Uzun süre talep edilmeyen prim hakkından fiilen vazgeçilmiş sayılır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6195 E. 2024/7853 K. · · İlk derece: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sözleşmede prim ve bedel ödemesi bayinin belirli yükümlülükleri (intifa hakkı tesisi, teminat mektubu verilmesi, ruhsatların alınması) yerine getirmesi koşuluna bağlanmışsa, bu yükümlülükleri yerine getirmeyen bayi anılan alacakları talep edemez. Koşula bağlanmamış prim bakımından ise, sözleşme süresince hiç talep edilmemiş, her yıl fatura düzenlenmemiş ve ticari ilişki sürdürülerek karşı tarafta primin istenmeyeceği yönünde haklı güven oluşturulmuşsa taraflar sözleşme hükümlerini fiilen tadil etmiş, karşılıklı olarak bu haklardan vazgeçilmiş sayılır; sözleşmeler sona erdikten ve hak saklı tutulmadan yeni sözleşmeler imzalandıktan sonra bu bedellerin istenmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. İhtirazi kayıt ileri sürülmeksizin uzun süre ödenen vade farkları bakımından taraflar arasında teamül oluşur ve sonradan telafi talebinde bulunulamaz. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan takip talebinde yer almayan işlemiş faiz alacağına hükmedilemez; alacaklının sözleşmede kararlaştırılan gecikme faizi oranından daha düşük bir oranda faiz talep etmesi sözleşmeye aykırı olmayıp hükmedilen alacağa talep edilen bu oranda faiz uygulanır.
Ele alınan sorunlar
Zeyilnamede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyen bayinin intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve satış destek primi talebi → ret
İddia: Asıl davada davacı bayi, zeyilname ile değişik sözleşme hükümleri gereği intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve her yıl ödenmesi gereken satış destek primini almaya hak kazandığını, sözleşmenin 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, intifa hakkının ise davalının devir işlemleri nedeniyle beklenilmesini istemesi üzerine tesis edilemediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Zeyilname ile değişik sözleşmede, şirketin bayiye intifa bedeli ve teknik yatırım destek primini, sözleşmenin şirket tarafından tek taraflı feshedilmemesi hâlinde ve malikler ile bayinin sözleşmenin 2, 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki mükellefiyetlerini yerine getirmesini müteakip, bayice düzenlenecek faturanın tebliğinden itibaren on beş gün içinde ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Ödeme şartı olarak belirlenen bayi yükümlülükleri; şirket lehine intifa hakkı tesisi, ilgili sözleşmeleri imzalamak, istasyonla ilgili tüm müsaade ve ruhsatları almak ve belirlenen tutarda teminat mektubu vermektir. Bayi tarafından intifa tesis edilmemiş, teminat mektubu verilmemiş, yani bu sözleşme hükümleri yerine getirilmemiştir. Satış destek primi için zeyilnamede bir koşul öngörülmemiş olsa da, sözleşmelerin yürürlükte kaldığı süre boyunca bayi tarafından intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve satış destek primi hiç talep edilmemiş; her sözleşme yılı başında satış destek primi faturası düzenlenmesi gerekirken bu yapılmayıp ticari ilişki sürdürülerek karşı tarafta bu primin istenmeyeceği yönünde haklı bir güven oluşturulmuştur. Bu durumda tarafların fiilen zeyilname hükümlerini tadil ettikleri; şirket tarafından teminat ve intifa hakkı tesisi hakkından, bunun karşılığında bayi tarafından da intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve satış destek primi talep hakkından vazgeçildiğinin kabulü gerekir. İlk sözleşmelerin süre bitiminde taraflarca bir ay süreli yeni sözleşmeler imzalanmış olup, bayi tarafından prim alacakları hakkı saklı tutulmamıştır; tüm sözleşmeler sona erdikten sonra bu bedellerin talep edilmesi dürüstlük kuralına da aykırıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Yakıtmatik sisteminden doğan vade farkının telafisi amacıyla satış destek primi talebi → ret
İddia: Davacı bayi, mal alımlarını peşin yapmasına rağmen yakıtmatik sisteminden doğan alacağının yirmi gün sonra hesaplarına aktarıldığını, bu nedenle sürekli vade farkı ödemek zorunda bırakıldığını, bu farkın satış primi olarak verileceğinin beyan edildiğini ve buna ilişkin düzenlediği faturanın ödenmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmelerin devamı süresince davacı tarafından yakıtmatik bedelleri vade farkı ile birlikte ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenmiştir; bu nedenle taraflar arasında bu hususta bir teamül oluşmuştur. Bu durumda davacının vade farkı telafisi amacıyla satış destek primi alacağı talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Takip talebinde yer almayan işlemiş faiz alacağına itirazın iptali davasında hükmedilip hükmedilemeyeceği → kabul
Gerekçe: İlk Derece Mahkemesince takip tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için hesaplanan işlemiş faiz tutarı da asıl alacağa eklenerek bu tutar yönünden de itirazın iptaline karar verilmiştir. Takip talebinde bulunmayan işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlılığı ilkesine aykırıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sözleşmede kararlaştırılan gecikme faizinden daha düşük oranda faiz talep edilmesi ve hükmedilecek faiz oranı → kabul
İddia: Birleşen davada davacı, cari hesap alacağı ile birlikte yıllık %42 faiz ile hesaplanmış vade farkı alacağının tahsilini talep etmiştir.
Gerekçe: Taraflarca imzalanan bayilik sözleşmelerinde, ürün bedellerinin ödenmemesi veya geç ödenmesi hâlinde şirketin belirli oranlarda gecikme faizi talep edebileceği ya da tahakkuk ettirebileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hükümler tacir olan tarafları bağlayıcı niteliktedir. Alacaklının, sözleşmelerle kararlaştırılan orandan daha düşük bir oranda olmak üzere yıllık %42 oranında faiz talep etmesinde sözleşmelere aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle hükmedilen alacağa talep edilen oranda faiz uygulanması gerekirken, bu oranı geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesi hatalıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Sözleşme süresince hiç talep edilmeyen ve faturası düzenlenmeyen prim alacakları bakımından karşı tarafta oluşan haklı güven nedeniyle hakkın fiilen tadil ve terk edilmiş sayılacağı, ihtirazi kayıtsız ödenen vade farklarının teamül oluşturacağı ve itirazın iptali davasında takip talebinde yer almayan işlemiş faize hükmedilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi↗ zeyilname↗ intifa hakkı tesisi taahhüdü↗ teknik yatırım destek primi↗ satış destek primi↗ haklı güven↗ sözleşmenin fiilen tadili↗ haktan vazgeçme↗ dürüstlük kuralı↗ ihtirazi kayıt↗ teamül↗ vade farkı↗ itirazın iptali↗ takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi↗ gecikme faizi↗ avans faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6195 E. , 2024/7853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/444 Esas, 2023/1521 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/96 E., 2020/800 K.
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/424 Esas
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ile katılma yoluyla birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 22.10.2010 tarihinde imzalanan sözleşme ile akaryakıt ve LPG bayilik ilişkisinin başladığını, tarafların 16.08.2011 tarihinde imzaladıkları zeyilname ile 22.10.2010 tarihli sözleşmenin bazı hükümlerini değiştirdiğini, işbu zeyilname ile davalı şirketin müvekkili şirkete KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli ve KDV hariç 30.000,00TL teknik yatırım destek primi ile 2. sözleşme yılından başlamak üzere her yıl KDV hariç 100.000,00TL satış destek primi ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşme ile müvekkili ve davalının 5 yıl boyuncu çalıştığını, 27.10.2015 tarihinde imzalanan 1 aylık sözleşmenin ise 02.12.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin uzatılmayacağını bildirdiğini, müvekkilinin 22.10.2010 tarihli sözleşmenin zeyilname ile değişik 5 inci maddesi gereği intifa bedelini, teknik yatırım destek prim bedelini almaya hak kazandığını, müvekkilinin 2.
sözleşme yılından başlamak üzere her yıl ödenmesi gereken satış destek primi talep hakkının da bulunduğunu, müvekkili şirketin sözleşme süresi boyunca sözleşme hükümlerine sadık kalarak sözleşmenin 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, müvekkilinin intifa hakkı tesisi için davalıya başvurduğunu, ancak davalının şirketin devir işlemleri nedeniyle beklenilmesini istemesi nedeniyle intifa hakkının tesis edilemediğini, sözleşmenin sona ermesi ile de gereksiz hale geldiğini, müvekkilinin intifa bedeli, yatırım destek primi ile satış destek primi faturaları keserek davalıya teslim etmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını, müvekkilinin mal alımlarını peşin yapmasına rağmen davalı şirketin işlettiği yakıtmatik sisteminden dolayı oluşan alacağının 20 gün sonra hesaplara aktarıldığını, bu nedenle müvekkilinin sürekli 20 günlük vade farkı ödemeye maruz bırakıldığını, bu farkın davalı tarafından satış primi olarak verileceğinin beyan edildiğini, bu nedenle müvekkilince vade farkının telafisi için düzenlenen satış primi faturasının da davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin bu şekilde cari hesap borcuna karşılık alacaklı duruma geçtiğini, davalının düzenlediği 28.12.2015 ve 30.12.2015 tarihli faturalarına konu basınç testi, söküm, nakliye ve temizlik hizmetlerinin verilmediğini, bu faturalar ile davalının vade farklı içerikli dayanağı bulunmayan faturalarının ihtarname ile davalıya iade edildiğini, ayrıca sözleşme bitiminden sonra müvekkilinin yüksek miktarda parasının davalı tarafça haksız olarak çekildiğini belirterek, takas mahsup talepleri dikkate alınarak müvekkilinin cari hesapta davalıya olan borcundan daha fazla tutarda alacaklı olduğunun tespiti ile kalan 271.128,50 TL alacağın ihtarname tebliğ tarihi olan 07.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketi ile davalı şirket arasında 22.10.2010 tarihli sözleşme, bu sözleşmeye istinaden 16.08.2011 tarihli zeyilname ile LPG'li bayilik sözleşmesi, 01.11.2010 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi, 01.11.2010 tarihli ariyet ve emanet sözleşmesi ve 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesi akdedilerek taraflar arasında bayilik ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirketin 22.10.2010 tarihli sözleşmede yer alan intifa taahhüdünü yerine getirmediğini ve aynı zamanda cari hesaptan doğan borcunu da ödemediğini, müvekkilinin 319.631,18 TL cari hesap alacağı ile 10.535,84 TL vade farkı toplamı 330.167,02 TL alacağın tahsili için İstanbul 27.
İcra Dairesinin 2016/2925 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının müvekkiline 295.271,50 TL borcu olduğunu kabul ederek 566.400,00 TL sözleşmesel haklarının ödenmediğini, bu nedenle 271.128,50 TL alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü, doğrudan borçlandırma sistemi üzerinden takip tarihi öncesi ve sonrasında davalıdan tahsil edilen tutarların takip öncesi faiz ve ana paradan düşüldüğünü belirterek, bakiye 311.886,41 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesine, müvekkili firmanın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacının ise intifa taahhüdünü yerine getirmediğini, aynı zamanda cari hesaptan doğan borcunu da müvekkili firmaya ödemediğini, bu anlamda müvekkili nezdinde davacının mevcut 319.631,18 TL cari hesap borcu ve yıllık %42 faiz ile hesaplanmış olan 10.535,84 TL vade farkı alacağının tahsili için toplam 330.167,02 TL bakımından İstanbul 27. İcra Daresinin 2016/2925 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 16.08.2016 tarihli zeyilname gereği davacının söz konusu bedellere hak kazanmasının ilgili sözleşmenin 2, 3, 4 ve 9 uncu maddelerindeki yükümlülükleri yerine getirmesi şartına bağlı olduğunu, intifa hakkı tesis ettirmeyen davacının intifa bedeli, satış destek primi ve teknik destek primi talep etmesinin mümkün olmadığını, intifa tesisi bakımından müvekkilinin davacıyı oyaladığı iddiasının doğru olmadığını, 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 13.2 maddesi gereği davacının yakıtmatik sisteminden kaynaklanan bir vade farkı talep edemeyeceğini, ayrıca beş yıl boyunca bu ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul eden davacının talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ayrıca ariyet sözleşmesinin 1.c gereği ekipmanla ilgili masraflardan davacının sorumlu olduğunu belirrterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 22.10.2010 arasında imzalanan sözleşme ile akaryakıt ve LPG bayilik ilişkisi başladığını, tarafların 16.08.2011 tarihinde imzaladıkları zeyilname ile 22.10.2010 tarihli sözleşmenin bazı hükümlerini değiştirdiklerini, bu zeyilname ile davacı şirketin müvekkili şirkete KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli ve KDV hariç 30.000,00 TL teknik yatırım destek primi ile 2. sözleşme yılından başlamak üzere her yıl KDV hariç 100.000,00 TL satış destek primi ödeme taahhüdü altına girdiğini, imzalanan akaryakıt bayilik sözleşme ve protokolleri gereği müvekkili şirket ile davacı şirketin 5 yılı aşkın bir süre çalıştığını, 27.10.2015 tarihinde imzalanan 1 aylık sözleşmenin de 02.12.2015 tarihinde sona erdiğini, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmelerin uzatılmayarak sonlandırılacağının davacıya bildirildiğini, bu konuda müvekkilince düzenlenip davalıya teslim edilen fatura bedellerinin ödenmediğini, ayrıca yakıtmatik sisteminde müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen vade farklarının telafisi için davalı tarafça satış primi ödeneceği beyan edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu hususta müvekkilince düzenlenen fatura bedelinin de ödenmediğini, müvekkilinin bu alacaklarının davalıya olan cari hesap borcundan mahsubu halinde müvekkilinin alacaklı hale geleceğini, davalının düzenlediği bir takım hizmet faturaları ile vade farkı faturalarının dayanağının bulunmadığını, yine sözleşme süresinin sonunda sistemden haksız olarak müvekkilinin 93.552,49 TL parasının çekildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat edemediği, bu nedenle davacının intifa bedeli, teknik yardım destek prim bedeli ve satış destek pirimi bedelini talep etme şartlarının oluşmadığı, vade farkının ödeneceğine ilişkin herhangi bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, taraflar arasında oluşan uygulamada fiilen vade farkının benimsenip itirazsız ödenmiş olduğuna ilişkin de bir delile rastlanmadığı, bu bakımdan davacının vade farkına ilişkin alacak talebinin de yerinde olmadığı, birleşen davada, tarafların defterlerinin incelendiği, Total şirketinin 298.641,60 TL alacaklı olduğu, ancak talep edilen akaryakıt için basınç testi, tank temizlik bedeli ve nakliye olmak üzere 4.820,60 TL'den 01.11.2010 tarihli ariyet sözleşmesinin 1/f ve 1/g maddeleri gereğince sorumluğu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 22.10.2010 tarihli sözleşmenin 16.08.2011 tarihli zeyilname ile değişik 2. maddesinde, bayinin mülkiyeti kendisine ait taşınmaz üzerinde 15 gün içerisinde şirket lehine 4 yıl 9 ay süreli intifa hakkı tesis edeceği, 5.a maddesinde ise, şirketin bayiye işbu sözleşmenin 23 üncü maddesinde belirtilen süre içinde şirket tarafından tek taraflı olarak feshedilmemesi halinde, malikler ve bayinin işbu sözleşmenin 2, 3, 4 ve 9 uncu maddesindeki mükellefiyetlerini yerine getirmesine müteakip, KDV hariç 120.000,00 TL intifa bedeli, KDV hariç 30.000,00 TL teknik yatırım destek primini, bayi tarafından düzenlenecek faturanın şirkete tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şirket tarafından bayiye ödeyeceği, ayrıca şirketin, 2.
sözleşme yılından başlamak üzere, her sözleşme yılı başında bayiye KDV hariç 100.000,00 TL satış destek primini bayi tarafından düzenlenecek faturanın şirkete tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeyeceği hüküm altına alındığı, zeyilnamede intifa bedeli ile teknik yatırım destek primi ödeme şartı olarak belirlenen bayinin yükümlülüklerinin; 2 nci madde gereği şirket lehine intifa hakkı tesisi, 3 üncü madde gereği ilgili sözleşmeleri imzalamak, 4 üncü madde gereği istasyon ile ilgili tüm müsaade ve ruhsatları almak, 9 uncu madde gereği de 200.000,00 TL tutarlı teminat mektubu vermek olduğu, ancak bayi tarafından intifa tesis edilmediği, teminat mektubu verilmediği, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediği, satış destek primi için ise zeyilnamede bir koşul öngörülmediği, ancak sözleşmelerin yürürlükte kaldığı süre boyunca davacı Kalemşah tarafından intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve diğer alacak kalemi olan satış destek primi talep edilmediği, her sözleşme yılı başında satış destek primi faturası düzenlenmesi gerekirken bu yapılmayıp ticari ilişki sürdürülerek, karşı tarafta bu primin istenmeyeceği yönünde haklı bir güven oluşturulduğu, bu durumda tarafların fiili olarak zeyilname hükümlerini tadil ettikleri, davalı ...
tarafından teminat ve intifa hakkı tesisi hakkından vazgeçildiği, bunun karşılığında davacı Kalemşah tarafından da intifa bedeli, teknik yatırım destek primi ve satış destek primi talep hakkından vazgeçildiğinin kabul edilmesi gerektiği, 01.11.2010 ilk sözleşmelerin süre bitiminde taraflarca bir ay süreli yeni sözleşmeler imzalanmış olup, ilk sözleşmelerin bitiminde de davacı Kalemşah tarafından prim alacakları hakkı saklı tutulmadığı, bu durumda tüm sözleşmeler sona erdikten sonra bu bedellerin talep edilmesi dürüstlük kuralına da aykırı olduğu, sözleşmelerin devamı süresince davacı tarafından yakıtmatik bedellerinin vade farkı ile birlikte ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödendiği, bu nedenle taraflar arasında bu hususta bir teamül oluştuğu anlaşılmakla, davacının vade farkı telafisi amacıyla satış destek primi alacağı talep etmesi mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece davacı Kalemşah şirketi tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen davada, mahkemece, takip tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için hesaplanan işlemiş faiz tutarı da asıl alacağa eklenerek bu tutar yönünden de itirazın iptaline karar verilmiş olup, takip talebinde bulunmayan işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlılığı ilkesine aykırı olduğu, ayrıca mahkemece hüküm altına alınan alacağa %42 oranını geçmemek üzere avans faizine hükmedildiği, taraflarca imzalanmış olan 01.11.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile 27.10.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin 4.n maddesinde, ürün bedellerinin ödenmemesi veya geç ödenmesi halinde Total'in günlük %04 oranında gecikme faizi talep edebileceği, 01.11.2010 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde, bayinin ürün bedellerini ödememesi veya geç ödemesi halinde şirketin aylık %10 gecikme faizi tahakkuk ettirebileceği, 27.10.2015 tarihli istasyonlu bayilik sözleşmesinin 5.1 maddesinde, bayinin ürün bedellerini ödememesi veya geç ödemesi halinde şirketin aylık %5 gecikme faizi tahakkuk ettirebileceğinin hüküm altına alındığı, söz konusu hükümlerin tacir olan tarafları bağlayıcı nitelikte olup, davacı ...
tarafından sözleşmelerle kararlaştırılan orandan daha düşük bir oranda olmak üzere yıllık %42 oranında faiz talep edilmesinde sözleşmelere aykırılık bulunmadığı, bu nedenle mahkemece hükmedilen alacağa %42 oranında faiz uygulanması gerekirken bu oranı geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, karar asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekilince, katılma yoluyla da birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinden kaynaklanan intifa bedeli, yatırım destek primi ve satış destek primi alacağının tahsili; birleşen dava ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı,birleşen davada davalı vekili, katılma yoluyla da birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1093980300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz