6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Aval imzasının keşidecinin eli ürünü çıkması ve menfi tespitin reddi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4883 E. 2024/6617 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Kambiyo senedindeki aval imzasının inkârına dayanan menfi tespit davasında, uzman bilirkişi incelemesiyle imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilirse dava reddedilir. Menfi tespit davasında icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmemişse, davanın reddi hâlinde alacaklı yararına tazminata hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Bonodaki aval imzasının davacıya ait olup olmadığı → ret

İddia: Davacı, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu bonodaki avalist imzasının kendisine ait olmadığını, bu nedenle borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini istemiştir.

Gerekçe: Takibe dayanak teşkil eden bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış ve bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir; bu durumda imza inkârına dayanan menfi tespit istemi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Davalı alacaklının tazminat talebi → ret

İddia: Davalı alacaklı, menfi tespit davasının reddi hâlinde lehine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Davada icra takibinin durmasına yönelik bir tedbir kararı verilmemiş olduğundan, davalı alacaklının tazminat talebinin koşulları oluşmamıştır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Menfi tespit davasında takibin durdurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmemişse alacaklı yararına tazminata hükmedilemeyeceği yönünden emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit bono aval imza incelemesi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibinin durdurulması tedbiri

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/4883 E.  ,  2024/6617 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/179 Esas, 2023/847 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/922 E., 2020/419 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine aleyhine 239.291,00 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu bonodaki avalist imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibin davacı yönünden iptalini ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı zamanda davalı ile kredi sözleşmesi imzaladığını, kredi sözleşmesindeki imzanında bono ile aynı imza olduğunu, bonodaki imzanın oğullarından birine ya da dava dışı bir kişi tarafından atılabileceği belirtildiğinden suç duyurusunda bulunulacağını ve bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davaya konu icra takibine dayanak teşkil eden bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda konusunda uzman bilirkişiden alınmış rapora göre, bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve icra takibinin durmasına yönelik bir tedbir kararı verilmemesi dikkate alındığında davalının tazminat talebinin kabul edilmediği gerekçesiyle, davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bonodaki imzanın avaliste ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1078132400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/179 E. 2023/847 K.

Aval imzasının sahteliği iddiasında ispat yükü alacaklıdadır

Gerekçe özeti

İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında, senedin sahteliğine ilişkin iddialar mutlak def'i niteliğinde olup ispat yükü, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Mahkemece uzman grafolog bilirkişi aracılığıyla yöntemince yapılan inceleme sonucunda imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmişse ve inceleme yeterli sayıda karşılaştırma imzası ile yapılmışsa, bilirkişi raporunun yetersizliği yönündeki soyut itirazlar davanın reddi kararını sarsmaz.

Emsal değeri

İmza inkarına dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklıya ait olduğu ve senedin sahteliğine ilişkin defilerin mutlak def'i niteliğinde olduğu hususunda BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu değerlendirme, bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: menfi tespit davası aval mutlak def'i imza inkarı ispat yükü grafolojik inceleme bono kambiyo senedi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/179

KARAR NO 2023/847

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/10/2020

NUMARASI 2017/922 Esas 2020/419 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/05/2023

Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senedinden kaynaklanan 239.291-TL alacak için ihtiyati haciz kararı alındığını ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine 239.291-TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu senedin lehdarının ... A.Ş., keşidecisinin ...Ltd. Şti., avalistlerin ... ve müvekkili ..., vade tarihinin 30/01/2017, keşide tarihinin 21/06/2013, senet bedelinin ise 350.000-TL olduğunu; ödeme emrine süresinde itiraz edilemediğini; takibe konu senetteki aval imzasının müvekkiline ait olmadığını; borç sebebiyle müvekkilinin taşınmazının satışa çıkartıldığını ileri sürerek, davaya konu icra takip dosyasındaki kambiyo senedindeki müvekkiline atfen atılan imzanın müvekkiline ait olmadığının tespitine, icra takibinin müvekkili yönünden iptaline ve davalının %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili bankadan kullanılan kredi sözleşmesini davacının da imzaladığını, davacının oğlunun dava dışı borçlu ... Ltd. Şti.'nin gayriresmî ortağı olduğunu, diğer oğlu ...'ın ise grup firması olan ... Tic. Ltd. Şti.'nin eski resmi ortağı konumunda bulunduğunu, davacının her iki oğlunun da borçlu ... Ltd. Şti. ile ... firmasında yetkili pozisyonda ve diğer borçlular ile irtibatlı olduklarını; öğrendikleri kadarıyla davacı ile iki oğlunun şirketlerden kazandığı parayla taşınmaz alımı yaptıklarını, ... Ltd. Şti.'nin bankadan kredi çekip ödememeye başladığını, bu kişilerin de alacaklılardan mal kaçırmak için üzerilerindeki taşınmazları devrettiklerini ve bu kişilerin muhtemelen suç işlemek amacıyla bir arada bulunduğunu belirterek, davanın reddi ile ve davalının %20+%10 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davaya konu icra takibine dayanak teşkil eden bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda konusunda uzman bilirkişiden alınmış rapora göre, bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve icra takibinin durmasına yönelik bir ihtiyati tedbir kararı verilmemesi dikkate alındığında davalının icra inkar tazminat talebinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, bilirkişi imza incelemesinin yeterli ve doğru olmadığını, bilirkişinin konusunda uzman olmadığını, bilirkişinin mukayeseli bir inceleme yapmadığını, imzalar arasında çıplak gözle bakıldığında dahi farkların tespit edilebildiğini; Adli Tıp Kurumundan veya konunun uzmanı bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiş olmalarına rağmen mahkemece bu hususta olumlu bir karar verilmediğini ve bu nedenlerle mahkemenin ret kararının hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Ulusal Kriminal Bürodan veya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden imza incelemesi için rapor alınmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, icra takibine konu edilen bonodaki aval imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb.

defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı). İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile bonodaki davacıya atfedilen imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davalı-alacaklı vekili, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de mahkemece bononun keşide tarihinden evvelki tarihleri taşıyan yeterli sayıda imza aslı toplanarak konusunda uzman grafolog bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, bonodaki aval imzasının davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.

Takibe konu bonoda avalist olan davacının imzasının kendisine ait olduğu belirlendiğine göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/05/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.