6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırının altında kalan miktarda temyiz dilekçesinin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6809 E. 2024/8155 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez; temyize konu miktar kesinlik sınırının altındaysa temyiz dilekçesi miktardan reddedilir. Esas bakımından: sipariş teyit formunda bedelin bir kısmının peşin ödeneceği kararlaştırılmışsa, peşinatı ödemeyen sipariş veren karşı taraftan ifa talep edemez; yapılan bir ödemenin dava konusu siparişin avansı olduğu, sonraki dönemde başka faturalar da defterlere işlenmişse ispatlanmalıdır. Salt faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması, fatura içeriğinin karşı tarafça kabul edildiği anlamına gelmez. Buna karşılık alacak her iki tarafın ticari defterlerinde uyumlu biçimde kayıtlı faturalara dayanıyorsa likit ve belirlenebilir sayılır ve borçlunun itirazı haksız görülerek icra inkâr tazminatına hükmedilir; takipte kötüniyet ispat edilemedikçe kötüniyet tazminatına hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin miktardan reddi → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir. Dosya içeriğine göre karşı davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle geçerli kesinlik sınırının altında kalmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl davada, peşin ödeme koşulunu yerine getirmeyen sipariş verenin ifa ve tazminat talebi ile faturaya itiraz edilmemesinin etkisi → ret

İddia: Asıl davada davacı, siparişin sipariş teyit formuyla onaylandığını, kararlaştırılan teslim tarihinde hiçbir teslimat yapılmadığını, bu nedenle kendi müşterisine karşı edimini yerine getiremeyip cezai şart ödemek zorunda kaldığını, düzenlediği zarar faturasına itiraz edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sipariş formunda teslim tarihi el yazısıyla düzeltilmiş olup düzeltmede davalı-karşı davacının kaşe ve imzası bulunmasa da sipariş ilişkisi her iki tarafın kabulündedir. Davacının imzasını taşıyan sipariş teyit formunda sipariş tutarının %30'unun peşin ödeneceği belirtildiğinden, davacının davalıdan ifa talebinde bulunabilmesi için öncelikle bu %30'luk kısmı ödemesi gerekir. Davalının kayıtlarında davacının bir ödemesi görünmekle birlikte, bu ödemeden sonra tarafların ticari defterlerine davalının başkaca faturaları da işlendiğinden söz konusu ödemenin dava konusu ürünün avansı olarak verildiği ispatlanamamış, davacı kendi üzerine düşen edimi yerine getirmemiştir. Davacının kendi defterlerinde kayıtlı olup davalının kayıtlarında yer almayan marj farkı faturası bakımından ise, salt faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edildiği anlamına gelmez. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Karşı davada alacağın ticari defterlerle ispatı ve likit alacakta icra inkâr tazminatı → kısmi kabul

İddia: Karşı davacı, cari hesaptan doğan asıl alacağının ödenmediğini ve borçlunun takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Karşı dava konusu alacak, her iki tarafın ticari defterlerine kayıtlı faturalara dayanmakta ve bu kayıtlar uyum içindedir. Hüküm altına alınan miktar için borçlunun itirazında haksız olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte bulunduğu anlaşıldığından alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Asıl davada takip alacaklısı aleyhine kötüniyet tazminatı → ret

İddia: Karşı davacı, asıl davada takibin kötüniyetle başlatıldığını ileri sürerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Asıl davada davacının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebi reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde HMK 366 atfıyla 352/1-b uyarınca temyiz dilekçesinin reddedileceği yönündeki usuli tespit ile, peşin ödeme koşulunu yerine getirmeyen sipariş verenin ifa talep edemeyeceği ve faturaya süresinde itiraz edilmemesinin içeriğin kabulü sayılmayacağı yönündeki maddi hukuk tespitleri bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin miktardan reddi itirazın iptali karşı dava sipariş teyit formu peşin ödeme koşulu sözleşmenin nispiliği faturaya itiraz ticari defterlerin delil niteliği likit alacak icra inkâr tazminatı kötüniyet tazminatı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6809 E.  ,  2024/8155 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/301 E., 2023/1378 K.

HÜKÜM

Asıl dava ret, karşı dava kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/1019 E., 2020/709 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı karşı davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı karşı davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava bakımından taraf vekilleri, karşı dava bakımından karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre karşı davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 77.404,68 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730 TL’nin altında kalmaktadır.

Taraf vekillerinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçeleri üzerinde kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın, ... Birleşik Mağazacılık A.Ş. marketlerinin ülke genelinde şubelerinde satılmak üzere bir kısım ofis ve kırtasiye ürünlerinin siparişine dair sözleşme akdettiğini, bu sözleşme doğrultusunda davalı ile bu ürünlerin üretimi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalıya "... Spiralli Lastikli Sunum Dosyası" siparişi verildiğini, davalı tarafından 16.03.2017 tarihli sipariş teyit formu ile siparişlerin onaylandığını ve kararlaştırılan teslim tarihlerinde süresi içinde gönderileceğinin bildirildiğini, ürünlerin teslim tarihinin 15.06.2017 olarak kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafından bu siparişe yönelik herhangi bir teslim gerçekleşmediğini, sürecin daralması nedeniyle müvekkili şirketin ...

A.Ş.'ye teslim etmesi gereken ürünlerle ilgili başka bir firma ile anlaşma yapma imkanının da kalmadığını, müvekkili şirketin sipariş ettiği ürünleri teslim alamadığı için kendi edimini de yerine getiremediğini, gerek maddi ve gerekse güven ve itibar kaybı yaşayarak mağdur olduğunu, müvekkili şirketin ... A.Ş.'ye cezai şart ödemek zorunda bırakıldığını, müvekkili şirket tarafından davalı yana ödemelerin büyük bir çoğunluğunun yapıldığını, müvekkili şirketin sonrasında zarara ilişkin fatura kesip gönderdiğini, davalı tarafından teslim alınan bu faturaya itiraz edilmediğini, müvekkili tarafından bakiye 261.022,45 TL cari hesap alacağı ve faizine dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek davalının Küçükçekmece 1.İcra Dairesi'nin 2017/10250 E.

sayılı dosya nezdinde yapılan borca, faize ve tüm ferilerine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’si tutarında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, cari hesap ilişkisinde ise müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı tarafından sunuluna sipariş teyit formu ile davalı müvekkil firmadan sunum dosyası 40’lı spiralli ... şeklindeki ürün siparişi verdiğini, ancak sipariş teyit formunda açıkça yazılı olduğu üzere kararlaştırılan bedelin ödemesinin %30 peşin ve %70 mal teslimi 1 hafta şeklinde kararlaştırıldığını, peşinat olarak kararlaştırılan %30 bedelin ödenmediğini, ayrıca davacı tarafın başkaca siparişlerine ilişkin ödenmeyen borçlarının bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinden ürün talep edilemeyeceğini, davacı tarafça sunulu olan ve müvekkili şirketin kaşe ve imzasını içermeyen sipariş teyit formunda yer alan teslim tarihinin müvekkili bağlamayacağını, kaldı ki teslim tarihinin elle sonradan yazıldığını, bu kısımlarda müvekkilinin kaşe imza ya da parafının bulunmadığını, davacı ile ...

arasındaki sözleşmenin müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını, davacının zarara uğradığından bahisle düzenlediği faturanın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bu nedenle fatura içeriğini kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; karşı davasında ise müvekkili firmanın cari hesapta yer alan asıl alacağının 77.404,68 TL olduğunu, bu alacağın borçlu tarafından ödenmediğini, müvekkili firma tarafından karşı davalı aleyhine Bakırköy 12.İcra Dairesi'nin 2017/14628 E. sayılı dosyası ile 77.404,68 TL asıl alacak ve 1.240,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 78.645,28 TL üzerinden icra takibine geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı dava mahiyetinin farklı olduğunu ve davaların tefriki gerektiğini, müvekkili şirketin, cari hesap ilişkisi gereği davacıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle icra takibine itiraz edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, nitekim müvekkili şirketin, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün 2017/10250E. sayılı icra dosyasında takibe konulan 261.022,45TL cari hesaba göre karşı davacıdan alacaklı durumda olduğunu, bu nedenle davacının müvekkili şirkete evvelce yapılan kırtasiye ürünlerine yönelik 78.645,28TL alacaklı olduğu iddiasının da yersiz olup, icra takip dayanağını da cari hesap ekstresinin oluşturduğunu savunarak davacının karşı davasının reddini, karşı davacı aleyhine asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 16.03.2017 tarihli sipariş teyit formunun bulunduğu, bu formda ürün özelliklerinin belirtildiği, teslim tarihi olarak Temmuz ayının yazıldığı, ancak bu ayın üzerinin çizilerek en geç teslim tarihinin 15 Haziran olarak belirlendiği, bu düzeltmenin davalı karşı davacı tarafından onaylandığına ilişkin kaşe ve imzanın bulunmadığı, ödemenin %30 peşin %70 mal tesliminden itibaren 1 hafta olarak belirlendiği, bedelin 121.776 USD olarak kararlaştırıldığı, formun üzerinde davacı karşı davalı şirket olan ... Ofis'in imza ve kaşesinin bulunduğu, taraflar arasında sipariş teyit formunun bulunduğunun her iki tarafın da kabulünde olduğu ve tarafları bağladığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davalının taraf olmadığı ...

A.Ş. ile yapılan sözleşmenin asıl davalıyı bağlamayacağı, davalı tarafın ihtarnameye cevabında davacının tüm iddialarını reddettiği, sipariş formundaki teslim tarihi düzeltmesini kabul etmediği de dikkate alınarak davalı karşı davacı şirketçe onaylanmayan teslim tarihindeki değişikliğin kendisini bağlamayacağı, sipariş formunda ödemeye ilişkin düzenleme uyarınca davalı karşı davacının %30 peşin ödeme yapılmadan ürünlerin üretimine başlanılmayacağı savunmasının yerinde olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete 24.08.2017 tarihinde KDV dahil 338.427,12TL bedelli marj fark faturasının düzenlendiği, bu kayıtla birlikte davalının borç tutarının 261.022,45TL olduğu, bu faturanın davalının ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmaması sebebiyle faturaya ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olacağı, sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağı, davacı ...'in alacağını ispatlayamadığı, davalı karşı davacı tarafın alacağının her iki tarafın ticari defterinde uyumlu olan kayıtlar da dikkate alınarak ispat edildiği, davalı karşı davacının takipten önce davacı karşı davalıyı temerrüte düşürmediği, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden itirazın iptali davasının reddine, karşı davalının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine;

karşı dava yönünden karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davalının Bakırköy 12. İcra Dairesinin 2017/14628 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 77.404,68 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, yasal şartları oluşmadığından karşı davacının icra inkâr, karşı davalının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davaların esası hakkında verilen kararların yerinde olduğu, zira dosyada bulunan 16.03.2017 tarihli sipariş teyit formunun incelenmesinde davacının davalıdan sunum dosyası siparişi verdiği, sipariş formunda teslim tarihi olarak Temmuz ayının üzeri çizilerek el yazısı ile 15 Haziran olarak düzeltildiği, ödemenin %30 peşin %70 mal tesliminden itibaren 1 hafta olarak belirlendiği, formun üzerinde sadece davacı karşı davalı şirket olan ... Ofis'in imza ve kaşesinin bulunduğu görülmekte ise de sipariş ilişkisinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalı tarafça herhangi bir ürün teslim edilmediği, davalının davacıdan 77.404,68 TL alacağının bulunduğu hususunda her iki tarafın ticari defterlerinin uyum içerisinde olduğu, davacının defterlerinde kayıtlı olan ancak davalının kayıtlarında yer almayan 24.08.2017 tarihli 338.427,12TL bedelli marj farkı faturası ile birlikte davacının defterlerinde davacı lehine 261.022,45 TL alacak kaydı oluştuğu, davacının imzasını taşıyan sipariş teyit formunda sipariş tutarının % 30 kısmının peşin olarak ödeneceği belirtildiğinden davacının davalıdan ifa talebinde bulunabilmesi için öncelikle sipariş tutarının % 30 kısmını davalıya ödemesi gerektiği, davalının kayıtlarında davacının 23.05.2017 tarihli 71.312,00 TL ödemesi bulunduğu ancak bu ödemeden sonra tarafların ticari defterlerine davalının toplam 249.865,00 TL bedelli 5 adet faturasının daha işlendiği, bu durumda davacı tarafından yapılan bu ödemenin dava konusu ürünün avansı olarak verildiği hususunun ispatlanamadığı ve davacının kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediği, salt faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının, fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, ancak karşı dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerine kayıtlı faturalara dayanmakta olduğu, hüküm altına alınan miktar için davalının itirazında haksız olduğu, likit ve belirlenebilir alacak için davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, asıl davada davacının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle davacı karşı davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, davalı karşı davacının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, karşı dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacı karşı davalının Bakırköy 12.

İcra Dairesi'nin 2017/14628 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 77.404,68 TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile takibin 77.404,68 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen 77.404,68 TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 15.480,93 TL icra inkâr tazminatının davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, davacı karşı davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve karşı dava itirazın iptali istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Karşı davalı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davalı vekilinin karşı davaya ilişkin verdiği temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, tarafların asıl davaya ilişkin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde asıl dava yönünden ...ne iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden asıl dava yönünden ... Kırtasiye ve Amb. San. Tic.

Ltd. Şti.'ne yükletilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1092935700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/301 E. 2023/1378 K.

Sipariş bedelinin peşin kısmı ödenmeden ifa talep edilemez

Gerekçe özeti

Sipariş sözleşmesinde ödemenin belirli bir kısmının peşin yapılması şart kılınmışsa ve alıcı bu peşin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ispatlayamamışsa, satıcının üretime/teslime başlamama savunması yerinde kabul edilir ve alıcının bundan kaynaklanan zarardan satıcıyı sorumlu tutması mümkün olmaz. Mal ve hizmet teslimine dayanmayan bir faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması, tek başına fatura içeriğinin muhatap tarafça kabul edildiği sonucunu doğurmaz; faturadan önceki yazışmalarda içerik kabul edilmemişse bu husus dikkate alınır. İtirazın iptali davasında, alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde uyumlu kayıtlarla sabit olması ve itirazın haksız bulunması halinde, alacak likit sayılarak icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.

Emsal değeri

Sipariş sözleşmelerinde peşin ödeme şartının ifa öncesi yerine getirilmesi gerektiği ve ticari defterlerle sabit likit alacaklarda icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: sipariş teyit formu peşin ödeme şartı sözleşmenin nispiliği ticari defter kaydı ile ispat marj farkı faturası itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak kötüniyet tazminatı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/301

KARAR NO 2023/1378

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/11/2020

NUMARASI 2017/1019 Esas 2020/709 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/09/2023

Asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı karşı davalı vekili; müvekkili firmanın, ... A.Ş. marketlerinin ülke genelinde şubelerinde satılmak üzere bir kısım ofis ve kırtasiye ürünlerinin siparişine dair sözleşme akdettiğini, bu sözleşme doğrultusunda davalı ile bu ürünlerin üretimi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalıya "..." siparişi verildiğini, davalı tarafından 16.03.2017 tarihli sipariş teyit formu ile siparişlerin onaylandığını ve kararlaştırılan teslim tarihlerinde süresi içinde gönderileceğinin bildirildiğini, ürünlerin teslim tarihinin 15.06.2017 olarak kararlaştırılmasına rağmen davalı tarafından bu siparişe yönelik herhangi bir teslim gerçekleşmediğini, sürecin daralması nedeniyle müvekkili şirketin ... A.Ş.'ye teslim etmesi gereken ürünlerle ilgili başka bir firma ile anlaşma yapma imkanının da kalmadığını, müvekkili şirketin sipariş ettiği ürünleri teslim alamadığı için kendi edimini de yerine getiremediğini, gerek maddi ve gerekse güven ve itibar kaybı yaşayarak mağdur olduğunu, müvekkili şirketin ...

A.Ş.'ye cezai şart ödemek zorunda bırakıldığını, müvekkili şirket tarafından davalı yana ödemelerin büyük bir çoğunluğunun yapıldığını, müvekkili şirketin sonrasında zarara ilişkin fatura kesip gönderdiğini, davalı tarafından teslim alınan bu faturaya itiraz edilmediğini, müvekkili tarafından bakiye 261.022,45-TL cari hesap alacağı ve faizine dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından haksız olarak takibe itiraz edildiğini belirterek davalının Küçükçekmece ...İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosya nezdinde yapılan borca, faize ve tüm ferilerine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20’si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı karşı davacı vekili; taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, cari hesap ilişkisinde ise müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, davacı tarafından sunuluna sipariş teyit formu ile davalı müvekkil firmadan sunum dosyası 40’lı spiralli ... şeklindeki ürün siparişi verdiğini, ancak sipariş teyit formunda açıkça yazılı olduğu üzere kararlaştırılan bedelin ödemesinin %30 peşin ve %70 mal teslimi 1 hafta şeklinde kararlaştırıldığını, peşinat olarak kararlaştırılan %30 bedelin ödenmediğini, ayrıca davacı tarafın başkaca siparişlerine ilişkin ödenmeyen borçlarının bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinden ürün talep edilemeyeceğini, davacı tarafça sunulu olan ve müvekkili şirketin kaşe ve imzasını içermeyen sipariş teyit formunda yer alan teslim tarihinin müvekkili bağlamayacağını, kaldı ki teslim tarihinin elle sonradan yazıldığını, bu kısımlarda müvekkilinin kaşe imza ya da parafının bulunmadığını, davacı ile ...

arasındaki sözleşmenin müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını, davacının zarara uğradığından bahisle düzenlediği faturanın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, bu nedenle fatura içeriğini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş; karşı davası ile ise müvekkili firmanın cari hesapta yer alan asıl alacağının 77.404,68-TL olduğunu, bu alacağın borçlu tarafından ödenmediğini, müvekkili firma tarafından karşı davalı aleyhine Bakırköy ...İcra Dairesi'nin ... E.Sayılı dosyası ile 77.404,68-TL asıl alacak ve 1.240,60-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 78.645,28-TL üzerinden icra takibine geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının haksız itirazının iptaline, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı ile davalı arasında 16.03.2017 tarihli sipariş teyit formunun bulunduğu, bu formda ürün özelliklerinin belirtildiği, teslim tarihi olarak Temmuz ayının yazıldığı, ancak bu ayın üzerinin çizilerek en geç teslim tarihinin 15 Haziran olarak belirlendiği, bu düzeltmenin davalı karşı davacı tarafından onaylandığına ilişkin kaşe ve imzanın bulunmadığı, ödemenin %30 peşin %70 mal tesliminden itibaren 1 hafta olarak belirlendiği, bedelin 121.776-USD olarak kararlaştırıldığı, formun üzerinde davacı karşı davalı şirket olan ...'in imza ve kaşesinin bulunduğu, taraflar arasında sipariş teyit formunun bulunduğunun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı ile davalı arasındaki sipariş teyit formunun tarafları bağladığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca davalının taraf olmadığı ...

A.Ş. ile yapılan sözleşmenin kendisini bağlamayacağı, davalı tarafın ihtarnameye cevabında davacının tüm iddialarını reddettiği, sipariş formundaki teslim tarihi düzeltmesini kabul etmediği de dikkate alınarak davalı karşı davacı şirketçe onaylanmayan teslim tarihindeki değişikliğin kendisini bağlamayacağı, sipariş formunda ödemeye ilişkin düzenleme uyarınca davalı karşı davacının %30 peşin ödeme yapılmadan ürünlerin üretimine başlanılmayacağı savunmasının yerinde olduğu, tarafların ticari kayıtlarının 17.08.2017 sonu itibariyle birebir uyumlu olduğu, davacı tarafın davalıdan 77.404,66-TL alacaklı olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete 24.08.2017 tarihinde KDV dahil 338.427,12-TL bedelli marj fark faturasının düzenlendiği, bu kayıtla birlikte davalının borç tutarının 261.022,45-TL olduğu, bu faturanın davalının ticari defter kayıtlarında bulunmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmaması sebebiyle faturaya ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olacağı, sadece faturanın tebliğ edilmiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağı, davacı ...'in alacağını ispatlayamadığı, davalı karşı davacı tarafın asıl alacağının her iki tarafın ticari defterinde uyumlu olan kayıtlarda dikkate alınarak ispat edildiği, davalı karşı davacının takipten önce davacı karşı davalıyı temerrüte düşürmediği, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden itirazın iptali davasının reddine, karşı davalının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine;

karşı dava yönünden karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 77.404,68 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, yasal şartları oluşmadığından karşı davacının icra inkar, karşı davalının kötüniyet tazminat taleplerinin reddine, davalı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarında lehlerine tespit bulunmasına rağmen mahkemece herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının ispat edilmiş olmasına rağmen mahkemenin dosya içeriğine ve bilirkişi raporundaki tespitlere aykırı olarak taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığına karar verdiğini, taraflar arasındaki akdi ilişkinin 16/03/2017 tarihli sipariş teyit formunun davalı tarafından onaylanması ile kurulduğunu, davanın tarafları arasında ürünlerin ... AŞ'ye yetiştirilmesi için birçok e-posta ve yazışması yapıldığını, delil listesinde gösterdikleri delillerin incelenmediğini, tanıkların dinlenmediğini, dosyaya sunulan yazışmalardan dahi davalının müvekkilini oyaladığının anlaşıldığını, yargılamada faturanın davalı tarafa tebliği üzerine inceleme yapıldığını, ancak mahkemenin müvekkilinin uğradığı zarara binaen düzenlediği marj farkı faturasına yönelik hiç bir inceleme yapmadığını, müvekkili tarafından düzenlenen marj farkı faturasının davalıya ...

ile teslim edildiğini, gönderinin üzerinde fatura numarasının da yazılı olduğunu, davadan önce tebliğ edilen ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, müvekkilinin siparişi Haziran ayı olarak verdiğini, ancak davalının kendi kabulünde olan Temmuz ayında dahi siparişlerini yetiştiremediğini, ayrıca ağustos ayında gönderilen ihtarnamede verilen süreye rağmen siparişin yerine getirilemediğini, davalı firmanın siparişin üretimine başlandığına ancak üretimlerinde sorun olması nedeniyle üretim yapamadıklarına dair yazışmalarının bulunduğunu, mahkemece bu yazışmaların da gözardı edildiğini, bunun dışında davalı şirketten kaynaklanan aksaklıklara rağmen Mayıs 2017'de davalının "numunelerinizi yaptık" beyanına güvenen müvekkilinin davalıya 20.000-USD ödeme yaptığını, ancak numunenin gönderilmediği gibi siparişlerinde tamamlanmadığını, kendi edimini yerine getirmeyen kimsenin karşı taraftan edimini yerine getirmesini bekleyemeyeceğini, önceki alışverişlerde davalının numune getirmesi ve getirilen numunenin onaylanması üzerine üretime geçildiğini ve peşinat ödemesinin de numune onayında yapıldığını, bu defa numune hazırlanamamasının davalının kendisinden kaynaklanan hammadde bulamaması, makine alımı, kalıp yapımı, üretim sürecinde yaşadığı aksaklıklardan kaynaklandığını, müvekkili şirketin yine de iyi niyetli olarak davalıya 20.000-USD ödediğini, mahkemece hangi tarafın kusurlu olduğunun araştırılmadığını, davalının siparişleri zamanında teslim etmemesi nedeniyle müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalının siparişlerini yetiştirememesi nedeniyle müvekkilinin ...

A.Ş.'den aldığı siparişlerin iptal edildiğini, müvekkilinin böylelikle kârdan mahrum kaldığı gibi gelecek yıllardaki siparişlerinde de %70 oranda düşüş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili istinaf dilekçesinde; asıl dava yönünden kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmasına rağmen mahkemece tazminata hükmedilmediğini, davacının davada müvekkiline ödeme yapmadığını zımnen ikrar ettiğini, bu nedenle davalının kötüniyetli olarak hareket ettiğini, karşı dava bakımından ise davacının kesilen faturalara yönelik bir itirazının bulunmadığını, davacının alacak talebinde dahi müvekkilinin 77.404,68-TL alacağını mahsup ederek talepte bulunduğunu, müvekkilinin alacağının ticari defterler ile sabit olduğunu, likit alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ... ile aralarında sözleşme nedeniyle teslim yükümlülüğünde olduğu kırtasiye malzemelerini davalıdan sipariş ettiğini, ancak davalının ürünleri süresinde teslim etmemesi nedeniyle müvekkilinin de ... ile arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirememesi sonucunda kârdan mahrum kaldığını belirterek marj farkı açıklaması ile düzenlenen 24/08/2017 tarihli 338.427,12-TL bedelli fatura sonucunda oluşan cari hesap alacağını talep etmektedir. Davalı vekili ise davacının sipariş bedelinin peşin ödemesi gereken %30 kısmını ödememesi ve cari hesap borcunun bulunması nedeniyle mal teslim yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuş;

karşı davası ile cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağını talep etmiştir. Dosyada bulunan 16/03/2017 tarihli sipariş teyit formunun incelenmesinde davacının davalıdan sunum dosyası siparişi verdiği, sipariş formunda teslim tarihi olarak Temmuz ayının üzeri çizilerek el yazısı ile 15 Haziran olarak düzeltildiği, ödemenin %30 peşin %70 mal tesliminden itibaren 1 hafta olarak belirlendiği, formun üzerinde sadece davacı karşı davalı şirket olan ...'in imza ve kaşesinin bulunduğu görülmekte ise de sipariş ilişkisinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalı tarafça herhangi bir ürün teslim edilmediği, uyuşmazlığın ise ürün teslim edilmemesi nedeniyle davacının uğradığı zarardan davalının sorumlu olup olmadığı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.

Davalının davacıdan 77.404,68-TL alacağının bulunduğu hususunda her iki tarafın ticari defterlerinin uyum içerisinde olduğu tespit edilmiş olup, davacının defterlerinde kayıtlı olan ancak davalının kayıtlarında yer almayan 24.08.2017 tarihli 338.427,12-TL bedelli marj farkı faturası ile birlikte davacının defterlerinde davacı lehine 261.022,45-TL alacak kaydı oluştuğu belirlenmiştir. Davalı %30 peşin ödemenin yapılmaması ve önceki borçların ödenmemesi nedeniyle ifa borcunun doğmadığını ileri sürmektedir. Gerçekten de davacının imzasını taşıyan sipariş teyit formunda sipariş tutarının % 30 kısmının peşin olarak ödeneceği belirtilmiştir. Bu durumda davacının davalıdan ifa talebinde bulunabilmesi için öncelikle sipariş tutarının % 30 kısmını davalıya ödemesi gerekmektedir.

Davalının kayıtlarında davacının 23/05/2017 tarihli 71.312-TL ödemesi bulunmaktadır. Ancak bu ödemeden sonra tarafların ticari defterlerine davalının toplam 249.865-TL bedelli 5 adet faturası daha işlenmiştir. Bahsi geçen faturalar da dikkate alındığında davacı tarafından yapılan bu ödemenin dava konusu ürünün avansı olarak verildiği hususunun ispatlanamadığı, bu durumda davacının kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediği anlaşıldığından davalının %30 peşin ödeme yapılmadan ürünlerin üretimine başlanılmayacağı savunmasının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacının dava dışı ...A.Ş. ile aralarındaki sözleşme nedeniyle üstlendiği edimi yerine getirememesinden kaynaklandığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir.Diğer taraftan davacı 24.08.2017 tarihli 338.427,12 TL bedelli marj farkı faturasının davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle faturanın davalıyı bağladığını ileri sürülmektedir.

Ancak davalı tarafından bahsi geçen faturanın düzenlenmesinden önce gönderilen e-posta yazışmalarından da anlaşılacağı üzere faturanın düzenlenmesine esas teşkil eden olgular davalı tarafından kabul edilmemektedir. Ayrıca bahsi geçen faturanın mal ve hizmet teslimine dayanmadığı da dikkate alındığında salt faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının, fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edilmesi sonucunu doğurması mümkün değildir. Bu durumda davacının ...A.Ş. ile aralarındaki sözleşme nedeniyle yerine getiremediğini ileri sürdüğü sipariş nedeniyle uğradığı zarardan davalı karşı davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından asıl davanın reddine; taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı karşı davacının bakiye 77.404,68-TL alacağı her iki tarafın ticari defterleri ile sabit olduğundan birleşen davanın kabulüne davacı karşı davalının bu kısım yönünden itirazının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Buna karşılık İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak her iki tarafın ticari defterlerine kayıtlı faturalara dayanmakta olduğu, hüküm altına alınan miktar için davalının itirazında haksız olduğu da belirlendiğine göre, likit ve belirlenebilir alacak için davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatı talebinin reddi doğru görülmemiştir.

Bu yönüyle davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Asıl davaya ilişkin kötüniyet tazminatı talebi bakımından ise davacının takipte kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı karşı davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; karşı davada davalı karşı davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davalı karşı davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davalının itirazının 77.404,68-TL asıl alacak yönünden iptaline, davalı karşı davacı lehine 15.480,93-TL icra inkar tazminatı takdirine, davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı karşı davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı karşı davacı ... Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1019 Esas 2020/709 Karar sayılı ve 25/11/2020 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA, 1-Asıl dava yönünden, açılan itirazın iptali davasının reddine, davalı karşı davacının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine, 2-Karşı dava yönünden, davanın kısmen kabulüne, davacı karşı davalının Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 77.404,68-TL asıl alacak yönünden kısmen iptali ile takibin 77.404,68-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75 oranında faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hükmedilen 77.404,68-TL alacağın %20'si oranında hesaplanan 15.480,93-TL icra inkar tazminatının davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, davacı karşı davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, İlk Derece Mahkemesine ilişkin olarak;

"Asıl dava yönünden; alınması gereken 54,40-TL karar harcının davacı karşı davalı tarafından yatırılan 3.176,64-TL peşin harçtan mahsubu ile 3.122,24-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı karşı davalıya iadesine, Davalı lehine takdir olunan 33.703,81-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, " "Karşı dava yönünden; alınması gereken 5.287,51-TL karar harcından davalı karşı davacı tarafından yatırılan 1.343,07-TL peşin harcın mahsubu ile 3.944,44-TL peşin harcın davacı karşı davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davalı karşı davacı tarafından yatırılan toplam 1.374,47-TL harcın davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, Davacı karşı davalı tarafından yapılan 800-TL bilirkişi ücreti ve 107-TL posta masrafı olmak üzere toplam 907-TL yargı giderinin kabul- red oranına göre hesaplanan 14,31-TL'sinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, kalanın davacı karşı davalı üzerinde bırakılmasına, Davalı karşı davacı tarafından yapılan 73,40-TL yargı giderinin kabul- red oranına göre hesaplanan 72,24-TL'sinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, kalanın davalı karşı davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı karşı davacı lehine takdir olunan 10.862,61-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, Davacı karşı davalı lehine takdir olunan 1.240,60-TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davacı/karşı davalı tarafından yatırılan toplam 1.381,17‬-TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davalı/karşı davacı tarafından yatırılan toplam 118,60-TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Taraflar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.21/09/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.