6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5874 E. 2024/7462 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar zamanaşımının kesilmesi belirsiz alacak davası takipsizlik kararı istinaf başvurusunun reddi ceza zamanaşımı haksız eylem şikayet hakem kararı hisse senedi 818 sayılı borçlar kanunu tazminat davası zamanaşımı def'i mirasçılık derdestlik def'i alacak davası içtihadı birleştirme kararı kötü niyet haksız fiil hukuki yarar esastan ret taşıyan yetkisizlik kararı dava sebebi dahili dava zamanaşımı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TCK · Bankacılık K. — Bankacılık K. 160 · TBK — TBK 72TBK 154 · HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2022/504 E.,2022/1055 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar dava dilekçesinde;kendilerinin müteveffa ...'in mirasçıları olduklarını, müşterek muris ...'in 1997 yılında Toprakbank aracılığı ile hisse senedi aldığını, yaptığı müracaatta 1 lot fiyatı 12.500YTL olmak üzere 40.000LOT yani 40 milyon hisse ... Gıda Hissesi satın alındığını, 2005 yılı öncesinde 1 LOT=1000 hisse sayıldığını, murisin bilgisi dışında 2005 yılında İş Yatırım hisselerinden 938.000hisse satıldığını, bu satışta murisin onayı olmadığını, taleplerinin murisi tarafından alınarak işlem gören hisse senetleri değerlerinin hesaplanarak faizleri ile birlikte kendilerine ödenmesini ve eksik olan buharlaştırılan hisse senetlerinin de tamamlanarak kendilerine ait hesaba geçirilmesini, murisin izni ve onayı olmadan 2 ayrı geçici hesap ile gizli hesap açıldığı ve bu hisse aktarımının ve bu hesapların hiçbir şekilde murisin bilgisi dahilinde olmadığı bu şekilde yapılan kanunsuz işlemler nedeniyle buharlaştırılan 999/100'una tekabül eden İş Yatırım ve ... Gıda A.Ş hisselerinin davalı şirkette bulunan hesaba iadesini, iade edilmediği takdirde anılan hisselerin bugünkü değerlerinin hesaba yatırılmasını ve alacağın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, müvekkili şirkete karşı açılan davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, iddia edilen hususların 2004-2005 yılına ait olup, dava açılış tarihinin ise 21.04.2022 yılı olduğundan bahisle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, Mahkemenizin 2022/138 E. sayılı dosyası henüz kesinleşmeden iş bu dava açılmış olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davaya konu taleplerin portföy bilgisi, hesap hareketleri gibi birçok somut veriye dayanılarak belirlenmesi mümkün olup davacının kullandığı ürünlere, yapılan işlemlere dair tüm bilgileri ulaşabilecek durumda olduğunu davacının iddia ettiği işlemlere ilişkin kayıtların tarih, saat, meblağ bilgisi de dahil olmak üzere sistemlerde kayıtlı olup iş bu kayıtlardan talep konusunun belirlenebilir nitelikte olduğunun aşikar olduğunu, dava konusu iddialar hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/13578 sayılı soruşturma dosyası ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verilmiş olup, iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili açısından tazminat sorumluluğu bulunmadığını, tazminat sorumluluğunun yasal şartları oluşmadığını, nitekim savcılık dosyası ile de müvekkili şirket tarafından herhangi bir haksız fiile sebebiyet verilmediğinin sabit hale geldiğini, davacıların iddia edilen eylemlerden 17 yıldan sonra huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının da kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin kanun uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının haksız taleplerine bağlı olarak faiz taleplerinin de mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dava her ne kadar alacak ifadesi ile açılmış ise de, hukuki nitelendirmenin mahkemenin yetkisinde olduğu, dava dilekçesinde hukuka aykırı fiiller nedeni ile zarara uğranıldığından bahsedildiği nazara alındığında davanın tazminat davası olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen vakalar çerçevesinde; davacıların murisi ...'in 1997-2005 yılları arasında davalı şirket bünyesindeki hesaplarında bulunan hisse senetlerinin 2004-2005 yıllarında haksız işlemler nedeni ile zarara uğradığından bahsedildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 ve 154 üncü maddeleri çerçevesinde azami süre nazara alındığında dahi hakkın talep edilebileceği son tarihin 2015 yılı olduğu, 2016 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, nitekim dosya arasına alınan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/13578 Soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde; davaya konu iddialar nedeni ile 19.04.2021 tarihinde davalı şirket hakkında şikayet başvurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ve alınan raporlar sonucunda yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın 21.02.2022 tarihinde kesinleştiği görülmekle, eldeki davada ceza zamanaşımı uygulanma imkanının bulunmadığı, davacılar murisi ...'in 25.02.2015 yılında davalı şirkete başvuruda bulunduğu ancak yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir hukuka aykırılığın tespit edilmemesi nedeni ile borcun kabul edilmediği, bu süre zarfında murisin dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmadığı, icra takibinde bulunmadığı, nitekim 22.12.2016 yılında hayatını kaybettiği, davalı vekilince zamanaşımı def'isinin süresi içerisinde ileri sürüldüğü,

2004-2005 yıllarında uğranıldığı iddia edilen zararlar bakımından zamanaşımı süresinin dolduğu, zamanaşımının kesilmesine neden olacak bir hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar, muris ...'in 1997 yılında Toprakbank aracılığı ile bir kısım şirketlerden hisse senedi aldığını, Toprakbank'ın kapanması üzerine hisselerin davalı şirkete devredildiğini, devir tarihi itibariyle murisin 410.000 lot ..., 1.939.938 lot ISYAT hisselerinin bulunduğunu, 2005'te bir kısım hisselerin davalı şirket tarafından murisin onayı olmaksızın satıldığını ileri sürerek, davalının hukuka aykırı işlemleri nedeni ile uğradıkları zararın tazmini talebinde bulunduğu, dava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı sürelerinin düzenlendiği, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'da konuya ilişkin 49 ve 72. maddeleri de aynı yönde düzenleme içerdiği, anılan maddeler ile haksız fiillere uygulanacak üç zamanaşımı süresinin belirlendiği, bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak bir yıllık zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında düzenlenmiş olması hâlinde uygulanacak olan ceza davası zamanaşımı süreleri olduğu, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları ya da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin etmişse, tazminat davasının da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu, nitekim bu husus 07.12.1955 tarihli ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı, buna göre; anılan mevzuat uyarınca ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için öncelikle zarar veren eylemin ceza kanunu veya ceza hükmü taşıyan özel kanunlarda suç olarak düzenlenmesi gerekli olup özel kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda 818 sayılı Kanun'un 60. (6098 sayılı Kanun'un 72.) maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarihli ve 2013/4-36 E. 2013/1457 K.), haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi durumunda ceza kanunlarında öngörülen dava zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için fail hakkında ceza davası açılması veya mahkumiyet kararı verilmesinin gerekmediği, sadece eylemin soyut nitelikte cezai karşılığının olmasının yeterli olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken dava zamanaşımını süresinin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (5411 sayılı Kanun) 160. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddeleri gereğince 15 yıl olduğu, bu itibarla, iddia olunan haksız fiilin işlendiği 2005 yılından itibaren zamanaşımını kesen herhangi bir hal olmadan ceza zamanaşımı süresi de dahil olmak üzere tüm zamanaşımı süreleri dolmuş olduğundan yerel mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hisse senedinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Kanun'un 60.maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 49,72, 154 üncü maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 160. maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesi.

3. Değerlendirme

1. İlk Derece Mahkemesince davacıların murisi ...'in davalı şirket bünyesindeki hesaplarında bulunan hisse senetlerinin 2004-2005 yıllarında haksız işlemler nedeni ile zarara uğradığının iddia edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 ve 154 üncü maddeleri çerçevesinde azami süre nazara alındığında dahi hakkın talep edilebileceği son tarihin 2015 yılı olduğu, davaya konu iddialar nedeni ile 19.04.2021 tarihinde davalı şirket hakkında ayrıca şikayet başvurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ve alınan raporlar sonucunda yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın 21.02.2022 tarihinde kesinleştiğinden eldeki davada ceza zamanaşımı uygulanma imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde hata edildiği kabul edilerek haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi durumunda ceza kanunlarında öngörülen dava zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için fail hakkında ceza davası açılması veya mahkumiyet kararı verilmesinin gerekmediği, sadece eylemin soyut nitelikte cezai karşılığının olmasının yeterli olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken dava zamanaşımını süresinin, iddia olunan haksız fiilin işlendiği 2005 yılından itibaren zamanaşımını kesen herhangi bir hal olmadan ceza zamanaşımı süresi de dahil edilmesine rağmen tüm zamanaşımı sürelerinin dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği şeklinde yeni bir gerekçe oluşturulup davacılar vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.

2. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesini içermektedir. Anılan bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken aynı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve yine aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5874 E.  ,  2024/7462 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/2082Esas,2023/1385 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/504 E.,2022/1055 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar dava dilekçesinde;kendilerinin müteveffa ...'in mirasçıları olduklarını, müşterek muris ...'in 1997 yılında Toprakbank aracılığı ile hisse senedi aldığını, yaptığı müracaatta 1 lot fiyatı 12.500YTL olmak üzere 40.000LOT yani 40 milyon hisse ... Gıda Hissesi satın alındığını, 2005 yılı öncesinde 1 LOT=1000 hisse sayıldığını, murisin bilgisi dışında 2005 yılında İş Yatırım hisselerinden 938.000hisse satıldığını, bu satışta murisin onayı olmadığını, taleplerinin murisi tarafından alınarak işlem gören hisse senetleri değerlerinin hesaplanarak faizleri ile birlikte kendilerine ödenmesini ve eksik olan buharlaştırılan hisse senetlerinin de tamamlanarak kendilerine ait hesaba geçirilmesini, murisin izni ve onayı olmadan 2 ayrı geçici hesap ile gizli hesap açıldığı ve bu hisse aktarımının ve bu hesapların hiçbir şekilde murisin bilgisi dahilinde olmadığı bu şekilde yapılan kanunsuz işlemler nedeniyle buharlaştırılan 999/100'una tekabül eden İş Yatırım ve ...

Gıda A.Ş hisselerinin davalı şirkette bulunan hesaba iadesini, iade edilmediği takdirde anılan hisselerin bugünkü değerlerinin hesaba yatırılmasını ve alacağın tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını, müvekkili şirkete karşı açılan davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiğini, iddia edilen hususların 2004-2005 yılına ait olup, dava açılış tarihinin ise 21.04.2022 yılı olduğundan bahisle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, Mahkemenizin 2022/138 E. sayılı dosyası henüz kesinleşmeden iş bu dava açılmış olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davaya konu taleplerin portföy bilgisi, hesap hareketleri gibi birçok somut veriye dayanılarak belirlenmesi mümkün olup davacının kullandığı ürünlere, yapılan işlemlere dair tüm bilgileri ulaşabilecek durumda olduğunu davacının iddia ettiği işlemlere ilişkin kayıtların tarih, saat, meblağ bilgisi de dahil olmak üzere sistemlerde kayıtlı olup iş bu kayıtlardan talep konusunun belirlenebilir nitelikte olduğunun aşikar olduğunu, dava konusu iddialar hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/13578 sayılı soruşturma dosyası ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verilmiş olup, iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili açısından tazminat sorumluluğu bulunmadığını, tazminat sorumluluğunun yasal şartları oluşmadığını, nitekim savcılık dosyası ile de müvekkili şirket tarafından herhangi bir haksız fiile sebebiyet verilmediğinin sabit hale geldiğini, davacıların iddia edilen eylemlerden 17 yıldan sonra huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının da kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin kanun uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının haksız taleplerine bağlı olarak faiz taleplerinin de mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dava her ne kadar alacak ifadesi ile açılmış ise de, hukuki nitelendirmenin mahkemenin yetkisinde olduğu, dava dilekçesinde hukuka aykırı fiiller nedeni ile zarara uğranıldığından bahsedildiği nazara alındığında davanın tazminat davası olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen vakalar çerçevesinde; davacıların murisi ...'in 1997-2005 yılları arasında davalı şirket bünyesindeki hesaplarında bulunan hisse senetlerinin 2004-2005 yıllarında haksız işlemler nedeni ile zarara uğradığından bahsedildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 ve 154 üncü maddeleri çerçevesinde azami süre nazara alındığında dahi hakkın talep edilebileceği son tarihin 2015 yılı olduğu, 2016 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, nitekim dosya arasına alınan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/13578 Soruşturma numaralı dosyasının incelenmesinde;

davaya konu iddialar nedeni ile 19.04.2021 tarihinde davalı şirket hakkında şikayet başvurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ve alınan raporlar sonucunda yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın 21.02.2022 tarihinde kesinleştiği görülmekle, eldeki davada ceza zamanaşımı uygulanma imkanının bulunmadığı, davacılar murisi ...'in 25.02.2015 yılında davalı şirkete başvuruda bulunduğu ancak yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir hukuka aykırılığın tespit edilmemesi nedeni ile borcun kabul edilmediği, bu süre zarfında murisin dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmadığı, icra takibinde bulunmadığı, nitekim 22.12.2016 yılında hayatını kaybettiği, davalı vekilince zamanaşımı def'isinin süresi içerisinde ileri sürüldüğü,

2004-2005 yıllarında uğranıldığı iddia edilen zararlar bakımından zamanaşımı süresinin dolduğu, zamanaşımının kesilmesine neden olacak bir hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar, muris ...'in 1997 yılında Toprakbank aracılığı ile bir kısım şirketlerden hisse senedi aldığını, Toprakbank'ın kapanması üzerine hisselerin davalı şirkete devredildiğini, devir tarihi itibariyle murisin 410.000 lot ..., 1.939.938 lot ISYAT hisselerinin bulunduğunu, 2005'te bir kısım hisselerin davalı şirket tarafından murisin onayı olmaksızın satıldığını ileri sürerek, davalının hukuka aykırı işlemleri nedeni ile uğradıkları zararın tazmini talebinde bulunduğu, dava konusu zararın doğduğu iddia olunan tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zamanaşımı sürelerinin düzenlendiği, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun'da konuya ilişkin 49 ve 72.

maddeleri de aynı yönde düzenleme içerdiği, anılan maddeler ile haksız fiillere uygulanacak üç zamanaşımı süresinin belirlendiği, bunlar, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlayacak bir yıllık zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında düzenlenmiş olması hâlinde uygulanacak olan ceza davası zamanaşımı süreleri olduğu, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları ya da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin etmişse, tazminat davasının da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu, nitekim bu husus 07.12.1955 tarihli ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı, buna göre;

anılan mevzuat uyarınca ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için öncelikle zarar veren eylemin ceza kanunu veya ceza hükmü taşıyan özel kanunlarda suç olarak düzenlenmesi gerekli olup özel kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda 818 sayılı Kanun'un 60. (6098 sayılı Kanun'un 72.) maddesinde öngörülen zamanaşımının uygulanması gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarihli ve 2013/4-36 E. 2013/1457 K.), haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi durumunda ceza kanunlarında öngörülen dava zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için fail hakkında ceza davası açılması veya mahkumiyet kararı verilmesinin gerekmediği, sadece eylemin soyut nitelikte cezai karşılığının olmasının yeterli olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken dava zamanaşımını süresinin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (5411 sayılı Kanun) 160.

maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddeleri gereğince 15 yıl olduğu, bu itibarla, iddia olunan haksız fiilin işlendiği 2005 yılından itibaren zamanaşımını kesen herhangi bir hal olmadan ceza zamanaşımı süresi de dahil olmak üzere tüm zamanaşımı süreleri dolmuş olduğundan yerel mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hisse senedinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Kanun'un 60.maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 49,72, 154 üncü maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 160. maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesi.

3. Değerlendirme

1. İlk Derece Mahkemesince davacıların murisi ...'in davalı şirket bünyesindeki hesaplarında bulunan hisse senetlerinin 2004-2005 yıllarında haksız işlemler nedeni ile zarara uğradığının iddia edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 72 ve 154 üncü maddeleri çerçevesinde azami süre nazara alındığında dahi hakkın talep edilebileceği son tarihin 2015 yılı olduğu, davaya konu iddialar nedeni ile 19.04.2021 tarihinde davalı şirket hakkında ayrıca şikayet başvurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ve alınan raporlar sonucunda yapılan işlemlerde usulsüzlük bulunmadığından bahisle takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın 21.02.2022 tarihinde kesinleştiğinden eldeki davada ceza zamanaşımı uygulanma imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan İlk Derece Mahkemesince kararın gerekçesinde hata edildiği kabul edilerek haksız fiilden kaynaklı tazminat istemi durumunda ceza kanunlarında öngörülen dava zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için fail hakkında ceza davası açılması veya mahkumiyet kararı verilmesinin gerekmediği, sadece eylemin soyut nitelikte cezai karşılığının olmasının yeterli olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken dava zamanaşımını süresinin, iddia olunan haksız fiilin işlendiği 2005 yılından itibaren zamanaşımını kesen herhangi bir hal olmadan ceza zamanaşımı süresi de dahil edilmesine rağmen tüm zamanaşımı sürelerinin dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği şeklinde yeni bir gerekçe oluşturulup davacılar vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.

2. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesini içermektedir. Anılan bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken aynı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve yine aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089716000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.