6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kapatılan kredi sözleşmesinde kefaletin sona ermesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4516 E. 2024/6500 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

Çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmeleri birbirinden ayrı ve bağımsız hükümler içerdiğinden, önceki sözleşmedeki borcun kapama işlemiyle kapatılarak sözleşmeye son verilmesi hâlinde o sözleşmedeki kefalet de sona erer; sonraki sözleşmede kefalet imzası bulunmayan kişi, bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredi borcundan sorumlu tutulamaz. Kefilin sözleşmelerdeki sıfatı ve kendisine alacak iddiası yöneltilip yöneltilemeyeceği esasa girilerek değerlendirilmişse dava husumet yokluğundan değil esastan reddedilmeli ve davalı yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmelidir. Takibinde haksız çıkan alacaklının kötü niyeti kanıtlanamadıkça aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Kapatılan önceki genel kredi sözleşmesindeki kefaletin sona ermesi ve sonraki sözleşmeden doğan borçtan sorumluluk → ret

İddia: Davacı banka, davalıların genel kredi sözleşmelerini kefil olarak imzaladıklarını, bu nedenle takibe konu kredi borcundan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takibe konu alacak, önceki tarihli genel kredi sözleşmesinden değil sonraki tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Her iki sözleşme, birbirinden ayrı ve bağımsız hükümler ihtiva eden çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesidir; önceki sözleşmedeki borç kapama işlemiyle kapatılarak sözleşmeye son verildiğinden, bu sözleşmede kefil olarak görünen davalının kefaleti de sona ermiştir. Sonraki sözleşmede bu davalının kefalete ilişkin imzası ve sorumluluğu bulunmadığından takibe konu borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Esasa girilerek incelenen kefalet ilişkisinde davanın husumet yokluğundan değil esastan reddi ve nispi vekâlet ücreti → kabul

İddia: Davalı kefil vekili, hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin doğru olmadığını, esastan ret kararı verilerek lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davada işin esasına girilmiş, her iki sözleşme müteselsil kefil bakımından incelenmiş, davalı kefilin sözleşmelerdeki sıfatı ve kendisine alacak iddiası yöneltilip yöneltilemeyeceği hususu ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davanın husumet yokluğundan değil uyuşmazlığın esasına yönelik olarak reddedilmesi ve davalı yararına nispi vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Takibinde haksız çıkan alacaklının kötü niyetinin kanıtlanamaması hâlinde kötü niyet tazminatı → ret

İddia: Davalı, davacının kötü niyetli olarak takip başlattığını ileri sürerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Davalının kefaleten sorumluluğunun sona ermesi nedeniyle davacı takibinde haksız ise de, kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kapatılan genel kredi sözleşmesindeki kefaletin sona ermesi ve sonraki bağımsız sözleşmeden doğan borçtan kefilin sorumlu tutulamaması ile, kefilin sorumluluğu esasa girilerek incelenmişse davanın husumetten değil esastan reddedilmesi gerektiği yönünden emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
taraf sıfatı (pasif husumet): kefilin sorumluluğu esasa girilerek incelenmişse ret kararı husumet yokluğuna dayandırılamaz

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme müşterek borçlu müteselsil kefalet kefaletin sona ermesi hesabın kapatılması itirazın iptali pasif husumet nispi vekâlet ücreti kötü niyet tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4516 E.  ,  2024/6500 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1190 Esas, 2023/661 Karar

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/942 E., 2020/44 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı As Tekstil..Ltd.Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların genel kredi sözleşmelerini kefil olarak imzaladıklarını, borcun süresinde ödenmemesi üzerine borçlulara kat ihtarnamesi gönderildiğini, ancak ödemenin yapılmadığını, bunun üzerine icra takibine başlanıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalı borçluların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; icra takibine dayanak 28.05.2013 ve 02.09.2014 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin 02.09.2014 tarihli sözleşmede imzası bulunmadığını, 28.05.2013 tarihli eski ve geçerliliğini yitirmiş sözleşmenin ise ödeme yapılması sebebiyle tüm sonuçları ile sona erdiğini, borç ödendikten sonra yeni tarihli bir GKS sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilin borçlu olmadığını, borcun sona erdiğini belirterek davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalılar cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davalılardan ...’ın 28.05.2013 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunduğu, ancak 02.09.2014 tarihli sözleşmede imzasının bulunmadığı, asıl borçluya kullandırılan kredinin davalı ...'ın kefil olarak sorumlu olduğu sözleşme kapsamında kullandırılmadığı, eski sözleşmeye dayanarak kefil ...'dan talepte bulunulmasının mümkün olmadığı, 02.09.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde, 28/05/2013 tarihli genel kredi sözleşmesine atfı yapan bir hüküm de bulunmadığı, bu nedenle icra takibine konu borcun davalı ...'dan istenemeyeceği, davalı ...'ın 28.05.2013 ve 02.09.2014 tarihli sözleşmelerde kefalet imzasının bulunduğu, diğer davalı ...’ın da 02.09.2014 tarihli sözleşmede kefalet imzasının bulunduğu ve kefalet limitleri dahilinde borçtan sorumlu oldukları gerekçesiyle davalılar ...

ve ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulüne, alacak likit ve muayyen olduğundan icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı Yagidar Çoban hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı ... yararına tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince; icra takibine konu alacağın 28.05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden değil 02.09.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, 28.05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin kapama işlemi ile sonlandırıldığı, her iki sözleşmenin birbirinden ayrı ve bağımsız hükümler ihtiva eden çerçeve niteliğindeki genel kredi sözleşmesi olduğu, ilk sözleşmede borç kapatılarak sözleşmeye son verilmiş olup bu sözleşmede kefil olarak gözüken ... yönünden kefaletin de sona erdiği, 02.09.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde bu davalının kefalete ilişkin imzası ve sorumluluğunun bulunmadığı, somut davada işin esasına girildiği ve her iki sözleşmenin de müteselsil kefil bakımından incelendiği, davalı kefil ...'nın sözleşmelerdeki sıfatı ve kendisine alacak iddiası yöneltilip yöneltilemeyeceği hususu ayrı ayrı değerlendirildiği için davanın husumet yokluğundan değil uyuşmazlığın esasına yönelik olarak reddedilmesi ve davalı yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde bulunduğu,

davalının kefaleten sorumluluğunun sona ermesi nedeniyle davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin davalı ... yönünden istinaf sebebi yerinde görülmediği, diğer davalılar bakımından kesinleşen kısımlarının aynen tekrarına karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulüne, davalı Yagidar Çoban hakkındaki davanın reddine, karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089290900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1190 E. 2023/661 K. · Diğer usuli işlem

İkinci genel kredi sözleşmesinde imzası olmayan kefilin sorumluluğu

Gerekçe özeti

Bir asıl borçlu ile birden fazla tarihte ayrı ayrı düzenlenmiş genel kredi sözleşmeleri bulunması ve icra takibine konu alacağın hangi sözleşmeden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde, kefilin sorumluluğu ancak imzasının bulunduğu sözleşmeye ve o sözleşmeden kaynaklanan alacağa göre belirlenir. Önceki sözleşme kapama işlemiyle sonlandırılmış, taraflarca bağımsız hükümler içeren yeni bir sözleşme akdedilmiş ve icra takibine konu kredi bu yeni sözleşme kapsamında kullandırılmışsa, önceki sözleşmedeki kefaletin yeni sözleşmeden kaynaklanan borca sirayet ettiği kabul edilemez; iki sözleşme arasındaki bağlantı taraf iradeleriyle kesilmiş sayılır ve yalnızca ilk sözleşmede imzası bulunup ikinci sözleşmede imzası bulunmayan kefilin sorumluluğu sona erer. Böyle bir durumda davanın reddi, taraf sıfatına ilişkin (husumet) değil, uyuşmazlığın esasına ilişkin bir ret olarak değerlendirilmeli ve davalı yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmelidir. Ayrıca alacaklının takipte haksız çıkması, tek başına İİK 67 uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektirmez; kötü niyetin ayrıca kanıtlanması veya dosyadan açıkça anlaşılması şarttır.

Emsal değeri

Kararda, önceki genel kredi sözleşmesinin kapama işlemiyle sonlandırılıp yeni bir bağımsız genel kredi sözleşmesi akdedilmesi halinde, yalnızca ilk sözleşmede kefaleti bulunan ve ikinci sözleşmede imzası olmayan kefilin sorumluluğunun sona erdiği ve bu durumda davanın reddinin husumet yokluğuna değil esasa ilişkin olması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer çok sözleşmeli kredi/kefalet ilişkilerinde emsal niteliktedir. BAM kararı olduğundan bu değerlendirme bağlayıcı içtihat olmayıp bölgesel ve ikna edici nitelik taşır.

Kavramlar: genel kredi sözleşmesi müteselsil kefalet itirazın iptali hesap kat ihtarnamesi icra inkar tazminatı kötü niyet tazminatı husumet pasif husumet yokluğu

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1190

KARAR NO 2023/661

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/01/2020

NUMARASI 2015/942 Esas - 2020/44 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/05/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili,  müvekkili banka ile dava dışı ... Ltd.Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden adı geçen şirkete kredi kullandırıldığı,  borcun süresinde ödenmemesi üzerine borçlulara Kartal ...Noterliğinden 02.06.2015 tarih, ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarname ile 683.298,13-TL’nin ödenmesi ihtar edilmişse de ödemenin yapılmadığını, bunun üzerine İst.Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 06.07.2015 tarihinde ..., ..., ve ... tarafından 704.058,60 TL nakit alacağın ödenmesi, belirtilen takip tutarından ipotek limiti olan 500.000-TL’lik tutarın düşülmesi ile kalan 204.058,60-TL’lık kısmının dava dışı ... San. ve Tic. Ltd.Şti.’nden tahsili talebiyle takibe başlanıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı borçluların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili,  icra takibine dayanak olarak GKS gösterilmiş  ise de, mezkur icra takibine konu 28.05.2013 ve 02.09.2014 tarihli 2 adet genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin 02.09.2014 tarihli sözleşmenin  tarafı olmayıp, sözleşmede hiçbir şekilde adı geçmediğini, diğer yandan 28.05.2013 tarihli eski ve  geçerliliğini yitirmiş sözleşme bakımından da müvekkil ile alacaklı arasında, müvekkilin alacaklıya karşı edimini üstlendiği geçerli bir hukuki ilişki bulunmadığını, 28.05.2013 tarihli GKS  ödeme yapılması sebebiyle tüm sonuçları ile sona eren bir sözleşme olup, alacak konusu edilmesinin mümkün olmadığı,  sundukları ekstreden de görüleceği üzere, takibe konu edilen alacağın borçlu şirket tarafından ödendiği ve böylelikle mezkur borç ilişkisinin sona erdiği, bu borç ödendikten sonra ve 28.05.2013 tarihli GKS sözleşmesi konusuz kaldıktan sonra adı geçen şirket ile yeni tarihli bir GKS sözleşmesi  düzenlendiğini, ancak müvekkilin söz konusu sözleşmede imzasının bulunmadığını,   müvekkilin borçlu olmadığını, borcun sona erdiğinin, müvekkilinin kefaletinin geçerli olmadığının kabulü ile haksız  davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalılar cevap dilekçesi ibraz etmemişdir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece,  davacı bankanın Dolayoba Girişimci Şubesi ile davalı asıl borçlu ... Ltd.Şti. arasında 28.05.2013 ve 02.09.2014 tarihlerinde toplam 1.750.000-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi  düzenlendiği, davalı ...’ın 28.05.2013 tarihli sözleşmede 1.150.000- TL limitli kefalet imzası bulunduğu, ancak 02.09.2014 tarihli sözleşmede davalı ...'ın imzasının bulunmadığı, davalı ...'ın 28.05.2013 tarihli sözleşmede 1.150.000- TL ve 02.09.2014 sözleşmede 850.000- TL olmak üzere toplam 2.000.000 TL limit ile kefalet imzası bulunduğu, diğer davalı ...’ın ise 02.09.2014 tarihli sözleşmede 850.000 -TL limit ile kefalet imzasının bulunduğu,  Davacı Bankanın, Kartal ...Noterliği'nce düzenlenen 02.06.2015  tarih ve ...

yev.no’lu hesap kat  ihtarnamesini  keşide ettiği,  alacağın 28/05/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmadığı, 02/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklandığı, 02/09/2014 tarihli sözleşmede ...'ın imzası bulunmadığı, 02/09/2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin,davalının kefaletinin bulunduğu 28.05.2013 tarihli sözleşmenin devamı niteliğinde olmadığı, bu nedenlerle de icra takibine konu borcun davalı ...'dan istenemeyeceği kanaatine varıldığından davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ,diğer davalılar bakımından kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan 9.994,56- TL alacak dışlanarak hesaplanan 07/11/2019 tarihli bilirkişi ek raporuna üstünlük tanınarak davacı bankanın davalılar ...

ve ...'dan 978.715,79- TL asıl alacak (yapılan maddi hata sonucunda hükümde 672.347,27 TL yazıldığı gerekçeli kararda belirtilmiş ise de bu miktarın da maddi hata neticesi yazıldığı takipde tüm talep olunan tutarın 794.058,60-TL olduğu ,buna göre doğrusunun benimsenen ek raporda hesaplanan  678.715,79-TL olması gerektiği ), 12.066,06 -TL işlemiş temerrüt faizi, 603,30 -TL GV, 254,82 -TL ihtar masrafı, 300-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti  olmak üzere toplam 685.571,45- TL alacak bakımından itirazın kısmen iptaline , %20 icra inkar tazminatı tutarı olan 137.054,29- TL nin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

1-Davacı vekili, 28.05.2013 tarihli kredi sözleşmesi süresiz olarak akdedilmiş olup, 28.05.2013 tarihli kredi sözleşmesinden doğan alacağın ve ...'ın kefaletinin devam ettiğini,  Genel Kredi Sözleşmesi bir çerçeve sözleşme olması itibariyle müşteriye kullandırılan tüm kredilerin dayanağını teşkil ettiğini,  davalı-borçlu kefil ... takibe konu alacağın tamamından müteselsil kefaleti sebebiyle sorumlu olduğunu,kredi kapama-açma işlemi yapıldığı yönündeki beyanın bilirkişilerce yanlış değerlendirildiğini, 28.05.2013 tarihli kredi sözleşmesinden doğan alacağın ve ...’ın kefaleti devam ettiğini,  kapama-açma işleminin, 28.05.2013 tarihli kredinin kapatıldığını değil, 02.09.2014 tarihli sözleşmenin bir önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu gösterdiğini belirterek kararın ...

yönünden kaldırılarak bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı ... vekili,  davacı/ alacaklının açıkça kötü niyetli olduğunun en büyük kanıtının, sona ermiş bir borcu takibe dayanak göstermesi olduğunu, davacı/alacaklının dava konusu alacağın sona erdiğini bilmesine rağmen müvekkil aleyhine takip başlattığı, dava açtığını, müvekkilin şahsi kefil olduğu 28.05.2013 tarihli sözleşmeye ilişkin borç, hesap ekstresinde de görüldüğü üzere, müvekkil tarafından ödendiğini,  müvekkil lehine davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece müvekkil yönünden davanın uyuşmazlığın esasına yönelik olarak reddedilmesi gerektiğini, yargılamada 2 ayrı borç konusu üzerinde durulduğu, birinin tarafı olsa dahi kendisine alacak iddiası yöneltilip yöneltilemeyeceği, diğerinin ise tarafı olup olmadığı hususu ayrı ayrı değerlendirildiğini , yapılan incelemeler, taraf sıfatına yönelik değil, hakkın özüne ilişkin yapıldığını, 28/12/2017 tahsilat tarihinde ...

nolu makbuz ile 1.000- TL gider avansı ödendiğini,  davanın reddine karar verilmesi neticesinde, müvekkil tarafından yapılan bu yargı giderinin davacıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd.Şti. arasında 28.05.2013 ve 02.09.2014 tarihlerinde toplam 1.750.000- TL limitli, Genel Kredi Sözleşmesi  düzenlendiği,  davalı ...’ın 28.05.2013 tarihli sözleşmede 1.150.000- TL kefalet imzasının bulunduğu, ancak 02.09.2014 tarihli sözleşmede davalı ...'ın imzasının bulunmadığı, davalı ...'ın 28.05.2013 tarihli sözleşmede 1.150.000 TL ve 02.09.2014 sözleşmede 850.000- TL olmak üzere toplam 2.000.000 TL limit ile kefalet imzasının bulunduğu, diğer davalı ...’ın ise 02.09.2014 tarihli sözleşmede 850.000- TL limit ile kefalet verdiği,  Kartal ...Noterliği'nce düzenlenen 02.06.2015  tarih ve ...

yev.no’lu   ihtarnamesi ile davacı banka tarafından hesabın kat edildiği ve alacağın tahsili için İst. Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, Davalı ...n'nın  02.09.2014 tarihli sözleşmede imzası bulunmadığı, bu ikinci sözleşmenin yeni bir genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu nedenle bu sözleşmede yer almayan davalının icra takibine konu edilen alacaktan borçlu olmadığını ileri sürerek itiraz ettiği, Davacı Bankanın ise  28.05.2013 tarihli kredi sözleşmesinden doğan alacağın kapama-açma işlemi ile sonlandırıldığını, bu işlemin 28.05.2013 tarihli kredinin kapatıldığını değil, 02.09.2014 tarihli sözleşmenin bir önceki sözleşmenin devamı niteliğinde olduğunu gösterdiğini iddia ettiği, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın icra takibine konu kredi alacağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, her iki genel kredi sözleşmesi arasında bağlantı olup olmadığı ve Davalı kefilin alacaktan sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

İcra takibine konu edilen nakit kredinin kullandırım talep formu ve kredi dekontuna göre 03.09.2014 tarihinde 600.000- TL üzerinden 24 ay vadeli Yıllık %11,20 akdi faiz oranı üzerinden 24 ay vadeli olarak kullandırıldığı, bakiye diğer kredilerinde 02.09.2014 tarihli Yeni Genel kredi Sözleşmesinin imza tarihinde devirle gelmediği tespit edilmiş olup alacağın 28.05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden değil  02.09.2014 tarihli  genel kredi sözleşmesinden  kaynaklandığı belirlenmiştir.

28. 05.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi kapama işlemi ile sonlandırılmıştır. Her ne kadar Davacı taraf  28.05.2013 tarihli sözleşmenin  02.09.2014 tarihli  genel kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de her iki sözleşme birbirinden ayrı ve bağımsız hükümler ihtiva eden çerçeve niteliğindeki genel kredi sözleşmesidir. İlk sözleşmede borç kapatılarak sözleşmeye son verilmiş olup bu sözleşmede kefil olarak gözüken ... yönünden kefalet de sona ermiştir.

02. 09.2014 tarihli  genel kredi sözleşmesinde Davalının kefalete ilişkin imzası ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı banka ile dava dışı şirket arasında ilk sözleşme ile başlayan ilişkinin sona erdirilerek tarafların yeni bir sözleşme yaparak yeni bir kredi ilişkisine zemin hazırladıkları, ikinci sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ilk sözleşmeye güvenilerek verilmiş bir banka alacağının bulunmadığı, ikinci sözleşmenin düzenlenmesi ile ilk sözleşmeye dayanan kredi ilişkisinin sona erdiği, yeni bir kredi ilişkisinin kurulduğu, davacı bankanın yeni bir sözleşme düzenlemeyi tercih etmesinin eski kredi ilişkisine son verme iradesini gösterdiğini,banka tarafından düzenlenen yeni sözleşme ile eski sözleşme arasında bağlantı bulunmadığı, her iki sözleşme arasındaki bağlantının taraf iradeleri ile kesildiği, davacının kefalet imzası bulunan sözleşmeden doğan banka alacağının kalmadığı belirlenmiş olmakla davalı ...'ın borçtan müteselsil kefil olarak sorumlu bulunmadığına ilişkin tesbitte isabetsizlik görülmemiş,davacı vekilinin aksi yöndeki  istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.(Yargıtay (kapatılan)19 HD nin 2016/11218 esas,2017/6023 karar sayılı ,19.9.2017 tarihli emsal ilamı) 02.09.2014 tarihli sözleşmenin ek sözleşme olmadığı ve ayrıca önceki sözleşme zamanında kullandırılan kredi borcundan veya devirle gelen bir borçtan kaynaklı olmadığı, bu nedenle Davalı kefil ...'nın borçtan sorumlu olmadığı, somut davada işin esasına girildiği ve her iki sözleşmenin de müteselsil  kefil  bakımından incelendiği,Davalı kefil ...'nın sözleşmelerdeki sıfatı ve kendisine alacak iddiası yöneltilip yöneltilemeyeceği hususu ayrı ayrı değerlendirildiği için davanın husumet yokluğundan değil, uyuşmazlığın esasına yönelik olarak reddedilmesi ve davalı yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerektiğinden , Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.

Yine İİK 67 maddesi, "...; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü haizdir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda ise Davacı Banka her iki sözleşmenin birbirinin devamı niteliğinde olduğu iddiası ile icra takibi başlattığı ,davalının 2013 tarihli sözleşmede müteselsil kefaleti bulunduğu ,davalının kefaleten sorumluluğu sona ermesi nedeniyle davacı takibinde haksız ise de ,  kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Açıklanan nedenlerle ; davacı vekilinin davalı ... bakımından istinaf  sebebi yerinde bulunmamış davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin ise müvekkili bakımından davanın husumet yokluğundan değil esastan reddi gerektiği ve hükmolunacak vekalet ücretine ve gider avansına ilişkin istinaf nedeni yerinde olduğundan kararın kaldırılmasına ,hükmün diğer davalılar bakımından kesinleşen kısımlarının aynen tekrarına ,davalı ... bakımından davanın reddine ,davalı lehine nispi vekalet ücreti takdirine ve davalı tarafından ödenen yargı giderinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/942 Esas - 2020/44 Karar sayılı 22/01/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davacı tarafından davalılar ... ve ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalı borçluların İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan itirazın kısmen iptaline ve takibin; A) 672.347,27 TL asıl alacak, 12.066,06- TL işlemiş temerrüt faizi, 603,30- TL GV, 254,82- TL ihtar masrafı, 300- TL ihtiyati haciz vekalet ücreti  olmak üzere toplam 685.571,45 TL alacak  bakımından devamına ;672.347,27 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek TCMB azami faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile % 32 temerrüt faizi işletilmesine, Davacının fazlaya ilişkin 16.372,01 TL asıl alacak, 2.014,42 TL işlemiş faiz, 100,72 TL işlemiş faizin GV'si olmak üzere toplam 18.487,15 TL'lik isteminin REDDİNE, Likit alacak nedeniyle , işlemiş faiz ve GV toplamı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı tutarı olan 137.054,29- TL icra inkar tazminatının davalılar ...

ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, B)Davalı ... hakkındaki davanın REDDİNE, Davacı alacaklının kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı ... vekilinin kötü niyet tazminatı isteminin reddine ,"İlk derece yargılamasına  ilişkin olarak; "Alınması gereken 46.831,39-TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 6.400-TL bilirkişi ücreti ve 379,80-TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.779,80-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 6.601,78-TL'sinin davalılar ... ve ...'dan  alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ... tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Davacı lehine taktir olunan 51.328,57-TL vekalet ücretinin davalılar ...

ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... lehine taktir olunan 95.446,45-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan 11.707,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  davalı ... tarafından yapılan 34,50‬-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

02/05/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.