6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ciro edilip tahsil edilen çek borca mahsup edilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6825 E. 2024/8130 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Cari hesap ilişkisine dayalı itirazın iptali davasında, taraf defterleri arasındaki mutabakatsızlık borçlunun keşide ettiği ve alacaklının ciro ederek bedelini tahsil ettiği bir çekten kaynaklanıyorsa, çek ödeme vasıtası kabul edilerek borca mahsup edilir; çekin başka bir alacak borç ilişkisine dayandığını ispat yükü bunu ileri süren alacaklıdadır ve bu ispat edilemezse alacağın bulunmadığı sonucuna varılır. Alacaklı olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişinin başlattığı takip kötü niyetli sayılır ve aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilir.

Ele alınan sorunlar

Ciro edilip bedeli tahsil edilen çekin cari hesap borcuna mahsubu ve alacağın ispatı → ret

İddia: Davacı, taraflar arasındaki geçmişe dayalı cari hesap ilişkisi sebebiyle davalının bakiye borcunun bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi bulunmaktadır. Davalının kayıtlarında yer aldığı hâlde davacının kayıtlarında yer almayan çek davalı tarafından davacıya verilmiş, davacı bu çeki dava dışı kişiye ciro etmiş ve çek bedeli o kişinin hesabına virman yapılarak ödenmiş, böylece davacı çek bedelini tahsil etmiştir. Davacı, çekin başka bir alacak borç ilişkisine istinaden verildiğine dair delil sunmamış, tarafların ticari defter ve kayıtlarında da bu yönde bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının davalıdan alacağı bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Takip alacaklısı aleyhine kötü niyet tazminatı → kabul

İddia: Davalı, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını savunarak kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.

Gerekçe: Davacı, alacağı bulunmadığı hususunu biliyor veya bilmesi gerekiyordu; bu nedenle icra takibinde haksız ve kötü niyetlidir ve aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Alacaklının ciro edip bedelini tahsil ettiği çekin borçlunun borcuna mahsup edileceği ve çekin başka bir ilişkiye dayandığını ispat yükünün alacaklıda olduğu yönündeki çözüm Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cari hesap itirazın iptali çekin ödeme vasıtası niteliği mahsup ispat yükü ticari defterlerin delil değeri kötü niyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6825 E.  ,  2024/8130 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/308 Esas, 2023/1617 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/731 E., 2020/790 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki geçmişe dayalı cari hesap ilişkisi sebebiyle davalının müvekkiline bakiye 245.999,98 TL borcunun bulunduğunu, ihtarname ile borcun istendiğini, davalının borcunu inkar ettiğini, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağın varlığını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğu, her iki tarafın defter ve kayıtları incelendiğinde davalı kayıtlarında yer aldığı halde davacı kayıtlarında yer almayan 250.000,00 TL bedelli çekin, davalı tarafından davacıya verildiği, davacının bu çeki dava dışı ...'e ciro ettiği, 06.06.2014 tarihinde çek bedelinin ... hesabına virman yapılarak ödendiği, davacının bu şekilde çek bedelini tahsil ettiği, çekin başka bir alacak borç ilişkisine istinaden verildiğine dair bir delil sunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında da bu yönde bir belgenin olmadığı, davacının davalıdan alacağının bulunmadığı, davacının bu hususu bildiği veya bilmesi gerektiği, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan alınıp davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlığın esasen davalının keşide ettiği, davacının lehtar göründüğü 250.000,00 TL tutarlı çekin davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, davacının çeki dava dışı kişiye ciroladığı, çek bedelini de bu kişinin tahsil ettiği, çekin bir ödeme vasıtası niteliği taşıdığı, çek bedelinin ödeme kabul edilerek davalının borcuna mahsubu gerektiği bu ödeme sonucunda ise davalının bakiye borcunun kalmadığı, davacı, çekin başka bir ticari ilişkiye istinaden verildiğini ileri sürmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz etmediği, alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu sona erdiren belgenin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği, alacaklı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takip başlatan davacının takipte kötü niyetli kabul edilip aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, cari hesap ilişkisine dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1100769600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/308 E. 2023/1617 K.

Keşide edilen çekin ciro ve tahsiliyle borcun sona ermesi ve kötü niyet tazminatı

Gerekçe özeti

Cari hesap ilişkisinde, borçlu tarafından keşide edilen bir çekin alacaklı tarafından üçüncü kişiye ciro edilerek bedelinin tahsil edilmiş olması, çekin ödeme vasıtası olması nedeniyle borca mahsup sonucunu doğurur ve borçlunun bakiye borcunu ortadan kaldırır; bu husus, borcu sona erdiren bir belge niteliğinde olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve iddia/savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmez. Alacaklı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde icra takibi başlatan alacaklı aleyhine İİK 67 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir.

Emsal değeri

Borcu sona erdiren nitelikte bir belgenin (çekin ciro edilerek tahsil edilmesi) yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği ve bunun iddia/savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında sayılmayacağı yönündeki tespit, benzer cari hesap ve çek mahsubu uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: cari hesap itirazın iptali ticari defter delili çekin ödeme vasıtası olması borcu sona erdiren belge iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kötü niyet tazminatı (İİK 67)

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/308

KARAR NO 2023/1617

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/12/2020

NUMARASI 2018/731 Esas - 2020/790 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/10/2023

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasında geçmişe dayalı cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, iş bu cari ilişki nedeniyle davalının, müvekkili şirkete 245.999,98-TL bakiye borcunun bulunduğunu, davalıya yapılan ihtarın sonuçsuz kalması üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibini başlatıldığını, davalının borcu ödemediği gibi icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, davacı da takipte cari hesap sözleşmesine dayandığından, takibin bu nedenle iptalinin gerektiğini, davacının, iddia ettiği alacağın varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğunu ve alacağın dayanağını somut belgeye dayalı olarak açıklaması gerektiğini, ancak davacı tarafça takipte ve davada somut bir belge sunulmadığını, ayrıca alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin yazılı olmayan cari hesap ilişkisine dayandığı, her iki tarafın defter ve kayıtları incelendiğinde; tarafların cari hesapları arasındaki farkı oluşturan, davalı kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında yer almayan ... Sirkeci Şubesine ait, ... no'lu 30/05/2014 keşide tarihli 250.000-TL bedelli çekin, davalı tarafından davacı tarafa verildiği, davacının bu çeki dava dışı ...'e ciro ettiği, 06/06/2014 tarihinde çek bedelinin ... hesabına virman yapılarak ödendiği, bu şekilde çek bedelinin davacı tarafından tahsil edildiği, çekin başka bir alacak borç ilişkisine istinaden verildiğine dair bir delilin dosyada bulunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında da bu yönde bir belgenin bulunmadığı, davacının davalıdan alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca alacaklı bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olan davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilerek, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; müvekkili şirket muhasebecisi ile davalı şirket muhasebecisi arasındaki yazışmalara göre, davalı ekstrelerine 2015 yılında girilen fazla 475.000-TL çek kaydı olduğunun açıkça belirtildiğini, 10.10.2017 tarihi itibariyle davalı kayıtlarında 30.05.2014 tarihli 250.000-TL bedelli çek kaydının bulunmadığını, bu çek kaydının inceleme günü de davalının defter kayıtlarında bulunmadığını, müvekkilinin 11.09.2017 ve 25.09.2017 tarihli cari çıkışlarla alacaklı hale geldiğini, ancak incelemeden sonra taraflar arasındaki farklı bir alışveriş kayıtlarında bulunan çekin, davalı tarafından kayda girilerek alacaklı hale getirildiğini, oysa çekin cari hesaba girilen kayıtlarla ilgili olmadığını, davanın ret gerekçesinin de bu çeke dayalı olduğunu, davalı defterleri usulüne uygun tutulmadığından sahibi lehine delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalı defterlerinde, müvekkili kaydında bulunmayan dört adet dayanaksız ve bir adet ise çeke dayalı kayıt bulunduğunu, davalının çek kaydının yasal delil ibraz süreleri geçtikten sonra ibrazı nedeniyle hükme esas alınamayacağını, ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının haksız olması yeterli olmayıp ayrıca kötü niyetin varlığının da ispatlanması gerektiğini, takip tarihi itibariyle müvekkilinin kendi defter kayıtlarına göre alacaklı olduğunu, davalının inceleme günü sonrasında çeki kayıtlarına almasının müvekkilinin kötü niyetine dayanak yapılamayacağını, bu nedenle müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında kumaş satışına dayalı açık hesap ilişkisi bulunmakta olup, bu hususta yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından bakiye 245.999,98-TL alacak istemiyle davalı hakkında ilamsız takip başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine açılan işbu davada mahkemece, tarafların cari hesapları arasındaki farkı oluşturan, davalı kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında bulunmayan 30/05/2014 keşide tarihli 250.000-TL bedelli çekin, davalı tarafından davacı tarafa verildiği, davacının bu çeki dava dışı ... ciro ettiği, 06/06/2014 tarihinde çek bedelinin bu kişiye ödendiği, bu ödeme nedeniyle davacının davalıdan alacaklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; tarafların ticari defter kayıtları usulüne uygun tutulmuş olup sahibi lehine delil vasfını haiz oldukları, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 245.999,98-TL alacaklı, davalının ticari defterlerine göre ise davacıdan 25.000,02-TL alacaklı olduğu, dolayısıyla tarafların ticari defterleri arasında toplam 271.000-TL tutarında bir fark bulunduğu, bu farkın 25.000-TL'lik kısmının davalı kayıtlarında 10.01.2016 ve 02.01.2017 tarihli virman kayıtlarından kaynaklanmakta olup dayanağının bulunmadığı, 4.000,02-TL'lik davalı kayıtlarında yer alan 31.12.2014 tarihli 3.999,93-TL ve 0,69-TL'lik kayıtların davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, ancak bu virman kayıtlarının da dayanağının bulunmadığı, 250.000-TL'lik farkın ise davalı kayıtlarında yer alan 31.05.2014 tarihindeki 250.000-TL’lik çek çıkış kaydının davacı defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı, davalı tarafından keşide edilen söz konusu çekin lehtarının davacı olup davacı tarafından dava dışı ...

ciro edildiği ve çek bedelinin bu kişi tarafından tahsil edildiği, çek bedelinin tahsil edildiğinin kabulü halinde davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu haliyle tarafların ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlık, esasen davalının keşide etmiş olduğu 250.000-TL tutarlı çekin davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklanmaktadır. Çekin lehtarı davacı olup, davacı çeki dava dışı kişiye ciro etmiş ve çek bedeli de bu kişi tarafından tahsil edilmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup, davalının keşide ettiği çekin davacı tarafından üçüncü kişiye ciro edilip bedelinin de tahsil edilmesiyle, çek bedelinin ödeme kabul edilerek davalının borcuna mahsubu gerekmektedir.

Bu ödeme sonucunda ise davalının bakiye borcu kalmamıştır. Davacı tarafça, çekin başka bir ticari ilişkiye istinaden verildiği ileri sürülmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca davacı tarafça, çekin sonradan davalının ticari defterlerine kaydedildiği, yasal süresinde ibraz edilmediği ileri sürülmüştür. Ancak alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu sona erdiren belgenin yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün olup, bu sebepler iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2016/2960 esas 2017/1925 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.

İİK'nın 67. maddesi, "Davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü haizdir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın, dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.

Somut olayda davalının keşide ettiği çekin davacı tarafından üçüncü kişiye ciro edilerek bedelinin de tahsil edildiği, bu ödeme sonucunda ise davalının bakiye borcunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda alacaklı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takip başlatan davacı, takipte kötü niyetli kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemece davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/10/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.