6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali takibe bağlıdır; borcun sebebi ihtarnameden okunur

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2768 E. 2024/7901 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davası takip talebine sıkı sıkıya bağlıdır; alacağın niteliği ve borcun sebebi takip talebi ile orada gösterilen ihtarnameden belirlenir. Takip dayanağı olarak gösterilen faturaların peşin ödenmiş olması, alacak 'cari hesap alacağı' olarak talep edilmişse tek başına davayı düşürmez; ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle önceki yıllardan gelen ticari ilişki nedeniyle cari hesapta talep edilen miktarı aşan bir borcun bulunduğu saptanırsa itirazın iptaline karar verilir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak hüküm kurulmuş ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamışsa karar onanır.

Ele alınan sorunlar

İtirazın iptali davasının takip talebine bağlılığı ve cari hesap bakiyesinin ispatı → kabul

İddia: Davalı, takibe dayanak cari hesap ekstresindeki faturaların ödendiğini, bir faturanın kayıtlarında bulunmadığını ve davacıya borcu olmadığını savunmuştur.

Gerekçe: İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Takip talebinde asıl alacak 'cari hesap alacağı' olarak talep edilmiş, borcun sebebi olarak da bir ihtarname gösterilmiş olup, bu ihtarname tamamen taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının ödenmesine ilişkindir. Takip talebinde belirtilen faturaların ödendiği belirlenmiş ise de, davalının incelenen ticari defterlerinde bu faturalar nedeniyle cari (açık) hesapta bir borç bulunmadığı, zira bu faturaların peşin ödendiği; ancak davalının daha önceki yıllardan beri gelen ticari ilişki nedeniyle cari hesabında talep olunan miktarı aşan tutarda borçlu olduğu bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir. Bu nedenle asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi → tartışılmadı

Gerekçe: Birleşen davaya ilişkin karar kesinleştiğinden, bu dava hakkında yeniden karar verilmesine yer yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

İtirazın iptali davasında alacağın niteliğinin takip talebi ve borcun sebebi olarak gösterilen ihtarnameden belirleneceği; takip dayanağı faturaların ödenmiş olmasına rağmen cari hesap bakiyesinin borcu ayakta tutabileceği yönündeki istinaf çözümü Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap takibe bağlılık ticari defterler bozmaya uyma denkleştirme (portföy) tazminatı tek satıcılık icra inkâr tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 4/a · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 373(3)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2768 E.  ,  2024/7901 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2313 Esas, 2024/371 Karar

HÜKÜM

Asıl davanın kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/966 E., 2019/357 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının davalıya kimyasal ürünler sattığını, ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağı toplamının 564.360,14 euro olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 1997 yılından başlayarak 2015 yılı ekim ayı ortalarına kadar devam eden davalıya ait ürünlerin Türkiye pazarındaki satış yetkisi verildiği distribütörlük/tek satıcılık hakkı veren bir sözleşme ilişkisi mevcut olduğunu, davacının davalının mallarının Türkiye pazarına girmesi ve tanıtımı için ciddi faaliyetlerde bulunduğunu, 2015 yılı başından itibaren davalı şirket tarafından anılan sözleşme ilişkisine aykırı biçimde müvekkili şirketin siparişlerine cevap verilmediğini, davalı tarafından davalı şirket ortaklarından birinin kurucusu ve hisselerinin tümünün maliki olduğu ... Ltd. Şti. ünvanlı bir şirket kurulduğunu ve bu şirket üzerinden müvekkilinin portföyünde bulunan müşterilerine fiyat teklifi gönderildiğini, davalı şirkete ihtar gönderilerek siparişlerin gönderilmesi aksi halde distribütörlük sözleşmesinin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davalı tarafından verilen cevapta distribütörlük ilişkisi bulunmadığının belirtildiğini ve taraflar arasında sadece cari ilişki bulunduğu iddia edilerek cari hesap alacağının ödenmesinin talep edildiğini, bununla da yetinilmeyerek müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 14.

