Tevdi mahalline yatırılan paranın tespiti davasında hukuki yarar
İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi · 2024/1539 E. 2024/1774 K. ·
Kesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki yarar↗ dava şartı↗ tevdi mahalli↗ itirazın iptali davası↗ usulden ret↗
Gerekçe özeti
Bir alacak kalemine ilişkin olarak taraflar arasında daha önce açılmış ve derdest olan bir itirazın iptali davası (eda davası) mevcutsa, aynı alacak kalemi hakkında (örneğin tevdi mahallindeki paranın aidiyetinin tespiti ve ödenmesi istemiyle) ayrıca ikinci bir alacak davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmaz; bu husus HMK 115/1-2 uyarınca dava şartı noksanlığı olarak değerlendirilip davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir, zira uyuşmazlık derdest davada tartışılıp karara bağlanacaktır.
Ele alınan sorunlar
Tevdi mahallindeki paranın aidiyetinin tespiti davasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı, tevdi mahalline yatırılan kar paylarının kendisine ait olduğunun tartışmasız olduğunu, davalı şirketin kime ödeneceğini bilmediği bahanesiyle davayı açmak zorunda bıraktığını, mahkemenin davayı hisse devri davası gibi değerlendirerek hatalı bir şekilde reddettiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulünü ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Gerekçe: Hukuki yarar dava şartı olup mahkeme bunu her aşamada kendiliğinden araştırır; noksanlık varsa dava usulden reddedilir (HMK 115/1-2). Somut olayda davacı, işbu davadan önce davalıya karşı icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine bu takiplere ilişkin olarak itirazın iptali davaları ikame edilmiş ve bu davalar halen derdesttir. İtirazın iptali davası bir alacak (eda) davasıdır. Dava konusu tevdi mahallindeki paranın aidiyetinin tespiti ve davacıya ödenmesi talebi, aynı zamanda derdest itirazın iptali davalarına konu edilmiştir; bu itibarla işbu davadaki talep, itirazın iptali davalarında tartışılıp karara bağlanacağından aynı husus bu dava ile yeniden tartışılamaz. Dolayısıyla davacının işbu alacak davasını açmasında hukuki yararı kalmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Aynı alacak kalemine ilişkin olarak derdest bir itirazın iptali (eda) davası varken, aynı konuda ayrıca tespit/ödeme istemli bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı yönündeki tespit, benzer usuli durumlar için emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Hukuki yarar (HMK 114/1-h, 115/1-2)
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2024/1539 Esas
KARAR NO 2024/1774 Karar
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/05/2024
NUMARASI 2023/633 Esas - 2024/390 Karar
DAVA
Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ 07/11/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yıllardır davalı şirkette 18 adet pay sahibi olduğunu, hisse oranının %9 olduğunu, davalı şirketin hissedarı olan babası ...'nın 31.08.2020 tarihinde vefatı üzerine eşi ... ve kızı ...'ın kanuni mirasçı olarak kaldığını, müteveffaya ait 12 adet şirket hissesinden 3 adedinin 1/4 miras payı dava dışı mirasçılardan ...'ya, 9 adet hissesinin ise 3/4 miras payına sahip davacı ...'a intikal ettiğini, babasından intikal eden 9 adet pay ile birlikte davacının şirketteki payının 27 olduğunu, bu hususların davalı şirkete bildirildiğini, mirasçılık belgesinin gönderildiğini, mirasçılardan ...'nin kendisine intikal eden 3 adet hisseye ait miras payını tüm hak ve vecaibi ile birlikte diğer mirasçı olan davacıya devrettiğini ve bu hususun davalı şirkete Beşiktaş ...
Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 17.02.2022 tarihli ihtarnamesi ile bildirildiğini, ihtarnamede açıkça "müvekkillerimizden ...'nın kendisine mirasen intikal eden davacı şirket hisselerinin tamamı olan 3 adet hisseyi diğer mirasçı müvekkilimiz ...'a tüm hak ve vecaibi ile birlikte devrettiğini" şeklinde belirtilmek suretiyle davalı şirkete her iki mirasçı tarafından bildirim yapıldığını, Kanada'da ikamet eden davacının gerek kendisine ait hisselerin, gerekse devraldığı hisselere ait temettülerin hangi bankaya ne şekilde ödeneceğinin Beşiktaş .... Noterliği'nin 17.05.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiğini, Kanada'da ikamet etmesi sebebi ile kar paylarının ödeme günündeki Dolar kuru üzerinden yatırılması istediğini, davalı şirketin ihtarnameleri tebellüğ etmesine rağmen, davacıyı ait hisselerin kar paylarını davacının hesabına yatırdığını, ancak devralınan hisselere ait kar payları için "kime ödeneceği bilinmediği için" diyerek nahak yere İstanbul 20.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/43 D. İş - 2022/39 Karar sayılı dosyası ile mahkemeyi yanıltmak suretiyle tevdi mahalli tayin ettirdiğini, mahkemeden kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, araştırmalar sonucu bulunan mahkeme kararından öğrendiklerini, ayrıca yatırılan bu paranın uzun süre vadesiz hesapta tutulduğunu, hak sahibi olarak derhal mahkemeye müracaat edildiğini fakat davalının haksız yere yaptığı itirazlar sebebi ile mahkemece çeşitli kararlardan sonra, önce ödeme kararı verildiğini, bilahare hak sahipliğinin belirlenmesi için dava açılması gerektiği hususunda 18.07.2023 tarihli bir ek karar verildiğini ve iş bu davanı açıldığını, davacının parasının haksız yere vadesiz hesapta tutulduğunu, tevdi mahalli tayin edilen bankaya müzekkere yazılması taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, davalı şirketin ise bu paranın davacıya ödenmesine karşı çıktığını, gerçek dışı itirazlarda bulunarak ödemenin yapılmasını önlediğini, ödeme kararını istinaf hakkı dahi yok iken istinaf ettiğini ve davacının halen dahi parasını alamadığını, miras payını devreden mirasçının, buna dair kar paylarını da devrettiğini bildirmesine, tevdi mahalli tayin eden mahkemeye her iki mirasçının da müracaat etmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, kar payının serbestçe devredilmesi müktesep hak niteliğinde olduğundan bu hakkın sınırlandırılmasının objektif olarak ortaklık çıkarları, şirketin amacı veya işletmenin amacı açısından hiçbir önemi bulunmadığını, Kasım 2022 yılında davacıya ödenmesi gerekirken İstanbul 20.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/43 D. İş - 2022/39 Karar sayılı dosyası kapsamında İstanbul Adliyesi ...Bankası tevdi mahalli olarak belirlenen TR... IBAN numaralı hesabına 13.12.2022 tarihinde davalı şirket tarafından 403.968,17-TL'lik ve daha sonra 150.000-TL - 75.000-TL - 225.000-TL olarak yapılan ödemenin faizi ile birlikte davacıya ait kar payının aidiyetinin tespiti ile davacıya ödetilmesini talep etmek mecburiyetinde kalındığını, ayrıca; ...'nın vefatı üzerine mirasçıları ... ile ...'ya intikal eden 12 adet hissenin Türk Ticaret Kanunu'nun 493. Maddesi uyarınca gerçek değeri üzerinden satın alınmasına yönelik davalı şirket Yönetim Kurulu tarafından alınan 11.09.2020 tarihli 2020/15 numaralı Yönetim Kurulu kararının batıl olduğunun tespiti için İstanbul 6.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/259 Esas sayılı dosyası ile görülen dava ile 17.09.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı kararlarının iptali için İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/665 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın ikame edildiğini, yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti için ikame edilen dava neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, Genel Kurul kararlarının iptaline yönelik olarak ikame edilen dava neticesinde ise 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 numaralı maddelerin iptaline karar verildiğini, temettü ödemesinin bu davalardan ayrı olarak hak sahibine ödenmesinin zorunlu olduğunu, davalı şirketin halen dahi alacaklının kim olduğunu bilmediğini iddia ederek işbu davanın açılmasına sebebiyet vermesinin kötü niyetini açık bir şekilde gösterdiğini, bu durumun davacının nezdinde telafisi güç zararlar meydana getirdiğini, mirasçılar arasında temettü bedelinin kime ait olduğu konusunda hiçbir ihtilaf bulunmadığından davacının alacağı almakla ilgili bir temerrütünün de bulunmadığını, tevdi mahalli şartlarının hiçbiri bulunmamasına rağmen tediye mahalli kararı verilmesinin TBK.m.111 ve 112'ye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacının, hisse ve kar payı devrine değinerek temettü bedellerinin kendisine ödenmesi talebinde bulunduğu dönemdeki döviz kuru ile halihazırdaki döviz kuru karşılaştırıldığında binlerce USD tutarında zarara uğradığını, tevdi mahallindeki paraların ödenmediği müddetçe de zarara uğramaya devam edeceğini beyan ederek;
davanın kabulü ile tevdi mahalli olarak belirlenen bankaya yatırılan paranın aidiyetinin tespitine ve davacıya faizleri ile birlikte ödenmesine, HMK. 329/1-2 .maddeleri gereğince davacının vekiline bu davalar için ödemek zorunda kaldığı 50.000-TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesine ve davalı şirketin disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tevdi mahalline davalı şirket tarafından yapılan ödemelere ilişkin olarak hali hazırda alacak davası niteliğinde itirazın iptali davaları görüldüğünü, huzurdaki davaya karşı derdestlik itirazları bulunduğunu, davacı vekilinin, davalı şirkette 12 adet pay sahibi olan babası ...’nın vefatı üzerine dava dışı diğer mirasçı ...’ya miras kalan 3 adet payı devraldığını, dolayısıyla kendisine miras kalan 9 adet payın yanı sıra söz konusu 3 adet paya ait temettünün de kendisine ödenmesi gerektiğini iddia ettiğini, oysaki davacı ile dava dışı ...’nın arasındaki pay devrinin geçerli olup olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, davalı şirketin dava dışı ...’ya miras kalan 3 adet şirket payına ait temettü ödemelerini mahkemece tayin edilen tevdi mahalline yatırdığını, davacının hali hazırda hak iddia ettiği bu alacak kalemlerine konu ...
sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, davalı şirketin davacıya borcu bulunmadığından dolayı icra takiplerine itiraz edildiğini ve her iki takibin de itirazlarına istinaden durdurulduğunu, davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davası ikame ettiğini ve dosyaların halen derdest olduğunu, davalı şirket tarafından tevdi mahalline yatırılan dava konusu temettü ödemelerinin de aynı şekilde icra takibine ve itirazın iptali davalarına konu tutarlar olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından işbu davadan önce açılan ve halen derdest olan itirazın iptali davalarına konu edilmiş temettü ödemelerinin tahsili için bu kez işbu davanın açıldığını, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak derdest davalar bulunmaktayken, huzurdaki davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, İstanbul 14.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyalarından verilecek karar ile uyuşmazlığın çözüme kavuşturacağını ve tevdii mahallinde bulunan temettü ödemelerinin hak sahipliği de tespit edileceğini, davacı tarafından aynı konuda ayrıca işbu alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı şirket pay sahiplerinden ...'nın 31.08.2020 tarihinde vefat ettiğini, veraset ilamına göre; müteveffanın mirası 4 paydan oluştuğunu ve mirasçılarından ...’ın miras payının 3, ...'nın miras payının 1 olduğunu, müteveffaya ait 12 adet şirket payının 3 adedi ...’ya, 9 adedi ise ...’a miras kaldığını, davalı şirketin, Beyoğlu.... Noterliği'nin 30.12.2022 tarihli ...yevmiye numaralı ihbarnamesi ile,...’ya miras kalan şirket paylarını Türk Ticaret Kanunu’nun 493.
maddesi uyarınca gerçek değerinden satın almak istediğini usulüne uygun şekilde bildirdiğini, ...'nın, Beşiktaş ... Noterliği'nin 22.01.2021 tarihli ... yevmiye numaralı cevabi ihbarnamesi ile, davalı şirket tarafından teklif edilen bedeli düşük bularak reddettiğini ve kendisine miras kalan payların gerçek değerinin tespiti için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/244 Esas numaralı dosyası üzerinden görülen davayı ikame ettiğini, değer tespit davası sürmekte iken ...'nın, Beşiktaş ... Noterliği'nin 17.02.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile, kendisine miras kalan şirket paylarını diğer mirasçı, davacı ...’a devrettiğini beyan ettiğini, bunun üzerine davalı şirket tarafından 10.03.2022 tarih ve 2022/07 sayılı Yönetim Kurulu kararı doğrultusunda Beyoğlu ...
Noterliği'nin 10.03.2022 tarihli ...ve ...’a gönderilen ... yevmiye numaralı cevabi ihbarname ile,...’nın müteveffa ...’dan kendisine miras kalan şirket paylarını devretmesinin hukuken mümkün olmadığı ve şirket pay defterine sadece beyana dayalı bir kayıt yapılamayacağı gerekçesiyle, ... tarafından ...’a devredildiği beyan edilen payların şirket pay defterine ... adına işlenmesine ilişkin istemin davalı şirket Yönetim Kurulu tarafından reddedildiği bildirildiğini, buna rağmen...'nın kendisine miras kalan şirket paylarını devrettiği iddiasını İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2021/244 Esas sayılı dosyası görülen davada ilk kez gündeme getirildiğini ve mahkeme de söz konusu pay devrinin usulüne uygun olmadığı, muvazaalı olduğu yönündeki itirazları göz ardı ederek pay devrinin geçerli olup olmadığını esastan incelemeksizin 23.06.2022 tarihli kararı ile değer tespit davasının konusuz kaldığına hükmedildiğini, karara karşı 12.10.2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, istinaf incelemesi devam ederken devredildiği iddia edilen paylara tekabül eden temettü ödemelerinin ...’ya mı, ...’a mı yapılacağı hususunda belirsizlik bulunduğundan taraflarınca tevdi mahalli belirlenmesi için dava açıldığını, İstanbul 20.
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/43 D. İş dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda 07.12.2022 tarihli karar ile tevdi mahalli tayinine karar verildiğini, 14.02.2023 tarihinde Yerel Mahkeme kesinleşen dosyadan el çekmesi gerektiği halde, ... ve ... vekilinin banka hesabındaki paranın ...’a ödenmesi talebine ilişkin ara karar kurarak; “1- Talebin kabulü ile ... İstanbul Adalet Sarayı Şubesinde bulunan paranın ...’a ödenmesine” karar verildiğini, karara karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2023 tarih 2023/784 Esas 2023/822 Karar sayılı kararı ile “Eldeki istinaf başvurusu, tevdi edilen paranın ödenmesiyle ilgili bir ara karar niteliğindedir.
Mahkemenin çekişmesiz yargı işi hakkında verdiği karar kesinleştikten sonra verilen 15.02.2023 tarihli ara kararlara karşı istinaf yolu açık değildir. Tevdi edilen paranın kime ödeneceği konusu, taraflar arasında esas hakkında açılacak bir davada değerlendirilebilecek bir husustur.” gerekçesiyle tevdi mahallindeki paranın ...’a ödenmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunun belirtildiğini, bu karar sonrasında mahkemece ...’a ödeme yapılmasına ilişkin ara karardan rücu edilmesine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2023 tarih 2022/2111 Esas 2023/858 Karar sayılı kararı ile; ... ile ... arasındaki pay devrinin geçerli olup olmadığı incelenmeksizin karar verildiği gerekçesiyle İstanbul 5.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2022 tarih 2021/244 Esas 2022/464 Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiğini ve yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2023/453 Esas numarasını aldığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından dava dışı ...’dan devralındığı iddia edilen nama yazılı senede bağlanmış olan payların devri ancak ciro ve teslim ile mümkün olduğundan gerçekleştiği iddia olunan pay devrinin şekil şartlarına aykırı olduğunu ve geçersiz olduğunu, .... tarafından davalı şirkete 17.02.2022 tarihinde pay devir ihbarında bulunulduğunu ancak ekinde pay devir sözleşmesinin bir kopyasının dahi paylaşılmadığını, ...
aynı iddiayı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/244 Esas dosyasında da bulunduğunu ve sadece adi yazılı pay devir sözleşmesinin sunulduğunu, davalı şirketin, TTK md. 493. uyarınca davacıya miras kalan şirket paylarını gerçek değerinden satın alma hakkı kullandığından, henüz ortak sıfatını dahi kazanmamış olan dava dışı mirasçının davacıya devrettiği ve böyle bir devrin geçerli olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ...'nın, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2021/244 Esas sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunu tebliğ almasından sonra, dava konusu payları bahsi geçen bilirkişi raporunda belirlenen değerin (1.085.866,95 TL) yaklaşık beş katına denk gelen bir tutar (410.000 ABD Doları: sözleşmenin imzalandığı iddia edilen 10.02.2022 tarihli ABD Doları/TL efektif satış kuruna göre 5.563.700 TL) karşılığında devrettiğini iddia ettiğini, sunulan hisse devir sözleşmesinin noter tasdikli olmadığını, devralanın (...) hisse devir sözleşmesini imzalayan vekilinin aynı zamanda ...’yı temsil eden vekil ile aynı kişi olduğu dikkate alındığında, söz konusu hisse devir sözleşmesinin geçmiş tarihli olarak imzalandığı hususunda bir şüphe uyandırdığını, pay devir bedelinin devralana ödenip ödenmediği veya ne zaman ödeneceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediğini, hayatın olağan akışında hisse devir bedeli ödenmeksizin veya hisse devir bedelinin ödenmesini güvence altına alan herhangi bir teminat alınmaksızın böyle bir hisse devrinin yapılmayacağını, davacının, dava dilekçesinde HMK.
329/1-2 .maddeleri gereğince davacının vekiline bu davalar için ödemek zorunda kaldığı 50.000-TL’nin davalı şirket tarafından ödenmesine ve davalı şirketin disiplin para cezasına mahkum edilmesini talep ettiğini, özel vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilebilmesi için, davalının kötüniyetli olması gerektiğini, bu durum dışındaki herhangi bir ihtimalin varlığında, özel vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilebilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin tevdii mahalli tayini davasını açmakta haklı olduğunu, yasal bir hakkını kullanan şirketin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini beyan ederek; davanın usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/453 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, her halükarda haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 23/05/2024 tarih ve 2023/633 Esas - 2024/390 Karar sayılı kararında; "......Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava, tevdi mahalli olarak belirlenen bankaya yatırılan paranın aidiyetinin tespiti, davacıya faizleri ile birlikte ödenmesi, davacının vekiline bu davalar için ödemek zorunda kaldığı 50.000-TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesi ve davalı şirketin disiplin para cezasına mahkum edilmesi taleplerine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ile; Kanada'da ikamet eden davacının gerek kendisine ait hisselerin, gerekse devraldığı hisselere ait temettülerin hangi bankaya ne şekilde ödeneceğinin Beşiktaş ... Noterliği'nin 17.05.2022 tarih ve ...
yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiğini, Kanada'da ikamet etmesi sebebi ile kar paylarının ödeme günündeki Dolar kuru üzerinden yatırılması istediğini, davalı şirketin ihtarnameleri tebellüğ etmesine rağmen, davacıya ait hisselerin kar paylarını davacının hesabına yatırdığını, ancak devralınan hisselere ait kar payları için "kime ödeneceği bilinmediği için" diyerek nahak yere İstanbul 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/43 D. İş - 2022/39 Karar sayılı dosyası ile tevdi mahalli tayin ettirdiğini, mahkemeden karının kendilerine tebliğ edilmediğini, araştırmalar sonucu bulunan mahkeme kararından öğrendiklerini ifade ederek tevdi mahalli olarak belirlenen bankaya yatırılan paranın aidiyetinin tespitine, davacıya faizleri ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf ise cevap dilekçesi ile; davacı ile dava dışı..’nın arasındaki pay devrinin geçerli olup olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, davalı şirketin dava dışı ...’ya miras kalan 3 adet şirket payına ait temettü ödemelerini mahkemece tayin edilen tevdi mahalline yatırdığını, davacının hali hazırda hak iddia ettiği bu alacak kalemlerine konu ... sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, davalı şirketin davacıya borcu bulunmadığından dolayı icra takiplerine itiraz edildiğini ve her iki takibin de itirazlarına istinaden durdurulduğunu, davacının İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davası ikame ettiğini ve dosyaların halen derdest olduğunu, dolayısıyla davacı tarafından işbu davadan önce açılan ve halen derdest olan itirazın iptali davalarına konu edilmiş temettü ödemelerinin tahsili için bu kez işbu davanın açıldığını, derdest davalar bulunmaktayken, huzurdaki davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını ifade ettiği anlaşılmıştır.Dava konusu somut olayda, davacının hali hazırda hak iddia ettiği alacak kalemlerine ilişkin ...
sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığı, her iki takibin de itiraza istinaden durduğu, akabinde İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyalar ile itirazın iptali davalarının ikame edildiği, 2023/425 Esas sayılı dosyanın karar çıkıp istinaf incelemesinde olduğu, diğer dosyanın müzekkere tarihi itibariyle derdest olduğu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2023/453 Esas sayılı dosyasında mevcut istinaf ilamı da incelendiğinde, istinaf kaldırma ilamı uyarınca dosyamız davacısı ...'a yapılan pay devrinin geçerli olup olmadığının da mahkemece değerlendirilmesi gerekeceği, bu noktada davacı ile dava dışı ...’nın arasındaki pay devrinin geçerli olup olmadığı hususunda da uyuşmazlık bulunduğu, ilgili uyuşmazlıkların derdest hukuk davalarında çözüleceği, davalı şirketin dava dışı ...ya miras kalan 3 adet şirket payına ait temettü ödemelerini mahkemece tayin edilen tevdi mahalline yatırmasının da usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davacının davasının HMK' nun 114/1-h madde ve fıkrası gereğince hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler;
arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 3.120,00-TL tarife bedeli üzerinden ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, '' Davacının davasının HMK' nun 114/1-h madde ve fıkrası gereğince hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece, kanuna ve usule aykırı, eksik inceleme ile son derece hatalı bir şekilde "davanın reddine " karar verildiğini, Davanın, davalı şirketin nahak yere tevdi mahalli olarak tayin ettirdiği İstanbul 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/43 D.İş dosyasına yatırılan kar payı ödemelerinin her iki mirasçının talimatı üzerine müvekkiline ödenmesinin talep ve davası olduğunu,Şirket ortağı ve mirasçı olan müvekkili ...'a diğer mirasçı ...'nın kendisine mirasen intikal eden davalı şirketteki 3 payını devrettiğini, (devrin şirket ile nizalı olduğu yazılarak) Davalı şirketçe "kime ödeneceğini bilmiyorum " şeklindeki beyan üzerine nahak yere tevdi mahalli tayin ettirildiğini, Bu 3 payın ...'ya mirasen intikal ettiğinin tartışmasız olduğunu, davalı şirketin, vefattan sonra paylara ait temettülerinin 2021 yılında bu mirasçıya ödediklerini, TTK.
494. Maddesi hükmü gereğince; bu payların temettü bedellerinin kanun gereği hisselerin intikal ettiği kişiye ait olduğunu, Bu mirasçının kendisine mirasen intikal eden davalı şirketteki 3 payını müvekkiline devrettiğini ve kar payı ödemelerinin müvekkiline yapılmasını her iki mirasçı, birlikte davalı şirkete gönderdikleri noter ihtarnamesi ile bildirdiğini ve kar payı ödemelerinin bundan böyle huzurdaki davada davacı olan müvekkiline ödenmesini istediklerini, (tebliğ şerhine havi ihtarname dosyada mübrezdir.) Davalı şirketin, alacaklının bu kadar açık talep ve talimatına rağmen, ben kar payını kime ödeyeceğimi bilmiyorum diyebilmesinin, müvekkilini dava açmak zorunda bırakmasının esasen TBK.
ve TTK. hükümlerine aykırı olduğunu, TTK.494.Madde hükmünün, "Devir için gerekli onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır " mirasçının mirasçıya devri geçerli olsa da olmasa da bu paylara ait tüm mali hakların ... 'ya ait olduğunu ve onun talep ve talimatı üzerine ve onun istediği kişiye ödenmek mecburiyeti olduğunu, hisselerin sahibinin ... tevdi mahalli tayin olunan İstanbul 20.Sulh Hukuk Mahkemesine de dilekçe vererek bu bedellerin müvekkiline ödenmesini, alacağını temlik ettiğinin bildirildiğini, Davalı şirketin; şirket bu hisseleri almak istediğini, değer belirlenecek vs. gibi onlarca sahife yazdığı hususların bu temettülerin hak sahibine ve/veya onun bildirdiği kişiye ödenmesini önleyecek hiçbir durumun mevcut olmadığını, hisselerin davalı şirketin mülkiyetinde olmadığını, son derece kötü niyetli olan davalı şirketin, hak sahiplerinin alacağına kavuşmasını önlemek, çok düşük bedellerle hisseleri alabilmek, müvekkilini ve annesi olan diğer hissedarı güç durumda bırakmak için çeşitli bahaneler üretmekte, karman çorman dilekçeler ile davayı ifsat etme gayretine girdiklerini,Esasen hak sahibi olduğunda, hisselerin mülkiyetinin kendisinde olduğuna dair hiçbir ihtilaf bulunmayan ...nın, hisselerine ait kar payı ödemelerinin müvekkilinin hesabına yatırılmasını bildirdiklerini ve bu şekilde talimat verildiğini, bu hissedarın müvekkili olan kızına hisse devrinin geçerli olup olmadığının bu davanın konusu olmadığını, huzurdaki davanın şirket hisselerinin devri ile alakalı bir dava olmadığını, her halükarda hak sahibi olduğu açık bulunan kişinin, bu alacağının ödenmesi için verdiği talimatın, alacağını temlik ettiği kişiye ödemenin yapılması, yerine getirilmesi ile alakalı olduğunu,Mahkemenin davalarını çok hatalı olarak değerlendirdiğini, sanki şirket hisselerinin devri ile alakalı bir dava imiş gibi taraflar arasındaki hisse devirleri ile ilgili davaları ( o da hatalı değerlendirmeler olmuştur) özetleyerek davayı reddetmiş olmasının son derece haksız, usule ve kanuna aykırı olduğunu,İleri sürerek;
Yukarıda arz olunan ve inceleme esnasında re'sen nazara alınacak sebeplerle; son derece hatalı, usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/633 E. - 2024 / 390 K. sayılı kararına karşı istinaf itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, tevdi mahalli tayin ettirilmek sureti ile mahkeme hesabına yatırılan paranın aidiyetinin tespiti ile davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın HMK' nun 114/1-h maddesi gereğince hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davalı şirkette 12 adet pay sahibi olan babası ...’nın vefatı üzerine dava dışı diğer mirasçı ...’ya miras kalan 3 adet payı devraldığını, dolayısıyla kendisine miras kalan 9 adet payın yanı sıra söz konusu 3 adet paya ait temettünün de kendisine ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir.Davalı taraf ise, davacı ...
ile dava dışı...’nın arasındaki pay devrinin geçerli olup olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, dava dışı ...’ya miras kalan 3 adet şirket payına ait temettü ödemelerini mahkemece tayin edilen tevdi mahalline yatırdığını, davacı hali hazırda hak iddia ettiği bu alacak kalemlerine konu ... sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığı, şirketin davacıya borcu bulunmadığından dolayı söz konusu icra takiplerine itiraz edildiğini ve her iki takip de itirazlarına istinaden durdurulduğunu, akabinde davacı takibe devam edebilmek için; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'’nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davası ikame ettiğini, söz konusu davaların halen derdest olduğunu, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak derdest davalar bulunmaktayken, huzurdaki davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi dava konusu (talep sonucu) aynı olan bir davanın ikinci kez açılamayacağından derdestlik itirazında da bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bildirilen dava dosyalarının uyap sisteminden kayıtları getirtilip incelenmek suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Hukuki yarar dava şartı olup Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder (HMK. m.115/1-2). Somut olayda işbu davadan önce davacı tarafından davalıya karşı.... sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığı, davalı şirketin icra takiplerine itiraz etmesi üzerine akabinde davacı tarafça İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'’nin 2023/425 Esas ve 2023/426 Esas sayılı dosyaları ile itirazın iptali davasının ikame edildiği anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası, bir alacak (eda) davasıdır.Dava konusu tevdi mahalli tayinettirilmek sureti ile mahkeme hesabına yatırılan paranın aidiyetinin tespiti ile davacıya ödenmesi talebi itirazın iptali davalarına konu edilmiş, iş bu davadaki talep itirazın iptali davalarında tartışılıp karar verileceğinden iş bu dava ile yeniden tartışılamayacağı aşikardır. Dolayısı ile artık davacının iş bu alacak davasını açmasında hukuki yararı kalmamıştır. Bu tesbitler doğrultusunda ... tarafından hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.
353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1.
maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1085593800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz