Gerçek kişi kefaleti on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4419 E. 2024/6541 K. · · İlk derece: İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu süre zamanaşımı süresi olmayıp sürenin dolmasıyla kefalet sona erdiğinden, süre 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce dolmuş ve 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesindeki ek süre de geçmişse kefile karşı takip yapılamaz. Fon'un taraf olduğu takip ve davalar Fon aleyhine sonuçlansa dahi 5411 sayılı Kanun'un 138/1 maddesi uyarınca Fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemez. İhya edilen şirket adına vekâlet görevi sona ermiş vekilce verilen ve icazet verilmeyen istinaf başvurusu yapılmamış sayılır.
Ele alınan sorunlar
Gerçek kişi kefaletinin on yıl geçmekle kendiliğinden sona ermesi → ret
İddia: Davacı, alacağın temlik alındığını ve 5411 sayılı Kanun'un 141 inci maddesi gereği zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğunu, davalıların zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını ileri sürmüş; davalılar ise alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Gerekçe: 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu on yıllık süre bir zamanaşımı süresi değildir; sürenin geçmesiyle kefalet kendiliğinden sona erer. Kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihe göre on yıllık süre 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce dolmuş, 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi kapsamındaki ek süre de dolmuş olduğundan, takip tarihinde gerçek kişi kefillerin kefalet yükümlülüğü mevcut değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Fon aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği → ret
İddia: Davalılar cevap dilekçesinde davacının takipte kötü niyetli olduğunu ileri sürerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiş; ilk derece mahkemesince bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemiştir.
Gerekçe: Davalılar cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmiş ve kefiller aleyhine açılan dava reddedilmiş olduğuna göre bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır. Ancak 5411 sayılı Kanun'un 138/1 maddesi uyarınca, Fon'un taraf olduğu dava ve icra takiplerinin Fon aleyhine sonuçlanması hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yazılı tazminat ve cezaların Fon hakkında uygulanması mümkün değildir; bu kapsamda bulunan kötü niyet tazminatına Fon aleyhine hükmedilemez. Bu nedenle kefillerin kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Vekâlet görevi sona ermiş vekil tarafından verilen istinaf dilekçesinin akıbeti → ret
Gerekçe: İstinafa konu karar ihya edilen şirkete ve tasfiye memuruna tebliğ edilmiş, tasfiye memuruna gerekli ihtarı içeren davetiye tebliğ edilmesine rağmen vekâlet görevi terkin nedeniyle sona ermiş vekil tarafından verilen istinaf başvurusuna icazet verilmemiş, vekâletname sunulmadığı gibi istinaf dilekçesi de verilmemiştir. Bu nedenle söz konusu istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Gerçek kişi kefaletinin on yıl geçmekle kendiliğinden sona ermesinin zamanaşımından farkı, Fon aleyhine kötü niyet tazminatı yasağı ve vekâlet görevi sona ermiş vekilin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönlerinden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcıdır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, 6098 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; bu on yıllık süre zamanaşımı süresi değildir. Süre 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce dolmuşsa 6101 sayılı Kanun'un 5 inci maddesindeki ek süre uygulanır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müteselsil kefalet↗ kefaletin kendiliğinden sona ermesi↗ genel kredi sözleşmesi↗ itirazın iptali↗ alacağın temliki↗ kötü niyet tazminatı↗ şirketin ihyası↗ vekâlet görevinin sona ermesi↗ icazet↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4419 E. , 2024/6541 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1239 Esas, 2023/835 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/83 E., 2018/583 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı kefiller vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kentbank ile davalılardan Başkurt Tekstil .. Ltd. Şti. arasında imzalanan ve diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden firmaya krediler kullandırıldığını, ödeme yapılmadığından 14.09.1999, 14.03.2000 ve 13.01.2004 tarihli ihtarnameler ile hesabın kat edildiğini, borç ödenmediğinden davalıların temerrüde düştüklerini, bu süreçte kredi alacağının Kentbank tarafından 28.12.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile müvekkiline temlik edildiğini, alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 36. İcra Dairesinin 2015/35535 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların alacak ve faize yönelik itirazları haksız olup takibe konulan alacağın genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre hesaplandığını, müvekkili tarafından alacak temlik alınmış olup 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 141 inci maddesi gereği zamanaşımı süresi 20 yıl olduğundan, davalıların zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını belirterek, davalıların takibe yönelik itirazlarının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, temlik eden Kentbank tarafından müvekkilleri hakkında İstanbul 6. İcra Dairesinin 2000/16835 ve 10. İcra Dairesinin 2000/150 E. sayılı dosyalarında başlatılan takiplerin işlemden kalktığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının Kentbank ile akdettiği temlik sözleşmesi idari yargıda iptal edildiğinden davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) istinaden düzenlediği ödeme emirlerinin idare mahkemelerince iptal edildiğini, davacı takipte kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefaletin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, dava konusu kredi sözleşmesi 20.11.1997 tarihinde imzalanmış olduğuna göre 20.11.2007 tarihi itibariyle sözleşmeden kaynaklanan kefalet yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı Kanun'un 5.maddesi kapsamında TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık sürenin, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce dolduğu, 10 yıllık süre zamanaşımı süresi olmayıp, 10 yıllık sürenin geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, icra takibinin 10.12.2015 tarihinde başlatıldığı, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3.
maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolduğu, bu nedenle gerçek kişi davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesinin gerektiği; davalı asıl borçlu şirket bakımından ise Kentbank bile davalı şirket arasında 20.11.1997 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, temerrüdün 22.03.2000 tarihinde oluştuğu, alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacının 302.269,00 TL asıl alacak, 10.537.789,00 TL işlemiş faiz, ayrıca tazmin olunan teminat mektuplarından dolayı 33.216,00 TL asıl alacak, 885.021,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davalılar ..., ..., ...
ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ... Tekstil aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 302.269,00 TL asıl alacak, 10.537.789,00 TL işlemiş faiz, tazmin olan teminat mektuplarından dolayı 33.216,00 TL asıl alacak, 885.021,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 918.237,87 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takipten itibaren yıllık %220 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine, 2.351.659,17 TL icra inkar tazminatının davalı ... Tekstil'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. gerekçesiyle karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı TMSF vekilince açılan dava sonucunda şirketin ihyasına karar verilerek kararın kesinleştiği, istinafa konu kararın ihya edilen şirkete ve tasfiye memuruna tebliğ edildiği, tasfiye memuruna gerekli ihtarı içeren davetiyenin tebliğine rağmen, vekalet görevi terkin nedeniyle sona ermiş olan vekil tarafından ibraz edilen istinaf başvurusuna icazet verilmediği, vekaletname verilmediği gibi istinaf dilekçesi de sunulmadığı, bu nedenle davalı ... Tekstil .. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek, davacı vekili ile davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesine geçildiği, davalılar vekilince cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep edilmesine ve davalı kefiller aleyhine açılan davanın reddine rağmen, mahkemece bu talep konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğu, ancak 5411 sayılı Kanun'un 138/1 maddesi hükmü gereği, fonun taraf olduğu dava ve icra takiplerinin fon aleyhine sonuçlanması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yazılı tazminat ve cezaların fon hakkında uygulanması mümkün olmadığından, fon aleyhine bu kapsamda bulunan kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği, bu nedenle mahkemece davalı kefillerin kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...
Tekstil vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, davalı kefiller vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1084147800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz