6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tacir sıfatı olmayan taraflar arasındaki satımda görevli mahkeme

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/50 E. 2025/323 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetki

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Uyuşmazlık mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir satım ilişkisinin ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir sıfatını haiz olması ve işlemin ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir; ticaret sicilinde kayıt bulunmaması tacir sıfatının tek ölçütü olmamakla birlikte, VUK 177. maddesindeki alış/satış tutarı eşiklerinin (birinci sınıf tacir için öngörülen yıllık alım/satım hadleri) aşılmadığı hallerde taraflar tacir sayılmaz ve şirket ortaklığı/yetkiliği de kişiye tek başına tacir sıfatı kazandırmaz; bu durumda dava ticari dava olarak kabul edilemez ve genel mahkemeler görevlidir.

Ele alınan sorunlar

Davanın ticari dava sayılıp sayılmayacağı ve görevli mahkeme → ret

İddia: Davacı vekili, davalının siparişin büyüklüğü ve alışverişin niteliği itibariyle bir tacir gibi davrandığını, ticaret sicilinde kayıtlı olmamasının tacir sıfatını ortadan kaldırmayacağını, tacirin işlerinin ticari iş sayılması karinesi gereği uyuşmazlığın ticari dava olarak kabul edilmesi ve dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden davanın ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da tacir sıfatını haiz olması ve işlemin ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. VUK 177. maddesi uyarınca, malı olduğu gibi alıp satanların yıllık alım tutarının 300.000 TL'yi veya satış tutarının 420.000 TL'yi aşması halinde birinci sınıf tacir sayılıp bilanço esasına göre defter tutmaları gerekir. Ticaret sicilinde kayıt bulunmaması tacir sayılması için tek ölçü değildir; ancak somut olayda satıma konu ürünlere ödenen bedel toplamı (8.226 USD, takip tarihindeki kur karşılığı 165.000 TL) VUK 177'deki alış-satış tutarı eşiklerinin altında kaldığından, her iki tarafın da birinci sınıf tacir sayılmasını gerektiren ölçütler mevcut değildir. Davalının bir şirkette yetkili/ortak olması, kendisine tacir sıfatı kazandırmaz. Bu nedenle tarafların tacir sıfatı bulunmadığından ve miktar itibariyle bilanço esasına göre defter tutma haddinde bir alım-satım söz konusu olmadığından, görevsizlik kararına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, taraflardan birinin şirket ortağı/yetkilisi olmasının ya da tek bir işlemin hacminin büyük olmasının, VUK 177'deki yıllık alım-satım eşikleri aşılmadıkça tacir sıfatı kazandırmayacağı ve bu durumda satımdan kaynaklı uyuşmazlığın ticari dava sayılamayacağı yönünde bölgesel ikna edici bir emsal oluşturmaktadır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Taraflardan hiçbiri VUK 177'deki tacir sayılma ölçütlerini karşılayan tacir sıfatına haiz değilse ve satıma konu bedel bu maddedeki alış/satış tutarı eşiklerinin altında kalıyorsa, aralarındaki satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında asliye ticaret mahkemesi değil, genel mahkemeler (asliye hukuk mahkemesi) görevlidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tacir sıfatı ticari dava görevsizlik itirazın iptali birinci sınıf tacir bilanço esası

Atıf yapılan mevzuat: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) — VUK 177

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/50

KARAR NO 2025/323

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/11/2024

NUMARASI 2024/356 Esas - 2024/759 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Kazakistan vatandaşı olduğunu, 2007 yılından beri ülkeye gelip gittiğini, 2021 yılı Mart ayında İstanbul'a geldiğinde davalı ...'in giyim mağazasına uğradığını, davalının İstanbul'da fabrikalarının olduğunu, sipariş verilmesi halinde her türlü giyim eşyasını isteği göre yapıp teslim ettiklerini söylediğini, müvekkilinin borçluya inanarak tekvando sporu için eşofman takımı ve pantolon yaptırmaya karar verdiğini, 19/07/2021 tarihinde aralarında bir sözleşme yaptıklarını ve el yazısıyla kaleme alınan sözleşmeye göre davalı ...'in müvekkili tarafından sipariş verilen 540 adet eşofman takımı ve 78 adet pantolon siparişi alındığını, müvekkili tarafından kapora ödemesi yapıldığını, müvekkili davacının sipariş verdiği ürünlerin tüm parasını davalıya gönderdiğini, ancak davalının teslim zamanı geldiğinde az miktarda ürün gönderdiğini, gönderdiği ürünlerin de hiçbir şekilde sipariş verilen ürünlerle uyuşmadığını beyanla davanın kabulüne, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı icra takibindeki itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece;yapılan araştırmalarda davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olmadığının anlaşıldığı, şirket ortağı veya müdürü olmasının davalıya tacir vasfını kazandırmayacağı, salt ürün sayısının fazla alınmasının uyuşmazlığa ticari vasıf kazandırmayacağı ve davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkilinin 2021 yılı Mart ayında İstanbul'a geldiğinde davalı ...'in müvekkili birkaç tane giyim atölyesine götürerek buraların kendisine ait olduğunu söylediğini, müvekkilinin, davalı/borçluya inanarak tekvando sporu için eşofman takımı ve pantolon yaptırmaya karar verdiğini, bu kapsamda 19.07.2021 tarihinde aralarında el yazısıyla yaptıkları sözleşmeye göre davalı/borçlu ..., müvekkil tarafından sipariş verilen 540 adet eşofman takımı ve 78 adet pantolon siparişi aldığını, davalı tarafın bu alışverişin her aşamasında bir tacir gibi davrandığını,mahkemece salt ürün sayısının fazla olmasının uyuşmazlığa ticari vasıf kazandırmayacağını ve davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceğine kanaat getirmiş olsa da siparişin sayısının da tacir olmayan biri tarafından temin edilemeyeceğinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, mahkemece salt ticaret sicilinde kaydı bulunmaması nedeni ile davalının tacir sayılmamasının hatalı olduğunu, davalı taraf müvekkile karşı bir tacir gibi hareket etmiş olup sonuçlarına da tacir gibi katlanması gerektiğini, bunun yanında davalı ile müvekkil arasındaki satış sözleşmesi de tacirin yaptığı işlerin ticari iş sayılması karinesi doğrultusunda davalının tacir sıfatına haiz olduğu kabul edilmesi gerektiğini , ticari iş niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak dava dosyasının asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davanın konusu; davacı tarafından davalıdan satın alınan malların ayıplı ve eksik çıkması nedeniyle 2021 yılında gönderilen 8.226-USD'nin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden elde ki davanın ticari dava olarak kabulü için davanın her iki yanının tacir sıfatını haiz olması ve işlemin ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. VUK'nın 177 maddesi uyarınca 2021 yılı bakımından "Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 300.000 lirayı veya satışlarının tutarı 420.000 lirayı aşanlar; (1)’de yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 150.000 lirayı aşanlar;

(1) ve (2)’de yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2’de yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 300.000 lirayı aşanlar"ın birinci sınıf tacir olduğu düzenlenmiştir. İlk derece mahkemesince, İstanbul Ticaret Sicilinden yapılan araştırmada davalının tacir kaydı olmadığı bildirilmiştir. Ne var ki davalının ticaret sicilinde kaydı bulunması tacir sayılması için tek ölçü değildir. Vergi Usul kanunu 177. maddesi uyarınca aldığı malları olduğu gibi satanların satış ve alış tutarı 420.000-TL'yi aştığında bilanço esasına göre defter tutacakları düzenlenmiştir. Tarafların tacir kaydı bulunmamakla birlikte; satıma konu ürünlere ödenen bedel toplamının alış tutarı -satış tutarının altında 8.226-USD (takip tarihinde ki kur = (165.000-TL) olduğu, her iki tarafın birinci sınıf tacir sayılmasını gerektiren ölçütlerin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.

Davalının şirket yetkilisi bulunduğu anlaşılmakta ise de tacir sıfatı bulunmadığından verilen görevsizlik kararına yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın her iki yanının tacir sıfatını haiz olmadığı, miktar itibariyle bilanço esasına göre defter tutma hadlerinde olmayan bir alım-satım söz konusu olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin karara yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile kalan 187,8‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/03/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/10772 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.