6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinin haksız feshi ile kar kaybı ve tüp bedeli hesabındaki eksiklikler nedeniyle kaldırma

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/434 E. 2024/1903 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ Emsalusul emsali

Davacının nitelemesi: Cezai Şart, Kar Kaybı, Ariyet İadesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinin süresinden önce feshedildiği ve fesih sebebiyle doğan cezai şart, kar kaybı ve iade edilmeyen tüp bedeli alacaklarının tahsili istemli davalarda; feshin haksızlığı ile cezai şartın uygulanabilirliği sözleşme hükümlerine ve delillere göre tespit edilir. Ancak kar mahrumiyeti (müspet zarar) hesaplanırken, fesih tarihinden sonraki dönem için sözleşmenin kalan tüm süresi değil, davacının aynı bölgede yeni bir bayilik ilişkisi kurabileceği makul süre esas alınmalıdır. Ayrıca cari hesap ve kar kaybı hesabına etki eden prim alacaklarının hangi kalemleri kapsadığı somut olarak tespit edilmeden hüküm kurulamaz. Depozitolu teslim edilen malların (tüplerin) iadesi talep edilen uyuşmazlıklarda, sektördeki sirkülasyon teamülü davalının elinde fesih tarihinde iadesi gereken mal bulunmadığı sonucunu doğurmaz; iade edilmesi gereken malın varlığının ispat külfeti, bu malı elinde bulunduran tarafa (bayiye) aittir ve bu husus sektör bilirkişisi incelemesiyle somut olarak tespit edilmelidir.

Ele alınan sorunlar

Feshin haklı olup olmadığı → ret

İddia: Davalı, sözleşmede kararlaştırılan peşin ödeme şartının taraflarca zımnen değiştirildiğini, davacının bölgede uygulanan haksız/farklı politikalar nedeniyle sözleşmenin devamının çekilmez hale geldiğini, bu sebeple feshin haklı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı, feshi bildirdiği ihtarlarında ileri sürdüğü haksız uygulama iddialarını yargılama aşamasında ispatlayan bir delil sunmamış, sözleşme hükümlerinin zımnen ortadan kalktığını gösteren bir delil de gösterilmemiştir. Bu nedenle davalının süresinden önce yaptığı feshin haksız olduğunun kabulü gerekir; davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cezai şartın uygulanabilirliği → ret

İddia: Davalı, cezai şart talebinin haksız olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 22.2 maddesi, bayinin mücbir sebepler dışında sözleşmeyi süresinden önce feshi halinde diğer tazminat ve cezai şartların haricinde, fesih tarihindeki 8 ton LPG bedeli kadar cezai şart ödemeyi öngörmektedir. Sözleşmenin süresinden önce feshedildiği sabit olduğundan davacı bu hükme dayanarak cezai şart talep edebilir; davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kar kaybı (kar mahrumiyeti) hesabının usulü → kısmi kabul

İddia: Davalı, kar mahrumiyetinin müspet zarar niteliğinde olup davacının yeni bir bayilik sözleşmesi kurabileceği makul süre (azami 1 ay) kadar hesaplanması gerektiğini, sözleşmenin sonuna kadar hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 21.4 maddesi, bayinin kusurundan kaynaklanan fesihte, taahhüt edilen LPG miktarından alınan miktarın düşülmesi suretiyle bulunan eksik miktarın son satış faturasındaki kâr nispetiyle çarpılarak hesaplanacağını düzenlemektedir. Bilirkişi raporlarında kar kaybı, 5 yıllık taahhüt süresinin tamamı esas alınarak hesaplanmış; ancak sözleşme 2 yıl 2 ay 10 gün erken sonlandırılmıştır. Fesih tarihinden sonraki döneme ilişkin kar mahrumiyeti hesabında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabileceği makul sürenin belirlenmesi ve hesabın bu süre için yapılması gerekir; daha önce yeni bir bayilik tesis edilmişse bu tarihe kadar, aksi halde makul süre esas alınarak hesap yapılmalıdır (Yargıtay 19. HD içtihatlarına atıfla). Bu nedenle davacının fesihten sonra yeni bir bayilik edinip edinmediği araştırılıp makul süre belirlenerek kar kaybı hesabının yeniden yapılması gerekmektedir; sözleşmenin tüm süresi esas alınarak yapılan mevcut hesaplama hatalıdır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Prim alacağının cari hesap ve kar kaybı hesabına etkisi → kısmi kabul

İddia: Davalı, kestiği 16.144-TL'lik başarı primi faturasının cari hesap borcundan mahsup edilmesi gerektiğini, bu hususun mahkemece kabul edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ek bilirkişi raporunda kök raporda yapılan maddi hata düzeltilerek 2017 ve 2018 yılları için toplam 148.403-TL prim alacağı hesaplanmış ve bu tutarın kar kaybı hesabından düşüldüğü belirtilmiştir. Ancak, hesaplanan bu primler içinde davalının beyan ettiği 16.144-TL'lik başarı priminin bulunup bulunmadığı, bu primin ödenip ödenmediği ve davalının bu prime hak kazanıp kazanmadığı tespit edilmemiştir. Bu eksiklik, cari hesap alacağı bakımından sağlıklı bir hükme varılabilmesi için giderilmesi gereken bir husustur.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

İade edilmeyen tüp bedelinin ispatı ve miktarı → kısmi kabul

İddia: Davalı, sektör teamülüne göre tüplerin sirkülasyona tabi olduğunu, fesih anında tüplerin büyük çoğunluğunun tüketicilerde bulunduğunu, 6.036 adet tüpün depozito bedeli tahsil edilmeden teslim edildiği varsayımının gerçek dışı olduğunu, tüp depozito bedellerine ilişkin fatura/iade faturası ile ariyet sözleşmesinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin 3.11 maddesine göre, depozitolu verilen tüplerin talebe rağmen teslim edilmemesi halinde bayi, tüplerin rayiç imalat bedelini ödemekle yükümlüdür. Sektörde tüketicinin boş tüpü verip dolu tüpü aldığı, tüplerin sirkülasyona tabi olduğu ve bu sirkülasyonun uzun sürebildiği yerleşik bir teamül olduğu gözetilmelidir; bu durum davacının yıllarca boş tüp almaksızın dolu tüp vermesinin mümkün olmayacağını gösterse de, bu durum fesih tarihi itibariyle davalının elinde iadesi gereken tüp bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. Sözleşmeye göre esas olan, davalının fesih tarihi itibariyle elinde bulunan tüpleri davacıya iade etmesidir; bu hususu ispat külfeti davalıya aittir. Bu itibarla, tarafların defter ve kayıtları üzerinde sektör bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılıp yerleşik teamül de gözetilerek fesih tarihi itibariyle davalının elinde davacıya iadesi gereken tüp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde davalının elinde kalan tüpleri iade ettiğini ispat etmesi gerekir. Sektördeki teamül hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi, davacının sözleşme süresince boş tüp istemediği gözetilerek yapılan alımlar da dikkate alınıp fesih anında ne miktar boş tüp bulunabileceği konusunda bir değerlendirme yapılmadığından mevcut hesaplama eksiktir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Kararın, bayilik sözleşmelerinde süresinden önce fesih halinde kar mahrumiyeti hesabının sözleşmenin kalan tam süresi yerine 'makul süre' (yeni bayilik ilişkisi kurulabilecek süre) esasına göre yapılması gerektiğine ilişkin tespiti ile depozitolu malların iadesinde sektör teamülünün ispat külfetini nasıl etkilediğine ilişkin değerlendirmesi, benzer bayilik/distribütörlük uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesinin haksız feshi kar mahrumiyeti (kar kaybı) makul süre ilkesi cezai şart cari hesap alacağı prim alacağı mahsubu ariyet/depozito tüp iadesi ispat külfeti sektör teamülü

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6HMK 353(1)-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/434

KARAR NO 2024/1903

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/11/2020

NUMARASI 2018/409 Esas - 2020/686 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 23/06/2015 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ile ek protokol imzalandığını, davalının sözleşme bitiş tarihi olan 23/06/2020 tarihinden önce 13/04/2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi sonlandırdığını, davalının feshinin haksız olduğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından 19/04/2018 tarihli ihtarname ile fesih nedeniyle müvekkiline ödenmesi gereken tutarların ve iadesi gereken ariyetlerin bildirildiğini; sözleşmenin 12 maddesine göre davalının satın aldığı malların bedelini peşin ödemesi gerektiğini,davalının müvekkiline 16.159,05-TL cari hesap borcu bulunduğunu, davalının sözleşme bitiş tarihi olan 23/06/2020'ye kadar 41 ay boyunca asgari 1435 ton tüplü LPG, cari yıl ortalaması olarak da aylık asgari 35 ton (yıllık asgari 420 ton) tüplü LPG alım yapmayı taahhüt ettiğini ancak davalının bu taahhüdünü yerine getiremediğinden sözleşmenin 21.4' maddesine göre 382.617,08-TL kar kaybı alacağını ödemesi gerektiğini;

davalının sözleşmeyi süresinden önce feshi sebebiyle sözleşmenin 22.2'maddeye göre KDV dahil 35.141,12-TL cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu; toplam 6.036 adet tüpün imalat rayiç bedeli olan 448.230-TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini; sözleşme kapsamında davalıya verilen müvekkili şirketin marka, unvan ve logosunun yer aldığı değeri 1.831,95-TL olan 5 m x 0,90 m ışıklı dükkan tabelası, değeri 1.031,99-TL olan 3,90 m x 0,60 m ışıklı dükkan tabelası ile değeri 265,50-TL olan 0,80 m x 0,75 cm ışıklı sallanan tabelanın müvekkilinin dolum tesisine iadesi talep edilmesine rağmen iade edilmediğini ariyet sözleşmesi 2'maddesinde ariyet olarak verilen levhaların müvekkilinin göstereceği yere teslim edilmesi gerektiğinin kararlaştırıldığını, davalıya teslim edilen tüplerinde bütün kayıtlarının bulunduğunu ileri sürerek, 16.159,05-TL cari hesap alacağının, 382.617,08-TL kar kaybı alacağının, 35.141,12-TL cezai şart alacağının, 448.230-TL toplam 6.036 adet tüpün imalat rayiç bedelinin, tahsiline, müvekkili şirketin marka, unvan ve logosunun yer aldığı değeri 1.831,95-TL olan 5 m x 0,90 m ışıklı dükkan tabelası, değeri 1.031,99-TL olan 3,90 m x 0,60 m ışıklı dükkan tabelası ile değeri 265,50-TL olan 0,80 m x 0,75 cm ışıklı sallanan tabelanın müvekkilinin Yarımca Dolum Tesisine iadesine, iadesi mümkün olmazsa müvekkili şirket nezdinde ki davalının cari hesabına borç kaydetme haklarının bulunduğuna karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; sözleşmenin 12'maddesinde satın alınan LPG'nin bedelinin peşin olarak ödeneceği düzenlenmiş ise de sözleşmenin başından beri davacı tarafından müvekkiline vade tanındığını, satış başarı primi olarak müvekkili tarafından düzenlenen fatura bedeline mahsuben LPG ikmal edildiğini, bu hususun tarafların ticari defterlerinden de görüleceğini, böylece taraflar arasında zımni irade uyuşması ile sözleşme değişikliğine gidildiğini, buna rağmen davacının aradan geçen 3 yıl sonra tek taraflı olarak bu uygulamadan vazgeçtiğini fakat aynı bölgede bulunan diğer bayilerde ise eski uygulamayı devam ettirerek haksız rekabete yol açtığını en son olarak müvekkili tarafından kesilen ve LPG bedeline mahsup edilmesi gereken 16.144-TL bedelli başarı primi faturasının müvekkiline iade edildiğini ve şimdi de bu miktarın cari hesaba konu ettiğini, bu sebeple sözleşmenin devam ettirilmesinin çekilmez bir hal aldığından sözleşmenin noterden keşide edilen 13/04/2018 tarihli ihtarname ile feshedildiğini;

taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi aylık 35 ton LPG alınacağına dair bir ek protokolün bulunmadığını, böyle bir protokolün varlığı bulunsa dahi sözleşmenin kurulduğu 23/06/2015 tarihinden itibaren 3 yıl boyunca bu taahhüde uyulmadığı konusunda müvekkiline hiçbir uyarı gönderilmediğini, müvekkili aleyhine bir cezai şart hükmedilecek ise mahkemece tenkis edilmesi gerektiğini; müvekkilinin kullandığı tüplerin depozito bedellerinin davacıya ödendiğini, hangi ebatlarda (2, 12, 24 ve 45 kg) tüplerin dava konusu edildiğini davacı tarafından açıkça ortaya konulmadığını, sektörün işleyişinde tüketicinin boş tüpü vererek dolu tüpü aldığını, bunun güvencesi olarak da bu tüplere karşılık olarak bayilerin dağıtım şirketlerine depozito bedeli adı altında güvence bedeli ödediklerini, müvekkilinin de bu tüpleri tüketicilere intikal ettirdiğini, dolayısıyla fesih anı itibariyle tüplerin tüketicilerde bulunduğunu, tüpün sirkülasyonunun yani boş tüpün tekrar bayiiye intikalinin 1 aydan 1 seneye kadar bir zaman alabildiğini, davacının 6.036 adet LPG tüpünün depozito bedelini tahsil etmeden müvekkiline teslim ettiği varsayımının gerçek dışı olduğuna karine teşkil ettiğini sözleşmenin feshi sebebiyle bu tabelaların da çıkartılarak teslim alınması hususunun davacıya 24/04/2018 tarihli ihtarname ile bildirildiğini ancak tabelaların halen teslim alınmadığını, davacının uhdesinde bulunan 40.000-TL tutarındaki banka teminat mektubunun haksız bir şekilde nakde çevrilerek irat kaydedildiğini, haksız olarak nakde çevrilen banka teminat mektubu ve depozito bedeli alacakları ile davacıya iade edilen tüpler ve tüketicilerde bulunan tüpler açısından talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte verilecek hükme göre söz konusu alacaklarının bu davadaki taleplere karşılık olarak takas ve mahsubunu talep ettiklerini;

belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalının fesih ihtarında haklı sebep olarak somut bir gerekçeye dayanmadığı, davalının iddia ettiği gibi taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan LPG bedelinin peşin ödenmesi hususunun davacının tek taraflı olarak bunun aksine bir uygulama benimsediği iddiasının davalı tarafından kanıtlanamadığını, bu hususta sözleşmenin yazılı olarak tadil de edilmediği dikkate alındığında feshin haksız olduğunun tespit edildiği, davacının 360.147,73-TL kar kaybı bulunduğu fakat davacı tarafından nakde çevrilen 40.000-TL'lik teminat mektubu bedelinin bu alacaktan mahsubu gerektiği, her iki tarafında tacir olduğu dikkate alınarak davalının savunmasının aksine sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar kar kaybının hesaplanmasının doğru olduğu gerekçesiyle, 320.147,73-TL kar kaybının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının davalıdan 16.159,05-TL cari hesap alacağının bulunduğunun tespit edildiği, sözleşmenin 22.2 maddesi uyarınca ifaya ekli cezai şart niteliğinden kararlaştırılan 8 ton LPG'nin fesih tarihindeki değeri olan 35.141,12-TL cezai şart tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, sözleşmenin 3.11 maddesine göre davacıya teslim edilmesi gereken 2 kg'lık tüp adedinin 2208+18 adet olduğu, 12 kg'lık tüp adedinin 927+257 adet olduğu, propan tüp adedinin ise 34 adet olduğu, söz konusu tüp bedellerinin rayiç bedellerinin 250.890-TL olarak hesap edildiği, buna göre toplam depozito bedelinin de 120.660-TL olduğu, iade alınan depozito bedeli olan 91.220-TL'nin bu miktardan çıkartılarak kalan depozito bedelinin ise 29.940-TL olduğu, bu bedelin de imalat rayiç değeri olan 250.890-TL'den düşülmesi sonucunda davacının talep edebileceği iade edilmeyen tüp bedelinin 220.950-TL olduğu, söz konusu sözleşme hükmüne göre bu miktarın davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, ışıklı tabelaların davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.159,05-TL cari hesap alacağı, 320.147,73-TL kâr kaybı zararının, 35.141,12 TL cezai şart tutarının, 220.950,00 TL iade edilmeyen tüp bedelinin, dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1.831,95-TL değerinde olan 1 adet 5mx0,90cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası, 1.031,99-TL değerinde olan 1 adet 3,90mx0,90cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası ve 265,50-TL değerinde 1 adet 0,80cmx0,75cm ebatlarında ışıklı sallanan tabelaların davalıdan alınarak davacıya teslimine, karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; mahkemece, feshin haklı olduğu hususunun ispat edilemediğinden bahisle taleplerinin reddedildiğini, taraflar arasındaki satışın vadeli şekilde gerçekleştiğini, doğan prim üzerinden müvekkilinin davacıya prim faturası kestiğini, bu fatura bedelinin de mal alım bedellerinden mahsup edildiği, müvekkilinin hak etmesi gereken prim bedellerinin ne olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının isteyebileceği kar mahrumiyetinin müspet-gerçek zararı olabileceğini, bu anlamda davacının yeni bir bayilik sözleşmesi akdedebileceği süre kadar kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceğini, bunun da azami 1 aylık bir süre olduğunu, sözleşmenin 21.4' maddesinde müspet zarar kalemi olan kar mahrumiyetini menfi zarar gibi sözleşmenin sonuna kadar kalan süre için hesaplanacağı şeklindeki hükmün taraflarca kabul edildiği düşünülse dahi hukuka aykırı olduğundan geçersiz olduğunun kabulü gerektiğini, taraflar arasında peşin bir satışın bulunmadığı, bu nedenle de müvekkilinin davacıya herhangi bir cari hesap borcu olmadığını, müvekkili tarafından davacıya kesilen 16.144-TL'lik prim faturası bedelinin cari hesap borcundan mahsup edilmesi gerekirken mahkemece bu hususun kabul edilmediği;

bayilik faaliyetinin doğası gereği davalının davacıya bedelini ödediği tüplerin tüketicilere intikal ettiğini, yani tüplerin büyük bir çoğunluğunun fesih anında tüketicilerde bulunduğunu, bu sirkülasyonun da genellikle 1 yıl kadar sürdüğünü, cari hesaba kaydedilen tüp depozito bedellerine ilişkin fatura veya iade faturası da bulunmadığını, yine tüp teslimine ilişkin emanet veya ariyet sözleşmesinin de olmadığını, buna rağmen müvekkili aleyhine karar verildiğini,belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, LPG tüpü bayilik sözleşmesi uyarınca cari hesap alacağı, kar mahrumiyeti, cezai şart, iade edilmemiş tüp bedelinin tahsili ve ariyet malların iadesi istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki "Tüplü Bayilik Sözleşmesi ve Genel Şartnamesi" 23/06/2015'tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanmış ve davalının davacıya gönderdiği 13/04/2018 tarihli ihtarıyla feshedilmiştir. Uyuşmazlık, işbu feshin haklı olup olmadığı ve bunun sonucuna göre davacının taleplerinin değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır. Somut olayda davalı, davacıya gönderdiği 13/04/2018 tarihli ihtarıyla bölgede uygulanan yanlış politikalardan ve bu politikalar sebebiyle ekonomik olarak zarar görmesi sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini belirtmiştir.

Daha sonra davacının, davalıya gönderdiği 19/04/2018 tarihli cevaba karşı davalının davacıya gönderdiği 24/04/2018'de gönderdiği ihtarda davada ileri sürdüğü hususları belirtmiştir. Ancak yargılama aşamasında söz konusu iddialarını da ispat eden bir delil sunmadığı ve sözleşme hükümleri dikkate alındığında davalının haksız uygulamaları somutlaştırmadığı, sözleşme hükümlerinin zımnen ortadan kalktığını kabule yarar delil gösterilmediğinden davalının sözleşmeyi süresinden evvel fesih ettiğinin feshinin haksız olduğunun kabulü gerekir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin 22.2 maddesinde "bayi tarafından mücbir sebepler dışında süresinden önce bayilik sözleşmesinin feshi halinde sözleşmede düzenlenmiş diğer tazminat ve cezai şartların haricinde bayinin sözleşmenin fesih tarihindeki 8 ton LPG'nin ana depo satış fiyatı kadar bedeli cezai şartı ...'a ödemeyi peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir." Sözleşmedeki cezai şart hükmü süresinden önce bayilik sözleşmesinin feshi halinde diğer tazminat ve cezai şartların haricinde ödeneceği kabul ve taahhüt edildiğinden sözleşmenin süresinde önce feshedildiği anlaşılmakla davacı tarafından bu hükme dayanarak cezai şart talep edilebileceğinden davalı vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.

Sözleşmenin 21.4 maddesinde bayinin kusurundan dolayı sözleşme feshedilmiş ise sözleşme süresi boyunca almayı taahhüt ettiği LPG miktarından aldığı LPG miktarı düşülerek eksik olan LPG miktarının hesaplanacağı, bu şekilde hesaplanan eksik alınan LPG miktarının bayiye en son yapılan satış faturasındaki kâr nispetiyle çarpılmak suretiyle hesaplanan miktarın ...'a ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Ürün alım taahhütnamesi ile davalının yıllık belli miktarlarda ürün almayı taahhüt ettiği, bilirkişi raporlarında da sözleşmenin 21.4 maddesi uyarınca kar kaybı hesaplaması yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kök ve ek raporunda 360.147,73-TL kar kaybı hesaplanmıştır. Kök ve ek bilirkişi raporunda;

Ek protokolün 2.maddesi gereği davalı lehine prim alacağı hesabı yapılmıştır. Davalı en son prim faturasının kabul edilmediğini ileri sürmüştür. Ek raporda; kök raporda prim alacağı hesabında maddi hata yapıldığı belirtilerek 2017 yılı için 117.654-TL, 2018 yılında 30.749-TL toplamda 148.403-TL prim alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece; prim alacağının kar kaybı hesabında düşüldüğü belirtilmiş ise de kar kaybı hesaplamasının fesih tarihinden önceki dönemde alınmayan miktar ve fesih tarihinden sonra alınması gereken miktar dikkate alınarak ;alınması gereken bu miktarlara göre tahakkuk edecek prim miktarının kar kaybından düşümü yapıldığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili diğer tahakkuk eden primler ile mal verildiğini beyan etmiştir.

Bilirkişi rapor ve ek raporunda ; hesaplanan bu primler içinde 16.144-TL başarı primi bulunup bulunmadığı, ödenip ödenmediği, davalının düzenlediğini beyan ettiği 16.144-TL faturadaki prime hak kazanıp kazanmadığı tespit edilmediğinden bir değerlendirme yapılamamıştır. Bu eksikliğin cari hesap alacağı bakımından hükme varabilmek için giderilmesi gerekmektedir. Kök ve ek raporda; kar kaybının 5 yıllık sürede toplamda alımı taahhüt edilen miktarın tamamından; sözleşme süresince gerçekleşen alım miktarı düşülerek aradaki fark sözleşmenin 5 yıllık süre için hesaplanmıştır. Davalı tarafından sözleşme 2 yıl 2 ay 10 gün erken sonlandırılmıştır. Gerçekleşen dönem için kar kaybı hesabı sözleşmenin yürürlük süresi için hesaplanmalıdır.

Fesih tarihinden sonra ki dönemde kar mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek, davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti alacağı bu süre için hesaplanmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 2016/2825 Esas, 9158 Karar sayılı ve 23/05/2016 tarihli, 2015/11965 Esas, 2016/6931 Karar sayılı ve 20/04/2016 sayılı, 2015/11090 Esas, 2016/1858 Karar sayılı ve 08/02/2016 ilamları). Buna göre davacının fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup belirlenerek, bu hususta ek rapor alınarak makul sürenin belirlenmesi, daha önce bayilik ihdas edilmişse yeni bayiliğin tesis edildiği tarihe kadar, aksi halde makul süre için kar kaybı kaybı hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Bu halde; öncelikle sözleşme hükmüne göre kar kaybı tutarının hesaplanması gerekir. Sözleşme hükmüne uygun şekilde kar kaybı hesaplandığında 40.000-TL teminat mektup bedelinin kaldırılan kararda mahsup edildiği, ödenmeyen prim alacağının düşülmediği dikkate alınmalıdır. Sözleşmenin 3.11 maddesine göre, depozitolu olarak verilen tüplerin hasara uğraması, zayi olması yada bu tüplerin ...'ın talebine rağmen teslim edilmemesi halinde bayi bu tüplerin rayiç imalat bedellerinin ...'a ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada, davalının davacıya iade etmediği tüplerden dolayı ödemesi gereken bedel 220.950-TL hesaplanmıştır. Ancak, davalı savunmalarında; sektörün işleyişinde tüketici boş tüpü verip dolu tüpü aldığı, sözleşmenin feshi anında tüplerin çoğunun tüketici uhdesinde bulunduğunu, sektörün işleyişinde tüplerin sirkülasyona tabi olduğu 6036 adet tüpün depozito bedelini tahsil etmeden teslim edildiğinin kabul edilemeyeceğini "savunmuştur.

Benzer bir konuda Yargıtay 11 HD "davacı boş tüplerin iade edilmesine yönelik olarak herhangi bir talepte bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının 5 yılı aşkın bir süre boyunca iddia edilen miktarda boş tüpü almaksızın davalıya dolu tüp vermesinin sektördeki yerleşik teamül gereğince mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durum fesih tarihi itibariyle davalının elinde iadesi gereken tüp bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu nedenle davanın başkaca bir araştırma yapılmaksızın salt bu gerekçeyle reddi doğru olmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre esas olan, davalının fesih tarihi itibariyle elinde bulunan tüpleri davacıya iade etmesi olup savunması da göz önüne alındığında bu hususu ispat külfeti davalıya aittir.

Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların defter ve kayıtları üzerinde sektör bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılıp sektördeki yukarıda zikredilen yerleşik teamül de gözetilerek fesih tarihi itibariyle davalının elinde davacıya iadesi gereken tüp bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, bulunduğunun tespiti halinde ise davalının elinde kalan tüpleri iade ettiğini ispat etmekle yükümlüdür "denilmiştir. Sözleşme gereği davacı tarafça boş tüplerin bedelinin talep edilmesi mümkün olup; davacının yıllar itibariyle alımları, sektör uygulaması belirlenerek davalının fesih anında elinde bulunan boş tüp adedinin belirlenmesi gerekir. Sektördeki teamül hakkında bir inceleme yapılmadığı gibi davacının sözleşme süresince davalıdan boş tüp istemediği gözetilerek sözleşme süresince yapılan alımlar da dikkate alınarak fesih anında ne miktar boş tüp bulunabileceği konusunda bir değerlendirme yapılması gereklidir.

Açıklanan nedenlerle, anılan eksiklikler hususunda inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış, hükme tesir edecek derecede deliller toplanıp değerlendirilmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın eksiklikler giderilerek sonucuna göre karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2020 Tarih 2018/409 Esas - 2020/686 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 10.110,81-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/109598 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.