Kasa açığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2192 E. 2024/7606 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ el koyma↗ işlemden kaldırma↗ illiyet bağı↗ maktu vekalet ücreti↗ açılmamış sayılma↗ tmsf↗ yönetim kurulu kararı↗ vekalet ücreti↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre kasa açığı ile ilgili olarak devralınan şirketin sorumluları ile devralanlar arasında sayıma ilişkin herhangi bir tutanağın tutulmamış olduğu, el koyma tarihi itibariyle kasada ne kadar para bulunduğunun tespitine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmesine karşın (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarih ve 2016/2882 E., 2016/6889 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere) bu durumun tespit edilmemiş olduğu, bu haliyle kasa açığının oluştuğu ve bunun apel ödemelerinin fiktif olarak ödenmesinden kaynaklandığı iddiasının ispat edilemediği, davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya karşı açılan davaların işlemden kaldırılmış olması nedeniyle bu davalılar hakkındaki davaların açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden ise davanın sübut bulmadığından reddine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 133 üncü maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı TMSF vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 306, 309, 336, 337 ve 338 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin son fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1736 E. 2018/4813 K.
Ortak:kasa açığı · el koyma · illiyet bağı · açılmamış sayılma · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesinin 22.06.2016 tarih ve 2016/2882 E., 2016/6889 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere) bu durumun tespit edilmemiş olduğu, bu haliyle «kasa açığının» oluştuğu ve bunun apel ödemelerinin fiktif olarak ödenmesinden kaynaklandığı iddiasının ispat edilemediği, davalılar ile zarar arasında «illiyet bağı» kurulamamış olduğundan kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya karşı açılan davaların «işlemden kaldırılmış» olması nedeniyle bu davalılar hakkındaki davaların «açılmamış sayılmasına», diğer davalılar yönünden ise davanın sübut bulmadığından reddine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 133 üncü maddesinin «son» fıkrası hükmü uyarınca davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı TMSF vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre «kasa açığı» ile ilgili olarak devralınan şirketin sorumluları ile devralanlar arasında sayıma ilişkin herhangi bir tutanağın tutulmamış olduğu, el «koyma» tarihi itibariyle kasada ne kadar para bulunduğunun tespitine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaA.Ş.'nin ortaklarının ödenmediği halde apel ödemelerini ödenmiş gibi gösterdikleri, «kasa açığı» sermaye alacağının tahsil edilmiş gibi görünmesi sebebiyle oluştuğundan şirket açısından zararın meydana geldiği, zarara sebebiyet veren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de TTK.'nın 336/b-1 maddesi gereğince zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulundukları, şirket ortakları yönetim ve denetim kurulu üyesi davalıların kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklanmadığını ispat edemedikleri, davalı ortaklar, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu oldukları, dava konusu alacağın «fon alacağı» niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olduğu ve henüz sürenin dolmadığı, davacı şirkette «yönetim kurulu» üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ...... ve... yönünden ise davacı vekilinin davayı takip etmediği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ...... ve... aleyhine açılan davanın HUMK'nun 409 (HMK.150) maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalı ...'ın dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmakla adı geçen aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ... aleyhine açılan davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulü, davalılar ...ve ...aleyhine açılan davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulü ile 500.000,00 TL'nin (davalı ...'nın 275.000,00 TL ile …
Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki «illiyet bağının» da kurulması gerekirken, kasa açığının el «koyma» anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulam …
Dava dayanağı denetim raporunda; saptanan «kasa açığının» toplam 402.741,46 TL olduğu, kasa açığını oluşturan tutarlardan 225.000 TL’sinin şirket ortaklarınca 24.01.2003 tarihinde şirket kasasına ödendiği şekilde kayıtlanan apel ödemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Onama ↔ benzerinde Diğer
Farklı:fon alacağı · taleple bağlılık kuralı · hakim ortak · adli yardım talebi · taleple bağlılık · adli yardım · kanun yolu · müteselsil sorumluluk
Benzer bu kararda3-Davalı ..., temyiz dilekçesiyle birlikte «adli yardım» talebinde bulunmuş olup, talep dilekçesi içeriği ve ekli belgeler ve yatırılacak harcın tutarı gözetilerek, HMK 336/2 ve 337/1. maddeleri çerçevesinde «kanun yolu» «harç» ve giderleri bakımından «adli yardım talebinin» kabulüne ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
A.Ş.'nin ortaklarının ödenmediği halde apel ödemelerini ödenmiş gibi gösterdikleri, «kasa açığı» sermaye alacağının tahsil edilmiş gibi görünmesi sebebiyle oluştuğundan şirket açısından zararın meydana geldiği, zarara sebebiyet veren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de TTK.'nın 336/b-1 maddesi gereğince zarardan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» bulundukları, şirket ortakları yönetim ve denetim kurulu üyesi davalıların kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklanmadığını ispat edemedikleri, davalı ortaklar, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu oldukları, dava konusu alacağın «fon alacağı» niteliğinde bulunması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olduğu ve henüz sürenin dolmadığı, davacı şirkette «yönetim kurulu» üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/«görevlendirilmiş» olmayan diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiği anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, davalılar ..., ..., ...... ve... yönünden ise davacı vekilinin davayı takip etmediği gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ...... ve... aleyhine açılan davanın HUMK'nun 409 (HMK.150) maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davalı ...'ın dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmakla adı geçen aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ... aleyhine açılan davanın «ıslah» edilmiş haliyle tam kabulü, davalılar ...ve ...aleyhine açılan davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulü ile 500.000,00 TL'nin (davalı ...'nın 275.000,00 TL ile …
… 200.000TL’den, davalı ... ...’ın icra kurulu üyesi sıfatıyla 375.000,00TL’den sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 26/1. maddesindeki «taleple bağlılık kuralını» ihlal edecek mahiyette davalı ...’nın 275.000TL’den, ... ...’ın da 500.000,00TL’den sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması …
5-Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçiler, ortak olan davalılar ve «hakim ortaklar» ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/2192 E. , 2024/7606 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/370 Esas, 2019/1051 Karar
HÜKÜM
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden davanın reddine
Mahkeme kararı, temlik alan davacı TMSF vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Medya Filmcilik ve Reklamcılık Pazarlama A.Ş.'nin yönetimi müvekkili TMSF'ye devrolunduktan sonra şirket kayıtlarında yapılan incelemede kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiğini, tanzim edilen denetim kurulu raporu uyarınca şirket kasasında mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının, şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatını taşıdıklarının tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılar yönetim kurulu üyeleri, denetleme kurulu üyeleri ile şirket ortaklarından müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre kasa açığı ile ilgili olarak devralınan şirketin sorumluları ile devralanlar arasında sayıma ilişkin herhangi bir tutanağın tutulmamış olduğu, el koyma tarihi itibariyle kasada ne kadar para bulunduğunun tespitine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmesine karşın (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2016 tarih ve 2016/2882 E., 2016/6889 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere) bu durumun tespit edilmemiş olduğu, bu haliyle kasa açığının oluştuğu ve bunun apel ödemelerinin fiktif olarak ödenmesinden kaynaklandığı iddiasının ispat edilemediği, davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya karşı açılan davaların işlemden kaldırılmış olması nedeniyle bu davalılar hakkındaki davaların açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden ise davanın sübut bulmadığından reddine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 133 üncü maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davacı TMSF vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş olarak gösterilen apel borcu sebebiyle şirketin uğradığı zararın, zarar sorumlusu bulunan yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve yetkili şirket çalışanlarından tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 306, 309, 336, 337 ve 338 inci maddeleri, 5411 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesinin son fıkrası.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ
Davacı TMSF vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temlik alan davacı TMSF harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089664600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz