, yargı yolunun idari yargı olduğu yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: yargı yolu dava şartı kayyım TMSF idari işlem ticari ve iktisadi bütünlük satışı ihtiyati tedbir

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1602

KARAR NO 2023/1628

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/06/2023

NUMARASI 2023/392 Esas - 2023/441 Karar

DAVA

Satış Kararının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/10/2023

Davanın yargı yolu caiz olmaması nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, bu dava ile satış ilanı ve satış ilanına konu ihale yoluyla satış kararının iptali talep edildiğini, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı merci olan Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, İngiltere'de ve Singapur'da müvekkili lehine kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu, Londra Merkez Mahkemesi'nin 19/03/2019 tarihli D06YY525 numaralı kesinleşmiş kararı ile ...'ın müvekkili şirkete 52.495,97-Euro ile 76.334,07-GBP (İngiliz Sterlini) borcu bulunduğunun sabit olduğunu, bu durumun İst. And.

13. ATM 2019/678 Esaslı dosyasında verilen tenfiz kararı ile hüküm altına alındığını, Singapur Yüksek Mahkemesi tarafından ... numaralı dosya üzerinden, ... numaralı 16/07/2020 tarihli kararı ile 461.308,92-Euro ile 202.765,14-Singapur Doları'na hükmederek kesinleştiğini, İst. And.

12. ATM'den Singapur'da verilen kararın tenfizi talepli dava açıldığını, dosyanın hala derdest olduğunu, TMSF tarafından yapılacak olası bir satış halinde müvekkilinin ...'dan mahkeme ilamıyla kesinleşmiş alacaklarının tahsilinin imkansız hale geleceğini, TMSF satış kararına konu edilen ... ve ... Şirketlerine Kayyım olarak dahi atanmamış olduğu halde hukuka aykırı olarak satış kararı tesis ettiğini, TMSF'nin sadece yönetim kayyımı olduğunu, satış kararı veremeyeceğini, ticari ve ekonomik bütünlük arz eden hukuka uygun bir satış kararı verilmediğini, Muhammen Bedel, denetime el verişli bir değerleme raporu olmaksızın hukuka aykırı tespit edildiğini, satış kararının ve satış beyannamesinin mevzuata aykırı olduğunu, ihale ilanında yalnızca ilgili yönetmelik maddesi, olduğu gibi ilan metnine kopyalandığını, ancak söz konusu maddenin emrettiği karara yer verilmediğini, TMSF'nin üçüncü kişi alacaklarının ihale bedelinden karşılanacağı yada karşılanmayacağına ilişkin karar vermesi gerektiğini, kararı verirken de üçüncü kişi alacaklarının korunmasını sağlaması gerektiğini, ticari ve iktisadi bütünlük oluşturacak şekilde satış yapılırken, üçüncü kişilerin menfaatlerinin en üst seviyede korunmasının hukuken zorunlu olduğunu, iptalini talep ettikleri satış ilanı ve satış ilanına konu ihale yoluyla satış kararı doğrultusunda ihale günü olan 21/06/2023 tarihinde gerçekleştirilecek işlemlerin usule, hukuka, vb.

aykırılık teşkil ettiğini, HMK m. 389 ve devamı hükümleri uyarınca davalı TMSF'nin savunması dahi alınmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle; ihale yoluyla satışa ilişkin TMSF kararının iptali ile davanın kabulünü, ihale yoluyla satışa ilişkin TMSF kararının öncelikle ve ivedilikle teminat yatırmaksızın ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Tensiben karar verildiğinden, cevap dilekçesi bulunmamaktadır.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, TTK hükümleri ile bağlı olmaksızın genel kurulun yetkilerinin Fon tarafından kullanılabileceği, kaynağı suç soruşturması olan ve ceza yargılamasının konusunu teşkil eden nedenler ile uyuşmazlığın TTK hükümlerine dayalı olarak çözümünün mümkün olmadığı, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği şirketlere kayyım atanma sebebinin TTK da düzenlenen hususlardan kaynaklanmadığı, kayyımların yaptığı işlemlerin TTK kapsamında denetlenemeyeceği, Fonun TTK hükümlerine bağlı olmaksızın şirketin genel kurulunun yetkilerine haiz olduğu, buna göre davalı TMSF tarafından alınan satış kararı ve yapılan işlemlerin davalı TMSF'nin idari bir kurum olması nedeniyle idari işlem ve karar niteliğinde bulunduğu, dava konusu karar ve işlemlerinin iptaline yönelik davanın çözüm yerinin İdare Mahkemeleri olduğu ve dolayısıyla Mahkemenin yargı yolu yönünden görevsiz olduğu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ...

Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü Satış Komisyonu Başkanlığı tarafından düzenlenen “Ticari Ve İktisadi Bütünlük Satış İlanı” ve bu satış ilanına konu ihale yoluyla 21.06.2023 tarihli olarak belirlenen satış kararının HMK 389 ve devamı maddeleri uyarınca tedbiren durdurulması isteminin de görevsiz olan mahkemece değerlendirilemeyeceği, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ... Tic. A.Ş.'ne Sulh Ceza Hakimliği kararı ile kayyım olarak TMSF'nin atandığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince Yargı Yolu caiz olmamasından dolayı dava şartı yokluğundan davalı TMSF hakkında açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, 20.04.2023 tarihli RG’de yayımlanmış Satış İlanı uyarınca ihalenin kısa bir süre içinde yapılacak olması nedeniyle hızlıca aksiyon alınarak ilk önce görevli olduğunu düşündükleri İdare Mahkemeleri nezdinde dava açtıklarını, ancak İstanbul 14. İdare Mahkemesi’nin 25.05.2023 tarihli, 2023/1104 Esas – 2023/1035 Karar sayılı kararı ile idari yargıda açtıkları davanın adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği kabul edilerek görev yönünden ret ile neticelendiğini, idari yargının verdiği görevsizlik kararı üzerine, müvekkilinin herhangi bir hak kaybı yaşamaması için adli yargıda istinafa konu bu davanın açıldığını, ancak davalı TMSF'nin tek taraflı kamu gücü kullanılarak tesis edilen satış işleminin idari işlem niteliğinde olması nedeniyle bu işlemlerin iptaline yönelik incelemenin İdari Mahkemelerince yapılması gerektiğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, müvekkilinin telafisi imkânsız zararlara uğrayacağından görevli yargı yerinin bir an evvel belirlenebilmesi amacıyla istinaf yoluna başvurduklarını, HMK m.

389 ve devamı hükümleri uyarınca iptali istenen işleme devam edilmesi halinde müvekkilinin mağduriyetinin artacak olması nedenleriyle teminat talep edilmeksizin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak taleplerinin kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının alacaklı bulunduğu dava dışı şirkete kayyım olarak atanmış olan TMSF Kurulunun satış kararı ve işlemlerinin iptalleri istemine ilişkindir. 6758 sayılı Kanun'un 19/3. maddesinde, kendisine kayyım atanan şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF'nin gözetiminde, TMSF'nin ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128/10 maddesinde belirtilen mal varlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği,19/9.

maddesinde, TMSF'nin kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkilerinin, 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olunmaksızın TMSF'nin ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabileceği, 10. fıkrada ise, ilişkili Bakanın, yetkilerini kısmen veya tamamen TMSF Başkanına veya Fon Kuruluna devredebileceği kabul edilmiştir.Kanun'un 20/1. maddesinde de, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun ile TMSFna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir.

6758 sayılı Kanunun 19. maddesi kapsamında hazırlanan Yetki Devri Yönergesi’nin “Devredilen Yetkiler” başlıklı 5’inci maddesinin c ve ç bentleri ile “şirketin yahut varlıklarının veya mal varlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi” ve "gerektiğinde TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanabilme yetkisi" Fon Kuruluna devredilmiştir. 31696 sayılı ve 21/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan “... Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü” Satış İlanı'nda "TMSF’nin şahsi mal varlığına/ hissesine kayyım olarak atandığı gerçek kişiler ile Fon’un kayyım olarak atandığı şirketlerin, ... Ticaret A.Ş., ... Ticaret AŞ ve ... AŞ’de bulunan hisselerinden Fon Kurulu Kararı ile oluşturulan ve satışına karar verilen ...

Grubu Hisseleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü, 6758 sayılı Kanun’un 19 ve 20’nci maddeleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134’üncü maddesi ve TMSF Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik kapsamında, kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle cebri icra yoluyla haciz, rehin gibi yasal takyidatlardan ari olarak ihale şartnamesinde belirtilen kayıt ve şartlarla satışa" çıkarılmıştır.5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun TMSF kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre de, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır.TMSF Fon Kurulu'nun ...

Grubu Hisseseleri Ticari ve İktisadi bütünlüğü'nün satış kararı tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde TTKdeğil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Fona verilen yetkilere ilişkin hükümler kıyasen uygulanacağından TMSF'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir. HMK'nin 114/1. maddesinde, yargı yolunun caiz olması dava şartları arasında sayılmıştır. Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; istinaf sebepleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.