6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Takibin yetkili icra dairesinde başlatılması özel dava şartıdır

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6384 E. 2024/7616 K. · · İlk derece: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Gerekçe özeti

Para alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde yetkili icra dairesi genel yetki kuralına göre, yani İİK 50'nin atfıyla HMK 6 uyarınca borçlunun ikametgâhına göre belirlenir; HMK 10'daki özel yetki kuralı ve dolayısıyla TBK 89 bu takipte uygulanmaz. Takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması itirazın iptali davası bakımından özel dava şartıdır; borçlu ödeme emrine itirazında icra dairesinin yetkisine de itiraz etmişse ve takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmışsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesinin belirlenmesi ve yetkili icra dairesinde takibin özel dava şartı olması → ret

İddia: Davacı, sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi üzerine ödediği bedelin bakiyesi için alacaklının yerleşim yerindeki icra dairesinde takip başlattığını ve davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK'nın 10 uncu maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının, dolayısıyla TBK'nın 89 uncu maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesi genel yetki kuralına göre belirlenir; İİK'nın 50 nci maddesinin atfı ile HMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca yetkili icra dairesi takip borçlusunun ikametgâhının bulunduğu yer icra daireleridir. Takip ise alacaklının ikametgâhındaki icra dairesinde başlatılmıştır. Takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiğinden dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmelidir. (Yargıtay'ca benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Alacak takibinde yetkili icra dairesinin İİK 50 atfıyla HMK 6'ya göre belirleneceği, HMK 10 ve TBK 89'un uygulanamayacağı ve takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olmasının itirazın iptali davasında özel dava şartı sayıldığı yönündeki tespit bakımından emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde yetkili icra dairesi genel yetki kuralına göre belirlenir; İİK 50'nin atfıyla HMK 6 uyarınca takip borçlusunun ikametgâhının bulunduğu yer icra daireleri yetkilidir. HMK 10'daki özel yetki kuralı ve TBK 89 bu takipte uygulanmaz.
Dava şartı
takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması (özel dava şartı)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra dairesinin yetkisi genel yetki kuralı özel yetki kuralı ifa yeri özel dava şartı yetki itirazı usulden ret

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 6HMK 10 · TBK — TBK 89 · İİK — İİK 50

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/6384 E.  ,  2024/7616 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1884 Esas, 2023/1451 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/259 E., 2023/555 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflarca 26.03.2018'de sözleşme imzalandığını, müvekkilinin 300.000 USD ödemeyi davalıya yaptığını, sözleşme şartlarının davalıca yerine getirilmemesi üzerine müvekkili tarafından yapılan 300.000 USD ödemenin, 208.084,78 USD’si davalı borçlu şirketten alınmış ise de 91.915,22 USD bakiye alacak kaldığını, bakiyenin ödenmemesi üzerine Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün 2022/14058 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatılmışsa da davalı-borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün 2022/14058 E. sayılı takibe yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmeye göre üretilen mermerin mermer ocağında beklediğini, davacının teslim almaması nedeniyle zayi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, HMK'nun 10. maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının, dolayısıyla TBK'nun 89. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığı, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesi genel yetki kuralına göre belirleneceği, İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 6 maddesi uyarınca yetkili icra dairesi davalı/takip borçlusunun ikametgahı olan Afyonkarahisar İcra Daireleri olduğu, takibin ise davacının ikametgahı olan Bakırköy İcra Dairesi'nde başlatıldığı takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.

03. 09.2022 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1092927400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1884 E. 2023/1451 K.

Usulden reddedilen davada nispi değil maktu vekalet ücreti isabetlidir

Gerekçe özeti

Dava şartı yokluğu (örneğin icra dairesinin yetkisizliği) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi halinde, davalı yararına hükmedilecek vekalet ücreti AAÜT m.7/2 ve 13/2 uyarınca nispi tarifeye göre hesaplanır; ancak bu nispi ücretin miktarı maktu vekalet ücretini geçemez. Bu açık tarife hükmüne rağmen nispi ücret talebiyle istinaf yoluna başvurulması, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilebilir ve buna sebebiyet veren vekil hakkında HMK m.329/2 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilebilir.

Emsal değeri

Dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilen davalarda vekalet ücretinin AAÜT 7/2 ve 13/2 maddeleri gereği nispi değil, maktu sınırla kayıtlı olarak takdir edilmesi gerektiği ve buna aykırı istinaf başvurularının hakkın kötüye kullanılması sayılabileceği yönünden emsal niteliğindedir.

Kavramlar: dava şartı usulden ret nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücreti AAÜT disiplin para cezası istinaf başvuru hakkının kötüye kullanılması icra dairesinin yetkisi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1884

KARAR NO 2023/1451

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/06/2023

NUMARASI 2023/259 Esas - 2023/555 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/10/2023

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, borçlu şirketin mermer ocağında aylık 2.000–2.500 ton üretim yapıldığını, taraflarca 26.03.2018'de sözleşme imzalandığını, müvekkilinin 300.000-USD ödemeyi davalıya yaptığını, sözleşme şartlarının davalıca yerine getirilmemesi üzerine müvekkili tarafından yapılan 300.000-USD ödemenin, 208.084,78-USD’si davalı borçlu şirketten alınmış ise de 91.915,22-USD bakiye alacak kaldığını, bakiyenin ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul ... Noterliğinin 01.12.2022 tarihli ihtarname keşide edilerek alacağın istendiğini, ödenmemesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 91.915,22-USD anapara ve işleyen 232,68-USD faizi olmak üzere toplam 92.147,90-USD alacağın - 1.728.528,71-TL tahsili için icra takibi başlatılmışsa da davalı-borçlu söz konusu takibe de itiraz ettiğini ve takibin durduğunu,arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama yönünde sonlandığını belirterek Bakırköy ...

İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı takibe yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili tarafından çıkartılan mermerin kaliteli ve piyasada nadir bulunan bir taş olduğunu, davacının ödediği miktarın ortalama olarak 2 sevkiyat neticesinde karşılanabileceğini, sözleşme şartlarına uygun olarak mermer üretimi yaptığını, üretilen mermerleri ocakta satışa ve teslime hazır hale getirdiğini, davacı şirketin, sözleşmenin düzenlendiği 26.03.20218'den bu güne kadar geçen sürede, mermerlerin pazarlamasını yapmadığını, ürün teslim almadığını, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ürünlerin istenilen özellikte olmadığına dair müvekkiline herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını; sözleşmede asgari bir üretim miktarı belirlenmediğini, sözleşmenin akdinden sonra davacının, davacının talep edip de müvekkili şirketin üretim miktarını karşılayamadığı bir sipariş bulunmadığını, sözleşme gereğince, davacı tarafından ödenen 300.000-USD depozito bedelinin karşılığında müvekkili şirketin ödemesi gereken herhangi bir bedel olmadığını, sözleşme hükümleri gereğince 300.000-USD depozito bedelinin karşılığı mermer olarak ödenecek olup, nakit olarak ödenecek tutar olmadığını,üretimi yapılarak ocakta hazır halde bekleyen mermer ürünlerin satışının yapılmaması nedeniyle bu ürünlerin zayi olduğunu, zayi olan mermer ürünlerden dolayı müvekkili şirketin 250.000-USD civarında zararı olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının talebinin sözleşme uyarınca ödenen bedelin kalan kısmının ödenmesine ilişkin olup HMK'nun 10 maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının, dolayısıyla TBK'nun 89 maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığı,alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesi genel yetki kuralına göre belirleneceği, İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 6 maddesi uyarınca yetkili icra dairesi davalı/takip borçlusunun ikametgahı olan Afyonkarahisar İcra Daireleri olduğu,takibin ise davacının ikametgahı olan Bakırköy İcra Dairesi'nde başlatıldığı takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,Davalı vekili için yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca yararına maktu 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili,kararda davalı lehine AAÜT uyarınca 9.200-TL vekalet ücretine hükmedildiği, davalının yargılama aşamasında kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle AAÜT gereğince davanın reddine karar verilen miktar üzerinden 185.426,39-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden 9.200-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, bu yönden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davaları bakımından dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz mahkemenin yetkisine itirazdan evvel incelenmesi gerekir. Davacı tarafından açılan dava icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle usulden reddedilmiş davalı yararına AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 9.200-TL vekalet ücretine hükmedilmiş, hükmün esasına yönelik davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmamış, davalı vekili ;davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. AAÜTnin m. 7/2 ye göre; “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmaktadır.

Tarifenin açıklanan hükmü gereğince; konusu para veya para ile değerlendirilmesi mümkün bulunan bir şey olan davanın dava şartlarından birinin bulunmaması (noksan olması) nedeniyle usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez. Somut olayda mahkemece,dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğine göre, davalı lehine tarifenin 7/2 ve 13/2 maddelerine uygun şekilde vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinde tarifeye aykırılık bulunmamaktadır.6100 Sayılı HMK m.329/2 ''Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, 500-Türk Lirasından 5.000-Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir.

Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.'' hükmünü haizdir. Davanın usulden reddine ilişkin hüküm esasa dair bir inceleme yapılmadığı ve tarife hükmü açık olduğu halde , davalı yararına nispi vekalet ücreti hükmedilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı, duruma da vekili Av. ...'ün sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle; istinaf sebepleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekili Av. ... hakkında HMK 329/2 gereği 5.000-TL disiplin para cezası verilmesine, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.