İcra Dairesinin 2015/10583 E. sayılı dosyasından alacak iddiası ile icra takibi de yapıldığını, müvekkilinin takibe itiraz ettiğini, sonrasında davalının haksız eylemleri neticesinde sözleşmenin feshedildiğini, davalının 18 yıllık süreçte Türkiye'de davacıdan bağımsız başka müşterisinin olmadığını, davacının elinde kalan bir kısım malların gönderilmeyen mallar nedeniyle ekonomik değerinin kalmadığını müvekkilinin bu nedenle büyük zarara uğradığını ileri sürerek distribütörlük anlaşmasının haklı feshi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.058.463,00 euro müşteri (portföy) tazminatı ve müvekkilinin elinde kalan malların değeri olan 72.122,00 euro olmak üzere toplam 1.130.585,00 euronun davalıdan 3095 Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun (3095 sayılı Kanun) gereğince bankaların döviz mevduatına uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davalının 1997 yılından bu yana davacı ile devam eden ticari ilişkisi olduğunu ve davacıya ait ürünlerin Türkiye pazarındaki satış ve pazarlanması bakımından müvekkiline distribütörlük/tek satıcılık hakkı veren bir sözleşme ilişkisinin mevcut bulunduğunu, davacının, takibe dayanak yaptığı 20.03.2015 tarihli cari hesap ekstresindeki faturaların ödendiğini, bu durumun fatura metinlerinden de anlaşılacağını, 22.11.2013 tarih 1.200,00 euro tutarlı faturanın müvekkili kayıtlarında olmadığını, böyle bir mal alımının da yapılmadığını, davalının davacıya borcunun olmadığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış hiçbir yazılı sözleşme ve herhangi bir yetki şartı anlaşması mevcut olmadığını, davalı şirketin İtalya'da mukim olduğunu, bu nedenle davanın yetki bakımından reddi gerektiğini, davacının davalıdan kimyevi boya maddesi satın alarak Türkiye'ye ithal ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin alım-satım ilişkisinden başka bir özellik taşımadığını, taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük olarak nitelendirilmesinin gerçek dışı olduğunu, davacının davalının mallarının pazarlayabilmek için yaptığı faaliyetlerin kendi ticari faaliyetlerine ilişkin olduğunu, davacının talebinin hukuki dayanağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip talebinde asıl alacağın "cari hesap alacağı" olarak talep edildiği, ayrıca borcun sebebinin "...02.04.2015 tarih ve 06242 Yevmiye No'lu İhtarname konusu alacak bakiyesi" olduğunun belirtildiği, takipte borcun sebebi olarak gösterilen ihtarnamenin tamamen taraflar arası ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının ödenmesine ilişkin olduğu, her ne kadar takip talebinde belirtilen faturaların ödendiği belirlenmiş ise de, davalının incelenen kendisine ait ticari defterlerde cari (açık) hesapta ihtarda belirtilen faturalar nedeniyle bir borç olmadığı, zira bu faturaların peşin ödendiği ancak davalının daha evvelki yıllardan beri gelen ticari ilişki nedeniyle cari hesabında talep olunan miktarı aşan tutarda borçlu olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulü ile;

davalı borçlunun İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün 2015/10583 E. sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın, 564.360,14 euro asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre devlet bankalarının euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, birleşen davaya ilişkin karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava ise tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

V. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1099668600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2313 E. 2024/371 K.

İtirazın iptali davasında Yargıtay bozma ilamına uyularak cari hesap ilişkisi üzerinden yeniden hüküm

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında inceleme, takip talebinde alacağın dayanağı olarak gösterilen husus esas alınarak yapılır; takip talebinde alacak açıkça 'cari hesap alacağı' olarak gösterilmiş ve borcun sebebi olarak taraflar arası ticari ilişkiden doğan cari hesap bakiyesine ilişkin ihtarname belirtilmişse, inceleme sadece münferit faturaların ödenip ödenmediğiyle sınırlı tutulamaz; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi, ticari defter kayıtları ve tüm belgeler birlikte değerlendirilerek alacağın varlığı ve miktarı belirlenmelidir.

Emsal değeri

İtirazın iptali davasında takibe bağlılık ilkesinin, alacağın takip talebinde 'cari hesap alacağı' olarak nitelendirilmesi halinde incelemenin münferit faturalarla sınırlı tutulamayacağı, taraflar arasındaki tüm cari hesap ilişkisinin ve ticari defter kayıtlarının değerlendirilmesi gerektiği yönündeki tespiti bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: itirazın iptali takibe bağlılık ilkesi cari hesap alacağı icra inkar tazminatı ticari defter kayıtları bozma ilamına uyma

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2313

KARAR NO 2024/371

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/03/2019

NUMARASI 2015/966 Esas - 2019/357 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/03/2024

Dairemizce verilen kararın asıl dava bakımından temyiz neticesi bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili; müvekkil şirketin İtalya'da faaliyet gösteren kimyasal ürünler üreten bir firma olduğunu, ticari ilişki çerçevesinde davalı şirkete kimyasal ürünler satıldığını, ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağı toplamının 564.360,14-euro olduğunu, bu alacak tutarının, davalı şirketten Kadıköy ... Noterliği'nin 02.04.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnameyle talep edildiğini ancak davalının borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine İst. Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu öne sürerek itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ASIL DAVAYA CEVAP

Davalı vekili; müvekkil şirketin deri kimyasalları pazarlama işi ile iştigal ettiğini, 1997 yılından bu yana davacı ile devam eden ticari ilişkisi olduğunu ve davacıya ait ürünlerin Türkiye pazarındaki satış ve pazarlanması bakımından müvekkiline distribütörlük/ tek satıcılık hakkı veren bir sözleşme ilişkisinin mevcut bulunduğunu, davacının, takibe dayanak yaptığı 20.03.2015 tarihli cari hesap ekstresindeki faturaların ödendiğini, sadece 22.11.2013 tarih 1.200-Euro tutarlı faturanın müvekkili kayıtlarında olmadığını, böyle bir mal alımının da yapılmadığını, davacıya borcunun olmadığını savunarak davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 1997 yılından başlayarak 2015 yılı ekim ayına kadar devam eden tek satıcılık hakkı veren bir sözleşme ilişkisi mevcut olduğunu, 2015 yılı başından itibaren davalı şirket tarafından anılan sözleşme ilişkisine aykırı biçimde müvekkili şirketin siparişlerine cevap verilmediğini,davalı şirket ortaklarından ...'nin kurucusu ve hisselerinin tümünün maliki olduğu müvekkili şirkete yaklaşık 200 metre mesafede ... Ltd Şti unvanlı bir şirket kurulduğunu ve bu şirket üzerinden müvekkilinin portföyünde bulunan müşterilerine fiyat teklifi gönderildiğini, davalının haksız eylemleri neticesinde sözleşmenin fesih edildiğini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.058.463-Euro müşteri (portföy) tazminatı ve müvekkilinin elinde kalan malların değeri olan 72.122-Euro olmak üzere toplam 1.130.585-Euro'nun davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

Davalı vekili ; taraflar arasında imzalanmış hiçbir yazılı sözleşme ve herhangi bir yetki şartı anlaşması mevcut olmadığını, davacının davalıdan kimyevi boya maddesi satın alarak Türkiye'ye ithal ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin alım-satım ilişkisinden başka bir özellik taşımadığını, taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük olarak nitelendirilmesinin gerçek dışı olduğunu, davacının talebinin hukuki dayanağı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Asıl davada, davanın kabulü ile; icra takibine konu alacağın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayandığı,davalının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacı ... S.P.A.'ya 575.999,42-Euro borçlu olduğu, davacının talep ettiği 564.360,14 -Euro'nun davalı şirket ticari defterlerinde tespit edilen tutardan daha düşük olması nedeniyle davacının 564.360,14-Euro alacaklı olduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, likit alacak nedeniyle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline; Birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekili ; icra takibinde, takip alacaklılarının, takip konusu ettikleri alacak iddialarının dayanağı olarak takip talebinde gösterdikleri hususlarla bağlı olduğunu, bu sebeple de borçluların itirazları sonrasında açtıkları davalarda, takip taleplerinde yer alan alacağın dayanağına ilişkin hususlar dışında başka hususlara dayanamayacağını, takip talebinde dayanak gösterilen ihtarnamede talep edilen alacak ile 20/03/2015 tarihli cari hesap ekstresindeki alacağın da aynı olduğunu,distribütörün sözleşmeyi haklı feshi halinde, yatırımını geri alması için makul bir süre tanınması durumu olmayacağı için fiili bir zarar oluştuğunu, bu zararın da TTK'nın 122.

maddesinde düzenlenen tazminat ile telafi edileceğini,elinde kalan mallar nedeniyle de zararının bulunduğunu belirterek; kararın kaldırılarak asıl davanın reddine ve takip tarihinden önce ödenen fatura bedelleri için kötü niyetle icra takibi yapan davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, birleşen dava bakımından yeniden inceleme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE VE SÜREÇ

Asıl dava; İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı alacaklının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlu aleyhine başlattığı ilamsız takibe (taraflar arasındaki alım- satım ticari ilişkisinden doğan, 20.03.2015 tarihli açık hesap ekstresinde gösterilen 564.360,14-Euro fatura alacakları bakiyesi ile Kadıköy .... Noterliğinin 02.04.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname konusu 756.316,44-Euro fatura alacağı bakiyesinden kaynaklanan, 564.360,14-Euro asıl alacağa davalının vaki itirazlarının iptali istemine ilişkindir. Dairemizce yapılan istinaf incelemesi soncunda; 2019/1581 esas, 2021/1735 karar sayılı 25.11.2021 tarihli karar ile "İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında davacının davalı hakkında başlattığı ilamsız icra takibinde 564.360,14-Euro açık hesap alacağının tahsilini talep ettiği, takibin sebebinin 20.03.2015 tarihli açık hesap ekstresinde gösterilen 564.360,14-Euro bedelli fatura alacakları bakiyesi ile Kadıköy ... Noterliğinin 02.04.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname konusu 756.316,44-Euro alacağın bakiyesi olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen ihtarname ile davacı kayıtlarına göre mezkur faturaların vadesinin geçtiği ve halen ödenmediği belirtilerek 21 adet fatura bedelinden dolayı 756.316,44-Euro alacak bulunduğu belirtilmiş, söz konusu faturaların 2013 ve 2014 yıllarında düzenlendikleri, ihtarnamede listelenerek tarih ve miktarlarına da yer verildiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafça, davalı şirket ile devam eden ticari ilişkiden doğan ödemeler düşüldükten sonra bakiye alacağın mevcut olduğu takip talebinde borcun dayanağı olarak 21 adet fatura gösterilmiş ve listelenen faturalardan dolayı alacaklı olduğu bildirilerek bakiyesinin tahsili talep edilmiştir. Uyuşmazlığın eldeki itirazın iptali davasında incelemenin takip ve dava konusu faturalarla sınırlı olarak mı yoksa taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilerek mi yapılması gerektiği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.

Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.İtirazın iptali davalarında takipte dayanılmayan bir belgeye dayanılması mümkün değildir. İlk derece mahkemesince; dayanak faturalardan ötürü davalıdan alacaklı olmadığı kabul edilerek, tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, davacının alacak talebini açıkça takip eki belgede de belirtildiği gibi ödenmeyen faturaların bakiyesine dayandırdığı,takip dayanağı faturaların ödemelerinin gümrük ve banka kayıtları ile yapıldığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, (Somut olaya emsal olabilecek Dairemizin 2018/604 esas, 2020/217 karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11 HD nin 2020/6162 esas, 2021/ 4521 karar sayılı ilamı aynı yöndedir.) asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davanın reddine" karar verilmiştir.Kararımızın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11 HD'nin 2022/1301 esas, 2023/5440 karar sayılı 28.09.2023 tarihli karar ile "İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlıdır.

Takip talebinde asıl alacak "cari hesap alacağı" olarak talep edilmiş, ayrıca borcun sebebinin "...02.04.2015 tarih ve ... Yevmiye No'lu İhtarname konusu alacak bakiyesi" olduğu belirtilmiştir. Takipte borcun sebebi olarak gösterilen ihtarname tamamen taraflar arası ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının ödenmesine ilişkindir. Bu durumda icra takibinin cari hesap alacağına ilişkin olduğu kabul edilerek, itirazın iptali davasında taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve cari hesaba ilişkin defter kayıtları ve belgeler nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken takibin sırf faturaya dayalı icra takibi olduğu ve ödendiği şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." denilerek kararın birleşen dava yönünden onanmasına, asıl davaya yönelik kararın bozulmasına karar verilmiştir.Usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmuş, her ne kadar takip talebinde belirtilen faturaların ödendiği belirlenmiş ise de ,davalının incelenen kendisine ait ticari defterlerde cari (açık) hesapta ihtarda belirtilen faturalar nedeniyle bir borç olmadığı,zira bu faturaların peşin ödendiği ancak davalının daha evvel ki yıllardan beri gelen ticari ilişki nedeniyle cari hesabında talep olunan miktarı aşan tutarda borçlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile itirazın iptaline, likit alacak nedeniyle %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/03/2019 Tarih 2015/966 Esas 2019/357 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Asıl davanın kabulü ile; davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın, 564.360,14-Euro asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre Devlet bankalarının euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle takibin devamına, %20 oranda hesaplanan 326.200,16-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- Birleşen davaya ilişkin karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına,Asıl davada ilk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 126.541,25-TL karar harcından, davacı tarafından yatırılan 19.598,90-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 106.942,35-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 19.626,6‬0-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 6.000-TL bilirkişi ücreti ve 259-TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.259-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 77.986,84.-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Talep halinde ve karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Asıl davada davalı/ birleşen dava davacısı tarafından yatırılan 26.736-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı/ birleşen davada davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 13-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı/ birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/03/2024

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.