6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kâr dağıtmamanın tek başına haklı fesih sebebi olmaması ve çıkma için sermaye borcu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3791 E. 2024/7328 K. · · İlk derece: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Haklı sebeple şirketin feshinde haklı sebeplerin varlığı davacıya ait olup, kâr payı dağıtmama tek başına haklı fesih sebebi değildir; şirket borca batık değilse ve kiralama gibi bir faaliyeti sürüyorsa, genel kurul kararlarının iptali/bilgi alma yollarına başvurmayan ortağın fesih talebi ispatlanamamış sayılır. Payın ödenerek ortaklıktan çıkma da hem haklı sebebe bağlıdır hem de ortak taahhüt ettiği sermaye payını ödemeden çıkmasına karar verilemez.

Ele alınan sorunlar

Haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesi, aksi hâlde payın ödenerek ortaklıktan çıkarılma → ret

İddia: Şirketin ihtiyacı olmadığı hâlde kredi kullanıp faaliyet dışı harcadığı, kötü yönetildiği, tesis ve teçhizatın satıldığı, uzun yıllar kâr payı dağıtılmadığı ve davacının genel kurullara çağrılmadığı ileri sürülerek haklı sebeple fesih, olmazsa payın ödenerek ortaklıktan çıkarılma istenmiştir.

Gerekçe: Şirketin dava tarihinden önceki son 5 yılda banka kredisi kullanmadığı, bir yıl hariç zarar etse de borca batık olmadığı, ana faaliyeti duran şirketin taşınmazına ilişkin kiralama faaliyetinin sürdüğü belirlenmiştir. Kâr payı dağıtmamak tek başına şirketin feshi için haklı sebep teşkil etmez; genel kurul toplantıları yapılmış olup davacı, çağrılmadığı ve bilgilendirilmediği iddiasıyla genel kurul kararlarının iptali veya bilgi alma davası açmamıştır. Bu nedenle ileri sürülen haklı sebepler ispatlanamamıştır. Payın ödenerek ortaklıktan çıkma kararı verilebilmesi de haklı sebeplerin varlığına bağlı olup, ayrıca davacı taahhüt ettiği sermaye payını ödemeden şirketten çıkmasına karar verilemez. (Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kâr dağıtmamanın tek başına haklı fesih sebebi olmadığı ve payın ödenerek ortaklıktan çıkma için hem haklı sebep bulunması hem de taahhüt edilen sermaye payının ödenmiş olması gerektiği yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih şirketin feshi ve tasfiyesi ortaklıktan çıkma sermaye payı borcu kâr dağıtmama borca batıklık

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 531TTK 344

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3791 E.  ,  2024/7328 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/833 Esas, 2023/716 Karar

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat Dağhan Olcay Perk ile davalı vekili Avukat Anıl Arıkan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %13,77 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin çeşitli alacakları olması ve kasasında para gözükmesine rağmen ihtiyacı olmadığı halde kredi alıp faaliyeti dışında kullandığını, davalı şirketin kötü yönetildiğini, şirkete ait tesis ve teçhizatların satıldığını, uzun yıllardır karlı gözükmesine rağmen ortaklara kar payı dağıtmadığını, müvekkilinin genel kurullara çağrılmadığını, şirket hakkında bilgilendirilmediğini ileri sürerek haklı nedenlerle davalı şirketin feshi ve tasfiyesine, aksi halde müvekkilinin şirketteki payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirketten çıkarılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kötü yönetilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, şirketin zararlarına asıl sebebiyet veren kişinin davacının eşi ... olduğunu, 2008 yılına kadar şirketin davacının eşi tarafından yönetildiğini, şirketi ciddi zarara uğrattığını, bu nedenle şirketten uzaklaştırıldığını ve ibra edilmediğini, davacı ve eşi tarafından müvekkili şirket ve diğer ortaklarına karşı sürekli olarak kötü niyetli davalar açıldığını, bu davaların reddedildiğini, makinelerin satışının davacının eşi ...'ün şirkete verdiği zararın kapatılması için yapıldığını, davacının usulüne uygun şekilde şirket genel kurullarına çağrıldığını, iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının azınlık hissesine sahip olduğu, davalı şirketin 2009'dan bu yana herhangi bir kar payı dağıtmadığı, 2010 yılı hariç sürekli zarar ettiği, 2011 yılından bu yana makine ve taşıtlarını elinden çıkardığı, garimenküllerini grup şirketlerine kiraladığı, dolayısıyla da gayri faal hale geldiği, şirketin ana sözleşmesinde belirtilen amacı gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasında uzun zamandır süre gelen uyuşmazlık ve huzursuzluklar nedeniyle taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği bu nedenle davacının davalı şirketin feshini istemekte haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin dava tarihinden önceki son 5 yıl içerisinde banka kredisi kullanmadığı, şirketin 2009 yılında zarar, 2010 yılında kar ettiği, 2011 ila 2017 yılları arasında zarar ettiği, kar payı dağıtmamasının tek başına şirketin feshi için haklı sebep teşkil etmeyeceği, şirketin genel kurul toplantılarının yapıldığı, her ne kadar davacı genel kurul toplantılarına davet edilmediğini, kendisine şirket ile ilgili bilgi verilmediğini iddia etmiş ise de bu hususta genel kurul kararlarının iptaline veya bilgi almaya yönelik bir dava açmadığı, davalı şirketin makineleri satılmak suretiyle hali hazırda ana faaliyet konusu olan tekstil alanındaki faaliyeti durmuş ise de, şirketin malvarlığı olan taşınmaz üzerinde kiralama faaliyetlerinin devam ettiği, borca batık olmadığı ve bu minvalde davacı tarafın ileri sürdüğü haklı sebeplerin ispat edilemediği, davacının ortaklık payının ödenmesi ile şirketten çıkmasına karar verilebilmesi için de haklı sebeplerin mevcut olması gerektiği, kaldı ki davacının taahhüt ettiği sermaye payını ödemeden şirketten çıkmasına karar verilemeyeceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, şirketin feshi ve tasfiyesi, kabul edilmediği takdirde davacının payının verilerek ortaklıktan çıkartılması taleplerinden ibarettir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. TTK. 344, 382 ve 531 inci maddeler

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1094002900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.