Şirketi basiretsiz yöneten müdürün haklı sebeple azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4010 E. 2024/6197 K. · · İlk derece: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket müdürü, şirketi basiretli bir tacir gibi yönetmek ve ticari defterleri muhasebe ilkelerine uygun tutmakla yükümlüdür; şirket malvarlığının ilişkili firmalara aktarılması, gerçek olmayan defter kayıtları oluşturulması, alacakların takipsiz bırakılması ve şirketin gayri faal hâle gelmesi gibi olgular birlikte özen ve bağlılık yükümünün ağır ihlalini gösteriyorsa, müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması için haklı sebep vardır.
Ele alınan sorunlar
Limited şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin haklı sebeple kaldırılması → kabul
İddia: Davalı, şirketin davada taraf gösterilmemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, haklı sebebin bulunmadığını, kötü yönetim iddiasının ispatlanamadığını, temsil yetkisinin kaldırılmasının genel kurul işlemi olduğunu, delillerinin ve tanık beyanının değerlendirilmediğini, şirketin kapatılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Şirketin temsil ve idare edilmesi, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesi ve ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun tutulması müdürün sorumluluğundadır. Yönetimi altındaki şirketin dava dışı bir firmaya karşı bir yıl içinde borçlu konumdan yüksek tutarlı alacaklı konuma geçmesi bu firmaya ciddi oranda malvarlığı aktarıldığını göstermesi, bu firmanın borcunun başka bir firmaya devredilerek azaltılması işleminin gerçek bir işlem olmaması, şirketin bir başka işletmeden olan alacağının yıllarca tahsil edilmemesi ve takibe konu edilmemesinin basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık oluşturması, gerçek bir alacakları bulunmadığı hâlde ortakların defterlere alacaklı olarak işlenmesi, kârlı durumdaki şirketin izleyen yıllarda zarara geçmesi ve nihayet gayri faal hâle gelerek vergi dairesi kaydının re'sen terkin edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, müdürün şirketi basiretsiz yöneterek içini boşalttığı ve gayri faal hâle getirdiği, böylece özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal ettiği sonucuna varılır; bu durum müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektirir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Limited şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümünü ağır biçimde ihlal eden yönetim davranışlarının haklı sebeple azli gerektirdiği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ haklı sebep↗ özen ve bağlılık yükümü↗ basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4010 E. , 2024/6197 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1530 Esas, 2023/795 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/359 E., 2020/598 K.
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin 2004 yılında kurulan Cantuna Az Dayanıklı Tüketim Malları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin %50'şer oranında ortağı olduklarını, davalının şirketin tek yetkili imza sahibi müdürü olduğunu, ancak davalının, müdürü olduğu şirket işlerinde giderek artan bir şekilde usul ve yasaya aykırı iş ve işlemlerde bulunduğunu, şirketin sürekli zarara sürüklenmesi üzerine davalı tarafa 08.03.2019 tarihli ihtarname ile uyarılarda bulunularak bazı hususlarda bilgi verilmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça müvekkiline bilgi verilmesi bir tarafa, şirketin bankalara olan borçları kullanılmak suretiyle müvekkilinin şahsı aleyhine işlemler yapılmaya devam edildiğini, davalının, kardeşi ...
