Ortakların katılmadığı çağrısız genel kurulda alınan kararlar yok hükmündedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2434 E. 2024/7692 K. ·
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Çağrısız genel kurulda alınan kararların geçerliliği, tüm ortakların hazır bulunması ve toplantı nisabının toplantı boyunca korunmasına bağlıdır; katılmayan (imzası bulunmayan) ortak yönünden bu şart gerçekleşmeyince kararlar yok hükmünde olur ve bu kararlara dayanan sonraki kararlar da geçersizdir. Yokluğun tespiti davası herhangi bir süreye tabi değildir.
Ele alınan sorunlar
Çağrısız genel kurula tüm ortakların katılmaması nedeniyle kararların yokluğu → kabul
Gerekçe: TTK 617/3'ün yollamasıyla limited şirket genel kurullarına da uygulanan çağrısız genel kurula ilişkin TTK 416/1 uyarınca, toplantının çağrısız yapılmasına hiçbir ortağın itiraz etmemesi, tüm ortakların toplantıda hazır bulunması ve bu toplantı nisabının tüm toplantı boyunca korunması gerekir; aksi halde nisap sağlanmaz. Ortak olarak kabul edilen davacıların adları tutanaklarda yer almakla birlikte imzaları bulunmadığından çağrısız genel kurullara katılmadıkları/haberdar edilmedikleri kabul edilmiş, bu toplantılarda alınan kararlar yok hükmünde sayılmıştır; yokluğu tespit edilen toplantılardaki hisse devir onaylarına dayanan sonraki çağrılı toplantı kararları da gerçek hissedarlık durumunu yansıtmadığından yok hükmündedir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Özel denetçi atanması talebi → ret
Gerekçe: Özel denetçi atanması için kanunda aranan şartlar gerçekleşmediğinden bu yöndeki talebin reddi gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Çağrısız genel kurulda tüm ortakların hazır bulunması ve nisabın korunması şartı ile yokluk yaptırımının zincirleme etkisi yönünden emsaldir.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Genel kurul kararlarının yokluğunun (yok hükmünde olduğunun) tespitine ilişkin davalar herhangi bir hak düşürücü süreye tabi değildir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çağrısız genel kurul↗ toplantı nisabı↗ yokluk (yok hükmünde karar)↗ yokluğun tespiti↗ özel denetçi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2434 E. , 2024/7692 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 23.03.2023
HÜKÜM
Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen limited şirket genel kurul kararının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirket hissedarı muris ...'in ölümü sonrasında şirket yönetim kurulunun 11.09.2007 tarihli kararı ile şirket hisselerinin miras payları oranında müvekkilleri adına tescil edildiğini, davalı şirkete gönderilen ihtraname ile 2004 yılından itibaren finansal tablo ve eklerinin, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ile tüm bilanço örneklerinin incelenmesi ve kâr paylarının davacılara ödenmesi istenmişse de davalı şirket tarafından verilen cevabı ihtarnamede kâr payının dağıtılmadığı, şirket sermayesinin 5.000,00 TL'den 50.000,00 TL'ye çıkarılmasından doğan davacı borçları ödenmediğinden yasal işlem başlatılacağının bildirildiğini, ancak davacıların 2008 tarihinden 2015 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarına hiçbir zaman çağırılmadığını, gündem gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediği için alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek 2008 yılından itibaren alınan tüm genel kurul yararlarının kanun, şirket ana sözleşmesi ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle iptaline ve/veya yoklukla malul olduğunun tespitine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 438 inci maddesi gereği 2008-2014 yılı hesap faaliyetlerinin denetimi amacıyla özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2004 yılından 2012 yılı sonuna kadar olan 40.867,42 TL’nin şirketin daha kârlı çalışması için ortaklara dağıtılmayıp şirket bünyesinde bırakıldığını ve devamında sermayeye eklendiğini, limited şirketlerde olağan genel kurulun hesap dönemi dışındaki üç ay içerisinde çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın toplanabileceğini, iptal davası bakımından aranan 3 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, özel denetçi talebine dair kanunda öngörülen usule uyulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan yollama nedeniyle limited şirket genel kurullarına da uygulanacak olan 'çağrısız genel kurul'a ilişkin 416 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca toplantının çağrısız yapılmasına hiçbir ortağın itiraz etmemesi, tüm ortakların toplantıda hazır bulunması ve bu toplantı nisabının bütün toplantı boyunca korunması gerektiği, tüm ortaklar toplantıda hazır bulunmadığı veya toplantı sırasında ortaklardan birinin dahi toplantıyı terk etmesi halinde toplantı nisabının sağlanamayacağı, davacıların davalı şirkete ortak olarak kabul edildikleri 2007 yılından sonra yapılan tüm genel kurulların çağrısız olarak gerçekleştirildiği, bu genel kurullara ilişkin toplantı tutanaklarında davacıların adları yer almakla birlikte imzalarının bulunmadığı, diğer ortakların imzalarının bulunduğu, bu durumda çağrısız olarak yapılan genel kurulllara davacıların katılmadıklarının ya da haberdar edilmediklerinin kabulü gerektiği, alınan tüm kararların yok hükmünde olduğu, davalı vekilinin 2008 yılında yapılan genel kurula çağrı için yapılan tebligatların iadesine ilişkin posta belgelerini sunduğu, 2008 yılında yapılan iki toplantı olduğu, bunlardan 08.10.2008 tarihli toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu, davalı tarafından sunulan posta tebligatlarının 18.12.2008 tarihli toplantıya ait olduğu ve çağrılı olarak yapıldığı, o toplantıda alınan kararların güncelliğini koruduğu, iptalinin gerekmediği, davacıların katılımı olmaksızın ve çağrısız olarak gerçekleştirilen, davalı şirketin 08.10.2008 tarih ve 16 no.lu;
26. 11.2013 tarih ve 19 no.lu, 10.07.2014 tarih ve 20 no.lu, 08.10.2014 tarih ve 21 no.lu, 15.10.2014 tarih ve 22 no.lu, 10.12.2014 tarih ve 23 no.lu, 12.12.2014 tarih ve 24 no.lu kararların yok hükmünde olduğu, yokluğunda karar verilen yukarıda sayılan toplantılarda alınan hisse devir onayları kararları da yok hükmünde olacağından 05.01.2015 tarihinde çağrılı olarak gerçekleştirilen 2013 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısına katılanların hissedarlıkları şirketin gerçek hissedar durumunu yansıtmamasından dolayı bu toplantıda alınan kararların da yok hükmünde olduğu, yokluğun tespitine ilişkin davaların herhangi bir süreye tabi olmadığı, özel denetçi atanmasına ilişkin olarak Kanun'da aranan şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 08.10.2008 tarih ve 16 no.lu, 26.11.2013 tarih ve 19 no.lu, 10.07.2014 tarih ve 20 no.lu, 08.10.2014 tarih ve 21 no.lu, 15.10.2014 tarih ve 22 no.lu, 10.12.2014 tarih ve 23 no.lu, 12.12.2014 tarih ve 24 no.lu kararlarının talep gibi yoklukla malul olduğunun tespitine, belirtilen toplantıların yok hükmünde olduğu tespit edildiğinden bu toplantılarda alınan hisse devirleri de yok hükmünde olacağından 05.01.2015 tarihinde çağrılı olarak yapılan 2013 yılına ilişkin alınan kararların da yoklukla malul olduklarının tespitine, davacı tarafın davalı şirkete özel denetçi atanması yönündeki taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 416, 617 ve 622 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1092726800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz