6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi SPK'ya aittir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5796 E. 2024/7337 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, aynı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklar (örtülü kazanç aktarımı) nedeniyle dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmış olup, malvarlığı azaldığı ileri sürülen şirketin bu istemle dava takip yetkisi bulunmaz; dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Ayrıca aynı nedene dayalı olarak Kurulca açılmış derdest davada istenen hukuki sonuç elde edilebilecekken açılan ikinci davada, davacıların farklılığı nedeniyle derdestlikten söz edilemese de hukuki yarar bulunmaz.

Ele alınan sorunlar

Örtülü kazanç aktarımına dayalı istemde dava takip yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olması → ret

İddia: Davacı banka, iştirakinin hisselerinin belirlenen bedelin üzerinde satın alınması nedeniyle zarara uğratıldığını ileri sürerek zararın tazmini için başlattığı takibe vaki itirazın iptalini istemiştir.

Gerekçe: Dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olup, Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edilir. Dava takip yetkisinin bulunması 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca dava şartlarından olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemece re'sen dikkate alınır. Bu istemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğundan davacının dava takip yetkisi bulunmamaktadır; bu nedenle dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca dava açma yetkisinin kapsamı ve malvarlığı azalan şirketin durumu → ret

İddia: Davacı banka, dava şartı yokluğu nedeniyle verilen usulden ret kararının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, aynı Kanun'un 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır; bu düzenlemede, örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirkete dava açma yetkisi tanınmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Aynı hukuki sonucun elde edilebileceği derdest dava karşısında hukuki yarar → ret

Gerekçe: Davacının Sermaye Piyasası Kurulu ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, aynı nedene dayalı olarak daha önce açılmış ve derdest olan davada aynı paranın davacıya iadesi talep edilmiştir. Davacı, istediği hukuki sonucu bu derdest davada alabilecek durumdayken aynı istemle ikinci kez dava açmış olacaktır; davacıların farklı olması nedeniyle derdestlikten söz edilemese de, bu davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığından yine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Örtülü kazanç aktarımı nedeniyle dava açma yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğu ve malvarlığı azalan şirketin dava takip yetkisi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği yönünden emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
dava takip yetkisi, hukuki yarar

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı Sermaye Piyasası Kurulu hukuki yarar derdestlik itirazın iptali usulden ret

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5796 E.  ,  2024/7337 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/1080 Esas, 2023/1355

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/176 E., 2022/198 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın doğrudan ve dolaylı olarak ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (... GYO) hisselerinin yaklaşık olarak % 70'ini elinde bulundurduğunu, müvekkili bankanın yönetim kurulunun 26.04.2013 tarih ve 1244/2614 sayılı kararıyla, banka iştiraki ... GYO’nun banka dışındaki ortakları üzerinde bulunan hisseleri bir hisse en fazla 1,69 TL olmak üzere banka adına satın almaya karar verdiğini, davalının 333.325 adet hissesinin 1,6588 TL birim bedel karşılığında toplam 552.925,00 TL bedelle 30.07.2013 tarihinde satın alındığını, 26.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla 1 adet hissenin 1,00 TL nominal bedelden alım kararından yaklaşık 3 ay sonra 12.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla bu bedelin 1,69 TL olarak değiştirildiğinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tespit edildiğini, hisse bedelinin SPK'nın onayı beklenmeksizin ödendiğini, 23.06.2014 tarihli yazı ile SPK'nın pay devrine onay vermediğini, SPK'nın tespiti ile davalı borçlunun 333.325 adet hissesine karşılık olarak ödenen 1,6588 TL bedel yerine 1,00 TL nominal bedel üzerinden toplamda 333.325,00 TL bedel ödenmesi gerektiğinden, müvekkili bankanın 219.600,00 TL zarara uğratıldığını, zararın tazmini için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davalının hisseleri değerleme raporu verileri içinde satın aldığını, davalının 1,6588 TL'den hisse satışı yaptığını, bu bedelin değerleme raporunun üzerinde olmadığını, ayrıca SPK'nin ... GYO'nun 30.9.2014 tarihli kararı ile gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsünden çıkmak için SPK'ye yaptığı başvurunun olumlu karşılandığının 20.10.2014 tarihinde bildirildiği, bunun üzerine ... GYO'nun statüsünün değiştirildiğini, 15.04.2015 tarihinde hisse devirlerinin pay defterine işlendiğini, müvekkilinin satıştan zarar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, dava takip yetkisinin talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, bu yetkinin Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği, dava takip yetkisinin bulunmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca dava şartlarından olup aynı Kanun’un 115 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı, işbu istemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran SPK’ya ait olduğu, davacının dava takip yetkisinin bulunmadığı, davacının da SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, 2018/461 E.

sayılı dosyasında 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun (6362 sayılı Kanun) 94 üncü maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın ... Katılım Bankası A.Ş.'ye iadesini talep ettiği, bu durumda da aynı nedenle farklı davacılar tarafından önce 2018/461 E. sayılı dosyadaki dava açtığı, ... Katılım Bankası A.Ş.'nin istediği hukuki sonucu SPK 2018/461 E. sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açılmış olacağı, bu durumda da davacıların farklılığından derdest davadan söz edilemeyeceği, işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle yine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, 6362 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, aynı kanunun 21 inci maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisinin düzenleyici idari otorite olarak SPK'ya tanındığı, bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmadığı, Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3.6362 sayılı Kanun'un 21 inci ve 94 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı banka'ya iadesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1091115300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1080 E. 2023/1355 K.

Örtülü kazanç aktarımında dava açma yetkisi SPK'ya aittir

Gerekçe özeti

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağına aykırılık nedeniyle zarar gördüğünü ileri süren halka açık ortaklık veya kolektif yatırım kuruluşu, Kanunun 94. maddesi uyarınca dava açma yetkisinin münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmış olması nedeniyle bu kapsamdaki iadeye ilişkin davayı bizzat açamaz; böyle bir dava açılması hâlinde dava takip yetkisi yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Emsal değeri

SerPK 21. madde kapsamındaki örtülü kazanç aktarımı iddiasına dayanan iadeye ilişkin davalarda, zarar gördüğü ileri sürülen ortaklığın değil, münhasıran SPK'nın dava açma yetkisine sahip olduğu yönündeki tespit, benzer uyuşmazlıklar için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: örtülü kazanç aktarımı dava takip yetkisi dava şartı itirazın iptali Sermaye Piyasası Kurulu'nun dava açma yetkisi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1080

KARAR NO 2023/1355

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2022/176 Esas - 2022/198 Karar

DAVA

Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/09/2023

Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1240 esas sayılı dosyasına tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; SPK denetleme raporunda davalının 30.07.2013 tarihinde 333.325 adet payın 1-TL nominal bedel yerine 1,6588 bedel üzerinden davacıya satıldığının belirlendiğini, buna göre müflis bankanın 219.600-TL lik zararının ortaya çıktığını, bu zararın tahsili için davalı hakkında İst. Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip yapmalarına rağmen itiraz nedeniyle takibin durduğunu, 26/04/2013 tarihli yönetim kurulu kararında 1-TL bedel belirlenmişken 12/07/2013 tarihli kararda bu bedelin 1,69 olarak değiştirilmiş olduğunu, SPK nın izni alınması gerekirken izin alınmadan devir işlemi yapıldıktan sonra 27/05/2013 tarihinde SPK ya başvurulduğunu, SPK nın 23.06.2014 tarihli kararla devire izin vermediğini, bu durumun örtülü kazanç aktarımı niteliğinde bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kanunu 21.

maddesi uyarınca bu nitelikte kazanç aktarımının yasak olup, aynı Kanunun 21 (4) uyarınca dava açtıklarını bildirmiş, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini dava ve talep etmitşir.

CEVAP

Davalı vekili İst. Ana.

3. ATM 2018/1240 Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın 23.6.2016 tarihine kadar açılmadığı için davanın zaman aşımına uğradığını, aynı davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/461 esas sayılı dosyasında açıldığını, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, davalının hisseleri değerleme raporu verileri içinde satın aldığını, davalının 1,6588-TL'den hisse satışı yaptığını, bu bedelin değerleme raporunun üzerinde olmadığını, ayrıca SPK'nin ... GYO'nun 30.9.2014 tarihli kararı ile gayrimenkul yatırım ortaklığı statüsünden çıkmak için SPK'ye yaptığı başvurunun olumlu karşılandığının 20.10.2014 tarihinde bildirildiği, bunun üzerine ... GYO'nun statüsünün değiştirilerek 15.4.2015 tarihinde hisse devirlerinin pay defterine işlendiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, HMK'nin 53. maddesinde dava takip yetkisi düzenlendiği, buna göre, dava takip yetkisi; talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, bu yetki, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği, dava takip yetkisinin bulunması HMK'nin 114/1-e maddesi uyarınca dava şartlarından olup HMK. m. 115/1 uyarınca mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacağı, bu nedenle işbu istemle ilgili dava takip yetkisi münhasıran Sermaye Piyasası Kurulu'na ait olduğundan müsnet davanın, davacı ... Bankası A.Ş.'nin dava takip yetkisine sahip olmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, yine de belirtmek gerekir ki, davacı ... Bankası A.Ş.'nin de SPK ile birlikte dava takip yetkisinin bulunduğu kabul edilse dahi, mahkemenin 2018/461 Esas sayılı dosyasında Sermaye Piyasası Kanununun 94'üncü maddesi uyarınca müsnet davanın davalısı ile birlikte diğer davalılara aktarılan paranın ...

Bankası A.Ş.'ye iadesini talep etmiş olup, bu durumda da aynı nedenle farklı davacılar tarafından önce 2018/461 Esas sayılı dosyadaki dava açılmış olduğu ve ... Bankası A.Ş.'nin istediği hukuki sonucu SPK 20/18/461 esas sayılı dosyada alabilecek durumdayken aynı istemle ilgili ikinci kez dava açılmış olacağından, bu durumda da davacılar farklı olduğundan derdest dava olmayacağından işbu davanın bu kez davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle yine dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği kanaatine varılarak dava takip yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, kararda müvekkilin dava açma yetkisinin bulunmadığı değerlendirmesinin dayanağı olarak Ser.P.K' nın (94). maddesi gösterilmiş ise de, maddede Kurula verilmiş olan dava açma yetkisinin, maddi hukuka göre doğrudan zarar görenlerin dava haklarını ortadan kaldırmadığını, SPK' nın (21/4) maddesinde zarar gören şirketin, kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan aktarılan tutarı talep edebileceği yasal düzenlemeye bağlandığı, SPK'nın dava yetkisinin, diğer ilgililerin dava takip yetkisini ortadan kaldırdığı kabul edilirse, SPK'nın dava açması gerekip açmadığı durumlarda zarara uğrayan şirketin yargı mercileri önünde davasını yürütme hakkı kaldırılmış olacağını, olaydaki gibi aynı talep sonucunu içeren, iki farklı davacının açtığı, ayrı birer dava bulunması durumunda davalardan biri hakkında davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine karar verilemeyeceğini, bu durumda iki davanın birleştirilip, birlikte karara bağlanması ve biri hakkında hüküm kurulduktan sonra diğeri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

SPK denetleme raporunda davalının 30.07.2013 tarihinde 333.325 adet payın 1-TL nominal bedel yerine 1,6588 bedel üzerinden davacıya satıldığının belirlendiğini, buna göre müflis bankanın 219.600-TL lik zararının ortaya çıktığını, bu zararın tahsili için davalı hakkında İst. Anadolu .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip yapmalarına rağmen itiraz nedeniyle takibin durduğunu, 26/04/2013 tarihli yönetim kurulu kararında 1-TL bedel belirlenmişken 12/07/2013 tarihli kararda bu bedelin 1,69 olarak değiştirilmiş olduğunu, SPK nın izni alınması gerekirken izin alınmadan devir işlemi yapıldıktan sonra 27/05/2013 tarihinde SPK ya başvurulduğunu, SPK nın 23.06.2014 tarihli kararla devire izin vermediğini, bu durumun örtülü kazanç aktarımı niteliğinde bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kanunu 21.

maddesi uyarınca bu nitelikte kazanç aktarımının yasak olup, aynı Kanunun 21 (4) uyarınca İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2018/1240 Esas sayılı davası açılmıştır.Örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaklanmıştır.

Bu hükme aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Hükmün son fıkrasında ise "kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." denilmiştir.Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94.

maddesinde düzenlenmiştir.Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Ayrıca SerPK m. 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m.

92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m.

92/1-c). Kanun'un 94/1. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere, Kanun'un 21. Maddesi kapsamında tespit edilen hukuka aykırılıklarla ilgili dava açma yetkisi düzenleyici idari otorite olarak Sermaye Piyasası Kurulu'na tanınmıştır. Bahsi geçen düzenlemede örtülü kazanç aktarımı niteliğindeki işlemler sonucunda malvarlığı azaldığı ileri sürülen ilgili şirketin dava açma yetkisi bulunmamaktadır. Somut olayda dava takip yetkisi Sermaye Piyasası Kurulu'na tanındığından, davacı şirket iflas idaresinin dava açma yetkisi bulunmadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

15/09/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.