... ile Kırgızistan'da Ocoo Sauber Akcifez isimli bir firma kurduğunu, müvekkiline kurulan bu firmanın Kırgızistan'da ... mallarını satacağının ve şirketin oradaki temsilciliği gibi olacağının söylendiğini, ancak davalı müdürün yurtdışındaki bu firmaya giden malların paralarını tahsil edemediğini söyleyerek sürekli müvekkilini oyaladığını ve 2018 yılı sonu itibariyle şirketin bu firmadan 10.579.747,58 TL'lik alacaklı olduğunu, aynı şekilde tamamen davalının şahsına ait olan Unbeyaz Cafe olarak bilinen işletmenin de 114.856,48 TL borcunun da halen tahsil edilmediğini, yine müşterilerin bir kısmından yüksek miktarlı alacakların uzun süreden beri takibe alınmadığını ve tahsil için hiçbir işlem yapılmadığını, davalının şirket kayıtlarında şirketten 3.059.282,68 TL alacaklı olduğuna dair kayıtlar yaptığını, fakat müvekkilinin 278.000,00 Euro, 37.100,00 USD 112.046,84 TL'lik alacağını ise ticari defterlere kaydettirmediğini, davalı müdürün kötü yönetim ve davranışları neticesinde 2018 yılı içerisinde şirketin ödeme dengesinin bozulduğunu ve banka kredilerini dahi ödeyemez duruma geldiğini, bu durum neticesinde Halk Bankasından kullanılan kredi borcunun banka tarafından kat edildiğini ve kredi borcu için müvekkilinin tüm şahsi varlıklarına ve şirket hesaplarına ve tüm mal varlıklarına da haciz konulduğunu, bu haciz işlemleri sonrasında şirket adına 19.09.2018 tarihinde 2.992.161,68 TL tutarında yeni bir banka kredisi kullanılarak bu kredi ile geçmiş dönem borçları ödenip bakiye borçların da yeniden yapılandırıldığını, bu süreçte davalı müdürün müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini ve şirket sermayesinin üzerinde yapılan bu borçlanmalara ilişkin onayını almadığını, ayrıca davalı müdürün, şirketin Bosh firmasına vermiş olduğu 400.000,00 USD'lik teminat mektubununun 03.01.2019 tarihinde bozdurulması üzerine Yapı Kredi Bankasından 2.152.932 TL'lik yeni kredi çekerek bu borcu da yapılandırdığını, şirketin sermayesinin 2.500.000,00 TL olduğu düşünülürse, toplamda 5.000.000,00 TL'nin üzerinde kredi kullanılırken %50 oranla aynı haklara ve yetkilere sahip müvekkiline sorulmadan yapılan bu işlemlerin kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının şirketteki müdürlük görevinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ile ortak olduğu şirket yönetimi ile ilgili olarak usul ve yasaya aykırı hiçbir işlemde bulunmadığını, davacının iddia ettiği Ocoo Sauber firmasının, Cantuna firmasının müşterilerinden biri olduğunu, bu firmanın kurulması ve firma ile olan ticaretin davacı tarafından bilindiğini, davacının Cantuna firmasının borçları nedeniyle şirketi terk edip gitmesinin 2018 yılının ikinci yarısına isabet ettiğini, bahsedilen borcun ise bu tarihten önce doğduğunu, dolayısıyla davacının bu tutardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, Cantuna firmasının tüm müşteri ilişkilerinin davacı tarafından yürütüldüğünü, Ocoo Sauber firmasının da bunlardan birisi olduğunu, Cantuna şirketinin ticari kayıtlarına girecek olan tüm işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, belgeleri ile birlikte muhasebe bürosuna da davacı tarafından bilgi verildiğini, bu dönemde şirketi fiilen müdür olarak davacının idare ederek tüm işlemleri kendisinin yaptığını, davacının belirttiği tutarın da böyle kaydedildiğini, müvekkilinin Ocoo Sauber firması ile ilgili olarak durumu muhasebe birimine sorduğunda, işlemleri kendilerine davacının bildirdiği, buna göre ticari defterlere kayıtların yapıldığı, ancak bu borç rakamına ilişkin gönderilen swift kayıtlarının davacı tarafından kendilerine sunulmadığı, artık dava konusu olunca da gerekli düzeltmeleri yaptıkları bilgisinin verildiğini, görüldüğü üzere davacının gerçek dışı kayıtlar yaptırıp müvekkili ile arası açılınca da müvekkilinin para kaçırdığı iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin şirkete borçlu görünen müşterilerle yaptığı görüşmelerde, çoğunun paraları davacıya elden ödediklerini beyan ettiğini, müvekkilinin bu beyanları ciddiye almayarak ilgili ülke yasaları uyarınca takip süreci başlattığını, müvekkilinin şirketten olan 3.059.282,68 TL alacağının gerçek olduğunu, müvekkili şirket adına ödemeler yaptığı için bu ödemeleri şirkete borç olarak yazdığını, davacının şirketten alacaklı olduğu iddiasının doğru olmadığını, şirketin pazarlama ve tahsilat işlerinin davacıda olduğunu, İran’daki müşterilerce ödemelerin elden yapıldığını, bu tahsilatları yapan davacının şirkete yatırırken zorunlu olarak parayı yatıran olarak kendi adını yazdırdığını, dolayısıyla yatırılan paraların şirketin müşterilerden tahsil edilen parası olduğunu, bu nedenle bu paraların şirkete borç verilmiş para olmadığını, müvekkilinin muaccel hale gelen borçları ödeyebilmek için Halk Bankası ile yeniden yapılandırma yaptığını, yapılandırma nedeniyle yüklenilen vade farkının 2.992.161,58 TL olduğunu, bunun dışında bir borçlandırma işlemi olmadığını, Bosch firmasına verilen 400.000,00 USD'lik teminata konu eşyanın parası davacı tarafından tahsil edilip şirketten kaçırıldığı için şirketin Bosch firmasına borcunu ödeyemediğini ve teminat mektubunun bozdurulduğunu, bu nedenle teminat mektubu kadar yeniden borçlanma zorunluluğu doğduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalının sorumluluğunda olduğu, bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde tespit edildiği üzere; dava dışı Ocoo Saube firmasına 2017 yılı açılışında 1.026.855,90 TL borçlu olan şirketin 2018 yılı sonunda 10.579.747,59 TL alacaklı hale gelmesinin, bu firmaya dava konusu şirketin ciddi oranda bir malvarlığının aktarılmış olduğunu göstermesi, Ocoo Saube firmasının borcunun ... ... firmasına devredilerek azaltılmasının gerçek bir işlem olmaması, dava konusu şirketin Unbeyaz Cafe’den olan 114.856,48 TL'lik alacağının 2013 yılından dava tarihine kadar tahsil edilmemesinin ya da takibe konu yapılmamasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmesi, şirketin ortaklarının gerçek bir alacakları olmamasına rağmen şirketin ticari defterlerini tutmakla yükümlü olan davalının şirket ortaklarını alacaklı olarak defterlere işlemesi, 2017 yılında 71.759.314,83 TL net satışa karşılık 548.727,43-TL kâr elde eden şirketin 2018 yılında (-) 1.465.530,45 TL ve 2019 yılında da 1.781.851,61-TL zarar etmesi ve en önemlisi de gayri faal hale gelerek vergi dairesi kaydının re’sen terkin edilmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde;
davalının dava konusu şirketi basiretsiz yöneterek içini boşalttığı ve gayri faal hale getirdiği, bu bakımdan özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin davada taraf olarak gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, şirkete kayyım atanması koşullarının oluşmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, olayda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinde düzenlenen bir haklı sebebin bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü kötü yönetim iddiasının ispatlanamadığını, yöneticinin temsil yetkilerinin sınırlandırılması veya kaldırılmasına ilişkin talepler bir genel kurul işlemi olup, davacı tarafından genel kurul çağrısı yapılmadığı gibi mahkemeden de talep edilmediğini, davacının müvekkilinin bilgisi dışında Deha Konfeksiyon firmasında ortaklık kurarak şirketi zarara uğrattığını, iddiasının aksine yurt dışındaki müşterilerden elden para alarak şirketi borçlandıranın davacı olduğunu, davacının şirketi temsil yetkisine sahip olduğu dönemde borca sürüklediğini ve işler tıkandığında temsil yetkisini müvekkiline devrederek sorumluluktan kaçtığını, davacının, müvekkilinin genel kurul toplantı çağrılarını yanıtsız bıraktığını, davacının iddia ettiği gibi Ocoo Sauber firmasından ...
... firmasına kaydırılan bir borç bulunmadığını, bu borcun zaten ... ... firmasına ait olduğunu, borcun öncelikle ... ... firmasından davacının talimatıyla Ocoo Sauber firmasına kaydırıldığını, daha sonrasında bu durum müvekkili tarafından farkedilip muhasebeciye sorulduğunda, muhasebecinin, davacının kendisine ... ...'in borcunu Ocoo Sauber firmasına kaydırması talimatı verdiğini ve belgeleri her zamanki gibi sonrasında teslim edeceğini bildirdiğini, kendisinin de önceden beri gelen ... ilişkisiyle bu işlemi gerçekleştirdiğini ve daha sonrasında belgeleri istediğinde davacının herhangi bir belge teslim etmediğini beyan ettiğini, sonrasında müvekkilinin hiç bir belge olmadan böyle bir işlem yapılmasının hatalı olduğunu muhasebeye bildirmesiyle, muhasebecinin işlemi eski haline getirerek borcu tekrar ...
firmasına geçtiğini, bu işlem ile davacının hukuksuz işleminin düzeltildiğini, dosyaya sundukları delillerin dikkate alınmadığı bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, şirket adına kredi çeken kişinin davacı olduğunun ispatı için dinlenilmesini istedikleri banka çalışanı tanığın beyanının alınmamasının yasaya ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında sundukları delillere yer verilmediğini, ayrıca dava dışı şirketin kapatılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1077996000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz