Delil tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5689 E. 2024/7280 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil tespiti↗ tahkikat↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ maddi hata↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ reeskont faizi↗ infaz↗ olumsuz oy↗ marka hakkına tecavüz↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/248 E., 2022/300 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 tescil sayılı ve "Şekil + ... RUHU", "... RESTAURANT", "... TURİZM" ve "... CAFE" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin, "... Dart & Pub & Bistro" isimli işyerinde müvekkiline ait tescilli "..." markası ve "... RUHU" logosunu kendi mal ve hizmetlerinde, tabelalarında, ilan ve reklamlarında, basılı evraklarda kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin "... Dart & Pub & Bistro" ibarelerini yiyecek, içecek hizmetlerinde müvekkilinin izni olmaksızın kullandığını, davalının kullandığı "..." markası ve "... RUHU" logosunun müvekkili adına tescilli olan marka ve logoyla birebir aynı olduğunu, davalının bu marka ve logoyu şirket tabelalarında, ilan ve reklamlarında, basılı evraklarda da kullandığını, davalının bu eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve TTK'nın 55. maddesinde düzenlenen haksız rekabete yol açtığını, tüketiciler nezdinde davalının işlettiği işletmenin müvekkili işletmeyle aynı yer olduğu algısı yaratacağını, davalı şirketin işletmeciliğini yaptığı "... Dart & Pub & Bistro" isimli işyerinin müvekkilinin tanınmışlığından istifade ettiğini, davalının, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, bunun sonucu olarak müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararları karşılamakla yükümlü olduğunu, uygun bir manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin "..." ve "... RUHU" markasına vaki tecavüzlerin önlenmesine, davalı şirketin eyleminin haksız rekabet ve markaya tecavüz olduğunun tespiti ve tekrarının önlenmesi suretiyle tecavüzün men'ine, davalı tarafından şimdiye kadar tabela, broşür, reklam vs. yerlerde kullanılmış olan tüm "..." ve "... RUHU" marka ve logolarının imhasına ve toplatılmasına, davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi ile müvekkile ait markanın kullanılmaya başlanmasından itibaren elde ettiği kazancın bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesinden sonra ıslah haklarını kullanmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminata, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmasına, hükmolunacak tazminatlara davaya konu markaların izinsiz olarak kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren reeskont faizi uygulanmasına, hüküm özetinin Türkiye sathında yayınlanan yüksek tirajlı üç adet (günlük) gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacı vekili tarafından 11.11.2022 tarihli yeni dilekçe ile ıslah talebinde bulunulduğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) nın 62 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine göre ıslah suretiyle seçenek talebini değiştirdiği görülmekle birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesine göre tahkikatın bitirildiği ve BAM iade kararından sonra yeniden tahkikat yapılmadığından son duruşmada ıslah talebinin reddedildiği, davacı ... A.Ş.'nin dava tarihinde 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 tescil sayılı "..." asli ibareli markaları olduğu, Ankara 2. FSHHM.nin 2015/22 D.iş sayılı dosyası içeriğinde bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde 10.09.2015 tarihinde davalı şirket adresinde yapılan delil tespitinde işletmecisinin davalı şirket olduğu, işyerinin tabelası ve menü resimlerinin çekildiği, davalı tarafın davacıya ait tescilli markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanıldığının belirlendiği, dava tarihi olan 09.10.2015 tarihi itibariyle davalı işletmenin tabela ve menüsünün yanı sıra davalı tarafından kullanılan Facebook sayfasında "...+şekil" şeklindeki "..." ibaresi ve logosunun, "pub, bistro ve dart" hizmetlerinde kullanıldığı, bahse konu marka ve logonun, davalı adına aynı/aynı tür hizmetler için, 2012/25387, 2012/ 94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılarla tescilli bulunan "..." ibare ve logolu markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu, ayrıca davacının "...+şekil" şeklindeki fiili kullanımıyla da aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, raporun hazırlandığı tarih itibariyle ... başı logosunun tabela, tablo, menü, Facebook ve Twitter hesabı gibi reklam ve tanıtım araçlarında kullanımının devam ettiği, kullanımı devam eden ... başı logosunun davacı adına tescilli olan ve kullanılan ... başı logosuyla ilişkilendirilecek düzeyde benzer bulunduğu, davalı taraf eyleminin davacı ... firmasına ait "..." asli unsurlu 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılı tescilli marka hakkına yönelik ve haksız rekabet ihlali oluştuğu, dosya kapsamında davalının tecavüze konu eyleminin gerçekleştiği tespit edilen 22.03.2014 -26.10.2015 tarihleri arasında davalının net karı bulunmadığından davalı aleyhine maddi tazminat ortaya çıkmayacağı ifade edilse de, davalının net karı olmasa da davacı markasının kullanımı ile 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi anlamında bir kazanç elde ettiğinden ve markanın katkısı ile elde edilen net kazancı tespit edemediğinden davalı eyleminin aynı zamanda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümleri kapsamında "haksız fiil" de sayılarak 49 ve 50 nci maddenin ikinci fıkrasına göre takdiren 5.000,00 TL tazminatın uygun bulunduğu, ancak Mahkemece verilen ilk kararın yalnızca davalı tarafından istinaf edilmesi nedeniyle önceki kararda belirlenen maddi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği, davacının masraf yaparak ve bir idari süreç takip edilerek elde ettiği tescilli markasındaki işaretin aynısı davalı tarafca işyerinde izinsiz kullanılması dolayısıyla bu durumun davacı üzerinde yarattığı olumsuz etkileri nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat oranının takdiren belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eyleminin davacı ... firmasının tescilli marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, önlenmesine, davalı tarafın davacıya ait ... markası ve ... ruhu logosunun kullanıldığı tabela, broşür, reklam ve diğer ürünlerin toplatılıp imha edilmesine, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddesi kapsamında takdiren 2.129,57 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ... Organizasyon firmasına verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ... Organizasyon firmasına verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede masrafı davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle, davalı şirketin işletmesinin tabela ve menüsünün yanı sıra davalı tarafından kullanılan Facebook sayfasında "...+şekil" şeklindeki "..." ibaresi ve logosunun, "pub, bistro ve dart" hizmetlerinde kullanıldığı, bahse konu marka ve logonun, davalı adına aynı/aynı tür hizmetler için, 2012 25387, 2012 94311, 2012 94312 ve 2012 94313 sayılarla tescilli bulunan "..." ibare ve logolu markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu, ayrıca davacının "...+şekil" şeklindeki fiili kullanımıyla da aynıya yakın düzeyde benzer bulunduğu, kullanımı devam eden ... başı logosunun davacı adına tescilli olan ve kullanılan ... başı logosuyla ilişkilendirilecek düzeyde benzer olduğu, davalı taraf eyleminin davacı ... firmasına ait "..." asli unsurlu 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılı tescilli marka hakkına yönelik ve haksız rekabet ihlali oluştuğu, Mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, hükmolunan manevi tazminat miktarının da dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, men'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 62 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince kısa kararda davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi kapsamında takdiren hesap edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda bu husus maddi hata niteliğinde görülerek davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddeleri kapsamında takdiren hesap edilerek 2.129,57 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ne var ki, kısa kararda ve hükümde farklı tazminat bedellerine hükmedilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5689 E. , 2024/7280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/633 Esas, 2023/786 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/248 E., 2022/300 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 tescil sayılı ve "Şekil + ... RUHU", "... RESTAURANT", "... TURİZM" ve "... CAFE" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin, "... Dart & Pub & Bistro" isimli işyerinde müvekkiline ait tescilli "..." markası ve "... RUHU" logosunu kendi mal ve hizmetlerinde, tabelalarında, ilan ve reklamlarında, basılı evraklarda kullanmakta olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin "... Dart & Pub & Bistro" ibarelerini yiyecek, içecek hizmetlerinde müvekkilinin izni olmaksızın kullandığını, davalının kullandığı "..." markası ve "... RUHU" logosunun müvekkili adına tescilli olan marka ve logoyla birebir aynı olduğunu, davalının bu marka ve logoyu şirket tabelalarında, ilan ve reklamlarında, basılı evraklarda da kullandığını, davalının bu eylemlerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve TTK'nın 55.
maddesinde düzenlenen haksız rekabete yol açtığını, tüketiciler nezdinde davalının işlettiği işletmenin müvekkili işletmeyle aynı yer olduğu algısı yaratacağını, davalı şirketin işletmeciliğini yaptığı "... Dart & Pub & Bistro" isimli işyerinin müvekkilinin tanınmışlığından istifade ettiğini, davalının, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, bunun sonucu olarak müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararları karşılamakla yükümlü olduğunu, uygun bir manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin "..." ve "... RUHU" markasına vaki tecavüzlerin önlenmesine, davalı şirketin eyleminin haksız rekabet ve markaya tecavüz olduğunun tespiti ve tekrarının önlenmesi suretiyle tecavüzün men'ine, davalı tarafından şimdiye kadar tabela, broşür, reklam vs.
yerlerde kullanılmış olan tüm "..." ve "... RUHU" marka ve logolarının imhasına ve toplatılmasına, davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi ile müvekkile ait markanın kullanılmaya başlanmasından itibaren elde ettiği kazancın bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesinden sonra ıslah haklarını kullanmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminata, ayrıca 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunmasına, hükmolunacak tazminatlara davaya konu markaların izinsiz olarak kullanılmaya başlandığı tarihten itibaren reeskont faizi uygulanmasına, hüküm özetinin Türkiye sathında yayınlanan yüksek tirajlı üç adet (günlük) gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacı vekili tarafından 11.11.2022 tarihli yeni dilekçe ile ıslah talebinde bulunulduğu, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) nın 62 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine göre ıslah suretiyle seçenek talebini değiştirdiği görülmekle birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesine göre tahkikatın bitirildiği ve BAM iade kararından sonra yeniden tahkikat yapılmadığından son duruşmada ıslah talebinin reddedildiği, davacı ... A.Ş.'nin dava tarihinde 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 tescil sayılı "..." asli ibareli markaları olduğu, Ankara 2. FSHHM.nin 2015/22 D.iş sayılı dosyası içeriğinde bilirkişi raporunda da geçtiği şekilde 10.09.2015 tarihinde davalı şirket adresinde yapılan delil tespitinde işletmecisinin davalı şirket olduğu, işyerinin tabelası ve menü resimlerinin çekildiği, davalı tarafın davacıya ait tescilli markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kullanıldığının belirlendiği, dava tarihi olan 09.10.2015 tarihi itibariyle davalı işletmenin tabela ve menüsünün yanı sıra davalı tarafından kullanılan Facebook sayfasında "...+şekil" şeklindeki "..." ibaresi ve logosunun, "pub, bistro ve dart" hizmetlerinde kullanıldığı, bahse konu marka ve logonun, davalı adına aynı/aynı tür hizmetler için, 2012/25387, 2012/ 94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılarla tescilli bulunan "..." ibare ve logolu markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu, ayrıca davacının "...+şekil" şeklindeki fiili kullanımıyla da aynıya yakın düzeyde benzer olduğu, raporun hazırlandığı tarih itibariyle ...
başı logosunun tabela, tablo, menü, Facebook ve Twitter hesabı gibi reklam ve tanıtım araçlarında kullanımının devam ettiği, kullanımı devam eden ... başı logosunun davacı adına tescilli olan ve kullanılan ... başı logosuyla ilişkilendirilecek düzeyde benzer bulunduğu, davalı taraf eyleminin davacı ... firmasına ait "..." asli unsurlu 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılı tescilli marka hakkına yönelik ve haksız rekabet ihlali oluştuğu, dosya kapsamında davalının tecavüze konu eyleminin gerçekleştiği tespit edilen 22.03.2014 -26.10.2015 tarihleri arasında davalının net karı bulunmadığından davalı aleyhine maddi tazminat ortaya çıkmayacağı ifade edilse de, davalının net karı olmasa da davacı markasının kullanımı ile 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi anlamında bir kazanç elde ettiğinden ve markanın katkısı ile elde edilen net kazancı tespit edemediğinden davalı eyleminin aynı zamanda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümleri kapsamında "haksız fiil" de sayılarak 49 ve 50 nci maddenin ikinci fıkrasına göre takdiren 5.000,00 TL tazminatın uygun bulunduğu, ancak Mahkemece verilen ilk kararın yalnızca davalı tarafından istinaf edilmesi nedeniyle önceki kararda belirlenen maddi tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği, davacının masraf yaparak ve bir idari süreç takip edilerek elde ettiği tescilli markasındaki işaretin aynısı davalı tarafca işyerinde izinsiz kullanılması dolayısıyla bu durumun davacı üzerinde yarattığı olumsuz etkileri nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat oranının takdiren belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eyleminin davacı ...
firmasının tescilli marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, önlenmesine, davalı tarafın davacıya ait ... markası ve ... ruhu logosunun kullanıldığı tabela, broşür, reklam ve diğer ürünlerin toplatılıp imha edilmesine, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddesi kapsamında takdiren 2.129,57 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ... Organizasyon firmasına verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, davacı tarafça talep edilen manevi tazminattan takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ...
Organizasyon firmasına verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede masrafı davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle, davalı şirketin işletmesinin tabela ve menüsünün yanı sıra davalı tarafından kullanılan Facebook sayfasında "...+şekil" şeklindeki "..." ibaresi ve logosunun, "pub, bistro ve dart" hizmetlerinde kullanıldığı, bahse konu marka ve logonun, davalı adına aynı/aynı tür hizmetler için, 2012 25387, 2012 94311, 2012 94312 ve 2012 94313 sayılarla tescilli bulunan "..." ibare ve logolu markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu, ayrıca davacının "...+şekil" şeklindeki fiili kullanımıyla da aynıya yakın düzeyde benzer bulunduğu, kullanımı devam eden ...
başı logosunun davacı adına tescilli olan ve kullanılan ... başı logosuyla ilişkilendirilecek düzeyde benzer olduğu, davalı taraf eyleminin davacı ... firmasına ait "..." asli unsurlu 2012/25387, 2012/94311, 2012/94312 ve 2012/94313 sayılı tescilli marka hakkına yönelik ve haksız rekabet ihlali oluştuğu, Mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, hükmolunan manevi tazminat miktarının da dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, men'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 62 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin ikinci fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince kısa kararda davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi kapsamında takdiren hesap edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda bu husus maddi hata niteliğinde görülerek davacı tarafça talep edilen maddi tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve 6098 sayılı Kanunun 49 ve 50 nci maddeleri kapsamında takdiren hesap edilerek 2.129,57 TL maddi tazminatın 10.09.2015 olan tespit tarihinden itibaren yürütülecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ne var ki, kısa kararda ve hükümde farklı tazminat bedellerine hükmedilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1087902500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz